Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kuzey Irak Açılımı

Kuzey Irak Açılımı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2011, 18:21

Kuzey Irak Açılımı

Kürt Açılımı Ne Kadar İç Dinamiklere Bağlı?


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül "tarihi fırsat'tan bahis açınca hepimiz çok heyecanlandık. Ancak o bugüne dek "askerle hükümetin çözüm konusunda ilk kez uyum içine girdiklerini" söylemekten bir adım ileri gitmedi.

O başka bir şey söylemedi ama şimdi herkes bir şeyler söylüyor. Apo 15 Ağustos 2009'da "çözüm önerileri"ni sıralayacakmış! "Kürt açılımı" konusunda şu anda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Ortama tam bir kakofoni hâkim. Neden böyle oluyor? Ortada süreci yöneten bir siyasi irade yok da ondan!
Neden siyasi irade yok? Kürt meselesi iç dinamikler nedeniyle tartışılmıyor da ondan! Şu an itibarıyla "Kürt açılımı" esasında "Kuzey Irak açılımı"dır!
Tabii ki sürekli kanayan bir Kürt meselemiz var. Tabii ki bu meseleyi çözmek boynumuzun borcu.

Ancak şu anda dinamik başka bir yönden geliyor:

ABD! 2003'ten beri savunduğum şekilde ABD, Irak'tan çıkarken, iç savaşın eşiğine gelen Irak'ta Kuzey Irak'ın hamiliğine soyunmamızı istiyor.
TSK bu konuya uzun süreden sonra ilk defa olumlu bakıyor ama karşılığında PKK'nın Kuzey Irak'tan uzaklaştırılmasını istiyor. ABD de Türkiye'ye "Ben sana bu konuda yardımcı olurum ama sen de kendi Kürt meselenle ilgili bazı olumlu adımlar at" diyor.

Ayrıca Türkiye'nin Kuzey Irak'taki Kürtlere, onların da rızası ile hamilik edebilmesi için, önce kendi Kürtleri ile barışı ve huzuru yakalaması lazım. TSK, çok açık bir şekilde, Kürt meselesinde sivil çözümlere de destek verdiğini beyan ediyor. Ancak bu safhada ortaya bir mesele çıkıyor. Sivil çözüme liderlik edecek sivil irade yok! Liderin devletin siyasi-bürokratik tüm birimlerini kucaklayacak Cumhurbaşkanı olması lazım. Başbakan'ın da siyasi riskleri yüklenmesi gerek! Şu ana dek ne Cumhurbaşkanı ortaya liderliğini kovdu, ne de Başbakan taşıması gereken riskleri yüklenecek girişimlerde bulundu.

Sorun kendi kendinize:

Cumhurbaşkanı veya Başbakan ortaya "Kürt açılımı" ile ilgili hangi somut öneriler koydu? Cevabınız kocaman bir "hiç"tir! Hükümet, ayakta alkışlanması gereken Kürtçe TV dışında, sosyal veya siyasal alanda hiçbir açılım yapmadı.

Ortada somut bir program olmayınca hükümet kamuoyuna da kendisini anlatamıyor. Bırakın meramını kamuoyuna veya muhalefete anlatmak, Başbakan "Kürt açılımı" konusunda kendi partisine bile hâkim değil. Apo'nun muhatap alınıp alınmaması konusunda AKP ikiye bölünüş durumda!
Hal böyle olunca, kamuoyunda inisiyatifin giderek Apo'nun eline geçtiğini görüyoruz. Kürt açılımı da giderek Apo açılımı haline geliyor! Apo'nun muhatap alınmayacağına dair Dışişleri Bakanı'nın sözleri AKP'de bile ciddiye alınmıyor!

Açılım'ın Dış Dinamiği

Benim ilk saptamam şudur:


"Kürt meselesi" Türkiye'nin çözemediği temel meselelerinin başında gelir. Türkiye bu meselesini, diğer bir sürü meselesi gibi, çok uzun yıllar görmezden gelmiştir.

Ancak ülkemizi yönetenler, kendi iç dinamiklerinden hayatiyet bulsa da, ülke meselelerini çözmek için çoğu kez dış dinamiklerin harekete geçmesini, hatta bazen de dayatmasını beklemişlerdir.

Sened-i İttifak, Tanzimat, I. ve II. Meşrutiyet, demokrasiye geçiş, serbest piyasa ekonomisinin benimsenmesi, demiryolu yerine karayoluna yatırım, iç kargaşaların askeri darbelerle çözümü gibi ülkemize gerek artılar kazandıran, gerek ülkeye darbe vuran bir sürü siyasal gelişim dış dinamiklerin dayatması veya izni ile iç dinamiklere ince ayar yapılması esasına dayanır. Şimdi de ABD'nin Obama dönemi sonrası Irak'ta geliştirmeye çalıştığı "yeni politika" Türkiye'yi bir temel meselesini çözmenin aralığına sürüklemektedir.

Nedir Obama'nın yeni politikası? Herkes "Kürt açılımı"nı alkışlarken ben ilk günden beri "Bu Kuzey Irak açılımıdır" diye yazıyorum, şimdi de tekrar ediyorum:

1) Kim ne derse desin, ABD, Irak'taki savaşı kazanmıştır. Dünyada bilinen petrol stoklarının %10'unu elinde tutan Irak'ta petrolün denetimini ele geçirmiştir. Ancak, bu denetimin sevk ve idaresini halen kalıcı bir istikrara kavuşturamamıştır.

2) Başkan Obama'nın "yeni politikası" ABD askerlerini yavaş yavaş Irak'tan çekmektir ama Irak'ta enerjinin üretim ve dağıtımının denetimini elden çıkarmak aklının köşesinden geçmemektedir. Ancak, iki yıldır ısrarla yazdığım gibi Obama yönetiminin (Demokratların) çekilme konusunda belirgin ve üzerinde detaylı çalışılmış bir stratejisi yoktur.

3) Irak'tan peyderpey çekilmek isteyen ABD, Irak'ın Merkezi yönetimini de, Kuzey Irak yönetimini de güvenilir ellere bırakmak arzusunda/hayalindedir. Ayrıca, Kuzey Irak'ın bir Sünni-Şii saldırısına uğraması ihtimaline karşı Kuzey Irak'a bir hami gerekmektedir.

4) Enerji hatlarının dünya piyasalarına arz edilebilmesi için bilinen dünya enerji kaynaklarının %2'sini elinde tutan Kuzey Irak açısından Suriye veya güneydeki Şii-Sünni unsurlardan ziyade Türkiye hem daha güvenilir, hem ekonomik fizibilitesi daha yüksek bir kapıdır.

Ben bu saptamaları yaparken ne ABD'nin Türkiye'ye detayları saptanmış bir "yol haritası" dayattığını, ne de ABD'nin "emperyalist" emellerine Türkiye'yi alet etmeye çalıştığını söylüyorum. Sadece bir durum saptaması yapıyorum.

Açılım 'Kuzey Irak Açılımı' Değil de Nedir?

Kürt meselesini çözmeye çok kişi soyundu. Ancak, bugüne dek meselenin talep ettiği mangal gibi yüreğe hiçbir siyasi sahip olmadığı için en az 85 senedir bu "mesele" ile haşır neşiriz.

Benim iddiam son "Açılım"ın da ciddi bir çalışmaya dayanmadığı, "Kervan yolda düzülür" mantığı ile ele alındığı idi. Nitekim, "Açılım"ın yol haritasının tarihi ilk önce aynen Apo'nun yaptığı gibi "15 Ağustos 2009" olarak ilan edildi, aynen Apo gibi yola "bazı gazeteciler" ile görüşülerek çıkıldı. Ancak, ortaya somut hiçbir şey çıkmadı!

Sonra tarih "eylül ayı" olarak ilan edildi, olmadı "TBMM'nin açılış tarihi"nden dem vuruldu, o da olmadı "ekim ortası" dendi, en son da "kasım başı" yol haritasının ilan edileceği tarih olarak duyuruldu. En gerçek son olarak da Başbakan ekim ayı sonunda "Yakında TBMM'ye gelecek, sonra da tüm illere götürülecek" diyerek istikamet gösterdi.

Bu arada "Kürt Açılımı" devamlı isim de değiştirdi. İsmi "De-mokratik Açılım" oldu, o da oturmayınca, galiba en son "Birlik Beraberlik Projesi" olarak anılıyor.

Açılımın tek somut adımı 19 Ekim 2009'da aralarında PKK'lıların bulunduğu 34 kişinin "Apo'nun emri" ile Habur Sınır Kapısı'ndan yurda girişleri oldu. PKK'lılar "Katiyen pişman değiliz" deseler de kendilerine TCK-221 (etkin pişmanlık) maddesi uygulandı!

Hükümetin yalakaları hukuka takla attırmayı "Kaz gelecek yerden bıldırcın esirgenir mi?" diyerek tevil etmeye çalıştılarsa da millet yemedi!
Türkiye "Açılım"a gösterilen tepkilerle çalkanırken yine yalakalar "tepki gösteren şehit ailelerini esasında hem açılım düşmanları, hem de Ergenekon kışkırtıyor" diye avaz avaz bağırıyorlar ama yine kimse yemiyor.

Öte yanda "Kuzey Irak Açılımı" yurtdışında ilgili ülkeler nezdinde adım adım ve somut eylemlerle ilerliyor. Ekim ayı sonunda Ahmet Davutoğlu Kuzey Irak'a kucak açan bir ziyarette bulundu. Kuzey Irak yöneticileri PKK'ya açıkça gözdağı verdiler. PKK'nın nefes borusu her geçen gün daralıyor.
Öte yanda ABD de "Kuzey Irak Açılımı"nın önünü açmak için önemli adımlar attığı gibi kendi yol haritasını da açıkça ilan etti.

Nitekim, ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey basına verdiği demeçte ABD'nin yol haritasını açıkça çiziyor:

"... Geçtiğimiz günlerde PKK'nın üç bilinen ismi hakkında uyuşturucu bağlantısı nedeniyle Amerikan makamları tedbir aldı... Başka girişimlerimiz de var. Örneğin Danimarkalılarla Roj TV konusunu biz de konuşuyoruz. Irak'ta hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) hem de merkezi hükümet ile bu konuyu sürekli görüşüyoruz. Birkaç gün önce Irak'ın kuzeyinde bulunan 25. Piyade Tümeni'nin komutanı KBY yetkilileri ile hangi yeni tedbirlerin alınabileceği üzerine bir toplantı yaptı. Dışişleri sözcümüz iki gün önce Türkiye'nin PKK'ya karşı atacağı adımları destekleyeceğimizi ilan etti."

Kuzey Irak çalışıyor, ABD çalışıyor, Türk Dışişleri Bakanlığı çalışıyor. Ortaya ortak somut eylemler ve planlar koyuyorlar. Öte yanda, mayıs ayından beri içeride "Kürt Açılımı" ile ilgili somut hiçbir şey yok. Daha doğrusu, PKK'lıların yurda girişi tek somut adımdı, şimdi o da yok.

Lütfen siz söyleyin;

yaşananlar "Kürt Açılımı" mıdır, yoksa ABD'nin Irak'tan asker çekme planının bir parçası olarak "Kuzey Irak Açılımı" mıdır?

Kaynakça
Kitap: Yeni Osmanlıcılık ve Kürt Açılımı
Yazar: Cüneyt Ülsever
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kürt Açılımı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir