Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mehmet Şimşek'in Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Burada Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Mehmet Şimşek'in Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 04:06

MEHMET ŞİMŞEK

1 Ocak 1967 Batman iline bağlı Erciş ilçesinin Arıca köyü doğumlu. Kürt asıllı. Erciş Lisesi mezunu. 20 Ocak 1990’da ABD uyruklu Annalise Granwald ile evlendi. Gramvald 1971 Winconsin doğumlu. Finans eğitimi almış. Chicago’da bir buçuk yıl kadar finansal analistlik yapmış.

Şimşek, Ankara Üniversitesi SBF İktisat Bölümü’nü 1983’te en yüksek ikinci ortalama ile bitirdi. Etibank bursuyla gittiği İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde Finans ve Ekonomi dalında master yaptı.
1993 yılında Türkiye’ye döndü. Etibank’ta işe başladı. Kısa süre sonra ABD Büyükelçiliği’nde Türkiye ekonomisi üzerine analiz yapılan bölümde, Ekonomi Danışmanlığı’na başladı. Bu göreve binlerce kişi arasından seçilmişti. 1997 yılına kadar çalıştı. Nisan 1997’de ABD’den oturma izni alarak New York’a yerleşti. UBS Bank’ın Hisse Senetleri Analiz kısmında çalıştı.

Buradan ayrılan Şimşek, İstanbul’a döndü ve 1998 başında Bender ve Deutsche Menkul Değerler Şirketi’nde iki yıl çalıştı.
2000 yılı başlarında Merrill Lynch’ten gelen teklifi kabul ederek Londra’ya yerleşti. Sorumluluk alanında Türkiye, Yunanistan, Mısır ve İsrail’i kapsayan Akdeniz Bölgesi bulunan ve buna 2001 yılı ortasından itibaren de Rusya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti eklenen uluslararası Merrill Lynch yatırım şirketinin makro analizler yapan bölümünde çalışmaya başladı.

2005’te Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanlığı’na getirildi.

Şimşek, AKP’nin kurulduğu günden itibaren, kendisi gibi Exeter Üniversitesi’nde master yapmış Abdullah Gül ve onun aracılığıyla Ali Babacan, Nazım Ekren, Şaban Dişli ile yakınlık sağladı. Şimşek, Tayyip Erdoğan’la ilk defa 2005’te Londra’daki bir Avrupa Birliği zirvesinde karşılaştı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce Gül, Babacan, Ekren ve Dişli; Şimşek’i milletvekili adayı olarak Erdoğan’a teklif etti. Gaziantep listesinde birinci sıradan aday gösterilen Şimşek, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde milletvekili seçildi. 29 Ağustos 2007’de Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan 60. Hükümet’te Hâzineden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirildi. 5 Eylül 2007 tarihli 60. Hükümet’in programı güvenoyu aldı. Yeni hükümette, “Milli Görüş” ağırlıklı milletvekilleriyle birlikte görev aldı.

9 Ağustos 2006 tarihinde onaylanan Bakanlar Kurulu Kararı’nda “403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 2383 Sayılı Kanunla Değişik 22. Maddesi Uyarınca İçişleri Bakanlığı’nın 26.07.2006 gün ve 2422 sayılı kararıyla Şimşek’in, Türk vatandaşlığını korumasına izin verildi ve aynı zamanda Birleşik Krallık vatandaşıdır” denildi.

Mehmet Şimşek’in Bakanlığı Kabul Edilemez

“2 Temmuz 2007 tarihinde onaylanan Bakanlar Kurulu Kararı’nda: “403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 2383 sayılı kanunla değişik 22. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı’nın 26. 06. 2007 gün ve 9985 sayılı kararıyla Annalise Şimşek’in Türk vatandaşlığını korumasına izin verildi ve aynı zamanda Birleşik Krallık vatandaşıdır” denildi. Böylece Annalise Şimşek, eşinden bir yıl sonra ve 22 Temmuz 2007 seçimlerinden 20 gün önce Türk vatandaşı yapıldı ve Amerikan, İngiliz ve Türk olmak üzere 3 ülke vatandaşlığına sahip oldu.

(...) Şimşek, Exeter Üniversitesi’ni bitirip 1993’te Ankara’ya döndükten kısa bir süre soma ABD Ankara Büyükelçiliği’nin Türkiye ekonomisi üzerine analizler yapılan Ekonomi Bölümü’nde danışman olarak çalışmaya başladı. Şimşek’i bu göreve getiren irade şüphesiz ki o zamanki ABD Ankara Büyükelçisi, Türkiye uzmanı deneyimli diplomat Marc Grossman’ın iradesiydi. Şimşek, büyükelçilikte 1993-1997 tarihleri arasında yaklaşık olarak 4 yıl süreyle görev yaptı.

Bu süreçte ABD Ankara Büyükelçisi olan Marc Grossman, kendisinden önceki Büyükelçi Morton Abramowitz’in müsteşarıydı ve Türkiye’yi çok iyi tanıyordu.

Her iki büyükelçi de bulundukları ülkeleri ABD’nin uydusu yapmak ve ABD’ye bağlı kadrolar devşirmekle ün yapmış diplomatlardı. İki büyükelçi de Türkiye’deki görevleri süresince siyasi partilerden, sivil kuruluşlardan, öğrenci gruplarından, işçi ve işveren sendikalarından, medyadan ve hükümetten kadroları değiştirmiş ve dönüştürmüştür.

Marc Grossman’ın büyükelçiliği döneminde, Büyükelçilik, İstanbul Başkonsolosluğu ve Adana Konsolosluğu’nun Ekonomik, Politik ve Askeri Bölümleri içinde gizlenmiş olan CIA ve Savunma Koordinasyon Bölümleri, çok deneyimli ajanlara sahipti ve de çok yoğun faaliyet içindeydiler.

Bu dönemin çekirdek kadrolarını oluşturan isimler yıllar itibarıyla şöyleydi:

1994 Sonbaharı ABD Ankara Büyükelçiliği:

Marc Grossman; Büyükelçi

Joan E. Bebick; Büyükelçi Sekreteri

John L. Brady; Politik Bölüm Başkanı, gerçekte CIA İstasyon Şefi, göreve 1993’te başladı

Richard K. McKee; Politik Bölüm

C. Eugene Dorris; Ekonomi Bölümü

Tümgeneral John Welde; Savunma Koordinasyon Merkezi Başkanı

ABD İstanbul Başkonsolosluğu:

Jerrold Mark Dion; Başkonsolos, gerçekte CIA İstasyon Şefi

James B. Bond; Politik Bölüm

Oscar W. Clyatt Jr.; Ekonomi Bölümü

James K. Konnell; Politik-Askeri Bölüm

ABD Adana Konsolosluğu:

Elizabeth Shelton; Konsolos

Olaf North Otto III; Politik-Ekonomik Bölüm, gerçekte CIA İstasyon Şefi

1995 Yılı ABD Ankara Büyükelçiliği:

Marc Grossman; Büyükelçi

Hülya Kilgore; Büyükelçi Sekreteri

Richard K. McKee; Politik Bölüm

C. Eugene Dorris; Ekonomi Bölümü

James L. Clunan; Politik-Askeri Bölüm

John L. Brady; Politik Bölüm Başkanı, gerçekte CIA İstasyon Şefi

Tümgeneral John Welde; Savunma Koordinasyon Merkezi Başkanı

ABD İstanbul Başkonsolosluğu:

Jerrold Mark Dion; Başkonsolos, gerçekte CIA İstasyon Şefi

James B. Bond; Politik Bölüm

Oscar W. Clyatt Jr.; Ekonomi Bölümü

ABD Adana Konsolosluğu:

Elizabeth Shelton; Konsolos

Olaf North Otto III; Politik-Ekonomik Bölüm, gerçekte CIA İstasyon Şefi

1996 Yılı ABD Ankara Büyükelçiliği:

Marc Grossman; Büyükelçi

Hülya Kilgore; Büyükelçi Sekreteri

Richard K. McKee; Politik Bölüm

C. Eugene Dorris; Ekonomi Bölümü

John L. Brady; Politik Bölüm Başkanı, gerçekte CIA İstasyon Şefi

Tümgeneral John Welde; Savunma Koordinasyon Merkezi Başkanı

ABD İstanbul Başkonsolosluğu:

Jerrold Mark Dion; Başkonsolos, gerçekte CIA İstasyon Şefi

Stephen C. Kimmel; Politik Bölüm

ABD Adana Konsolosluğu:

Elizabeth Shelton; Konsolos

Joseph S. Pennington; Politik-Ekonomik Bölüm

Olaf North Otto III; Politik-Ekonomik Bölüm, gerçekte CIA İstasyon Şefi

Marc Grossman dönemi, Birinci Körfez Savaşı’yla Saddam Hüseyin’in gücünün yıkıma uğratıldığı; Kuzey Irak’ta Saddam’ın gücünün sıfırlandığı; ABD’nin Barzani-Talabani güçleri ve CIA peşmergeleriyle Saddam ’ı devirme planlarını devreye soktuğu; İncirlik Üssü’nden kuzeyden Keşif Gücü uçaklarının Kuzey Irak’a silah, cephane, ilaç ve gıda maddeleri attığı; Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ABD’ce tertiplenen suikastla öldürüldüğü; ekonominin çökmekte olduğu ve 1995 devalüasyon programlarının gündeme girdiği,

Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı, Necmettin Erbakan’ın Refahyol iktidarının Başbakanı, Tansu Çiller’in Dışişleri Bakam ve Abdullah Gül’ün Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olduğu çok kritik bir dönemdir.

Böylesine önemli bir döneme rastlayan 1996 yılında, CIA Kuzey Irak İstasyon Şefi Robert (Bob) Baer, Erbil’e giren Saddam Hüseyin birliklerine saldırmak ve Saddam’a muhalif askeri birliklerle, eşgüdümlü bir darbe ile Saddam’ı devirmek amacıyla örgütlediği CIA peşmergelerinin eyleme geçişlerini son anda durdurmak zorunda kalmıştır. 2500’e yakın CIA peşmergesi, Türkiye üzerinden önce Pasifik’teki Guam Adası’na, sonra da ABD’ye tahliye edilmeye başlanmıştır. Daha sonra, 1996 sonu ve 1997’de bunların Türkiye üzerinden tekrar Kuzey Irak’a sokulması gündeme gelmiştir.

İşte böylesine kritik bir süreçte ABD Ankara Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü’nde görev yapmakta olan Şimşek’e, Büyükelçilik kadrosundaki gizli görevi CIA İstasyon Şefliği olan John L. Brady, Türkiye üzerinden Guam Adası’na tahliye edilecek CIA peşmergeleri ile ilgili olarak yapılan çok gizli görüşmelerde tercümanlık yapma görevi vermiştir.

(...) Şimşek, 2 Temmuz 2007 tarihli Radikal gazetesindeki söyleşisinde Merrill Lynch’e ve kendi misyonuna yönelik şu açıklamaları yapmıştır:

‘Benim AKP’den önceki hükümetle de diyalogum vardı. Yedi yıldır çalıştığım Merrill Lynch, Türkiye’nin milli gelirinin 4 katı (1,6 trilyon dolar) büyüklüğünde portföyü olan uluslararası bir kuruluş. Ben Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Ekonomik Araştırmalar Bölümü Başkanı’ydım.’

Güngör Uras, 16 Temmuz 2007 tarihli Milliyet gazetesinde Merrill Lynch ve Şimşek’in görevleri hakkında şunları yazmıştır:

‘Bizim piyasaların ipi Londra’daki bankerlerin elinde. Şimdi ipi o kadar sağlam ele geçirmiş dürümdalar ki 2. Kemal Derviş olarak anılan Mehmet Şimşek’i ekonomi yönetiminin başına gönderdiler. O Londra bankerleri ki küresel sermaye hareketinin bir bölümüne yön veriyorlar.’

Londra Bankerleriyle AKP Arasında Köprü Olacak

Uras, Londra bankerlerinin Türk piyasasındaki spekülasyonları ve manipülasyonlarını da yürüten gençlerden birinin Şimşek hakkındaki yorumunu da şöyle aktarıyor:


‘O arkadaşımız Londra bankerleriyle, daha doğrusu küresel piyasalarla AKP arasında köprü olacak. Türk ekonomisinin gelişmesi, iktidarda kim olursa olsun uluslararası piyasalarla iyi ilişkiler içinde olmasına bağlıdır. İşte bu nedenle, o çevrelerin söylediklerini AKP iktidarına ‘iyi tercüme edecek’, o çevrelerden gelen bir gencin yararı küçümsenemez. ’

Uras; Londra bankerlerinin yetiştirdiği Şimşek’in yol arkadaşı olan bu gencin ‘piyasaların AKP’yi desteklediğini, AB ülkelerinin seçimler öncesinde eleştiriyi kestiğini, ABD yönetiminin de AKP iktidarına açıkça destek verdiğini’ söylüyor. Uras’a göre ‘Batı dünyası, Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasını, Kemalizm’in, ulusalcılığın ve de ordunun önlediğine inanmış durumda. Alınmayalım, gücenmeyelim, kızmayalım ama gerçeği bilelim. Yabancılar için ulusalcılık Türklerin kurtulması gereken bir hastalık ve de yabancılar inanıyor ki Türkleri ulusalcılıktan kurtaracak ilaç AKP’dir. Eğer AKP gücünü kaybederse, Türkiye’de milliyetçilik, ulusalcılık ve hatta faşizm güçlenecek. Ordu her konuda öne çıkacak. Türkiye, bölgesinde sorunlu bir ülke olacak. Yabancılar bunu istemiyor. AKP’yi kurtaracak olan yabancı sermayedir. Dışarıdan döviz gelince dolar ucuzlar, borsa şahlanır, faiz düşer, piyasaların çalışması AKP’nin oyunu arttırır.’

Merrill Lynch, Çalık Holding’e Euro Bond ihracı ve danışmanlığını yapmak üzere 2007’de, dünyadaki 38. ofisini Türkiye’de açmış ve Çalık Holding’e uzun vadeli krediler vermiştir. AKP hükümetinin devamı için Türkiye’ye sıcak para sokan Merrill Lynch, parayı Arap sermayesini yöneten fonlar aracılığıyla Türkiye’ye göndermektedir.

3 Haziran 2007 tarihli Akşam gazetesinde, Serdar Akinan ‘Karanlık Savaşta Taraf Olmak’ başlıklı yazısının bir bölümünde sıcak para ve varlık ihaleleri ile ilgili şu açıklamaları yapmıştır:

‘Londra borsasında bir manipülasyon yapılıyor ve bir günde 10 milyar dolar bu ülkeden çıkıyorsa ve bu operasyonun ardında T.C. kimliği taşıyan biri varsa... Bu isim yakında bu ülkenin yönetim kadrolarından birine adaysa...

Türkiye’de bir milyar dolar üzerindeki belli ihaleler, piyasa değerinin yüzde 30 altında birilerine peşkeş çekiliyorsa ve bu şahıslar T.C. kimliği taşıyorsa...

Bu ülkede bir medya grubu el değiştiriyor ve karar mekanizmalarında çalışanların şahsında veya birinci derece akrabalarında tek bir etnik köken şartı aranıyorsa ve tüm bu operasyonun asıl sahibi T.C. kimliği taşıyorsa...

Ülkenin en etkili isimlerinden birini gelişmelerden haberdar edip ona pozisyon aldıran ekip de T.C. kimliği taşıyorsa...

O kolektif; karanlık savaşta taraftır.

Siyaset aygıtında kilit dişliyi aldığını sanan o kolektif direniyor. Ama beyhude... Ordu 12 Nisan’da aslında savaş ilan etti. 27 Nisan’da ve önceki gün yapılan konuşmanın satır aralarında bu ilanın nedenlerini bulmak pekâlâ mümkün. Bu savaş konvansiyonel bir üslup içinde olmayacak zira karşı taraf bu metodu terk etti...’

Yatırım uzmanı Murathan Uğur, 2 Eylül 2007 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanan Ruhsar Şenoğlu röportajında, Merrill Lynch’in para akışları hakkında şunları söylüyor:

‘Hükümeti destekleyen dış odaklar tarafından destekleniyor borsa. Krizin ertelenmesi ve hükümetin devamı için sıcak para sokuluyor ülkemize. Paralar Londra merkezli, Arap sermayesini yöneten fonlar tarafından Türkiye’ye sokuluyor. Şimdi o para akışını sağlayan kişi, Türkiye’nin bütün ekonomi politikalarının oluşturulduğu merkezi yönetecek. 2002-2007 döneminde sıcak para akışı bu kişiler tarafından yönlendirildi. Bu yönlendirmenin Londra menşeli olan bölümü hem siyasi destek oldu hem de şu anda Türkiye’den çok ciddi şekilde nemalanıyor. Nemalanmanın ötesinde kendi görüşünü değerlendirecek, kendi parasım yönlendirecek kişiyi de Ekonomi Bakanı olarak Türkiye’ye empoze edecek noktaya gelmiş bulunuyor.’

Sabahattin Önkibar, 27 Eylül 2007 tarihli Yeniçağ gazetesinde Sabah-ATV ihalesi ile ilgili olarak şunların altını çiziyor:

‘Zapsu ve Bağış gibi Erdoğan’ın en yakım olan iki isimle bu denli iç içe olan Murdoch, önceki gün New York’ta açıkladığına göre Sabah-ATV’ye talipmiş. İlginçtir yine dün öğrendiğime göre Murdoch’a partnerlik edecek yerli konsorsiyum da şekillenmiş. Konsorsiyum; Ramsey, Çalık, Atasay, Taşyapı ve Rixos gibi Tayyip Bey’e çok yakın gruplardan oluşuyormuş.

Dinlediğime göre ihale sonrasında Sabah gurubunun reklam, pazarlama ve dışişleri boyutu Murdoch’a, yayını ise konsorsiyuma ya da onların atayacağı yayın müdürüne bırakılacakmış. Gelelim ihalede şans tanınan ikinci ayağa? Bu konsorsiyumun başında da ünlü İngiliz finans devi Merrill Lynch var.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu burada çalışıyor. Merrill Lynch yetkilileri bu ihale için Cumhurbaşkanı Gül’ün yalanlamadığı iddiaya göre Çankaya Köşkü’nde ağırlanmıştır ve de destek sözü almışlar. İngiliz finans devinin de yerli partner olarak yine Cumhurbaşkanı Gül’e yakın olan gruplarla teması varmış.

Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan, Sabah-ATV ihalesi öncesinde endirekt olarak abartısız çekişiyorlar. Ne dersiniz, bu güç savaşında kim galip gelir? Benim favorim Erdoğan’dır. TGRT’nin Fox TV’ye satılış operasyonu ortadadır. Tayyip Bey bu işlerde daha deneyimli görünüyor.’

İşte böylesine boyutlu bir sıcak para transferi ve ekonomik varlıkların manipülatif ihalelerle elden çıkarılmasını gerçekleştiren uluslararası dev yatırım tekeli Merrill Lynch’te kilit bir misyon için görevlendirilmiş olan Mehmet Şimşek şimdi de Türkiye’nin temel ekonomik politikalarını oluşturan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirilmiştir. Bugün 100 milyar dolara yakın olan sıcak para ile ekonomiyi devralmış olan Şimşek’in bu politikaya devam ederek bunu daha da arttıracağı,
böylece AKP’yi ayakta tutarak Türkiye’yi uluslararası dev tekellerin uydusu yapmaya çalışacağı çok açıktır.

(...) ABD uluslararası sermayesinin iktidarı olan AKP’nin içine yerleştirilmiş ve misyon verilmiş bir “şimşek” olan Mehmet Şimşek’in bu görevden bir saniye bile geçirilmeden uzaklaştırılması gerekmektedir.”

Türkiye Açık Bir Toplum Oluyor

“Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, New York’ta Mart 2008 ortalarında yapılan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEÎK) Konferansı’nda şöyle konuştu:


‘Nereye bakarsanız bakın, Türkiye gittikçe daha açık bir toplum oluyor. Böylesine açık bir toplum için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru adil değil. Evet, ortada bir savaş var. Bu doğru. Türkiye’de bir güçler kavgası var. Küreselleşmeyi anlayanlar ve buna hazırlananlar ile milliyetçiler arasında. Yani dar anlamda küreselciler ile milliyetçiler kavgası. Olan durumu ve bürokratik rejimi korumak isteyenler, en temel insan haklarım öne çıkaranlara karşı çıkıyor. Ve sanıyorum bu mücadele sürecek.’”

“İngiliz Vatandaşlığım Yasal Bir Hak”

“Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, eski AKP milletvekili Turhan Çömez’in ‘CIA’nın yeminli tercümanlığını yaptığı’ iddiasını DSP İstanbul Milletvekili Haşan Macit’in soru önergesine verdiği yanıtta yalanladı.

Bakan Şimşek, DSP’li Macit’in ‘CIA’nın yeminli tercümanlığını yaptığı’ iddialarını anımsatarak, bunun doğru olup olmadığını sorduğu soru önergesine yanıt verdi. Şimşek verdiği yanıtta, ‘Yabancı bir istihbarat örgülünün yeminli tercümanlığını yaptığıma ilişkin iddia asılsızdır dedi. Macit’in, iddiaları ortaya atan Turhan Çömez hakkında yargıya başvurup başvurmayacağı sorusunu ise Şimşek yanıtsız bıraktı.

Macit’in, Mehmet Şimşek’in İngiliz vatandaşı olduğunun ortaya çıktığını belirterek, ‘İngiliz vatandaşlığına kabul edildiğinizde etmiş olduğunuz yeminle, İngiltere’nin çıkarlarını savunmak ve korumak üzere vermiş olduğunuz söz nedeniyle, halen sürdürmüş olduğunuz Devlet Bakanlığı görevi kapsamında Türkiye ve İngiltere’nin çıkarlarının çatışması durumunda nasıl bir tavır takınmanız gerektiğine inanmaktasınız?

Türkiye ve İngiltere’nin çıkarlarının çatışması durumunda karar verici konumda biri olarak alacağınız her karar kamuoyu nezdinde ‘sorgulanması gereken’ nitelikte olmayacak mıdır?’ şeklindeki sorusuna, Şimşek şu yanıtı verdi:

‘Türk vatandaşlarının çifte vatandaşlık hakları, hukuk sistemimizde ve uluslararası sözleşmelerde yer alan bir haktır. Türk vatandaşlığım yanında, 26.07.2006 tarih ve 2422 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla verilen izin ile gerekli yasal prosedürleri yerine getirerek çifte vatandaşlık hakkı aldığım doğrudur. Bu durum, kamuoyundan gizlenen hukuk dışı bir işlem olmayıp, milletvekilliği seçimleri öncesinde kamuoyunun bilgisine yansımış bir husustur.

Üstlendiğim Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanlığı görevimi, ‘Türkiye’nin menfaatleri her şeyin üzerindedir’ anlayışıyla ve milletvekili olarak yaptığım yemin çerçevesinde, bir Türkiye sevdalısı olarak en iyi şekilde icra etmeye çalışmaktayım. Kutsal bir vazife kabul ettiğim bu görevimi yaparken, ülkemin menfaatleri yönünde mi yoksa başka bir ülkenin menfaatleri yönünde mi tercih yapacağım hususu mevzuubahis dahi edilemez. Benim için ülkemin menfaatleri her şeyden önce gelir ve her zaman her şeyin üzerinde olacaktır.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKAPERESTLER
Yazar: EROL BİLBİLİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir