Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bizim Kadınlarımız...

Burada, Orta Doğu'da, Kafkaslarda, Balkanlarda, vs. yapılan "Turuncu Devrimi" isimli ihanet ayaklanmalarını oluşturan, örgütleyen ve finanse eden George Soros ve ona biat eden zavallı insanların hain faaliyetleri hakkında bilgiler bulunmaktadır. George Soros denilen lanet entrikacı, ayrıca Türkiye'de bölücü A.B.D. projelerinin büyük bölümünü yöneten kurum olan TESEV'in genel başkanıdır. TurkToresi.com olarak, George Soros dahil bütün CIA ajanlarını lanetliyoruz, ve onların öncülüğünü yapan kurumlardan uzak durmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

Bizim Kadınlarımız...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Tem 2012, 21:07

Bizim Kadınlarımız...

Güneydoğu’da büyük kentlerin varoşlarında kız çocukları neden gönderilmez okula? Kız çocukları niçin evlendirilir 15-16 yaşlarında? Töre adı verilen cinayetlerde neden hep kadınlar seçilir kurban olarak?

Baba baskısıyla evlendirilen çocuk yaştaki kızların yaşamını, umutlarını, hüzünlerini yazmak için oturdum masaya...

Bir DTP milletvekili (üstelik kadın) televizyonda Güneydoğu sorununu tartışırken “töre” diye adlandırılan cinayetleri “namus” cinayeti olarak dile getirmiş “Sadece Kürtlerde değil, dünyanın her yerinde kadınlar öldürülüyor,” diye geçiştirmişti...

Acaba hangi demokratik toplumda işleniyordu bu cinayetler?

Kara Afrika ülkelerinde bile ortaçağı anımsatan “namus cinayetleri”ne tanık olmamıştım bugüne dek!..

Güneşli bir İstanbul sabahında “bizim kadınlarımızı” düşünüyordum...

Benim ülkemde okuma-yazma bilmeyen kız çocuklarının oranı yüzde 21.6, erkek çocuklarda ise bu oran yüzde 5.6 değil miydi?

Kadına karşı yapılan ayrımcılık güzel yurdumda okul çağında başlıyor, daha sonraki yıllarda cinsel şiddete dönüşüyordu...

Kız çocukları baba ve erkek kardeş baskısıyla kapatılıyor, ancak “tesettür” giysilerle sokağa çıkmasına izin veriliyordu...

Kızlarımızın eş seçiminde babanın yüzde 58 etkisi oluyordu. Kızlarda evlendirme yaşı 10’a dek düşüyordu. Aileleri yasalara uymuyordu.

Kadınlarımız kürtaj olamıyor, boşanamıyordu...

Berdel, beşik kertmesi, başlık parası, kan bedeli...

Kuma, kayın, akraba evliliği...

Sıkmabaş, tesettür...

Mavilerle yıkanmış bir sabahın aydınlığında nedense “karanlığı” düşündüm...

Eylül İstanbul’a yakışıyordu...

Mektuplarıma baktım sonra.

Bir kadın okurumun o bilinen trajediyi anlatan yazısını elime alıp okumaya başladım:

“Son günlerde bir akıl tutulması yaşanıyor ülkemde.

Düşünsenize, medyadaki bazı hemcinslerimiz başörtüsü özgürlüğünü savunurken canla başla, öyle önemli ayrıntıları gözden kaçırıyorlar ki! Mesela neden bir kadın başını örtmeye zorlanırken, eşi rahatça şortla dolaşabiliyor sahilde? Neden eşit koşullarla yaşamıyor iki cins?

İslam, erkeğe bazı özgürlükleri tanırken kadından esirgemiş çünkü.

Kadına örtüneceksin denmiş (her ne kadar bu örtünmenin sınırları yine erkekler tarafından belirleniyor olsa da) ve gayet tahrik edici bulunan kadın bedeni, örtülerin altına sokulmuş.

O zaman bir kadının saç telinden tahrik olan erkek zihniyetini neden tartışmıyoruz?

En hafif tanımlamayla sapık denilebilir herhalde bir kadının saçından tahrik olan zihniyete...

O zaman erkeklerin bu sapıklığını neden konuşmuyoruz hiç? Yani bu neye benziyor biliyor musunuz?

Tecavüz edileni içeriye tıkıp, tecavüzcüyü dışarıya salmaya benziyor tıpkı. Cezalandırılan kadın burada...”

Kadın okurum, Türkiye’nin “ılımlı İslam” değil, Malezya, Endonezya modeli “İslami yapılanmaya” hızla kaydığını anlattıktan sonra ekliyor:

“Ayrıca nasıl bir erkek kadının saçından ya da başka bir yerinden kolayca tahrik olabiliyorsa, aynı şekilde bir kadın da şort giymiş bir erkekten tahrik olabilir o zaman değil mi? Eğer bu mantıkla gidersek tabii... Ne yapalım o zaman, erkekler de şort giymesin, göğsünün kıllarını göstermesin diyelim, olur mu?

Bir de şu var, sıkmabaş kadınlar ayaklarını açıkta bırakıyorlar genelde. Kadın ayağı da pek çok erkek için tahrik edici değil midir sizce? Öyleyse sıkmabaş olup sandalet giymenin mantığını nasıl açıklayacaklar acaba? Kuran’da bununla ilgili bilmediğimiz bir sure mi var yoksa?

Eğer bir araştırma yaparsanız görürsünüz ki, kemik erimesi (osteoporoz) teşhisi konmuş pek çok kadın var Türkiye’de... Ve bu kadınların ortak özelliği çoğunun sıkmabaş oluşu. Çünkü güneş ışınlarından yararlanamıyorlar ve erken yaşta (çoğunlukla 40’lı yaşlarda) kemik erimesi görülmeye başlıyor. Ayaklarını açıp, başlarını örten kadınları bekleyen kaçınılmaz son bu işte (oysa ki sağlık açısından tam tersini yapmak gerekiyor).”

Merkezi İsviçre’de bulunan Dünya Ekonomik Forumu, 58 ülkede kadın-erkek eşitliğini inceledi iki yıl önce...

Çıkan sonuçta Türkiye 57., Pakistan 56., Ürdün 55. oldu...

Acı ama gerçek bu!..

Türkiye’de kadın horlanıyor, eziliyor, kapatılıyor ve cinsel tacize uğruyor...

Türkiye’de kız çocukları okula gönderilmiyor, çocuk yaşta evlendiriliyor...

Çocuk yaşta evlendirilen kızlar Abdullah Bey’in eşi Hayrünnisa Hanım gibi “leydi” olamıyorlar!..

Cumhuriyet 06.09.2007

Kaynakça
Kitap: Soros'un Çocukları
Yazar: Hikmet Çetinkaya
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Bölücü Terör Örgütü CIA'nın Ajanı George Soros ve Onun Çocukları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir