Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Prof. Dr. Vamik Volkan'ın Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Burada Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Prof. Dr. Vamik Volkan'ın Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 04:29

PROF. DR. VAMİK D. VOLKAN

Kıbrıs, Lefkoşa 1930 doğumlu, ABD’de yaşıyor, ABD vatandaşı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Emeritus Profesör. Virginia Üniversitesi Zihni ve İnsan Etkileşim Araştırmalar Merkezi (Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi kurucusu ve başkanı). Beyaz Saray Siyaset Psikolojisi eski Danışmanı. Amerikan Psikiyatri Demeği Psikiyatri ve Dışişleri Komitesi Üyesi. Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konuk Hukuk Profesörü. Telaviv, İzak Rabin İsrail Çalışmaları Merkezi Onursal Rabin Öğretim Üyesi. Viyana Üniversitesi Konuk Siyasal Bilimler Profesörü. Viyana Sigmund Freud Vakfı Konuk Freud Bilim Adamı. Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi), Ege Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Misafir Öğretim Görevlisi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikoterapi Fahri Doktoru.

Ölümsüz Atatürk, Türkler ve Yunanlılar, Kanbağı, Kimlik Adına Öldürme gibi 40 kadar kitabın yazarı.

Prof. Dr. Volkan, Virginia Üniversitesi’nde 45 yıl çalıştı. Psikopolitik konusunda yoğun araştırmalar yaptı. Dünyanın birçok problemli yerinde barış için yaptığı çalışmalar nedeniyle 2005, 2006 ve 2007’de Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. 20 Eylül 2007 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi’nin davetlisi olarak İstanbul’a geldi. İstanbul’da 3 ay kalacaktı. Kürt gruplarını bir araya getirerek bir diyalog süreci başlatacaktı.

Volkan’ın ‘Ölümsüz Atatürk’ Adlı Kitabı

“Bu çalışmada önce Prof. Dr. Vamık D. Volkan’ın Ölümsüz Atatürk adlı kitabı; ardından Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki çalışmaları ve son olarak da Volkan’ın uluslararası çatışmalarla ilgili faaliyetleri değerlendirilecek.

I. Volkan’ın ‘Ölümsüz Atatürk’ Adlı Kitabı

Prof. Dr. Volkan’ın Atatürk’ün dünya çapında, tarihi bir lider oluşunun nedenlerini, hayatındaki psikolojik evreleri inceleyerek kaleme aldığı ve Türkiye’de basımı yapılan, Ölümsüz Atatürk adlı bir kitabı vardır. Volkan, bu kitabıyla seçilmiş travmalar, seçilmiş zaferler ve çözülmemiş yaslar arasındaki ilişkileri politik psikolojik nedenlere bağlayarak açıklayan bir teori geliştirmiştir.

Ölümsüz Atatürk kitabı Prof. Dr. Volkan’ın İstanbul ziyareti ile medyada da gündeme getirilmiştir. Ne var ki konuyu gündeme getirenlerden hiçbiri kitabın Türkçe baskısında bazı bölüm ve ibarelerin sansür edildiğinin farkında olmamışlardır.

Bu nedenle kitapla ilgili görüşlerimizi belirtirken kitabın İngilizce aslı dikkate alınacaktır.

Kitabın İngilizce Baskısı: The Immortal Atatürk: A Psycho Biography (Paperback Edition) Vamık D. Volkan Norman Itzkowitz. The University Of Chicago Press, August 1984, 374 sayfa. Ön kapakta, kitabın 192. sayfasında yer alan Atatürk’ün Kocatepe’deki tarihi resmi yer alıyor.

Kitabın Türkçe Baskısı: Ölümsüz Atatürk: Vamık D. Volkan-Norman Itzkowitz, tercüme eden belli değil, Bağlam Yayınlan, 2. Basım Ekim 2005, 480 sayfa, ön kapakta, sivil giyimli elinde şapkalı bir Atatürk fotoğrafı yer alıyor.

Kitabın Türkçe Baskısında Sansürlenen Bölümler * İngilizce baskısının Contents bölümünde yer alan List Of Illustrations, Acknowledgements, Turkish Names bölümleri Türkçe baskısında yer almamıştır.

* Introduction Bölümü Türkçe baskısında yer almamıştır. I. Bölümü olan Atatürk’s Ottoman Background in Perspective (Tarihsel Perspektif İçinde Atatürk’ün Osmanlı Arka Planı).

Bölüm numarasız, 2. bölüm ise I. bölüm olarak yer almıştır. Böylece İngilizce Baskısı 30 bölümden oluşurken Türkçe baskısı 29 bölümden oluşmuştur.

* Kitabın İngilizce Baskısının Acknovvledgements Bölümü Türkçe Baskıda Yer Almamıştır: Bu bölümde; Dr. Vamık Volkan’ın 1974/1975 Akademik Yılında Virginia Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi İşbirliği ile Atatürk hakkında ortak bir çalışma yürütmek amacıyla Ankara’ya geldiği, çalışmaların Lucius N. Littauer Vakfı Başkanı Harry Starr, Frederick Scott Jr. ve Susan Scott tarafından sağlanan parasal destekle yürütüldüğü açıklanmıştır. Atatürk’ün katıldığı savaşlar, aşkları ve özel hayatının diğer unsurları ile ilgili olarak Atatürk’le birlikte olmuş veya çok önemli olaylara tanıklık etmiş kişilerle Volkan ve Prof. Dr. Norman Itzkowitz’in gerçekleştirdiği görüşmelerin ve topladıkları verilerin 1975 yazında Virginia Üniversitesi’nde gözden geçirildiği yazılmıştır. Açıklamalar Bölümü’nün özeti budur. Kitabın kim için ve kimler tarafından hazırlandığının anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.

* Kitabın İngilizce Baskısının Introduction Bölümü Kitabın Türkçe Baskısında Yer Almamıştır: Bu bölümde Dr. Vamık Volkan; Mayıs 1975’te, tarihçiler, sosyologlar, antropologlar, psikologlar, psikiyatristler, psikanalistler, dilbilimcilerden oluşan saygın bir grup bilim adamının Princeton Üniversitesi’nde bir araya geldiklerini ve Ortadoğu ülkelerinin karşılaştıkları sorunların psikolojik boyutları üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını yazmıştır. Arap Ülkeleri, İsrail, İran, Ermenistan ve Türkiye’nin karşılaştıkları sorunların petrol zengini şeyhler, devrimciler, askeri fırsatçılar, yabancı düşmanı dinci fundamentalistler ve özgürlük savaşçılarından kaynaklandığı, sorunların çözümünde psikolojik boyutların önemli rol oynadığı vurgulanmıştır. Princeton Konferansı’nda bir psikanalist olarak Dr. Vamık Volkan ve bir tarihçi olarak Dr. Norman Itzkowitz ilk defa Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir psikobiyografı kitabı yazılması gerekliliğini gündeme getirmiştir. Önerinin kabulü ile Dr. Vamık Volkan 1974-1975 akademik yılında Ankara Üniversitesi’nde çalışmaya başlamıştır. Bölümün özeti budur. Dönem Filistin-İsrail-Arap anlaşmazlıklarının zirveye tırmandığı, 1. Petrol Krizi’nin başladığı, ABD’nin bölgedeki hayati çıkarlarının büyük tehditlerle karşı karşıya bulunduğu ve Türkiye’nin, ABD için stratejik öneminin daha da arttığı bir dönemdir. Sorunların çözümüne yeni boyutlar getirecek ve psikolojik boyutu öne çıkaracak bu tür kapsamlı bir çalışmanın ABD çıkarları açısından önemi ortadadır. O nedenle ABD, Volkan-Itzkowitz’e bu kitabın yazılmasını önermiştir. Tüm giderlerini finanse etmiştir. Kitabın Türkçe Baskısında yukarıdaki bölümler yer almadığından kitabın sadece bir psikobiyografi olmadığı, esas itibarıyla ABD’nin küresel sorunlarına çözümler üretmek amacıyla hazırlatılan ve finanse edilen bir kitap olduğu anlaşılmayacaktır.

Prof. Dr. Volkan, kitabın Türkçe baskısının sunuş bölümünde, bir halkın özellikle kaotik zamanlarda görkemli onarıcı liderlere ne kadar ihtiyaç duyduğunu, böyle bir liderin ortaya çıkmasında rol alan insani unsurların araştırılmasının gerekliliğini anladıklarını, bunları araştırırken Nutuk'tan da yararlandıklarını ifade etmektedir. Her ne kadar kitabın 367. sayfasında ‘Nutuk bir tarihi belge ve muhteşem bir meşrulaştırma örneği olarak okunabileceği gibi aynı zamanda Mustafa Kemal’in bilinçaltının iç yüzünü ortaya koyar’ denilmekte ise de Nutuk’ta anlatılan ve Milli Mücadele’nin üç temel dinamiğini oluşturan, ‘Antiemperyalistçi’, ‘Tam Bağımsızlıkçı’ ve ‘Milliyetçilikçi’ esinden hiç söz edilmemektedir. Ölümsüz Atatürk adlı kitapta bunlardan söz edilmemesi Mustafa Kemal’in bilinçaltında bunların yeri olmadığını ortaya koymaktadır. En azından bunların önemli ölçüde etkili olmadığının itirafıdır. Halbuki Mustafa Kemal Atatürk ‘Önce Meclis’ diyerek TBMM’nin kurulmasını sağlamış ve TBMM reisi olarak, mazlum milletlere örnek olan bağımsızlık savaşını buradan yürütmüştür.

Kitabın Türkçe Baskısının Metninde Sansürlenen Kısımlar:

1. Türkçe baskısının 430. sayfasının üstten 3. satırından sonrası sansürlenmiştir. Sansürlenen satırlar İngilizce baskısının 332. sayfasının alttan 3. satırıyla 333. sayfasının üstten 4. satırıdır.

Sansürlenen satırlar şunlardır: ‘it is said that although he continued to prowl after women, his encounters with those who eonsented to be alone with him were more often no more than a ceremony in which he bathed them and then fell asleep. The women would be left to find their own way out of the palace, sometimes with the help of the staff. A connection may be seen between his bathing ritual and his passion for ‘cleansing’ the country/women of ‘badness’.’

Bunun Türkçeye çevirisi şudur:

‘Kadınların arkasından koşmaya devam ettiği söylense de kendisiyle baş başa kalmak isteyenlerle olan görüşmeleri, çoğu kez onları yıkayıp daha sonra uyuya kaldığı seremonilerden başka bir şey değildi. Kadınlar kendi başlarına yollarını bulurdu, bazen de hizmetlilerin yardımıyla saraydan ayrılırlardı. Bu banyo ritüeli ve ülkeyi/kadınları kötülükten temizleme tutkusu arasında bir bağ kurulabilir. ’

2. İngilizce baskısının 29. bölümünün 333. sayfasının üstten 17-20. satırları Türkçe baskısının 28. bölümünün 430. sayfasının üstten 18. satırından sonraki satırından itibaren yer alması gerekirken yer almamış, sansürlenmiştir.

Sansürlenen satırlar şöyledir: ‘There was another complication in their relationship that had some effect on events. It is known that Atatürk had a number of romantic liaisons affer Afet’s departure for Geneva. One of his amorswas a mistress of îsmet’s brother.’

Bunun Türkçeye çevirişi şudur: ‘İlişkileri açısından olaylara etkisi olan bir komplikasyon daha vardı. Atatürk’ün, Afet’in, Cenevre’ye gitmesinden sonra birkaç romantik ilişkisi olduğu bilinmektedir. Sevgililerinden biri, İsmet’in erkek kardeşinin metresi idi.’

3. Kitabın İngilizce baskısının aşağıdaki satırlarında Atatürk narsist olarak tanımlanmaktadır. Türkçe baskısının tamamında

‘Narsist’ aşırı kendini beğenmişlik anlamına geldiği için olsa gerek onun yerine ‘görkemli kişilik’ deyimiyle tanımlanmıştır.

Sansürlenen satırlar şöyledir: 168. sayfa üstten 18. satır Narcissistic; 195. sayfa alttan 1. satır Narcissistic; 205. sayfa üstten 17. satır Narcissistic; 235. sayfa alttan 8. satır Narcissistic; 254. sayfa üstten 3. satır Narcissistic; 264. sayfa üstten 1. satır Narcissistic; 274. sayfa üstten 8. ve 15. satır Narcissistic; 309. sayfa alttan 10. satır Narcissistic; 314. sayfa alttan 19. satır narcissistic; 331. sayfa üstten 1. satır Narcissistic; 358. sayfa üstten 17. ve 20. satır Narcissistic; 168. sayfa üstten 16. satır, Narcisism; 295. sayfa alttan 1. satır, Narcisism.

II. Volkan’ın Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki Çalışmaları

Prof. Dr. Volkan, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörlüğü’nün daveti üzerine yeni kurulan psikoloji bölümünde politik psikoloji dersleri, kimlik adına çatışma ve adam öldürme konusunda seminerler vermek ve psikoloji bölümü öğrencilerinin seçimi için mülakat heyeti başkanlığı yapmak üzere 20 Eylül 2007 tarihinde İstanbul’a gelmiştir.

Kendisine üniversitede bir ikametgâh ve çalışma ofisi tahsis edilmiştir. Volkan, Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Vakfı, Danışma Kurulu üyeliğine getirilmiştir. Prof. Dr. Volkan bazı televizyon ve gazetelere yerdiği röportajlarda, ‘Türkiye’deki Kürt gruplarını bir araya getireceğini, diyaloglar dizisiyle yaşanan sorunlara çözüm arayacağını’ açıklamıştır.

Uzun süre Amerika’da yaşadığı ve üstelik çok hızlı tempo ile çalıştığı için Türk toplumundaki gelişmeleri, Başbakan Erdoğan’ın icraat ve düşünce sistemini, hükümet politikalarını ve Türk halkının yaşadığı sorunları izlemediğini, bu nedenle araştırma ve görüşmelerde bulunabilmek için Türkiye’de 3 ay kadar kalacağını söylemiştir.

Bu açıklamalar, Prof. Dr. Volkan’ın gelişinin temel amacının bu çalışmayı gerçekleştirmek için 2002’de faaliyetine son verdiği Virginia Üniversıtesı’ndeki Zihni ve İnsan Etkileşim Araştırma Merkezi’ni Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sürdürebilir Barış Merkezi’ni (SBM) adıyla faaliyete geçirmek olduğunu gösteriyor.

Çalışmalar, Bahçeşehir Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Süheyl Batum ile George Washington Üniversitesi Rektörlüğü arasında Haziran 2006’da yapılan anlaşmaya dayanıyor. Anlaşma Bahçeşehir Üniversitesi’ne Amerika Araştırmaları Programı açılmasını öngörüyor. Anlaşmanın ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde Global Liderlik Forumu toplantısına katılmak üzere Marc Parris, Marc Grossman, Morton Abramowitz ve Alan Makovsky İstanbul’a gelmiştir.

Toplantıya eski Rektör Prof. Dr. Süheyl Batum, Prof. Dr. Hasan Köni, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Nilüfer Narh ve Dr. Burak Küntay katılmıştır. Toplantıyı düzenleyen Amerikan heyet ise TÜSİAD ile Brookings Enstitüsü arasında Türkiye 2007 Projesi’ni imzalayan heyettir. Brookings Enstitüsü, ABD hükümetleri adına uluslararası sorunlara yönelik stratejiler hazırlamakla ünlü, bütçesi Dışişleri, Savunma bakanlıkları ve CIA’ca fonlanan bir enstitüdür.

ABD Senatosu’nda, Irak’ın üçe bölünmesi kararının kabul edildiği, Kuzey Irak’ta kukla Kürt Devleti’nin kurulmakta olduğu, Kerkük’te referandumun gündemde olduğu, PKK teröristlerine karşı bir sınır ötesi harekâtının an meselesi olduğu, DTP’nin TBMM’ye girdiği ve İran’a saldırının gündeme düştüğü çok kritik bir dönemde Prof. Dr. Volkan’ın, ABD tarafından Türkiye’ye bu misyonla gönderilmesi son derece dikkat çekicidir.

Prof. Dr. Volkan, her ne kadar Kürtlerle ilgili konulara yabancı kaldım diyorsa da; Bağlam Yayınları tarafından 1999’da basımı yapılan Kan bağı adlı kitabının II. bölümünde Abdullah Öcalan üzerine bir psikobiyografık inceleme yapmıştır.

Bu incelemeden sonra Everest Yayınları’nca basılan Kimlik Adına Öldürmek adlı kitabına koyduğu dipnotta şunları yazmıştır:

‘Türkiye’de 1978'de bir grup Kürt, Öcalan’ın liderliğinde kendilerine PKK (Kürt İşçi Partisi) adını verdiler ve 1984’te bir terör seferberliği başlattılar ki bu on binlerce insanın ölümüyle sonuçlandı. Bu terör eylemleriyle halk Türkiye’de vatandaşlar arasındaki etnik farklılıkları daha açık görmeye başladı. 2005 yılından itibaren Türkiye’deki televizyon kanalları ulusal kimlik ve politikayla ilgili sorunları ele alan televizyon kanalları bir sürü diziyle halkın zihnini meşgul eder oldu. Bu programlarda bir zamanlar en çok izlenen saatler için fazla hassas sayılan ciddi ulusal meseleler ele alınıyordu. Türk-Yunan ilişkileri, mezhep gerginlikleri, İslam’ın yükselişi, Kürt meselesi ve 1970’lerin sağ-sol savaşları gibi.’

Prof. Dr. Volkan, 1999’daki Öcalan psikobiyografık incelemesinden sekiz yıl sonra, ABD’ce böylesine boyutlu bir göreve soyundurulmuş oluyor. Tabii ki daha önce soyundurulduğu görevlerde yaptığı gibi, ABD emperyalizmi ile kan bağı bulunan Brookings Enstitüsü, eski ABD Başkanı Jimmy Carter’in başkanlığını yaptığı ve Volkan’ın da üyesi olduğu Carter Uluslararası Müzakereler Ağı, eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve beş ABD başkanına ulusal güvenlik danışmanlığı yapmış, bir barış sürecinde birlikte yer aldığı yakın arkadaşı Harold Sounder’in yönetim kurulu üyesi olduğu Charles F. Kettering Vakfı, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin (CSIS) önleyici diplomasi bölümünün başkanlığını yapmış ve bu konularda yıllarca beraber çalışma yürütmüş olan diplomat arkadaşı Joseph Montville’nin mensup olduğu Birleşik Devletler Barış Enstitüsü (USIP), Pew Yardım Vakfı VB ve Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi ile anlaşmalar imzalayarak yola çıkıyor.

Prof. Dr. Volkan, uluslararası çatışmalara barışçıl çözümler oluşturmak adına soyundurulduğu görevlerden başarı elde edememiştir.

Bunun nedeni, çalışmaları ABD emperyalizminin özendirmesi, yönlendirmesi, deneyimlerden kuramsal kavramlar psikolojik propaganda/psikolojik savaş alanında kullanmak istemesidir.

III. Volkan’ın Uluslararası Çatışmaların Çözümüne Yönelik Çalışmaları

A. Volkan 'ın Kuramsal Kavramları


Volkan’ın kurucusu olduğu ve başkanlığım yaptığı Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi, çatışan geniş grupların psikopolitik ve psikososyal yönlerini yakından tanımaya, sorunlu diğer birçok bölgeye psikolojik bir mercekten bakmaya çalışıyor. Bu amaçla psikanalistler, uzun süreçler boyunca tarihçiler, politik bilimciler, diplomatlar ve diğerleriyle yerleşik bir ekip oluşturarak dünyanın sorunlu bölgelerinde bizzat bulunarak çalışılıyor.

Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi, çeşitli disiplinlerden oluşturduğu uzmanlarla disiplinlerarası çalışmalar yürütürken ABD merkezli vakıf ve enstitülerle de ortak hareket ediyor ve finansman sağlıyor. Prof. Dr. Volkan, yıllar süren çalışmalar sonunda oluşturduğu aşağıdaki kuramsal kavramlara paralel olarak bu çalışmaları sürdürüyor.

1. Büyük Grup Kimliği Kuramı

Soyut bir kavram olan Geniş Grup Kimliği, çatışan geniş grup politik liderlerinin, kriz ve terör dönemlerinde nasıl evrildiklerine ve toplumun ortak duygularını nasıl yönlendirdiklerine yönelik kuramdır. ‘Yüzeysel psikoloji’ değil, bağlantılı derin psikolojik içgörüleri temel almaktadır. {Kimlik Adına Öldürmek, s. 16)

2. Seçilmiş Travmalar ve Seçilmiş Zaferler Kuramı

Genellikle majör bir ‘seçilmiş travma’ geçmişten ve gelecekten buna benzer travmalarla yoğunlaşan; yas, kayıp veya değişikliğin başlattığı zorunlu bir insan tepkisidir. ‘Seçilmiş zafer’ bir grubun bireylerinde, diğer grubun bireyleri karşısında yoğun bir başarı elde etmişlik veya haklı bir zafer kazanmışlık duygusu uyandıran bir olaydır. Seçilmiş zaferler bir grubun şu anki benlik değerini yükseltme hizmeti görürler ve tıpkı seçilmiş travmalar gibi ağır biçimde mitolojize edilmişlerdir. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan, s. 20)

3. Ağaç Modeli (Thetree Model) Gayri Resmi Diplomasi Kuramı

Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi’nin, yan yana barış içinde var olabilmeleri için düşman, geniş grupları bir araya getirme kuramı kısaca şudur: Ağacın kökleri çatışmanın psikopolitik değerlendirmesini simgeler, gövdesi düşman grupların üst düzey temsilcileri arasında yıllarca sürecek psikopolitik diyaloglar dizisidir, dallar ise barışçıl yan yana var oluşu kurumsallaştırmak üzere, psikopolitik diyaloglarda öğrenilenleri hem tabanda hem de resmi düzeyde uygulamayı temsil eder. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 279)

Uluslararası arenada, küreselleşmenin yükselişi, daha çok sayıda uluslararası toplantı, düzenleme ve anlaşmayı gerektirdi. Bunlarla ilintili ekonomik ve yasal anlaşmalar da resmi diplomatik çevrelerin dışında, işadamı vb. konumundaki insanlar tarafından yapılır oldu. Genelde bu haberlere ekonomik çıkarların yanı sıra politik propagandalar da bulaşmış bulunuyordu.

Dünyada NGO’ların giderek artan sayısı, resmi diplomasi uygulamalarını şu veya bu derecede etkilemeye başladı. Avrupa’daki BM merkezinden çok yüksek düzeyde bir diplomat bana bir keresinde (elbette kayıtlara geçmeyecek biçimde) kendisi gibi resmi diplomat kariyeri olanların NGO’larm taleplerini yüzlerinde bir gülümsemeyle dinleseler de aslında onları baş belası olarak gördüklerini itiraf etmişti.

Son olarak, ‘Gayri Resmi Diplomasi’nin evrimi, çatışma çözümünün öne çıkması ve bu amacı taşıyan örgütler kurulması resmi diplomasiyi hem olumlu hem de olumsuz biçimde etkiledi. Merkezimizdeki meslektaşlarımın yardımlarıyla ‘Ağaç Modeli’ adını verdiğimiz ‘Gayri Resmi Diplomasi’ (Track 11, ‘2. Hat’ Diplomasi) kuralını geliştirdik. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan s. 260, 269, 273)

B. Volkan'ın Uluslararası Ortak Çalışmaları

1. Arap-İsrail Çatışması


Arap-İsrail çatışması üzerine 6 yıllık çalışmalarım esnasında Washington DC’deki Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin (CSIS) Önleyici Diplomasi Bölümü’nün başkanlığını yürütmüş bir diplomatla, Joseph Montville ile tanıştım. Dostluğumuz hâlâ sürüyor. 1983’te Montville’nin çabalarıyla, tanınmış psikanalistler, siyaset bilimciler, antropologlar, felsefeciler ve eski diplomatlardan oluşan ve sıra dışı etkinliklerde bulunan bir gruba ben de katıldım.

Arap-İsrail diyalog dizisine katıldığımdan beri, belli özgül ve sınırlı uluslararası sorunları ele alırken psikanalitik bilgileri kullanan içgörüleri ve teknikleri, farklı kimliklere sahip gruplar arasında şiddet içermeyen bir eş zamanlı varoluş yaratmak üzere kullanılmak açısından daha iyimser oldum.

Bunun olabilmesi için psikanalistler, uzun süreçler boyunca tarihçiler, politik bilimciler, diplomatlar ve diğerleriyle yerleşik bir grup oluşturarak dünyanın sorunlu bölgelerinde bizzat bulunarak sabırla çalışmaya gönüllü oldum. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 2)

2. Sovyet Baltık Cumhuriyetleri’ndeki Sorunlar

1990’da ben ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Harold Sounders dâhil olmak üzere ekibimizin dört üyesi Komünist Parti’nin Moskova karargâhına götürülmüş ve Mihail Gorbaçov’un yardımcılarından bazılarıyla tanıştırılmıştık.

O zamanki adıyla Sovyet Baltık Cumhuriyetleri’nde olup biten olaylara ışık tutmamızı istiyorlar, bu gelişmelere nasıl tepki vermeleri gerektiğine dair fikrimizi soruyorlardı. Sovyetler Birliği’ndeki çalışmalarım 2 yıl önce, 1987’de kurduğum Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi’nin Sovyet Parlamentosu’nun alt kanadı ile Amerikan-Sovyet ilişkilerini araştırmak üzere bir sözleşme imzalamasıyla başlamıştı.

Ekibimizin Moskova’ya ve Sovyetler’in Charlottesville’e ziyaretleri sırasında SSCB Dışişleri’nden ve SSCB Psikoloji Enstitüsü’nden çok sayıda insanla tanıştım. Beni 2 yıl önce SSCB özel politik bölgelerindeki ‘etnisite’nin ne olduğunu açıklamadan önce davet eden o zamanki SSCB Diplomasi

Akademisi’nin Rektörü olan Büyükelçi Oleg Peressipkin’di. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 8)

3. Gürcü-Güney Osetya Çatışması

Eski Başkan Jimmy Carter’in uluslararası müzakere ağı üyesi olduğum 1990’lardan başlayarak Carter Merkezi ile bir bağlantım vardı. Başkan Carter; o sıradaki Gürcistan Başkanı olan Şevardnadze ile ‘Georgia'dan, Gürcistan’a’ tarzında bir ilişki benimsiyordu.

1995 güzünde, merkezlerimiz (Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi ve Carter Merkezi), gelecekte aynı çabaların iki kere harcanmaması amacıyla inisiyatifleri tartışmak üzere Amerikan hükümet dışı kuruluşlardan 12 temsilciyi, Charlottesville’de bir araya getirdi. O sırada çoğu NGO’nun Gürcü-Abhaz çatışmasıyla uğraştıklarını gözlemlediğimiz için Disiplinlerarası Araştırma Merkezi’nin dikkatini Gürcü Güney Osetya meselesine odaklanmaya karar verdi. Benim Gürcistan’a ilk gidişim 1998 Mayıs’ıydı, sonraki 5 yıl boyunca da en az iki kez gittim. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 29, 30)

Vamık Volkan, 2008 yazı sonunda, Gürcistan’da savaş patlak verdiğinde, Cumhurbaşkanı Gül tarafından Köşk’e davet edildi. Türkiye’nin Gürcistan ve Balkan politikası üzerine yaptıkları konuşma şüphesiz belirlenen ve belirlenecek olan devlet politikasının saptanmasında katkıda bulunmuş olmalı.

4. ABD-SSCB Çatışması

Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi’nin 1987-2002 yılına dek yöneticiliğini sürdürdüm. Bu dönemde, Carter yönetimi sırasında başkan yardımcılarından (Ulusal Güvenlik Danışmanı) biri olan Harold Saunders, Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi danışma kurulu üyeliği yaptı. Saunders, Dartmouth Konferansları dizisine katıldı, bu toplantılarda olup bitenleri ondan dinledim. (İlk toplantı Hannover, New Hampshire’deki Dartmouth Üniversitesi’nde gerçekleştiği için konferanslara bu isim verilmişti.)

ABD-SSCB çatışmasının insani boyutunu ele alan bazı kavramlar, sözgelimi ötekini düşman edinmekten mahrum bırakmak gibi, özellikle Mihail Gorbaçov’un resmi demeçlerinde yankı bulmuştu. Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi danışma kurulunun bir üyesi olan Rita Rogers, Pugwash Konferanslarına katıldı. Sovyetler, politik nüfuza sahip akademisyenler göndermeye başladıktan sonra bu konferanslar önem kazanmıştı. Her iki konferans dizisi de özellikle ABD ve SSCB arasındaki diplomatik müzakerelerde, köprü işlevi gördü. {Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 27)

5. Türk-Yunan Çatışması

Kitap; modern Türk ve Yunan kimliklerinin-evrimini ve bu iki grup arasındaki çatışmak ilişkide etkili olan hem bilinçli hem de bilinç dışı psikolojik güçleri incelemektedir. ‘Kimlik’ terimi psikanalizde görece yenidir. Sigmund Freud bundan sık söz etmemiş, ettiğinde de laf arasında ya da sözlük anlamıyla kullanmıştır.

Bu kavrama psikanalistlerin dikkatini çeken ilk isim Erik Erikson’dur. Bir bireyin kimliğine Atfen Erik Erikson, bunun ‘[Hem] kişinin kendi içinde bir kalıcı aynılık... [Hem de] diğerleriyle bir tür temel karakterin kalıcı paylaşımı ifade ettiğini’ belirtir. Erikson’un sözlerini uyarlarsak, büyük grup kimliğinin yani Türk ve Yunan kimliğinin bir yandan kalıcı bir aynılık duygusuyla birbirine bağlanmış bir yabancı gruptaki başka insanlarla bazı özellikleri paylaşan milyonlarca insanın özel deneyimi olduğunu söyleyebiliriz. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan, s. 10)

Türk Kurtuluş Savaşı esas olarak işgalci Yunanlılara karşı yapılmış olmakla birlikte, iç savaş unsurları da taşıyordu, çünkü kurtuluş hareketi aynı zamanda Osmanlı padişahını ve onun işgal altındaki İstanbul’da bulunan hükümetini hâlâ desteklemekte olan Türklere karşıydı. {Türkler ve Yunanlılar, Volkan, s. 129)

Amacımız; Türkler ve Yunanlılar olduğu kadar, işin içinde olabilecek üçüncü tarafların da, genellikle dış politika ve uluslararası ilişkilerin belirleyicileri olarak kabul edilen sözde ulusal egemenlik çıkarları, devletlerin hakları ve yükümlülükleri, ulusların prestij ve onuru, taktik-politik-strateji hesaplan ve ‘Reelpolitik’ altında yatan derin ve karmaşık psikolojik gereksinimleri, güdülenmeleri ve kaygılanmalarına yardımcı olmaktır.

Ayrıca bu kitabın derinlikli bir psikotarihsel ve psikopolitik analizin nasıl gerçekleştirildiğine örnek oluşturacağını umuyoruz. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan, arka kapak yazısı)

6. Kıbrıs Sorunu

1998’de depremlerden önce, ikimiz de (Dr. Itzkowitz’i kastediyor. E. B.) Türk-Yunan ilişkisine ve olumsuz psikolojik engellerin gözlenebildiği hatta ortadan kaldırılabildiği bir atmosfer yaratma kavramına ilk elden bakmak üzere bir proje başlatma işine girişmiştik. Proje, Virginia Üniversitesi Zihni ve İnsan Etkileşim Araştırmalar Merkezi tarafından tasarlanmıştı. Dr. Volkan, merkezin yöneticisidir. Dr. Itzkowitz ise merkezin danışma kurulundadır.

Hedef nüfuzlu Türkler ve Yunanlılar arasında, iki ülke arasındaki ilişkinin geleceği üzerine yetkili, üst düzey bir diyalog kurmaktı. Süreç merkezde evrilmiş olan psikopolitik kuramları temel alacaktı.

Dr. Volkan, Dr. Itzkowitz dışında merkezden dört üye daha diyaloglarda kolaylaştırıcı olmak üzere projeye doğrudan katılacaktı: Joseph Montville, önceleri ABD’de diplomatlık yapmış, şimdi Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde önleyici diplomasi programı yöneticisi Dr. Demetrios Julius, Yunan kökenli Amerikan psikiyatrist; J. Anderson Thomson, diğer bir katılımcısı Dr. Elizabeth Prodromou ise Yunan kökenlidir ve Boston’daki Cambridge Barış Vakfı’nın yöneticisidir.

Hem Türkiye hem de Yunanistan’dan delegeler her iki cinsiyetten yedişer kişiden oluşuyordu ve aralarında yüksek düzeyde diplomatlar, emekli ordu mensupları ve tanınmış akademisyenler bulunuyordu. Türk delegeleri arasında şimdi Kuzey

Amerika’da yaşamakta olan Kıbrıslı bir Türk de vardı. Yunan ekibinin bir üyesi halen adada yaşamakta olan bir Rum’du. İlk toplantı; yalnızca Türk katılımcılardan oluşan bir grubun 19-21 Nisan 1999 tarihlerinde Charlottesville, Virginia’da Merkez’in kolaylaştırıcılarıyla bir araya gelmesiyle gerçekleştirildi. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan s. 245)

İkinci Toplantı; sadece Yunanlılardan oluşan grup sırf-Türk toplantısından on ay sonra, 22-25 Ocak 2000 tarihleri arasında Charlottesville’de yapıldı. Türkler gibi Yunanlı katılımcılar da nüfuzlu vatandaşlardı. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan s. 255)

Dördüncü toplantı, ortak Türk-Yunan toplantısı olarak ikinci, diyalog dizisindeki dördüncü toplantı 3-7 Ekim 2001 tarihleri arasında İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşti. Richard C. Velden Vakfı, Cambridge Barış Vakfı ve Kıbrıs’taki ABD Elçiliği ile Ankara’daki ABD Büyükelçiliği tarafından desteklendi. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan, s. 277)

Özet Olarak Şunlar Vurgulanabilir:

Kaçınılmaz olarak Türkiye’de ya da Yunanistan’da yeni olaylar olacak ve hem Türkleri hem de Yunanlıları bir şekilde etkileyecektir. Dünyanın bir başka köşesinde olan olaylar bile tıpkı 11 Eylül 2001 olayları gibi Türk-Yunan ilişkisinin yönüne baskı yapacaktır. Dahası, Türk ve Yunan hükümetlerindeki bazı kilit insanlar, bu konumlarından ayrılacak ve yeni kişilikler iktidara gelecektir. Ama komşular arasındaki derin psikolojik özellikler aydınlatılana ve resmi görüşmelerde bunlara eğilene kadar var olmayı sürdürecektir. Çatışan iki grup arasında olup bitenlere ilişkin psikolojik kavrayış elbette olağan diplomasi kanallarının yerine geçemez. Hedefimiz tarihsel olayların, kayıpların, aşağılanmaların ve büyük grup kimliği sorunlarının zihinsel temsilcilerinin özellikle kronik uluslararası çatışmalarda nasıl olup da sorunları karmaşıklaştırdığı göstermekti. Buradan yola çıkarak, diplomatik girişimlerin şekillendirilmesinde ve komşular arasındaki kronik çatışmalara daha uyumcu çözümler bulunmasında yeni ve ek gereçler olarak 'Yüzey Psikolojisi’ değil, bağlantılı derin psikolojik içgörülerin gerekli olabileceğini söyleyebiliriz. (Türkler ve Yunanlılar, Volkan, s. 282)

7. Türk-Ermeni Olayları

Eski bir diplomat olan dostum (ASAM Eski Başkanı Gündüz Aktan’ı kastediyor. E. B.) bir Türk araştırma merkezinin başına geçmişti. Benden o sıralarda kurulmakta olan Türk Ermeni Uzlaşma Komisyonu’na (Turkish Armenian Reconciliation Commission-TARC) katılmamı istedi. Bir Amerikalının başkanlığında toplanan bu komisyonun hedefi 6 Türk ve 6 Ermeni’yi birkaç yıla yayılan bir dizi toplantıda bir araya getirmek ve 1915 yılında yüz binlerce Ermeni’nin (ve çok sayıda Türk’ün) kıtlık ve salgınların yanı sıra birbirinin elinden ölmesiyle sonuçlanan trajik olayları tartışmasını sağlamaktı. Birkaç nedenle Türk-Ermeni uzlaşma komisyonuna katılmakta tereddüt ediyorum.

‘TARC Komisyonu’na başkanlık eden Amerikalının ‘Rasyonel Oyuncu Yaklaşımı’ (Bugün bile bu etkinlik için paranın nereden geldiğini bilmiyorum) Bu tür bir ortam yaratılmasına izin verecek gibi değildi. O yüzden çalışmalardan çekildim. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 199-209)

8. PKK Terörü

Türkiye’de 1978 yılında bir grup Kürt, Abdullah Öcalan’ın liderliğinde kendilerine PKK (Kürt İşçi Partisi) adını verdiler ve 1984 yılında bir terör seferberliği başlattılar, ki bu on binlerce insanın ölümüyle sonuçlandı. (Abdullah Öcalan üzerine psikobiyografık bir inceleme için bakınız Vamık D. Volkan, Kanbağı, Bölüm II.) Bu terör eylemleriyle halk, Türkiye’de vatandaşlar arasındaki etnik farklılıkları daha iyi görmeye başladı. (Kimlik Adına Öldürmek, Volkan, s. 206)

C. Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi ’yle Ortak Çalışan Vakıf ve Enstitüler

1) Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS)
2) Carter Uluslararası Müzakereler Ağı
3) Resolution For Piece adlı think-tank
4) ABD Hükümetine Bağlı Kişilik Analizi ve Politik Davranışlar Merkezi
5) The Agency For International Development (AID)
6) The Brookings Enstitüsü
7) Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü
8) Charles F. Kettering Vakfı
9) The United States Institute For Peace (USIP) 10. International Research Exchancing Board (IREX)
11) US AID
12) William Massey Foundation
13) W. Alton James Foundation
14) Pew Yardım Vakfı
15) Richard C. Velden Vakfı
16) William and Flora Hewlett Foundation
17) Boston, Cambridge Barış Vakfı (Vamık D. Volkan, Short cv. e-mail vdv@virgini-a.edu)

D. Çalışmalardan Elde Edilen Sonuçlar

Prof. Dr. Volkan’ın başkanı olduğu Zihin ve İnsan Etkileşim Araştırma Merkezi, ABD hükümet ve CIA destekli önde gelen birçok vakıf ve enstitülerle çatışmaların barışçıl çözümlerine yönelik ortak çalışmalar yürütmektedir. Bunlardan sadece Tavistock Enstitüsü, Brookings Enstitüsü, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) ve başkan Jimmy Carter’ın Uluslararası Müzakereler Ağı’nı mercek altına aldığımızda bile yürütülen ortak çalışmaların arkasındaki gücün ABD emperyalizmi olduğu açıkça görülecektir.

* Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi: Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü’nde çalışan ‘Yas Tutmanın Psikolojisi’ üzerine yoğunlaşmış İngiliz Psikiyatrist C. Murray Parker ve ‘Toplumsal Kumaşın Yırtılması’ üzerinde uzmanlaşmış Yale

Üniversitesinden Sosyolog Kai Erikson ile bazı önemli projelerde birlikte çalışmaktadır. 1921’de Londra’da kurulan Tavistock Enstitüsü I. ve 2. Dünya Savaşı sırasında psikolojik savaş örgütü olarak çalışmıştır. Rockefeller Vakfı’nın büyük finans desteğiyle daha geniş çaplı psikolojik savaş araştırmaları ve uygulamaları ile görevlendirilmiştir.

* Brookings Enstitüsü: ABD emperyalizminin beş büyük NGO’su arasında yer almaktadır. Enstitü Federal Hükümetten, Pentagon, CIA kaynaklarından ve çokuluslu şirketlerin fonlarından yararlanmaktadır. Uluslararası sorunların çözümlerinde öne çıkan enstitü 70 yıldan bu yana ABD hükümetlerinin olaylara nasıl bakacağı ve yönlendireceği konusunda dış politika ve güvenlik politikası programları üretmeye devam etmektedir.

* Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (CSIS) önleyici diploması bölüm başkanlığını yapmış olan kariyer diplomat Joseph Montville ve başkan Jimmy Carter’in Atlanta merkezli Uluslararası Müzakere Ağı’nın Yönetim Kurulu Üyesi eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Üyesi Harold Saunders ve Psikiyatrist Joy Boissevain, Volkan’ın Disiplinlerarası Araştırmalar Merkezi’nin üyesidirler.

Bu vakıf ve enstitülerin yanı sıra Volkan’a destek veren listesini verdiğimiz vakıf ve NGO’ların tümü milliyetçilik, etnisite, din, onur, şeref ve aile bağlan gibi halkların yaşam ve birlikte olma güç ve değer yargılarım oluşturan psikolojik güçlerini kırmak ve bu yolla Yeni Dünya Düzeni diktatörü ABD’ye karşı çaresiz kalmaları için psikolojik propaganda ve psikolojik savaş yöntemleri geliştirmeye ve uygulamaya hedeflenmişlerdir. ABD, bunlar ve bunlarla ortak çalışmalar yürütenler aracılığıyla hem kendi ülkesini hem de dünyanın diğer ülkelerini kuşatma altına almaktadır. Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) egemenliğinin yayılma araçları olan bu kuruluşları tüm ülkelere model olarak önermektedir. Think-tank ve vakıflara verilen önemin nedeni ABD hükümeti aracılığıyla 1993’te uygulamaya sokulan ve adına Demokrasi Programı denilen emperyalist politikadır.

Böylesine somut gerçekler ortadayken Prof. Dr. Volkan, bizzat ABD emperyalizminin yarattığı anlaşmazlık ve çalışmaları onun yarattığı think-tank ve vakıflarla ortak çalışmalar yaparak önlemeye ve çözüme yönelik kuramsal kavramlar oluşturmaya çalışıyor. Bir taraftan da yıllar süren bir dizi diyaloglarla el attığı hiçbir sorunu çözemediğini aksine çözümün çıkmaza girdiğini, çıkmazlardan da ABD’nin öngördüğü renkli ABD darbelerinin boy gösterdiğini göremiyor.”

CIA Ajanı, Çiller’in Hizmetinde

“Tansu Çiller’in politikalarını politik psikoloji dalında dünya çapında otorite sayılan Prof. Dr. Vamık Volkan belirliyor. Politik psikolojiyi, ‘kitlelerin, seçmen gruplarının ve etnik grupların siyasi hayat içindeki davranışlarını inceleyen bir alt disiplin olarak’ tanımlıyor.

CIA ve benzeri örgütler, gerek beynin kimyasını kontrol etmek, insanların özel yaşantılarına gizlice süzülebilmek için, gerek hâkim sınıfların ideolojilerini ve dünya görüşlerini benimsetebilmek için her yıl milyonlarca dolar harcıyor.

Politik psikoloji dalını ve psikiyatristleri en çok kullanan istihbarat örgütünün başında da CIA geliyor. MOSSAD’ın da Filistinliler konusunda politik psikoloji araştırmaları yaptırdıkları biliniyor. İsrail’in böyle bir araştırmasına, Prof. Dr. Volkan da katılmış. Volkan, Çiller’in Geleceğin Dünyası Stratejik Araştırmalar Vakfı ’yla çalışıyor. Vakfın öteki elemanları Doç. Dr. Abdülkadir Çevik ve Doç. Dr. Birsen Ceyhun.

Bu ekibi bir araya getiren ve Politik Psikoloji Merkezi’ni kuransa Turgut Özal. Çiller, başbakan olunca, ekibi yeniden topladı. Ekibin ilk çalışması Güneydoğu Anadolu ve Kürtler üzerine oldu. Bölgedeki sorunu ‘Etnik Kökenli Terörizm’ diye tanımlayan bir rapor hazırlandı. Geleceğin Dünyası Stratejik Araştırma Vakfı, hükümetin, ‘Politik Psikoloji Merkezi’ gibi çalışıyor. Türk ve yabancı danışmanlar vakfın bünyesinde toplanmış.

Amerika’da yaptığı psikanaliz seanslarından saat başına 200 dolar alıyor. Yılda üç dört kez Türkiye’ye gelen Volkan, faaliyetlerini şöyle açıklıyor: ‘Ben, Amerika Psikiyatri Kurumu’nun Psikiyatri ve Dışişleri Çalışma Grubu’na altı yıl önce üye seçildim. Beş üyesi olan bu grup, o zamanlar, meşhur Brookings Institution ve Amerika’nın eski Türkiye Büyükelçilerinden Türk dostu Parker Hart’ın başkanı bulunduğu Ortadoğu Kurumu’nun desteği ile birtakım seminerler hazırlamaktaydı. Seminerlerimize psikiyatristlerden başka Büyükelçi Parker Hart’ın da içinde bulunduğu diplomatlar grubu, Dışişleri’ndeki uzmanlar ve diğer ilgili kişiler katılırlardı. Grup, Brookings’te ve daha sonra Princeton Üniversitesi’nde bu üniversitenin Yakındoğu Çalışmaları Kürsüsü ile ortaklaşa sürdürülen çalışmalarla, Kıbrıs sorunlarının yanı sıra Arap-İsrail sorunlarını ve önderlik psikolojisini de araştırdı.’

Volkan, ABD eski Başkanı George Bush’un da danışmanıydı. İsrail-Filistin Savaşı’nda İsrail için sınır bölgelerde araştırma yaptı. İsrailli askerlerin moral düzeylerini arttırmanın yollarını araştırdı. Volkan, ‘İsrailli bir askerin silah tutuş şeklinin Filistinliler üzerindeki etkilerini’ bile incelemiş!

Volkan’ın, Türkiye’deki işlerini iki öğretim üyesi yürütüyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Psikiyatrist Doç. Dr. Abdülkadir Çevik ve Gazi Üniversitesi’ııden Psikolog Doç. Dr. Birsen Ceyhun.

Çevik, Volkan ile 1974 yılında Ankara Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nde asistanken tanışmış. O yıllarda ‘Dinamik Psikiyatri’ ile yakından ilgiliymiş. Dr. Çevik ve Prof. Dr. Volkan 1980-1982 yılları arasında Amerika’da birlikteymiş. Volkan, Dr. Ceyhun ile de ABD’de Blueridge Hastanesi’nde bir yıl çalıştı.

Çiller’in vakfının kurucuları arasında Özer Uçuran Çiller’de yer alıyor. 2 milyar nakit sermayesiyle 26 Temmuz’da Ankara’da kurulan vakfın yönetim kumlu üyeleri arasında, eski
İçişleri Bakanı Meral Akşener, Sevgi Hastanesi sahibi Orhan Özcanlı, İ. Ü. İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Alkin, Arif Ateş Vuran ve GÜSİAD Başkanı Murat Bekdik de bulunuyor.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKAPERESTLER
Yazar: EROL BİLBİLİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir