Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Açılım'ın İçi

Açılım'ın İçi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2011, 16:08

Açılım'ın İçi

Hükümet Bir Türlü Açmıyor


İçişleri Bakanı Beşir Atalay "Kürt açılımı"nı ilan edecek diye sabahtan beri TV karşısında büyük heyecan içinde bekledim.
Beşir Atalay kürsüde hemen hemen 20 dakika konuştu ve kusura bakmasın ama hiçbir şey söylemedi. Pardon söyledi; bu meselede üslup ve yöntemin de önemli olduğunu, hatta içerikten de önemli olabileceğini söyledi. Meseleyi ele alırken kullanacakları yöntemden örnekler verdi. Ayrıca, konu üzerinde hassasiyetle durduklarını, her türlü merci ile (galiba DTP, PKK hariç) görüşeceklerini bildirdi.

Bizzat kendisi, çalışma sürecinin 2005'te Başbakan'ın demokratik açılım sürecini başlatması ile hayata geçtiğini ilan etti. Ancak, aynı Atalay somut sorular karşısında "Çalışmalara daha yeni başladık" dedi.

Basın toplantısında söylediği tek somut şey ise Cumhurbaşkanı'nın 28 Temmuz 2009 günü söyledikleridir:

"Daha çok demokrasi ve haklar bu sorunu (otoma-tikman) çözer!"

Bu doğruluğu kendinden menkul basmakalıp cümleyi cebinizde her daim taşır ve bir konuda hiçbir şey söylemek istemediğini/ /aman joker kâğıdı gibi ortaya çıkarırsınız.

Kürt meselesi 70 yıldır var, bu hükümet işbaşına 7 yıl evvel geldi. AKP kurulduğu andan beri "Kürt meselesi"ni Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi olarak takdim etti. Başbakan 2005'te "demokratik açılım" yapmaya kalktı ama danışmanları ona "demokratik cumhuriyet" dedirtince, terimin esas sahibi Apo'dan aferin aldı ve anında çark etti. Önce "alt kimlik, üst kimlik" dedi, sonra "Ya sev, ya terk et" bağlamında bir söyleme sarıldı.
Cumhurbaşkanı da seçildiğinde ilk ziyaretini iki yıl önce Güneydoğu'ya yaptı ve "meselenin mana ve önemini" vurguladı ama 2009 Mayıs'ında "tarihi fırsat'tan bahis açana dek bu konuda hemen hiçbir somut çalışma yaptırmadı. "Tarihi fırsat"ın ne olduğunu da bugüne dek kimse anlamadı.

Bugün de "Kürt açılımı" gündemde. Neden? İddia ediyorum ki, esas olan "Kuzey İrak açılımı"dır. "Kürt açılımı" sadece "Kuzey Irak açılımı"nın tabii bir sonucudur.

"Kuzey Irak açılımı" ise gündeme, Obamania tutkunlarının zannettiği gibi, bölgeye daha fazla demokrasi yerleştirmek için değil, ABD'nin bölgedeki çıkarlarının korunması için gelmiştir. Kabul! "Kuzey Irak açılımı" bile Türkiye'ye tarihi bir fırsat sunuyor ama Türkiye'nin bu fırsatı kullanmasını bilmesi lazım!

Kusura bakılmasın ama bu fırsatı kullanmak için yeni akıllar, yeni fikirler gerekmiyor. Mangal gibi yürek gerekiyor! Mesele kökü tarihe gömülmüş çok ama çok zor bir meseledir. Ancak, meseleyi çözmeyi ise bu işi Gordion'un düğümünü çözecek siyasi irade becerir.

Gözüken odur ki, şu ana dek ortaya somut öneriler koyacak ve bu önerilerin siyasi risklerini yüklenecek bir irade çıkmadı. Bu iradeyi, görev tarifi gereği Başbakan'ın göstermesi gerekiyor. Bunun için de cesarete ihtiyaç var! O yoksa, işte böyle ortada top çevirirsin!

Başbakan'a açık çağrımdır. Kürt açılımı Kürtler muhatap alınmadan bir yere gitmez. Tamam, PKK ile görüşmüyorsun, hazırla somut programını, al demokratik kurallara uygun olarak seçilmiş DTP'yi karşına, diyalogu başlat! Gerisi zaten kendiliğinden gelir! Yoksa, lütfen Kürtleri bir kez daha oyalama!

Açılımın Açmazları

"Kürt açılımı" ve "tarihi fırsat" deyimleri siyaset arenasına Mayıs 2009'da düştü. Bu deyimlerin sahipleri Cumhurbaşkanı ve Başbakan olunca ciddiye almamak mümkün değildi ama bugüne dek iki devim hakkındaki bilgilerimiz şu tanımlar, bilgiler ve olgular ile sınırlı kaldı.

Cumhurbaşkanı "tarihi fırsat" ile ilgili olarak mealen, "Kürt meselesinin çözüm yöntemlerinde devletin kurumlan hiç bu kadar uyum içinde olmamıştı" diyerek TSK ile hükümetlerin daha önce bu konuda uyum içinde olmadıklarını açıkladı. Tarihi fırsat bu yeni uyum idi! Cumhurbaşkanı "tarihi fırsat" hakkında bugüne dek başka bir bilgi vermedi.

"Kürt açılımı" hakkında somut bilgilerimiz ise şunlar:

1) Adı ha bire değişiyor.
2) Anaların artık ağlamamasını istiyor.
3) TSK ilan ettikten sonra hükümet de aynen katılarak "kırmızı çizgileri"ni ilan etti.
4) Habur sınırından 19 Ekim 2009 günü gelen 34 kişiye hukuka takla attırılarak yapılan karşılama "açılımı" bir süre durdurdu.
"Tarihi fırsat" ve "Kürt açılımı" hakkında başka somut bilgimiz yok.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay "açılım"ın hedefleri hakkında şu ön bilgileri veriyor:

"Birincisi, terörün sonlandırılması ya da minimum seviyeye indirilmesi, ikincisi de demokrasimizin ge-liştirilerek, standardının yükseltilmesidir."
Atalay doğru bir özetleme yapıyor.

Hedef:

1) Terörün sonlandırılması.
2) Demokrasinin standartları’nın yükseltilmesi.

Ancak zaten "açılımın" 6 aydır açılamamasının nedenleri de bu hedeflerde gizli. İkisi de "yukarısı bıyık, aşağısı sakal" kıvamında. Neden?

1) İkincisinden başlayalım:

Demokrasinin standartlarını yükseltmek TBMM'nin işi. Bazı kanunlarda ve hatta Anayasa'da değişiklik yapmak gerekiyor. İşte burada AKP'nin içine düştüğü ikilem ve engeller ortaya çıkıyor. Ancak engel muhalefet değil. Bizzat AKP milletvekilleri!

Eğer hükümet Kürtler adına konuşanların ifade ettiği

1) anayasal kimlik tanımı,
2) ana dilde eğitim,
3) yerel yönetimlere geniş özerklik vb. gibi talepler

konusunda "açılım" yapmaya kalkarsa örneğin Diyarbakır, Van, Mardin milletvekillerini tatmin edecek "açılımlar" Edirne, Yozgat, Samsun, Antalya, Erzurum milletvekillerini tatmin etmeyecek. Tersine Edirne, Yoz-gat, Samsun, Antalya, Erzurum milletvekillerini kızdırmadan yapılacak "açılım" ise Diyarbakır, Van, Mardin milletvekillerinin dişinin kovuğunu doldurmayacak.
AKP demokratik standartların yükseltilmesi konusunda iki arada bir derede.

2) Terörün sonlandırılması ise tek bir şarta bağlı.

Silahı tutanı silah bırakmaya ikna etmek.

Bunun da tek muhatabı var: PKK!


DTP'nin PKK'nın siyasi uzantısı olarak arabuluculuk yapmasına bizzat PKK engel oluyor. DTP çaresizliğini açıkça ifade ediyor. PKK, DTP'ye kendisini temsil etmesi için yetki ver-miyor. Ahmet Türk Güneydoğu'da kendisinden çok Apo'nun lafının geçtiğini açıkça beyan ediyor. Apo'nun DTP'ye verdiği tek yetki hükümete muhatap olarak kendisini göstermesi!

Dağ Fare Doğurdu

Her ne kadar hükümet yalakaları "Buna da şükür!" diyerek "demokratik açılımın ilk adımlarının" atıldığını birbirlerine muştulasalar da 13 Kasım 2009 tarihinde TBMM'de açılım falan yapılmamıştır.

İçişleri Bakanı'nın o gün verdiği bilgilere göre şu ana dek yapılanlar:

a) 18 yaş altındaki tüm çocukların Çocuk Mahkemeleri'nde yargılanmasını sağlamaya yönelik kanun tasarısı Meclis'e sunulmuş.
b) Geçen hafta cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla anadillerinde görüşmesine imkân sağlayan yönetmelik yürürlüğe girmiş.
c) Vatandaşlarımızın kullandığı farklı dil ve lehçelerle ilgili üniversitelerimizde akademik araştırma yapılması, enstitü kurulması ve seçmeli ders konması gibi uygulamalara izin verilmiş.

d) Özel televizyonların farklı dil ve lehçelerde 24 saat yayın yapmasına imkân verecek yönetmelik değişikliği bir gün önce Resmi Gazete'de yayınlanmış.

Bakan'a göre bundan böyle yapılacak işler ise şunlar:

a) Yaylalara çıkış yasağı kaldırılacak,

b) Üç denetim mekanizması kurulacak:

i) Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu,
ii) Sivil bir İnsan Hakları Kurumu,
iii) Bağımsız Kolluk Şikâyet Mekanizması,

c) Yerleşim birimlerine yerel talep halinde eski isimlerinin verilebilmesine imkân sağlanacak,
d) Siyasi propaganda hakkının önündeki bazı yasal engeller kaldırılacak,
e) Siyasi partilerin seçim çalışmalarında vatandaşlarımızın kullandığı farklı dil ve lehçelerde seslenebilme imkânı verecek çalışmalar yapılacak.
Bunlar yeni adımlar mı? Evet! Faydalı adımlar mı? Evet!

Ancak, Allah aşkına elinizi vicdanınıza kovun ve şu soruya cevap verin:

Altı aydır "Kürt açılımı" yapacağım diye tutturan, Meclis'te mutlak çoğunluğa sahip bir hükümetin eteğindeki taşlar bu kadarcık mı?

Meseleye tersten yaklaşalım:

Yukarıda sıralanan "açılım maddeleri"

DTP ve PKK'nın Kürt halkı adına talep ettiği:

a) Anayasal kimlik,
b) Anadilde eğitim (anadilin öğrenilmesi değil),
c) Yerel yönetimlerin yetkilerinin büyük çapta güçlendirilmesi gibi taleplerle yakından uzaktan ilgili mi? Genel af nerede?
Bu öneriler karşısında PKK'nın silah bırakacağına kim inanır?

Ben de Başbakan'a soruyorum:

"Analar ağlamasın diye yapacaklarınız bundan mı ibaret?"

Yoksa, anaların ağlamamasını siz mi istemiyorsunuz? AKP 338 sandalyeye sahip. Üstelik, AKP+DTP TBMM'de 358 (338+20) oya ulaşıyor! Buna rağmen, AKP "Kürt meselesi"nde yapısal bir adımı bir türlü atmıyor! Neden?

Eğer, Hükümet Kürtler adına konuşanların ifade ettiği

1) anayasal kimlik tanımı,
2) anadilde eğitim,
3) yerel yönetimlere geniş özerklik vb. gibi talepler

konusunda 'açılım' yapmaya kalkarsa örneğin (AKP'nin) Diyarbakır, Van, Mardin milletvekillerini tatmin edecek ama 'açılımlar' Edirne, Yozgat, Samsun, Antalya, Erzurum milletvekillerini tatmin etmeyecek.

Açılıma engel bizzat AKP'nin içinde! Yalakalar istedikleri kadar birbirlerini muştulasınlar, 13 Kasım Cuma günü dağ fare doğurmuştur!

Kaynakça
Kitap: Yeni Osmanlıcılık ve Kürt Açılımı
Yazar: Cüneyt Ülsever
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kürt Açılımı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir