Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kemaleddin Kamiyar'a Ait Menşur

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kemaleddin Kamiyar'a Ait Menşur

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 22:43

KEMALEDDİN KAMİYAR'A AİT MENŞUR

a. Menşurun Muhtevası


Sultanın ismi kaydedilmemekle beraber Alaaddin Keykubad tarafından verildiği bir çok kayıt ve delillerle meydana konacak olan menşur Allah'a hamd cümleleriyle başlar. Cenab-ı Allah cihangirlik dizginlerini benim kudret elime koydu; saltanat ve bahtiyarlığı bana layık gördü; benim azim ve hareketlerimi fütuhat anahtarı yaptı; zafer alametlerini benim sancaklarıma indirdi ve öyle bir kemal mertebesine eriştirdi ki yer yüzü hükümdarları istiyerek veya istemiyerek itaat kemerlerini bağlayıp ağızlarını benim medhime öyle açtılar ve benim yüce eşiğime hizmet ve kulluktan o kadar memnun oldular, ki bunun şükrü nihayetsizdir. Bana Allah'ın ihsan ettiği bu nimetlerden bazısını saymakla maksat azamet ve gurur izhar etmek değil, ona şükretmektir. Adaletin temini, İslam diyarının korunması, halkın refahı ve işlerinin görülmesi, umuma ait hayır faaliyetilerinin inkişafı ancak akıllı, adil, zeki ve ahlaklı bendeganın yardımıyle mümkündür.

İslam askerlerinin kumandanı, kalem ve kılıç sahibi, Şam ve Ermen illerinin pehlivanı İnanç bilge tuğrul-tekin uluğ sübaşı beğ Kemaleddin Kamiyar bin İshak devlet ve saltanatın yardımcısı ve muhariplerin arkası olduğu, her gittiği yerde ve her işte muvaffakiyet gösterdiği ve doğumundan bugüne kadar bu mübarek Hanedanın nimetlerini tattığı için bütün emirlik şart-larını haiz olmuştur. Bu düşünce ile memleket ve saltanatın

en yüksek mertebesi olan Kayseri Sübaşılığını (Serleşkeri) ona layık gördüm. Bu büyük mevkide mazide gösterdiği dirayet, himmet ve azmi yerine getirsin. Vilayetin mamur olması ve ahalinin bakımında, emrinde ve ihtimamında olup muharebe meydanında aslandan çekinmiyen kahraman askerleri silahlandırıp teçhiz ederek terbiyelerinde muharrik olsun ve sultanın (zat-ı mübarek) emrine hazır bulundursun; Zira muharebe ve korku vaktinde zafer kazanmak ve düşmandan intikam almak kahramanlarla mümkündür. İstifa divanında, onun tahsisatını tayin ve tafsil eden iratla vilayet emirliği ve kumandanlık (serleşkeri) levazımını tanzim etsin: meblağ 180 ile ayni iradı gösterildi.

Kayseri'nin bütün emirleri, askerleri, kumandan ve ileri gelenleri, Müslüman askerlerinin başı, kalem ve kılıç, ilim ve hikmet sahibi inanç bilge uluğ sübaşı hasbeg Kemaleddin Kamiyar'ı kendi emir, hakim ve kumandanı bilmeleri, ona itaati devletimize kulluk saymaları, onun tasvibinden ayrılmamaları, ordu kumandanlığına (serleşkeri) tealluk eden işlerde ona müracaat etmeleri ve her hususta yüce tevfikimize itimat etmeleri icabeder. Menşurun aslı 632 yılı başında yazıldı; Antalya'da hitama erdi.

b. Kayseri Sübaşılığı

Alaeddin Keykubad tarafından verilen bu menşurun başında sultanın gurur ve iftiharını meydana koyan tabir ve ifadeler, onun pek çok zaferler kazandığını, Selçuk Türkiye'sinin en yüksek ve mesut bir devir idrak ettiği bir zamanın duygularını aksettirmektedir 30. Devletin en yüksek mevkilerinden biri olarak kaydedilen Kayseri vilayet ve sübaşılığı (serleşkeri) Kemaleddin Kamiyar'a verilirken onun vazifeleri de kısaca anlatılmaktadır. Filhakika burada vilayetin mamuriyetine ve ahalinin refahına çalışması kaydı onun mülki (civil) vazifesini, yani valiliğini; emrinde bulunan askerleri iyi terbiye ve teçhiz ederek Sultanın emrine amade bulundurmasına dair ibare de askeri vecibelerini göstermektedir.

Burada Kemaleddin Kamiyar gibi büyük bir devlet adamı Kayseri gibi büyük bir vilayetin sübaşılığına tayin edilirken bütün bu bölge ve askerlerin, eski Selçuk iktalarında olduğu gibi, geniş bir salahiyetin sahibi değil, sadece, onların başında maaşlı bir vali, bir kumandan olarak vazifelendirilmiş gösterilmesi dikkate şayandır. Gerçekten büyük Selçuklularda, ve, kuruluş devrinde, Türkiye Selçuklularında böyle bir tayin bir vilayetin askeri, idari, mali bütün işleri emir ve kumandanlara ikta olarak terkedilmekte iken, muhtelif yazılarımızda ısrarla üzerinde durduğumuz üzere, II. Kılıçarslan'dan sonra, feodal parçalanmalara nihayet vermek gayesiyle, Anadolu'da askeri iktalar küçültülmüş ve büyük emir ve kumandanlar bir vilayetin başına sübaşı olarak gönderilirken oranın askerlerinin kumandanı olmakla beraber onun salahiyetleri tamamiyle tahdit edilmiş ve bütün vilayetin vergileri ve maiyetindeki askerlere ait mali gelir ve iktalar üzerinde tasarruf hakkı tanınmamış, sadece kendisine tahsis edilen maaşla iktifası temin edilmiştir. Menşurda Kamiyar'a tahsis edilen aynı maaşın miktarı ne olursa olsun nakit olarak gösterilen 180 (dirhem) aylık da olsa pek az gözükmektedir. Zira bu devir metinlerinde gösterilen rakamlar (bazen "adet" ilavesiyle) umumiyetle dirhem manasına geldiği gibi maaşların aylık değil yıllık olarak tayini de usulden idi. Nitekim daha evvel Keykubad Kemaleddin Kami-yar'a Zara'yı ikta olarak vermişti ki o zaman buraya ait devlet geliri 100.000 dirhem (aded) para ve 60 nefer de ikta mensubu vardı. Bu veya başka bir iktaı gelir olarak muhafaza etse dahi bu 180 rakamının neye delalet ettiği hakkında şimdilik sarih bir şey söylemek mümkün değildir.

c. Kamyar'ın Hayatı

Kemaleddin Kamiyar Alaaddin Keykubad devrinin büyük devlet adamlarından biri olup bu devrin idrakinde onun da mühim bir hissesi vardı. Menşurda "doğumundan bugüne kadar saltanatımızın nimetlerini tattığına" dair ibare Kemaleddin'in aslında köle olduğu zannını vermekte ise de babasının İshak adını taşıdığı malum olduğuna ve hatta Nesevi'nin kaydiyle de Erzincan Kadısı bulunduğuna göre böyle bir ihtimal varit değildir. Onun ilim ve kültür bakımından haiz olduğu mevkiin de babasının mesleğiyle alakalı olması icab eder. Alaaddin Keykubad Keykavus zamanında nüfuz ve kudreti artmış emirlerle arasında başlıyan gerginlik dolayısiyle bunları imha ettiği zaman, o sıralarda bunlarla münasebeti gözüken ve küçük emirlerden biri olan Kemaleddin Kamiyar'ı da nefy ve mallarını müsadere etti. Kendisinden ilk defa bu münasebetle bahsedilen Kemaleddin aynı akibete uğrayan iki arkadaşiyle birlikte Harput'a gitti. Fakat Harput meliki Keykubad'dan korktuğu için Kemaleddin Ahlat'a vardı. Burada iki sene kaldıktan sonra Melik Eşref 'in tavassutiyle Türkiye'ye dönebildi. Alaaddin dönmesine müsaade etmekle beraber menkubiyeti devam etti ve sultandan korkan emirler kendisiyle temasta bulunamıyorlardı.

Kemaleddin menkubiyet devresinde her şeyini sarfetmiş, mühtaç bir durumda iken birden bire bir hadise ile tekrar itibar kazandı. Filhakika sultan Alaiye'de kaleden inip ovada inşa ettirdiği Şekerhane'ye giderken Kemaleddin'in gelmesini emretti. O da atına binerek gitmiş ve kaleden dönerken atı kale burcundan düşünce eyerini sırtına alıp ikametgahına dönmüştü. Sultan dönerken yolda bu düşmüş atın kime ait olduğunu sordu. Hassa nedimlerinden Nureddin, gülerek, Kemaleddin Kamiyar'ın dünyada tek bir atı kalmıştı; o da bu hale geldi, dedi. Bundan müteessir olan Alaaddin bir şey söylemeden biraz sonra Kemaleddin'i çağırttı. Ona iltifatta bulunarak teşrif-i haşş, ıooo kızıl dinar altın, beş yük katırı, on at, beş köle ihsan ettikten başka 100.000 dirhem iradı ve 60 neferi bulunan Zara vilayetinin de ikta edilmesini emretti. Bu suretle Kemaleddin'in yıldızı tekrar parladı 34. Bununla beraber onun devlet işlerinde hangi mevkide bulunduğu belli değildir. Fakat Kemaleddin'e tayin edilen bu ikta onun bir kumandan olarak oraya gittiğine delalet etmediği, daima sultan Alaaddin'in yanında, merkezde bulunmasiyle anlaşılmakta ve bu ikta sadece iradım teşkil etmektedir. Nitekim Erzincan'ın ilhakını hazırlamak maksadiyle oradan gelen emirlere iktalar verilmesi için Kemaleddin Kamiyar Sultanın emrini Pervane divanına, götürdüğü gibi Celaleddin Harezmşah'ın elçilerini kabulde de Keykubad'ın yanında bulunmuştu.

Sultan Alaaddin Keykubad Celaleddin Harezmşah'ı Ahlat muhasarasından vazgeçirmek için Kemaleddin Kamiyar ile Şemseddin Altunaba'yı elçi olarak göndermişti. Bunlar bunda muvaffak olamayınca Kamiyar, sultanı Celaleddin'e karşı muharebeye teşvik etti. Bunun üzerine, müşterek düşman olması hasebiyle, Eyyubilerin yardımını temin için onu Şam'a gönderdi. Eyyub ilerin taallül göstermeleri onun şiddetli ve ikna edici söz-leriyle yardım kararına müncer oldu. Celaleddin Harezmşah'la vuku bulan Yassı-Çimen muharebesinde 36 (10 Ağustos 1230) düşmanın sol cenah (meysere) kuvvetlerine hücum eden kıtanın kumandanlığı Kemaleddin Kamiyar'a tevdi edilmişti.

d. Kamyar'ın Gürcistan Seferi

Moğolların ilk defa olarak, ansızın, Sivas'a kadar bir kara-kolla akın ettikleri haberi gelince Sultan merkezde bulunan maiyet askerlerinden (Mufdrede-i halka-i haşş ve gulaman-ı dergah ve mulaziman-i Yatak-ı hümayun) mürekkep bir kıtayı Kemaleddin'in emrine vererek gönderdi. Kemaleddin bu miktar askerle Sivas'a gidince Moğol karakolunun geri döndüğünü öğrendi ve istikşaf maksadiyle yola devam ederek Erzurum'a kadar ilerledi. Oranın kumandanı Mübarizeddin Çavlı ile müzakereden sonra takipten vazgeçildi ve gönderilen casus Moğolların Derbend-i Yunus'dan geçip Mugan'a vardıkları öğrenildi.

Kemaleddin Kamiyar Erzurum'da, orada maiyetindeki kuvvetlerden başka, asker toplıyarak mancınık ve arrade, neft, taş ve kement atan alet ve makineler hazırlatarak Gürcistan seferine karar verildi, ki Gürcü kaynaklan bu seferden bahsetmez. Rivayete göre bu sefer esnasında otuz kale zaptedildi; pek çok ganimet alındı ve her taraf Gürcü cesetleriyle doldu. Hah (Gag) kalesi bir rahibin tavassutiyle aman verilmek suretiyle fethedildi. Bunun üzerine Gürcü kıraliçesi Rosudan, Kemaleddin Kamiyar'a elçi gönderip sulha talip oldu. Bu anlaşma teklifinde kızının Keykubad'ın oğlu Keyhusrev'e tezvici de vardı, ki Gürcü kaynaklarının da tafsilatiyle bahsettiği bu evlenme Keykubad'm ölümünden sonra vuku buldu 38. Bu teklifi kabul eden Kemaleddin askerlerini çekerek muhasemata son verdi. Alınan sayısız ganimetleri ve ilhak olunan kaleleri sultana müjdeledi. Moğol akını münasebetiyle haber bekliyen Alaaddin Keykubad bu fetih müjdesiyle çok sevindi ve sulh teklifine muvafakatini bildirdi.

Alaaddin Keykubad, Celaleddin'in mağlubiyetinden ve ölümünden sonra Harezmliler Şarki Anadolu havalisini kargaşalık içinde bıraktığı ve el'an onların bakiyeleri oralarda asayişi ve ticari münasebetleri ihlal ettikleri için oralarını fethetmek, diğer taraftan Moğollara karşı müdafaa tedbirleri almak maksadiyle Kemaleddin Kamiyar'ı Ahlat ve Bitlis taraflarına sefere memur etti. Kamiyar, Melik Eşref Şam'da bulunduğu için, Ahlat'ı kolaylıkla ele geçirdi; sultanın adını hutbede okuttu. Oradan Bitlis, Van, ve Ailcevaz ve diğer bütün şehir ve kaleleri fethetti ve keyfiyeti Sultana bildirdi. Sultan oraların idaresi, imarı, nüfus ve emlakin tahriri, halkın durumunu düzeltmek, kaleleri tamir ve inşa etmek maksadiyle devlet adamları ve memurların gönderildiğini Kemaleddin'e yazdı. Emirler kireç fırınları yakarak imar ve inşa işlerine girişti.

Bu hadise Selçuklularla Eyyubiler arasını açtığı için bütün Eyyubi melikleri birleşerek Anadolu'ya hücum ettiği zaman Keykubad Kemaleddin'i merkezde hazır bulunan askerle Akça-Derbend'e gönderdi; büyük kuvvetler de iltihak ettikten sonra Eyyubiler mağlup edildi. Kemaleddin bu sefer de Urfa ve Harran'ın fethine memur edildi; bu fetihten sonra da Diyar-bekir (amid)in muhasarasına gönderildi.

Kemaleddin Kamiyar Keykubad'ın ölümünden sonra eski nüfuz ve itibarım kaybetti. Giyaseddin Keyhusrev'in tahta çıkmasına yardım etmediği gibi buna aleyhtar ümeranın faaliyetlerine de iştirak etmedi. Harezmliler Keyhusrev'in cülasuna taraftar olmadıkları ve başları Kayırhan Zamandu kalesine hapsedildiği için hizmeti terk eden Harezmliler gittikleri yerleri yağmaya başladılar. Sultan Giyaseddin Keyhusrev bunları davet maksasiyle Kemaleddin'i bir ordunun başında Malatya'ya gönderdi. Harezmlilerle anlaşmak mümkün olmadığı gibi bunlar Harput askerlerini de mağlup ettiler. Kemaleddin Kamiyar bundan büsbütün müteessir oldu ise de emirlerle yaptığı müşa-vereden sonra Kayseri'de bulunan sultana gelip durumu anlattı. Bir çok devlet ricali gibi, onu da imha için, bunu fırsat bilen Sadeddin Köpek, Emirlerin ona gelip Köpeğ'e karşı bir tedbir alınmasını teklif ettiler. Nihayet bir çok büyük devlet adamları gibi o da, Gavele kalesine kapatılarak, şehit edildi.

e. Kamya'ın Şahsiyeti

Görülüyor ki Keykubad devrinin büyük hadiselerinde hissesi olan Kamyar çok faal bir devlet adamı idi.

Bu sultanın, hastalığı ağırlaşınca Celaleddin Karatay'a:

"Benim işim sona erdi; Kemaleddin Kdmyar'ı çağırt, ona memleket işleri hakkında vasiyetlerde bulunacağım" söylemesi bu devlet adammın ehemmiyetini göstermek bakımından dikkate şayandır. Menşur kendisine, askeri zaferlere koştuğu sıralarda, Eyyub ilere karşı vukubulan muharebelerden (631/1234) sonra ve Diyarbekir muhasarasına gönderildikten (632/1235 baharında)43 önce, yani burada kaydedildiği üzere, 632 yılı başında (1234 güzü) verilmişti. Onun seferlerde ordunun başında bulunması ile Kayseri vali ve kumandanlığına tayini arasında bir münasebet vardır. Filhakika Kayseri Selçuk devletinin yalnız ikinci bir merkezi değil idi; Alaaddin Keykubad kışları Alaiye ve Antalya'da, yazlan da Kayseri'de geçirir ve bütün askeri hareketlere buradan başlardı.

Öyle ki onun zamanında Kayseri bir nevi askeri merkez olmuştu. Menşurun Kayseri sübaşılığını en büyük bir mevki olarak göstermesi bundandır.
Askeri ve ilmi mevkii dolayısiyle kendisine Sahib us-seyf ve'l kalem), Rum, ve Ermen illerinin kahramanı lakabı verilmekte, İnanç bilge tuğrul-tekin uluğ sübaşı hass-beg türkçe unvanlarla hitap edilmektedir. O zaman devlet adamları için edebi ve resmi dil olan Farsçaya vakıf olmak normal bir şey idi. Fakat Kema-leddin arabcayı da mükemmelen biliyordu. Sultan Alaaddin ile Melik Eşref Sivas'ta buluştukları zaman tercümanlığı o yapıyordu. Arapça güzel şiir yazacak kadar şair ve bu dile hakim idi, ki şiirlerinden bazı parçalar bize kadar gelmiştir. Kalemi fasih ve beliğ, divan ve meydanda hitabeti cevher gibi idi. Meclislerde nüktedanlığı herkesi cezbederdi. Harezm-şahın mağlubiyeti ve Erzurum'un fethi üzerine yazılan birinci fetih-name ağır olduğu için ikinci defa kaleme alınanı, Kema-leddin'in tetkikinden geçtikten sonra, sultana arzedildi, ki bu da inşadaki kudretini meydana kor. ibn Bibi ona Allah'ın ilim ve vücut mükemmeliyeti bahşettiğini belirtirken Yunan fel-sefesindeki ihatasını, fıkıhta Nizameddin Haşiri ve felsefede Şahabeddin Suhreverdi'den faydalandığını kaydeder. Menşurda kendisine kılıç ve kalem sahibi yanında ilim ve hikmet sütunlarının örneği lakapları verilmektedir. Böylece Kemaleddin Kamyar devlet adamı, kumandan ve geniş kültürlü vasıflariyle Selçuk Türkiye'sinin en mes'ud devrini temsil edenler arasında müstesna bir mevkiye sahiptir. Keykubad devrinin muvaffakiyetli teşebbüslerinde ve zaferlerinde büyük bir hissesi olduğu için menşurda her gittiği yerde muvaffakiyet ve zafer kazandığı kaydedilmekte, bu münasebetle de Pehlivan lakabını aldığı gözükmektedir.

O diğer taraftan Bibi Müneccime'nin Anadolu'ya gelmesine ve dolayısiyle Selçuk Türkiyesi Tarihi için daima elimizde tükenmez bir kaynak vazifesini gören meşhur eserin vücut bulmasına da amil oldu. Filhakika elçi olarak Celaleddin Harezmşah'a gönderildiği zaman Ahlat'ta Bibi Müneccime'nin garip hallerini görmüş ve dönünce sultanın bu hususta alakasını çekmiştir, ki Sultan Alaaddin bilahare onu getirmek imkanını bulmuştur.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE SELÇUKLULARI
Yazar: OSMAN TURAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir