Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sabah Gazetesi ve Balyoz Davası

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sabah Gazetesi ve Balyoz Davası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 May 2011, 22:49

Sabah Gazetesinin Gayretkeşliği

Balyoz davası yaklaştıkça davayla ilgili dezenformasyon kampanyasının yoğunlaşacağını bekliyorduk. Nitekim öyle oldu. Ancak ilginç olarak bu yeni yayınların önemli bir kısmı sahte Balyoz belgeleri yerine, plan semineri üzerine odaklandı. Adeta dikkat başka yere çekilmek isteniyordu.

Sabah gazetesi 29 Kasım'da manşetten verdiği bir "haber"le bu akıma öncülük etti. Gazete bir "şok ayrıntı"ya ulaştığını ilan ediyordu. Halbuki yazıda konu edilen gözlemci raporu haberde iddia edilenin tam tersini ortaya koyuyordu. Yani, 5-7 Mart 2003'teki plan seminerinde bir darbe planının değil, olağan bir tatbikat senaryosunun görüşüldüğünü doğruluyordu. Ayrıca bu rapor, iddianamenin ek klasörlerinde yer alıyordu (Ek klasör no.14, Dizin no. 215-219), ve varlığı ortaya yeni çıkan bir bilgi de değildi.

Görünen şu ki birileri Sabah gazetesine bir belge verip, kasıtlı yayın yapmasını sağlıyordu. Sabah gazetesi de gönüllü olarak rolünü oynuyordu.

Yazı şöyle başlıyor:

"SABAH, geçen hafta Bakan kararıyla açığa alınan tümgeneraller Gürbüz Kaya, Halil Helvacıoğlu ile Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu'nun da katıldığı Selimiye'deki 5-7 Mart 2003 tarihli 1. Ordu Plan Semineri'ne ilişkin gündemi sarsacak bir ayrıntıya ulaştı."

Ve daha ilk cümlesinden yanlışlar içeriyor.

Halil Helvacıoğlu ile Abdullah Gavremoğlu plan seminerinde yoklar. Balyoz iddianamesinde suçlanan bir çok subay gibi, seminere katıldıkları için değil, sahte olduğunu bildiğimiz CD'den çıkan görevlendirme belgelerinde adları geçtiği için sanıklar (196 Balyoz sanığından 148 tanesinin seminerle uzaktan yakından ilgisi yok).

Peki bu "gündemi sarsacak" ayrıntı ne? Genel Kurmay için hazırlanan gözlemci raporundaki şu bölüm:

"iç tehdit unsurlarının ele alındığını belirtti ve "Millî Mutabakat Hükümeti kurulması gerektiğinin" tartışıldığını açık bir şekilde not etti. Raporda sıkıyönetim halinde 1. Ordu Komutanlığı bölgesinde alınacak önlemlerin değerlendirildiği ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığına bir askerin getirilmesinin ele alındığı vurgulandı."

Seminer sırasında Çetin Doğan'ın tartışılan senaryo kapsamında - ama ancak o senaryo gerçekleştiği durumda - bir "Milli Mutabakat Hükümeti9 kurulması gerektiği"ne inandığı ve gerekirse hükümete bu yönde ültimatom verilmesi düşüncesinde olduğu seminerin ses kayıtlarından malum. Burada yeni bir şey yok.

İddianamede suç atfedilen konu Çetin Doğan'ın bu görüşü dile getirmiş olması değil. Suç atfedilen konu ve iddianamede ileri sürülen tez, evelden tüm detayları planlanmış (ve cami bombalama, uçak düşürme, yeni hükümet kurma v.b. fiiller içeren) Balyoz kod adlı bir darbe planının seminerde üstü kapalı bir şekilde prova edilmiş olduğu. Böyle bir darbe planının seminerde tartışıldığına dair en ufak bir kanıt yok.
Tersine, Sabah gazetesinin konu ettiği gözlemci raporu seminerden övgüyle bahsediyor.

Bakın, bu rapor sonuç bölümünde ne diyor (Ek klasör no.14, dizin no. 216):

(1) l'inci Or. Plan Seminerinin gerek hazırlanışı, gerekse icrası yönünden çok başarılı olduğu, Komuta kademesinin ortaya çıkabilecek en kötü durumda dahi sağlıklı karar ve tekliflerde bulunduğu, planlara ilişkin problem sahalarının ve çözüm tarzlarının ortaya konduğu görülmüş ve alternatif planların geliştirilerek planlamanın yaşayan bir faaliyet olduğunun güzel bir örneği gösterilmiştir.

Yani, gözlemciler sözde darbe provası yapılan bir semineri "gerek hazırlanışı, gerekse icrası yönünden çok başarılı olduğu, (...) planlamanın yaşayan bir faaliyet olduğunun güzel bir örneği" addediyorlar. Tabii ki raporun bu bölümleri Sabah gazetesinin işine gelmediğinden haberde yer almıyor. Halbuki darbe provası iddiasını ciddiye alacak olursak, bu gözlemcileri en azından darbenin işbirlikçisi kabul etmemiz gerekiyor. (162 seminer katılımcısından sadece 48'inin Balyoz iddianamesinde yer aldığını da hatırlatalım.)

Ayrıca, bu gözlemci raporunun altında "uygundur" şeklinde dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın imzası olduğunu da hemen ekleyelim.
Kısacası, neresinden bakılırsa bakılsın, bu rapor, 1. Ordu Plan Seminerinin teamüllere uygun bir şekilde yapıldığını, ve seminerde tartışılanlar hakkında en üst kademeye kadar gereken herkesin bilgilendirildiğini gösteriyor.

Sabah'ın haberi ne gösteriyor? Okuyucularını yanıltmaya çalıştığını.
Sabah gazetesi kasıtlı yayınlarına devam etti. 9 Aralık günü, 1. Ordu plan seminerinin "hükümeti yıkmaya yönelik eyleme' dönüştüğünü açık bir şekilde" ortaya koyduğunu iddia ettiği iki belgeyi haber yaptı.'-A' Yazıyı dikkatle okuyan herkesin görebileceği üzere, bu "belgeler" Balyoz planlarıyla ilgili olmadığı gibi, hükümeti yıkmaya yönelik herhangi bir faaliyetten de bahsetmiyordu. Dahası, bu belgeler Balyoz davasındaki (sahte belgelere dayalı) iddialarla çeliştiği için, çok çok bu iddiaları çürütmeye yarıyordu.

Birinci iddia şöyle:

"Doğan'ın şu konuşmayı yaptığı belirlendi: "Önümüzde bir plan semineri var. Arkadaşlarım bilgi verdi, senaryoyu gönderdi. Bu senaryo bizim başımıza gelebilecek en olumsuz ama dikkate almamız gereken bir senaryodur. Olabilirliği yüksek bir senaryodur. Nedir bu senaryo? AB ile bütünleşmek isteyen bir ülke bütün fedakarlıklara rağmen kapının önüne bırakılmıştır ve bunun uğrattığı hayal kırıklığı sebebiyle gerek hükümet çevresinde gerek halk tarafından başka arayışlar ortaya çıkabilir. İrtica daha fazla hortlayabilir... Bu durumda iç bakımdan sıkıntılar yaşayabiliriz... Ben bir EMASYA planlarımızın plan seminerinde bu şartlar altında gözden geçirilmesinin uygun olacağı inancındayım. Böyle bir sebeple senaryoyu ve plan çalışmasını klasik şeylerin dışına çıkarma ihtiyacı duydum."

Neymiş? Çetin Doğan "plan çalışmasını klasik şeylerin dışına çıkarma ihtiyacı" duymuş. Bu neyi açıkça ortaya koyuyormuş? Plan seminerinin hükümeti yıkmaya yönelik eyleme dönüştüğünü.

Bu iddianın mantıksızlığı bir yana, Çetin Doğan'ın burada söyledikleri ile Balyoz darbe savlarının çeliştiği de ortada. Balyoz belgelerine göre amaç ortalığı karıştırarak darbeye zemin hazırlamak. Halbuki Doğan'ın bu konuşmasında bahsettiği ve senaryoya konu olan, iç ve dış dinamikler yüzünden kendiliğinden ortaya çıkabilecek irticai bir tehlike.

İkinci iddia şu:

"Seminerden hemen önce katılımcılara toplam 41 sayfadan oluşan iki rapor dağıtıldı. KKK İstihbarat Başkanlığının AK Parti hükümeti faaliyetlerini kapsayan Durum Değerlendirmesi Raporu, Plan Semineri'nde ayrıntılı bir şekilde tartışıldı."

Seminer sırasında bir subayın raporda geçen genel seçim sonuçlarından ve valilik atamalarından bahsettiği—altı cümlelik—bir bölüm var (3. Kaset A yüzü, 8'inci dakika), ancak bu raporun seminerde ayrıntılı bir şekilde tartışıldığı doğru değil. Seminerin ses kayıtlan baştan sonra mevcut, ve ses kasetlerin önlü arkalı dökümleri Askeri Bilirkişi Heyeti Raporu'nda, dolayısıyla davanın ek klasöründe var (Ek klasör no. 35, dizin no.-50-256). Zaten böyle bir tartışma olsaydı, bu kayıtların medyada yayınları sansasyonel bir şekilde çoktan yapılmış olurdu.

Belki daha önemlisi, bu konuyla ilgili şu sorulan sormak gerekiyor. Bahsi geçen ve AKP hükümeti faaliyetlerini kapsayan raporu kim hazırlıyor? Kara Kuvvetleri. Kara Kuvvetlerinin başında kim var? Aytaç Yalman. Peki savcılar Kara Kuvvetlerinden herhangi birini bu rapor yüzünden iddianamede suçluyorlar mı? Hayır. Aytaç Yalman iddianamede hangi bağlamda geçiyor? Balyoz darbe planının gerçekleşmesine engel olan kişi olarak.
Eğer Kara Kuvvetleri raporunun içeriğinin konu edilmesi bu davada suç oluştursaydı, o zaman bu raporun hazırlanması da suç olurdu, ve savcılar bu raporu hazırlayan ve onaylayanları da iddianameye sanık olarak eklerlerdi. Halbuki bu rapor (ta Ocak ayında ortaya çıkmasına rağmen) iddianamede konu bile edilmiyor. Durumun böyle olması Sabah gazetesinin iddialarının saçmalığını yeterince aydınlatıyor.

Son olarak, Sabah gazetesinin haberlerinin işaret ettiği önemli bir konuya dikkat çekelim. Balyoz CD'sinin içinden çıkan belgeler gerçekten doğru ise, savcıların ve Sabah gazetesi gibi tek taraflı yayın yapan medyanın elinde zaten kapı gibi darbe belgeleri var! Bu belgelerin içinde tam teşekküllü bir darbe operasyonu, darbe ortamı yaratmaya yönelik canice faaliyetler, darbe sonrası başa getirilecek yeni hükümet üyeleri, bu hükümetin detaylı programı ve daha bir çok daha plan var. Bu belgeler ortadayken ve 1. Ordu'da bir darbe planlaması olduğu Balyoz CD'sinden çıkanlarla bu kadar kesin bir şekilde "belgelenmişken" (tabi Balyoz CD'lerinin gerçek olduğu varsayımı altında), Sabah gazetesi niye şimdi çıkıp da böylesine eften püften yazışmalar üzerinden sansasyonel yayınlar yapıyor?

Cevabı kanımızca şu: Balyoz CD'sinin ve içindeki Balyoz darbe belgelerinin sahte olduğu o kadar ayyuka çıktı ki, hükümet yanlısı gruplar bu davayı savunmanın tek yolunun seminerin üzerine gitmekte olduğuna karar verdiler. Şimdi tüm çabalar, dikkati sahte Balyoz belgelerinden başka tarafa çekerek, plan seminerinde ya da başka yazışmalarda suç işlendiğine dair bir kanı yaratmaya yoğunlaşıyor. Bu da Sabah gazetesinin komik bir duruma düşmesine sebep veriyor.

Kaynakça
Kitap: Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler
Yazar: Pınar DOĞAN, Dani RODRİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir