Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Açılım'ın Ekonomisi

Açılım'ın Ekonomisi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2011, 16:07

Açılım'ın Ekonomisi

Enerji Barışı


Eski Enerji Bakanı Hilmi Güler, daha 2008'de, Nabucco Projesi ile ilgili olarak "Bu proje sadece Avrupa'ya doğalgaz taşıma projesi değildir, aynı zamanda bir 'enerji barışı' projesidir" diyordu.

Bu kavramı irdelediğimizde ortaya şöyle bir plan çıkıyor: ABD, İngiltere, Norveç gibi ülkelerin başını çektiği bu kavram (energy peace) petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının Batı'ya ulaştırılma projelerinin barışa da hizmet edebileceğini savunuyor. Paylaşılacak boru hatları veya limanlar sayesinde, işbirliği yapacak ülkeler doğru seçilirse, kendi aralarında büyük çatışmalar yaşayan bölge ülkeleri ekonomik çıkarları birleşeceği için barışa daha kolay ulaşacaklar. Çıkarlar birleşince görüş ayrılığı yaşanan konuların anlamı azalacak.

Benim "Kuzey Irak Açılımı" dediğim, kamuoyunun "Kürt Açılımı" olarak bildiği gelişmelere "enerji barışı" konsepti ile bakılınca ortaya şöyle bir resim çıkıyor.

Konu: Denize kıyısı olmayan ama Irak petrolünün %20'sine, dünya enerji kaynaklarının %2'sine sahip Kuzey Irak'ın petrol ve doğalgazının dünyaya arzı.

Olası güzergâhlar: Petrol:

1) Türkiye üzerinden Mersin Limanı'ndan veya
2) Suriye üzerinden Tartus Limanı'ndan dünyaya arz edilebilir. Uzmanlar kimin hangi alternatife oynadığı konusunda ise şu bilgileri veriyorlar.

1) Hâlâ Suriye'yi İran'ın müttefiki olarak gördüğü için ABD Türkiye'yi tercih ediyor.
2) Türkiye'nin bölgede etkinliğinin sınırlandırılması için gayret

sarf eden ve başını Suudi Arabistan ve Mısır'ın çektiği Arap Ligi ise Suriye'yi istiyor.
Ayrıca, Arap Ligi "enerji barışı" konsepti çerçevesinde Arap ülkelerinin birbirine daha yaklaşacağı, işbirliğinin daha güçleneceği temasını da işliyor. Kendi hesapları çerçevesinde İsrail de Suriye'yi destekliyor.

Türkiye'yi destekleyen ABD'nin, Türkiye'nin önüne koyduğu en önemli şart ise petrolün taşınacağı güzergâhın güvenliğinin temin edilmesi. Bu amaçla ABD, PKK'nın silah bırakmak için ikna edilmesi gerektiğini açıkça talep ediyor.

Ancak, zaten Irak'tan çıkmak isteyen ABD, Kuzey Irak'ta yeni bir cephe açmak istemediği için, PKK'nın silah zoru ile bertaraf edilmesi söz konusu değil. Eğer, Türkiye Kuzey Irak'ın petrolünün dünyaya arzını Suriye liman(lar)ına bırakmak istemiyorsa, PKK'yı savaştan vazgeçirmek zorunda! İşte "Kürt Açılımı"nın uluslararası ekonomik boyutu bu!

Türkiye 2009 yılı sonuna dek PKK'ya silah bıraktırmayı beceremezse:

1) Hem ABD'nin Irak'tan askerini çekmeye başlayacağı 2010 yılında ABD'ye yardımcı olmakta zorlanacak.
2) Hem de, yukarıda söyledim, Arap Ligi'nin Kuzey Irak petrolünün dünyaya Suriye'den (Tartus) arz edilmesi konusunda görüşü avantajlı duruma geçecek.

Konuya bu perspektifle bakınca "Kürt meselesi"nin neden 2009'un ikinci yarısında bu kadar önem kazandığı daha iyi anlaşılıyor.

Barzani Deniz Filosu Kuruyor Mu?

Katiyen, "Kürt Açılımı"na yön veren faktörlerin sadece uluslararası ekonomik boyuttan oluştuğunu düşünmüyorum.

"Kürt meselesi"nin iç dinamiklere dayanan tarihi, siyasal, kültürel ve sosyal boyutlarının olduğunun ben de farkındayım. Ben sadece ekonomik saiklerin ön itici faktör olduğu görüşündeyim. "Tarihi fırsatı" uluslararası arenada verilen ekonomik çıkar mücadelesi körüklüyor.

Barzani, birkaç yıl evvel 166 ülkenin üye olduğu ve dünya deniz ticaretinin çatısı konumundaki Birleşmiş Milletler'in alt birimi Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO) üyelik başvurusu yaptı.

IMO'nun Genel Sekreteri emekli Yunan Amirali Eftimous Mitropoulos’la Barzani arasındaki ilişkiler oldukça sıcak. Ayrıca eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw da Barzani'nin bu talebinin geri çevrilmemesi için Mitropoulos'a özel ricada bulunmuştu.

Barzani'nin, daha resmi olarak ilan edilmeyen "Kürdistan"ı böyle bir örgüte üyelik için öne çıkarma cesareti Hong Kong, Macua ve Danimarka'nın Faroe Adaları'nı Kuzey Irak'a emsal olarak görmesinden kaynaklanıyor. Onlar da tam bağımsı/ bir devlet değil, ancak özerk bir bölge olarak IMO'ya "hakları sınırlı üye" (associate member) olabilmişler.

Barzani, Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne üyelikte neden ısrar ediyor? Kuzey Irak'ın denizle hiçbir bağlantısı yok. Ancak Talabani, "denizle bağlantısı olmayan bir ülkenin ayakta kalma şansının olmayacağını" ifade ediyor. Kuzey Irak'ın bir şekilde denize açılması gerekiyor. Kızıldeniz'den açılma ihtimali şu an için mümkün görünmüyor. Suriye'nin Tartus Limanı bir olasılık.

Ancak ekonomik açıdan en makul olan, Türkiye üzerinden Akdeniz'e açılmak! Bu noktada da önümüze Mersin Limanı çıkıyor. Kuzey Irak'ın Mersin'den denize açılması üzerine yapılan planlar şu anda net bir şekilde ifade edilmese de, altyapı çalışmaları uzun zamandır başlatılmış durumda.

Türkiye'nin özellikle PKK eylemleri ve provokatif girişimler noktasında kaşınan en önemli vilayetinin Mersin olması boşuna değil. Son yıllarda bayrak yakma girişimlerinin, polise saldırma eylemlerinin ve PKK mitinglerinin bu şehirde olması rastlantı hiç değil. Barzani'nin şirketlerinin Türkiye'deki temsilcilerinin Mersin'de ciddi yatırım yaptıkları ve hatta Mersin Serbest Ticaret Bölgesi ve İskenderun Limanı'na hâkim duruma gelmeye çalıştıkları yönünde ciddi iddialar mevcut. Ayrıca Mersin'in şu anki siyasi ve etnik yapısının göçlerle oluştuğunu da unutmamak gerek.

"Enerji Barışı" PKK'yı dışlıyor. Ama, unutmayalım ki PKK Barzani'ye yardımcı da oluyor! Ayrıca hatırlayalım; DTP de, PKK da devamlı "özerklik"ten dem vuruyor.

Gerçekçi olalım:

1) Meseleyi tetikleyen "Kuzey Irak Açılımı"dır.
2) Eğer barış bir hedef ise PKK ikna edilmeden bu hedefe ulaşılamaz.

Kuzey Irak Doğalgazını Türkiye'ye Kim Getirecek?

Önce ortada açık ve seçik cereyan eden bir ekonomik ilişkiyi nakil edeceğim.

Bu ilişkide herhangi bir yanlışlık veya gizlilik yok. İnşaat ve enerji şirketi Türkerler ile Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Crescent Petroleum Company International Limited, Kuzey Irak kaynaklarından temin edilecek doğalgazın Türkiye'ye ithal edilmesi ve iç-dış piyasalara satılması amacıyla Türkiye'de iki şirket kurdu:

"İnci Doğalgaz İthalat İhracat" ve "İnci Doğalgaz İletim".

İthalat ve iletim lisansları almak üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na başvuruda bulunan İnci Gaz Şirketleri gazın Irak'tan tedarikini sağlayacaklarını bildirdi. Lisans işlemlerinin tamamlanmasının ardından 2011 Aralık ayı sonu itibariyle yıllık 3.5 milyar metreküp olarak başlaması planlanan doğalgaz akışının, kademeli bir şekilde artarak yıllık 10 milyar metreküpün üzerine çıkması bekleniyor.

Türker, inşaat sektörüne 1993'te girerek Türkerler İnşaat'ı kurmuş. Kısa sürede sektörde yer edinen Türkerler, doğalgaz, yollar, köprüler, endüstriyel tesisler, toplu taşıma sistemleri, binalar, enerji projeleri, arazi geliştirme alanlarında başarı ile faaliyet göstermeye başlamış. Son dönemde, liman işletmeciliğine, gaz dağıtımına, hidroelektrik enerji üretimine, rüzgâr enerji santrallarına, termik santrallara da yatırım yapmış.

Öte yanda Crescent Petroleum 2006'da, Kuzey Irak Yönetimi'yle doğalgaz çıkarma anlaşması yaptı. Bu anlaşma ile Kuzey Irak'ta doğalgaz kaynağı sayılan tek ve en büyük sahada çalışmaya başladı. 2007'de doğalgaz buldu. Kuzey Irak hükümeti ile yaptığı anlaşmaya göre, önce Erbil şehrinin elektrik santralına gerekli doğalgazı verecek, kalanı da dış pazarda satacak.

Bu arada belirtelim, Türkerler Grubu'nun Başkanı Kazım Türker, Başbakan'ın dostu Remzi Gür'e "ağabey" dediğini her fırsatta dile getiriyor. Türker'in Remzi Gür'le iş ortaklığı da bulunuyor.

Bütün bunları yazdıktan sonra aklıma takılan bazı soruları sıralamak istiyorum:

1) Crescent Şirketi Kuzey Irak'ta çıkaracağı gazın büyük bir bölümünü Türkiye'ye satmayı hedefliyor. Bu konu bizzat Kuzey Irak Yönetimi tarafından Türkiye Hükümeti'nin yolladığı Özel Temsilcilere iletildi. Buna mukabil, Türk Hükümeti'nin yetkilileri Türkiye'nin doğalgazı alması için kurulacak ticari yapının Remzi Gür ile konuşulmasını istediler mi?

2) Sonraki tarihlerde Crescent yetkilileri Türkiye'ye geldi. Başbakan ve eski Enerji Bakanı ile bizzat görüştüler. Bu görüşmeleri Remzi Gür mü ayarladı? Başbakan kendilerine Remzi Gür ile irtibatta olmalarını iletti mi?

3) Türkiye Hükümeti "İnci Doğalgaz Şirketi" ile yakından ilgileniyor. Örneğin, Irak Masası Temsilcileri Remzi Gür ile birlikte Crescent'in Dubai-Sharja'daki merkez ofisine şahsen ziyarette bulundular mı?

4) Dışişleri Bakanlığı yetkilileri dış ülkelerde iş yapan şirketlere ve işadamlarına yardım edebilirler, bence bunda hiçbir garabet yok. Ancak, bu kadar kritik ilişkiler içinde olduğumuz Kuzey Irak Kürtleri ile problemleri çözmeye çalışan, buna bağlı olarak içeride de "Kürt açılımı"na soyunan Türkiye'nin bu konu ile birinci derecede yetkili elçilerinin Remzi Gür'e destek vermesi stratejik açıdan doğru mu?

Öz cümle; Kuzey Irak Yönetimi'nden Remzi Gür ile ekonomik irtibat kurmasını isteyen Dışişleri yetkililerinin aynı yönetimden siyasi isteklerde de bulunmaları nasıl bağdaşıyor?

Kaynakça
Kitap: Yeni Osmanlıcılık ve Kürt Açılımı
Yazar: Cüneyt Ülsever
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kürt Açılımı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir