Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Anadil Eğitimi ve Anadilde Eğitim

Anadil Eğitimi ve Anadilde Eğitim

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2011, 02:39

Anadil Eğitimi ve Anadilde Eğitim

Kavramların Karıştırılması


Demokratik Toplum Kongresi'nin 18-19 Aralık 2010 günlerinde Diyarbakır'da düzenlediği "Demokratik Özerklik Çalıştayı" sırasında tartışmaya açılan taslakta yer alan bir sürü radikal madde arasında beni en çok ilgilendiren dil meselesi oldu.

Milletleri Millet Yapan En Önemli Öge Dil!

Taslakta şöyle bir ifade var: "Kürtçe'nin kamusal alanda kullanımı önündeki engeller kaldırılarak ana okuldan üniversiteye kadar eğitim dili haline getirilmesi sağlanmalıdır. Demokratik Özerk Kürdistan'da resmi dil Türkçe ve Kürtçe olmalıdır. Hizmet dili Kürtçe olmalıdır..."

Talep anadil eğitimi değil, anadilde eğitim! Taslağı yazanlar veya Kongre üyelerinin eline tutuşturanlar belli ki ne filoloji, ne de sosyolojiden zerre kadar feyiz almışlar. Bence taslakta yer alan belki en dikkat çekici değil ama en hassas konu "anadil"!

Anadili Öğrenmek Demokratik Hak, Anadilde Eğitim Bölünme

Anadil eğitimi ile anadilde eğitim tartışmasında ilk uyarımı 23 Eylül 2010 tarihinde Hürriyet'teki yazımda yapmıştım. Özetle demiştim ki: "Demokratik bir ülkede, eğer anadili resmi dilden farklı ise, anadilini öğrenmek herkesin hakkıdır... Bunun için, yeteri kadar talebin oluştuğu okullarda anadili öğreten seçmeli dersleri okutmak devletin görevi, özel okulların hakkı olmalıdır. Ancak, anadilde eğitim müfredatta okutulan tüm derslerin (tarih, edebiyat, matematik vb.) anadilde okutulması anlamına gelir.

İşte bu talep bölünmenin bizzat kendisidir. "Zira, eğitim sadece dilin doğru öğrenilmesi, bazı bilgilerin kazanılması değildir. Eğitim aynı zamanda ortak kültürün, değerlerin, örflerin, inançların, ülkülerin, tasaların; kısacası bir toplumu bir arada tutan tüm öğelerin tartışıldığı ve hazmedildiği süreçtir. Eğer, hep birlikte Türkiye Cumhuriyet şemsiyesi altında yaşayacaksak bu öğelere ortak sahip olmamız gerekir!

Çocuklarımız ayrı okullarda, ayrı dillerde eğitim alırsa sadece birbirinin dilini değil, birbirinin kültürünü, değerlerini, örflerini, inançlarını, ülkülerini, tasalarını vb. tanımayan nesiller yetiştiririz. "Artık onları kimse ortak paydada bir arada tutamaz. Süreç içinde ayrılık kendiliğinden ve doğal olarak gelişir."

Hemen hiç kimse, belki de kasıtlı olarak, bu ayrımı yapmıyor, ama anadil eğitimi (anadili formal eğitim içinde öğrenmek) ile anadilde eğitim (tüm eğitimi anadilde yapmak) kelimelerin ben/erliği açısından çok farklı gözükmüyor. Ama anadilde eğitim (örneğin Kürtçe) yapan bir okulda ikinci dil olarak Türkçe öğretilse bile birbirini tanımayan iki nesil yetişecektir.

Eğitimin ve Dilin Toplumsal İşlevi

Zira, tekrar ediyorum, eğitim sadece dilin doğru öğrenilmesi, bazı bilgilerin kazanılması değildir. Eğitim aynı zamanda ortak kültürün, değerlerin, örflerin, inançların, ülkülerin, tasaların; kısacası bir toplumu bir arada tutan tüm öğelerin tartışıldığı ve hazmedildiği süreçtir.

Dil sadece tarafların birbiri ile anlaşma vasıtası değil; değerlerin, tasaların ortaklaşa paylaşılması için bir araçtır. Türkçe "bayrak" kelimesinin İngilizce karşılığı "flag"dır, ama bir Amerikalı'ya "flag" dediğinizde o "bayrağı" kastettiğinizi anlar, fakat bir Amerikalı ile Türkün bayrağa atfettikleri anlam kümesi çok farklıdır. Türkiye'de "bayrağımızı yakıyorlar" diye bağırdığımda kıyamet kopar, ama ABD'de bir üniversitede "bir grup nümayişçi bayrağınızı yakıyorlar!" dediğinizde, "ne var, alt tarafı bir bez parçasını yakıyorlar!" cevabını alabilirsiniz. (Bizzat yaşanmış bir tecrübedir.)

Daha ötesi, dil insanların düşünce sürecini ve düşünme kapasitesini de belirler. Bildiğiniz kelime sayısı ve o kelimelere atfedilen değerler insanın zihin haritasını/düşünce kapasitesini tarif eder, düşünme metodolojisini (sürecini) geliştirir.

24 yıl önce vefat eden annemi mezardan çıkarıp kendisine "cep telefonu"ndan bahsetseniz, kelimeler Türkçe olduğu halde, hiçbir şey anlamayacaktır. Zira, onun zihin haritasında "cep telefonu" yoktur. Kürtçe eğitim alan çocuk öğrendiği lehçede ne kadar kelime varsa ancak o seviyede düşünebilir, Türkçe eğitim alan Türkçede, İngilizce eğitim alan İngilizcede ne kadar kelime varsa ancak o seviyede düşünebilir. Onun içindir ki; ödeme gücü olan aileler çocuklarına bir yabancı dil (tercihan İngilizce) öğretmek gayretine girerler.

Yabancı Dille Eğitim Veren Kurumların Durumu

Denilebilir ki; Lozan Anlaşması çerçevesinde ülkemizde yabancı dilde eğitim veren kurumlar var (Robert Kolej, Alman Lisesi vb).
Unutulmasın ki özel şartlar altına kurulmuş bu okullarda sıkı bir yabancı dil eğitimi yanında sadece evrensel fen bilimleri (fizik, kimya, biyoloji v.b.) ve kendisi zaten evrensel bir dil olan matematik yabancı dilde öğretilmektedir. Ortak kültürün, değerlerin, örflerin, inançların, ülkülerin, tasaların kazanıldığı Türk edebiyatı,_- tarih, coğrafya, vatandaşlık, ahlak, din v.b. dersler ise Türkçe öğretilmektedir. Ayrıca bu okullar artık 8 yıllık temel eğitimden sonra lise seviyesinde eğitim hizmeti vermektedirler.

Üniversitelerde yabancı dilde eğitim veren kurumlar ise zaten 11-12 yıllık eğitimini almış kişilere mesleki bilgileri yabancı dilde (çoğunlukla İngilizce) vermektedir.

Edirneli'nin Diyarbakır'da, Diyarbakırlının Edirne'de Eğitim Görmesini Engellerseniz...

Ben mesleki eğitimini Kürtçe almış bir öğrenciye iş kapılarının ne kadar açık olacağını merak ederim. Kaldı ki, üniversiteler bölgesel öğrenci kabul etmiyor, merkezi bir sınav sonucuna göre; pekâlâ Edirneli bir genç Diyarbakır'da, Diyarbakırlı genç de Edirne'de okuyabiliyor. Hangi üniversite Kürtçe eğitim verecek?

Ruhi ve Etnik Kopuş

Anadilde eğitim yapmaya kalktığınızda esas bela Türk/ Kürt; farklı okullara gidecek öğrencilerin birbirinden ayrılmaları, kopmaları ile başlayacaktır. Bu ayrışım da özünde etnisite/ırka dayanan bir ayrışım olacak. Yabancı dilde eğitim yapan okullarda /üniversitelerde böyle bir ırki ayrışım yoktur. Dağılım karışıktır.

ABD tipik bir ırk ayrımcılığı olan siyah/beyaz çatışmasına karşı mücadelesine siyah ve beyazlar için ayrı olan okulları otobüslerle (bussing) birleştirerek başladı. Bugün de ırkçılıkla mücadelede en büyük başarı okulların birleştirilmesi sayılır.

Çözüm

Ancak unutmayalım, yine de anadilin öğrenilmesi ve kullanılması bir insani haktır. O halde nasıl bir düzenleme yapmalı?

Benim somut önerilerim şöyle:


1) Üniversite öncesi eğitimde eğitim dili Türkçedir. Yeteri kadar talebin oluştuğu yerlerde özel ve devlet okulları seçmeli ders olarak anadil öğretimi (örn: Kürtçe) yapabilirler.

2) İsteyen istediği dilde özel televizyon/radyo kurmak, kurs açmakta özgürdür.

3) Sinema filmlerinin, talep oluşan yerlerde, anadile çevrilerek gösterilmesi serbesttir.

4) Üniversiteler anadilde mesleki eğitim vermek için talep oluşursa bu talebi karşılamakta hürdür. Ancak, sadece anadilde eğitim veren üniversite oluşturulamaz. Örneğin, Türk dilinde ekonomi eğitimi veren bir fakültede yeteri kadar talep oluşur ve bu talebi karşılayabilecek kapasitede öğretim elemanı bulunursa; Türkçe verilen bir ekonomi dersi ayrıca Kürtçe de okutulabilir.

5) Üniversiteler anadiller üzerine istedikleri gibi filoloji eğitimi verebilirler, anadil ve etnisite kültürü üzerine araştırma enstitüleri kurabilirler.

6) Adları sonradan değiştirilen şehirler resmi olarak iki dilde de adlandırılabilir.

7) Şehir, sokak, meydan v.b. konulan tabelalar ihtiyaç dâhilinde resmi dil dışında anadilde de adlandırma ve yönlendirme yapabilir.

8) TBMM'nin resmi dili Türkçedir. Milletvekilleri kürsüde sadece Türkçe konuşmak zorundadırlar.

9) Belediyeler, valilikler, resmi dairelerde resmi yazışma dili Türkçedir. Ancak, ihtiyaca göre, daireler, bölümler, yönlendirici tabelalar, açıklamalar, formlar v.b. daha genel bir söyleyişle vatandaşı bilgilendiren/ilgilendiren malzeme Türkçe dışında anadilde de yazılabilir.

10) Türkçe bilmeyen vatandaş için resmi daireler Türkçe-Kürtçe (veya herhangi bir anadil) bilen tercüman bulundurmak zorundadır.

11) Mahkemelerde vatandaşlar kendilerini daha rahat hissettikleri dilde ifade vermek hakkına sahiptirler. Bu ifadelerin anında Türkçeye çevrilmesi için devlet adalet kurumlarında tercüman çalıştırmak zorundadır.

12) Özel sektör tanıtım gereken alanlarda (örneğin lokanta menüleri, mağaza, dükkan, Pazar etiketleri) istediği dili kullanmakta serbesttir. Benim hazırladığım liste muhakkak ki eksik dolu.

Ancak amacı:

1) Anadilin öğrenme ve kullanma hakkına ve
2) Devletin tek resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğine aynı anda sahip çıkmak,
3) Tek devlet çatısı altında bulunan vatandaşların beraber yaşamanın temel harcı olan tek dil (Türkçe) ile eğitilerek hal-i hamur olmalarını sağlamaktır.

Kaynakça
Kitap: Yeni Osmanlıcılık ve Kürt Açılımı
Yazar: Cüneyt Ülsever
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kürt Açılımı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir