Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erbakan’ın İş Hayatı

Burada Necmettin Erbakan'ın Geçmişi hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Erbakan’ın İş Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 04:49

ERBAKAN’IN İŞ HAYATI

Gümüş Motor Umum Müdürü

Yıl 1954. Tarımsal sulamada kullanılacak 5-15 beygir gücünde tek ya da çift silindirli dizel motorlar ile pompalar yapmak amacıyla hükümet bir proje gerçekleştiriyor. Pancar tarımını desteklemek için motor ve pompa fabrikası yapılması da kabul ediliyor. Fabrikanın Eskişehir’de mi, yoksa Ankara’da mı olacağı konusunda Başbakan Adnan Menderes ile Maliye Bakanı Haşan Polatkan arasındaki küçük bir anlaşmazlık da hemen gideriliyor.

1 Temmuz 1956’da Gümüş Motor Fabrikası’nın temeli atıldı. 200’e yakın ortak bir araya getirilmişti. Hiç kimsenin hissesi yüzde 5’ten yukarı değildi. 6 milyon sermayeli Gümüş Motor Fabrikası’na hükümet de 1 milyon 300 bin dolarlık bir yardımda bulunmuştu. Fabrikada 500 personel çalışıyordu. Gümüş Motor Fabrikası’nın “Umum Müdürlüğü”ne ise Erbakan getirilir. “Gümüş” adının fabrikaya niçin verildiği konusunda iki farklı görüş vardır:

İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul’un Gümüşsüyü semtinde bulunuyordu. “Erbakan bu nedenle fabrikanın adını “Gümüş” koydu” diyenler olduğu gibi; “Hayır Teknik Üniversite’nin Gümüşsuyu’nda olması ile fabrikanın adının Gümüş olması arasında hiçbir ilişki yoktur. Erbakan Nakşibendiler için oldukça önemli olan ve 1850’de kurulan Gümüşhaneli Tekkesi’ne mensup olduğu için bu adı koymuş” diyenler de vardı. Doğrusu ikincisiydi. Zaten, Gümüş Motor hisselerinin üzerinde cami resmi vardı ve hissedarların çoğu Nakşibendi Şeyhi Mehmet Zahid Kotku’nun müritleriydi. Şeyh Kotku’nun hissesi de vardı. Erbakan, Şeyh Mehmet Zahid Kotku’ya camide Gümüş Motor’u övücü vaaz vermesi için şirket hissesi vermişti!..

Gümüş Motor’da işler 1958 yılına kadar iyi gitti. 1958 yılında hükümetin yaptığı devalüasyon, gerekli yatırımlar için makine ve malzeme ithal eden Gümüş Motor’u zora soktu. “Umum Müdür” Erbakan, Sanayi Bakanı Sebati Ataman’ın makamına çıktı. Ataman’ı Gümüş Motor’a yardım edilmesi konusunda zor ikna etti. Sonuçta yeni bir yatırım için 750 bin lira ayıran Şeker Şirketi, bu parayı Gümüş Motor hisselerine yatırdı. Böylece Gümüş Motor ile Şeker Şirketi’nin ortaklığı başladı. Ancak bu ortaklık da Gümüş Motor’u kurtaramadı. Fabrikadan bir türlü gereken randıman elde edilemiyordu. Hisse senetleri giderek düştü. Ucuzlayan hisse senetlerini toplayan Şeker Şirketi, yüzde 51 ’i bulunca “Umum Müdür” Necmettin Erbakan’ın karşısına çıktı. “Şeker Şirketi adına bundan sonra yönetim kurulu başkanlığına Nurullah Gezgin başkanlık edecek” diyerek Erbakan’ın yetkilerini kısıtladı. Erbakan bu olayı “işgal” olarak değerlendiriliyordu. Ancak yapacağı başka bir şey yoktu. Artık alacağı her kararı Şeker Şirketi yöneticilerine bildirecekti. Şeker yetkilisi Gezgin, fabrikada bir odaya yerleşip gelişen olayları izlemeye başladı. Gördüklerine inanamadı. Durumu hemen Şeker Şirketi yöneticilerine bildirdi... Yönetim kurulu acilen toplandı. Umum Müdür Erbakan’ın istifası istendi.

Siyah Kaplı Ajanda

Şeker Şirketi yetkilisi Gümüş Motor’da neler görmüştü? Fabrikanın hiçbir kayıdı yoktu! Her şey “Umum Müdürün” siyah kaplı ajandasında, sadece kendisinin anlayacağı bir şekilde yazılıyordu. Bu nedenle fabrikanın muhasebe hesapları yapılamıyordu. Genel Müdürlük hemen Konya Şeker Fabrikası’ndan iki hesap uzmanı çağırdı. Muvakkar Özararat ve Faruk Onat adındaki bu iki hesap uzmanı gece gündüz çalıştılar. Gümüş Motor’un yazışmalarında ilginç belgeler buldular: “Sizden aldığım motor arızalandı. Göndersem tamir edebilir misiniz?” diye bir mektup göndermişti müşterinin biri. Yanıtı “Umum Müdür” Erbakan vermişti:

“Bismillahirrahmanirrahim,

“Hayırlı, uğurlu, bereketli mahsuller diler, göndereceğiniz motoru bila-bedel tamir edeceğimizi bildiririz. Allah’a emanet olun.”

Motorunu gönderen müşteriden iki ay sonra bir mektup daha gelir: “Aman acele motorumu gönderin, mahsul yanıyor!”

Bu mektuba yanıt verilmez.

Aynı şahıs bir ay sonra üçüncü mektubunu gönderir: “Motorumu muhakkak gönderin. Ben tamirden filan vazgeçtim.”

Şeker Şirketi yetkilıleri köylünün motorunu iade etmek için araştırma yapar. Ambar görevlisinin ifadesi alınır. Ambar memuru, “Efendim, motoru tamir ettik. Bir güzel de boyadık. Ancak Necmettin Bey o motoru sattı! Ne yapsın şirket çok zor durumdaydı!” der.

Bu kez ifade vermeye Necmettin Erbakan çağırılıyor. Kurulla arasında şu konuşma geçiyor:

-Necmettin Bey, bizim memlekette her meslekte asgari ahlâk teşekkül etmiştir değil mi?

-Öyledir tabii.

-Bir ayakkabı tamircisi düşünelim. Kundura tamircisi basit bir sanat erbabı bilinir. Bu ayakkabı tamircisinin çoluk çocuğu hastalansa ve ilaç parası da olmasa, tamir için kendisine verilmiş olan ayakkabıları satar ve parası ile ilaç alarak çoluk çocuğuna ilaç götürebilir mi? Götürmeli mi?

-Hayır efendim elbette götüremez.

-Fakat Sayın Necmettin Bey, sizin yönettiğiniz bu anonim şirket, bu fabrika kundura tamircisindeki asgari ahlâka bile sahip değil. Siz, size emanet edilen, tamir için verilen motoru satmışsınız. Hemen yönetim kurulu karar almalı ve bu vatandaşa bir motor göndermelidir.

Bu konuşmadan sonra söz alan yönetim kurulu üyesi elde motor bulunmadığını anımsatarak bir başka konuya değinir: “Yaptığımız motor bir kere projedeki motor değil. Demode, Slavya tipi, su soğutmalı, en ilkel, en ağır, kafadan kızmalı bir motor. Zaten fabrika kurulduğundan bu yana sadece 70 tane motor yapılabilmiş!

Bir başka yönetim kurulu üyesi biraz da kızgın bir halde şöyle konuşuyor: “Bu fabrikada, değil tek silindirli 70 Slav motoru, 70 adet dev motor yapılsaydı, bu müessese yine batardı.”

Yönetim Kurulu üyesi neden böyle konuştuğunu da açıklar:

Konyalı bir uyanık İsmail Kaymak, sütten krema çıkarma makinesi yapmayı kafasına koymuştur. Akıllı İsmail Kaymak bu işin altından Gümüş Motor’un kalkamayacağını bildiği halde Umum Müdür Erbakan’dan randevu alır. Kısa bir görüşmeden sonra anlaşırlar. İsmail Kaymak Konya’ya döner. Parasının bulunduğu bakanın müdüründen Gümüş Motor’a hemen 250 bin lira ödenmesini ister. Banka müdürünün, “Aman İsmail Bey ne yapıyorsunuz, Gümüş Motor batıyor” uyarısına, “Olsun olsun siz gönderin” yanıtını verir. Aradan birkaç ay geçer. Gümüş Motor’dan iki görevli Konya’ya gelip İsmail Kaymak’ı bulurlar: “İsmail Bey özür dileriz, sizin siparişinizi istediğiniz zamanda yapamayacağız.” İsmail Kaymak “Olsun olsun biz hallederiz” deyip konuklarını uğurlar. Arkasından hemen avukatlarını çağırır. Avukatlarına Umum Müdür Necmettin Erbakan’la yaptıkları anlaşmayı gösterir: “Mukaveledeki şu maddeyi herhalde görüyorsunuz. Bunun manası şudur; siparişi zamanında teslim etmedikleri takdirde, bu süreden sonra geçen her gün için iki bin lira tazminat ödemeleri gerekir. Bu, bir yılda 700 bin lira eder beyler!”

Gümüş Motor krema makinesi yapmak için çaba sarf etmişti. Nitekim makinenin süt konulacak kaplan yapıldı. Fakat sonunda bunlar fabrika içinde sigara tablası olarak kullanılmıştı!..

Benzer bir olayı da Şeker Şirketi yetkilılerine bir fabrika görevlisi anlatıyor:

“Biz bir de dikiş makineleri, demir-döküm akşamı siparişini İstanbullu İsmail Engin adlı bir tüccardan almıştık. Döküm yapıldı fakat milimetrik deliklerin çoğu yanlış açıldı. Bu firma ile de mahkemelik olduk. Yarım milyon lira tazminat ödedik!”

Erbakan’ın “marifetleri” yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.

Şirket İçinde Şirket

Hükümet, Gümüş Motor’un gelişmesi için fabrika faaliyete geçtikten sonra 15 beygire kadar olan motorların ithalini yasaklamıştı. İthalat durdurulunca Gümüş Motor’un ihtiyacı karşılayamaması dizel motor sıkıntısı yarattı. Bu sıkıntı, üreticiyi benzinle çalışan motorlara yöneltti. Benzin motorları hem az ömürlü, hem de çok pahalıydı.

Bu arada ortaya atılan bir iddia bomba gibi patladı:

Gümüş Motor’un “Umum Müdür’ü” Necmettin Erbakan, Alman Hatz firması ile Adapazarı’ndaki Tur-İş firması arasında arabuluculuk yapmıştı. Tur-İş firması Alman Hatz firmasının dizel motorlarını benzinli motorlar diye ithal etmişti. Bu işten “Umum Müdür” ve Tur-İş firmasının binlerce mark kazandığı iddia ediliyordu. Ancak Erbakan’ın bu olayda arabulucu olduğu iddiaları bugüne kadar ispatlanamadı.

Biz yine Şeker Şirketi yetkilılerinin Gümüş Motor’daki incelemelerine dönelim:

Gümüş Motor kurulduğu günden beri Maliye’ye olan borcunu ödememişti. Ayrıca; işçilerden kesilen pirimler Sosyal Sigorta’ya yatırılmamıştı! Belediyeye elektrik parası da ödenmemişti. Borçlarının toplamı fabrika sermayesinin bir buçuk katıydı. Borç tutarı 9 milyon lirayı aşmıştı.

İşçiler arasında 7-8 aydan beri ücret alamayanlar vardı.

Şeker Şirketi yetkilılerinin incelemeleri sırasında Hatz firmasından gelen mektup üzerindeki yazı dikkatlerini çekmişti: “Necmettin Erbakan, Gümüş Motor Sanayi.

Yeni firmamız Gümüş Motor Sanayi adına istediğiniz siparişler yola çıkarılmıştır.”

Bir mektup da Antalya ambarından gelmişti. Yine “Gümüş Motor Sanayi” diye yazılmıştı.

İş anlaşılmıştı: “Umum Müdür” kendi adına uydurma bir “Gümüş Motor Sanayi” kurmuştu. Durum mahkemeye intikal ettirildi. “Gümüş Motor Sanayi” kapatıldı! Neler neler olmuyordu; Erbakan’ın kardeşi Kemalettin’e şirket hesabından 69 bin lira (25 bin dolar) gönderdiği, murakıp raporunda ortaya çıkıyordu.

Şeker Şirketi yetkilıleri incelemeleri sırasında Devlet Planlama Teşkilatı’ndan gelen, imalat kapasitesinin bildirilmesi yolundaki yazıya verilen yanıtı görünce bir şok daha geçirdiler. Devlet Planlama Teşkilatı’na verilen yanıtta Gümüş Motor’un yıllık imalat kapasitesinin 10 bin olduğu bildirilmişti.

Yetkilıler yazıyı gönderen muhasebeciye neden böyle yalan beyanat verdiğini sordular.

Muhasebeci soruyu, “Efendim Necmettin Bey 10 bin yazmamızı istedi. Biz de kendisine, “Ama efendim biz bugüne kadar ancak 70 motor imal ettik dedik. O da bize, Olsun, nasıl olsa hedefimiz 10 bin motor yapmak değil mi? diye cevap verdi. Biz de bunun üzerine 10 bin yazdık” diye yanıtladı.

Vergi Kaçakçısı

Necmettin Erbakan’ın “Umum Müdür”lük görevinden ayrılmasından sonra yerine Şeker Şirketi Atölyeler Müdür Yardımcısı Sait Gürpınar getirildi.

Yeni Genel Müdür Sait Gürpınar, Alman Hatz firması ile görüşmeler yapmak için Almanya’ya gitti. Gürpınar, Hatz firmasının konuklarını ağırladığı otelde kaldı. Hatz firması ile görüşmeler yapmak için daha önce birkaç kez Almanya’ya gelen Necmettin Erbakan da aynı otelde kalmıştı.

Otel sahibi, Gürpınar’a yakınlık gösterip otelin şeref defterini imzalamasını rica ederek, “Bakın sizden önceki genel müdürümüz de buraya yazmıştı” diye, Necmettin Erbakan’ın yazdığı sayfayı gösterir.

Gürpınar, gördükleri karşısında şaşkına döner. Çünkü Necmettin Erbakan’ın imzası bulunan sayfadaki yazılar Arapça yazılmıştır!..

Gürpınar, otel sahibine dönerek; “Anlaşılan bizim eski genel müdür size şaka yapmış. Atatürk Türkiye’sinde yıllardan beri Latin harfleri kullanılıyor” der.

Gümüş Motor’u batmaktan son anda devlet kurtardı. Ancak Gümüş Motor’un kamuoyundaki kötü izlerini silebilmek için adını değiştirip Pancar Motor koydular.

Erbakan 1956 yılında girdiği Gümüş Motor’dan 1963 yılında ayrıldı. 6 milyonla kurulan fabrikayı 7 milyon zarar ettirmişti. Tekrar İstanbul Teknik Üniversitesi’ne döndü. O yıl Erbakan’a 1700 liralık vergi tahakkuk ettirildi.

İlginçtir, Erbakan bu vergi borcunu bugüne kadar hâlâ ödemedi. Peki Erbakan vergi cezasından nasıl kurtulabilmişti? 1963 yılından 1965’e kadar üniversite, sonra da Odalar Birliği adresindeki Erbakan’ı vergi memurları bulamamıştı! Vergi zaman aşımına uğradı, Erbakan kurtuldu.

1960’ta askerler yönetime el koyduğunda Erbakan, darbenin lideri Cemal Gürsel’e çıktı. Uzun uzun konuşmasından sıkılan Gürsel, “Siz Başbakanlık’a gidin bunları orada anlatın” diye Erbakan’ı başından savdı.

Nikâh Şahidi Mason

Yıl 10 Ocak 1967.

İstanbul’un en lüks otellerinden Çınar Otel, o gün genç bir çiftin nikâhlarına sahne oluyor.

Damat siyah smokin, beyaz gömlek giyip, papyon kravat takmış. Gelinin üzerinde dantellerle işlenmiş beyaz bir gelinlik var. Simsiyah saçlarını arkaya doğru taramış. Damatın şahidi; İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden ünlü Profesör Bedri Karafakioğlu. Prof. Karafakioğlu adı çok kişiye tanıdık gelecektir; 20 Ekim 1978 tarihinde kimliği hâlâ ortaya çıkarılamayan kişiler tarafından öldürülmüştü. Karafakioğlu, bilim dünyasının seçkin isimlerinden biriydi. Aynı zamanda Erbakan’ın hocası ve 33. dereceden masondu!..

O gün Çınar Oteli’nde cazlı, danslı, içkili bir düğün ile evlenen Necmettin-Nermin çifti, 10 Ocak 1967 tarihinde Fatih’te İslam kurallarına göre imam nikâhı kıydırmışlardı. Buradaki şahitlerinin kimler olduğu bilinmiyor. Bilinen, Çınar Oteli’ndeki şahitlerin 33. dereceden yani üstad-ı âzam iki mason olması.

Meraklılar Erbakan çiftinin smokinli papyonlu, başı açık gelinlikli fotoğraflarını 11 Ocak 1967 tarihli “Babıâli’de Sabah” gazetesinden bulabilirler.

Necmettin Erbakan biraz geç bir yaşta “dünya evi”ne girdi. Evlendiğinde 41 yaşındaydı. Zevcesi Nermin Hanım ise 24 yaşına daha yeni basmıştı.

Türkiye Odalar Birliği’nin Ankara’daki merkez binası Ulus’taki Posta Caddesi’ndeydi. Nermin Hanım’la Erbakan aynı binada çalışıyorlardı.

Erbakan, Nermin Hanım’ı ilk gördüğünde âşık oluyor. Ancak hemen açılamıyor. Kurnazlık yapıyor; Nermin Hanım’ın yanına sekreter olarak gelmesini sağlıyor. Sonra duygularını dile getiriyor.

Nermin Hanım o yıllarda başı açık, mini etekli, güzel bir genç kız. Erbakan’ın teklifine hemen evet demiyor. Daha sonra Erbakan Nermin Hanım’ın “aklını çeliyor.”

Mesai bitimlerinde el ele tutuşup Gençlik Parkı’na gidiyorlar. Kısa bir flörtten sonra evleniyorlar.

İlk çocukları Zeynep bir yıl sonra 1968 yılında dünyaya geliyor. Erbakan çiftinin ikinci çocukları Elif 1974’de doğuyor. Son çocuk erkek: Muhammet Fatih. Fatih’in doğum tarihi 1979.

Evlıliğin ilk yıllarında başı açık gezen Nermin Erbakan daha sonra tesettüre bürünüyor. Çalışmayı da bırakıp ev hanımı oluyor.

Odalar Birliği Günleri

1969 seçimlerine çok az bir süre kalmıştır. Gazeteler, milletvekilleri genel seçimleri kadar olmasa da Türkiye Odalar Birliği Başkanlığına “seçimle” gelen Necmettin Erbakan’la ilgili haberlerle doludur.

AP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, Trabzon’a hareket etmeden önce Ankara Valisi Ömer Naci Bozkurt’la Ankara Emniyet Müdürü İbrahim Ural’a telsizden bağırıyor: “Ne pahasına olursa olsun, çıkarın o adamı oradan!”

Ertesi sabah Ankara Emniyet Müdürlüğü şube müdürlerinden Kamil Özdilek ile Ahmet Özel, Odalar Birliği’ne giderek Erbakan’dan makamını terk etmesini istiyorlar. Erbakan direniyor. Saat 23.00’te iki şube müdürünün dalgınlığından yararlanıp makamını kilitleyip çıkıyor. Polisler anahtarı almak için peşinden koşuyorlar. Ancak yakalayamıyorlar.

Bir sonraki günün sabahı, Ankara Emniyet Müdürlüğü, iki şube müdürünün yanına takviye gönderiyor: Birinci Şube Müdürü Nazmi İyibil ile Üçüncü Şube Müdürü Güner Özmen. Odalar Birliği kapısının önüne polis yığılıyor. Amaç, Erbakan’ı binaya sokmamak. Erbakan arka kapıdan girip makamına oturuveriyor. Şaşırma sırası polislerde!

Erbakan’ın hâlâ koltuğunda oturduğu bilgisini alan Demirel, küplere biniyor. “Nedir bu rezalet” diye herkese bağırıyor. Emniyet görevlıleri ise Başbakan Demirel’e söz veriyorlar: “İnşallah bugün çıkaracağız efendim.”

Bu kez Erbakan’ı makam odasından çıkarmaya Emniyet Müdürü İbrahim Ural gidiyor.

Emniyet Müdürü Ural, Erbakan’dan odayı boşaltmasını istiyor. Erbakan bu kez sekreterini çağırarak, “Zabıt yazdıracağım, ondan sonra çıkacağım” diyor. Erbakan zabıt yazdırmaya başlıyor. Aradan saatler geçiyor. Erbakan’ın yazdırdığı zabıt bitmek bilmiyor. Sekreter 54. sayfayı daktiloya takarken Emniyet Müdürü Ural sert bir şekilde, “Artık yeter” diye bağırıyor. Zaten odada bulunanların çoğu koltuklara, sandalyelere yığılmışlardı yorgunluktan. Bağırtıyı duyan herkes kendine geliyor. Ancak Erbakan hâlâ zabıt yazdırmaya devam ediyor.

Sonunda zabıt bitiyor; Erbakan, zabiti verip çantasını alarak makamım terk ediyor.

Yıl 1966. Soğuk bir Şubat ayı. Erbakan’ın üç yıl sonra kovulacağı Türkiye Odalar Birliği’ndeki ilk görev yeri Sanayi Dairesi Başkanlığı. Sekiz ay sonra birliğin genel sekreterliğine getiriliyor. Daha sonraki görev yeri ise yönetim kurulu üyeliği. Sonunda yönetim kurulu kararı ile Genel Başkanlığa seçiliyor. Bu görevinde 6 ay kalıyor. İş çevrelerinin AP hükümetini sıkıştırmasıyla başkanlıktan alınıp zorla kapı önüne konuluyor.

Necmettin Erbakan Odalar Birliği Başkanlığı’na seçilmesi ve görevinden alınması, Türkiye sermayesi arasındaki kapışmanın ilk kez kamuoyu önünde yapılmasına neden oldu. Erbakan’a eleştiriler yapılıyordu: Odalar Birliği binasını takunyalılarla doldurmuştu. “Dini bütün” olmayan işadamlarının işleri yapılmıyordu.

Erbakan Ne Diyor?

Erbakan ise o günleri şöyle anlatıyor:

“Odalar Birliği Sanayi Dairesi’nde sekiz aylık bir sürede hizmet yaptık. Türkiye’de ilk defa döviz tahsisine puantaj sistemini getirdik. O vakte kadar keyfi döviz dağıtılırken, bizim gelişimiz ile tıpkı Teknik Üniversite giriş imtihanındaki usulü Odalar Birliği’nde döviz dağıtımına tatbik ettik. Böylece Odalar Birliği’nde Ahmet’in, Mehmet’in fabrikası söz konusu olmadı. Memlekete kazandıracağı döviz, istihdam gücü, yatırılan sermayeye nazaran üretim gücü, yeni bir teknoloji getirmesi gibi prensipler puantaj sistemine tâbi tutuldu. Odalar Birliği’nde tam bir objektif sistem kuruldu. Sanayi Dairesi, Odalar Birliği’nin Umumi Kâtipliği’ne bağlı bir dairedir. Sanayi Dairesi’nde bu hazırlıklar yapılırken, umumi iktisadi prensiplerde rol oynamak gerekiyordu. Bunun üzerine Odalar Birliği’ne Umumi Kâtip olduk sekiz ay sonra. Fakat Odalar Birliği Umumi Kâtibi olarak çalışmalara başladığımız zaman, bu sefer de idari heyetinde bulunan kimselerin zihniyetinin Türkiye’de milli sanayi kurmaya yeterli olmadığın gördük. Bunun üzerine idare heyeti üyesi olduk. İdare heyeti üyesi olmak da yetmedi. Bütün idare heyetini Anadolu kalkınmasına uygun bir zihniyetle kurmak gerekti. Onun üzerine Odalar Birliği’nde o mücadeleyi yaptık ve bütün idare heyetini biz Anadolucu bir zihniyetle bir idare heyeti olarak seçtirdik. Fakat bu sefer hükümetle aramızda mücadele başladı. Bu zihniyet bakımından, birçok menfaat grupları bu objektif ölçülere tahammül edemediler. Ve bunların Anadolu’ya dönüşü bazı kimselerin menfaatlerine uygun gelmedi. Onlar hükümete tesir ettiler. Hükümet bize mücadele açtı. O zaman Demirel aynı telaş içinde aynı yanlış hareketler içine girdi. Kanun; her sene Mayıs ayında “Odalar Birliği Umumi Heyeti toplanır, idare heyetini seçer” diyordu. Demirel, bu sefer bizim Anadolucu idare heyetinin seçileceğini anlayınca adamlarını gönderdi, tehditler edildi, “sizi iflas ettiririz” dendi, fakat dava oturmuş idi. Bütün kütle bunu benimsiyordu. Demirel, “seçim yapılmayacak” diyordu. Halbuki bir hükümetin seçimleri erteleme yetkisi yoktur. Kanun “her sene yapılacak” diyor, “Mayıs ayında yapılacak” diyor. Odalar Birliği Umumi Heyeti bu yüzden hükümetin kararına karşı çıktı. Toplantı idare heyetini seçti. Bu sefer çıktı Demirel, “Ben seçilen idare heyetini tanımıyorum” dedi. Hiçbir hakkı olmadığı halde. Halbuki idare heyeti kanuni idi. Danıştay’a gidildi. Ve Demirel haksız bulundu. Odalar Birliği’nde bu faaliyetler yürüdü. Ondan sonra Demirel başedemeyeceğini görünce, Odalar Birliği’ni polis marifeti ile boşaltacak kadar ileri gitti.”

Erbakan, “büyük ve tekelci sermayeye karşı bayrak açmıştı.” Anadolu tüccarını etrafında toplayarak İstanbul ve İzmir sermayedarlarının seçtiği mason Sırrı Enver Batum’u yenip Odalar Birliği Başkanlığı’na gelmişti. Şöyle diyordu:

“Odalar Birliği’ne verilen 20 milyon dolar yatırım kotasının 19 milyon dolan İstanbul, İzmir tüccarına gidiyor. Sadece 1 milyon doları Anadolu’ya dağıtılıyor. Bunu değiştirmek için mason Sırrı Enver Batum’un gitmesi gerekiyordu. Sonuçta Anadolu sermayesi kazandı. Ancak bu defa kanunsuz kuvvetleri çıkardılar karşımıza. Artık şunu herkes bilmelidir. Odalar Birliği komprador-mason bir azınlığın vasıtası halinde çalışmaktadır. Genel Kurulu 67 vilayetten gelen 600 delege ile teşekkül eden bu koca teşkilat bir avuç komprador ticaret ve sanayicinin kontrolü altındadır. Bunlar Anadolu sermayesinin gelişmesini istemezler. Dizginleri hep ellerinde tutmak isterler.”

Erbakan, 25 Eylül 1969 tarihinde Milliyet gazetesinden Yılmaz Çetiner’e bunları söylerken; Anadolu sermayesi ile İstanbul sermayesinin kapışması giderek büyüyordu.

Kaynakça
Kitap: Milli Nizam’dan Fazilet’e HANGİ ERBAKAN
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Necmettin Erbakan'ın Geçmişi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir