Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Milli Nizam Partisi

Burada Necmettin Erbakan'ın Geçmişi hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Milli Nizam Partisi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 04:53

MİLLİ NİZAM PARTİSİ

Fikir Babası

60’lı yılların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birkaç İslam’cı isim sivrilir. Bunlara kısaca göz atalım.

Haşan Aksay: 1961 yılında yaşını büyüterek Adalet Partisi listesinden Adana milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. Haşan Aksay Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuydu. Adana İmam Hatip Okulu’nda müdür yardımcılığı ve özel Osmaniye Lisesi’nde müdürlük yapmıştı. 1965 yılında yapılan seçimlerde de AP’den Adana milletvekili seçildi.

Haşan Aksay AP içinde hızla sivrilen isimlerden biriydi. AP’nin Genel Başkan Yardımcılığı ve Grup Başkanvekilliği görevlerini yürüttü.

60’lı yılların sonuna doğru Haşan Aksay AP yönetimine sert eleştiriler yöneltmeye başladı. AP’yi milli bulmuyordu.

Süleyman Arif Emre: 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra Ekrem Alican’ın genel başkanlığını yaptığı Yeni Türkiye Partisi’nin kurucularındandı. 1961 seçimlerinde YTP’den Adıyaman milletvekili seçilmişti. Malatya Lisesi mezunu Süleyman Arif Emre, Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Necip Fazıl Kısakürek, Serdengeçti Osman Yüksel gibi Türk-İslam’cı yazarların davalarını üstlendi. Gazeteci Ahmet Emin Yalman’ı vuran Hüseyin Üzmez adlı radikal İslam’cının da avukatlığını yaptı.

Fehmi Cumalıoğlu: Emekli Doktor Albay olarak İslam’cı siyasetçi kimliğini Cumhuriyet Türkiye’sinde ilk açıklayan subaylardan biridir. 1965 seçimlerinde Millet Partisi’nden Kayseri milletvekili seçilip Meclis’e girdi. Bir dönem Millet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevinde de bulundu.

K. Maraş Senatörü A. Tevfik Paksu, Gümüşhane milletvekili Ekrem Ocaklı, Rize milletvekili Arif Hikmet Güner de Meclis’in sivri İslam’cı isimlerindendi.

60’lı yıllarda artık yavaş yavaş İslam’cı politikacılar seslerini yükseltmeye başladılar.

Meclis’in içindeki milletvekillerinin İslam’i bir parti arayışını başlatmaları 60’ların son dönemlerine denk gelir. Aynı yıllarda bir başka yerde de İslam’cı parti telaşı vardı.

Parti kurmak, Nakşibendi Şeyhi Mehmet Zahid Kotku’nun düşüncesiydi.

Peki, cemaatten İslam’i bir partiye geçişin mimarı olarak gösterilen Nakşibendi Şeyhi Mehmet Zahid Kotku kimdi?

Mehmet Zahid Kotku

Mehmet Zahit Kotku 1897’de Bursa’da doğdu. Askerde bulunduğu Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’daki camilerde vaaz verdi. Aynı zamanda Gümüşhaneli Tekkesi’ne girdi. 27 yaşında halife oldu. Şeyhinin isteği ile Türkiye’nin birçok kasaba ve köyünde imamlık-hatiplik yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tekkeleri kapatmasıyla birlikte tekrar Bursa’ya döndü. Babasının ölümüyle boşalan Izvat Köyü imamlığı görevini sürdürdü.

Necmettin Erbakan’ın üniversite yıllarında şeyhi olan Kozanlı Abdülaziz Bekkine’nin ölümü üzerine tekkenin başına geçmek için İstanbul’a geldi.

Sırasıyla Fatih’teki Çivizade Camii’nde ve Ümmügülsüm Mescidi’nde görev yaptı. Fatih İskender Paşa Camii’nde 1959 yılından 1979 yılına kadar tam 21 yıl imamlık yaptı. 1979’da Hicaz’a gitti. Ağır hasta olarak 1980’de döndü. 13 Kasım 1980’de vefat etti.

Nakşibendilik ve özellikle de Gümüşhaneli Dergâhı, içine girilmesi çok kolay ama içinde kalınması son derece zor bir tarikattı. İnsanlar nice aşama ve zorluklardan geçerek bu tarikatlarda yer alabiliyorlardı. Ancak cumhuriyetin ilanı ve Atatürk devrimiyle birlikte Türkiye’de İslam’ın etkinliği gün geçtikçe azaldı. Tevhid-i

Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) ile birlikte din eğitimine olanak verilmedi. Sonuçta İslam’ın mevzileri birer birer düştü.

Gümüşhaneli Dergâhı o yıllarda faaliyetlerini gizli ve çok dar bir alanda yürüttü. Dergâha girmek isteyenler öyle eskisi gibi inceden inceye araştırılıp soruşturulmuyordu.

Necmettin Erbakan gibi birkaç üniversiteli böyle bir ortamda Gümüşhaneli Dergâhı’na girdiler. Şeyhleri Abdülaziz Bekkine vefat edince yeni şeyhleri Mehmet Zahit Kotku’ya miras olarak kaldılar. Şeyh Bekkine çevresinde oluşturduğu üniversite hocaları ve öğrencilerinden geniş bir mürit kitlesini Şeyh Kotku’ya bırakmıştı.

Bu üniversite çevresi; Kotku’nun İskender Paşa Camii’nde cuma namazı ve pazar ikindi namazı sonrası derslerini sürdürdüğü caminin avlusundaki evinin ikinci katında girişte sağdaki odada toplantılara katılıyordu. Bu toplantılara katılan İslam’cı aydın Ersin Gürdoğan, Kotku’nun evinde neler konuşulduğunu, “Görünmeyen Üniversite” adlı kitabında ayrıntılarıyla anlatıyor.

Kotku ülkenin ekonomik, siyasal, toplumsal her türlü sorunuyla ilgilenen, müritlerini de aynı yönde ilgilenmeleri için teşvik eden biriydi. Peki Kotku’nun bu faaliyetlerini devlet bilmiyor muydu? Kuşkusuz biliyordu. Ancak ses çıkarmıyordu.

Kotku aynı zamanda politika ile de içli dışlıydı. AP’den umudunu kestiği için “artık ayakları üzerinde durabilecek” İslam’i bir partinin zamanının geldiğini düşünerek adını da kendisinin koyduğu Milli Nizam Partisi’nin kurulmasını teşvik etti.

MNP’nin Genel Başkanı olarak Necmettin Erbakan adını ortaya atan kişi de Mehmet Zahid Kotku’ydu.

Zaten Odalar Birliği’nde Erbakan’ın yeni yeni telaffuz ettiği “Ağır sanayi hamlesi” gibi birçok argümanın patenti Şeyh Mehmet Zahid Kotku’ya aitti.

Kotku’nun müridi Ersin Gürdoğan, “Görünmeyen Üniversite” adlı kitabında bu konuya değinerek şunları söylüyor: “Hocaefendi (Kotku) kendi kültürümüze sahip olmak ve Batı’nın pazarı olmaktan kurtulmak için, temel ihtiyaçlarımızı karşılayacak tarzda bir sanayileşmenin, ekonomik ve siyasi bağımsızlığın elde edilmesinde önemli bir vasıta olduğuna inanıyordu. Bu yüzden Esad Coşan Hoca’nın (Kotku’nun damadı) bir sohbette belirttiği gibi, Türkiye’nin sanayileşmesi tarihinde çok önemli ve ibret verici bir girişim olan Gümüş Motor Fabrikası’nın kurulmasında öncü olmuştur. Bu önemli proje Hocaefendi’nin sohbetlerinde oluştu ve gerçekleştirildi.”

Gümüş Motor’un Umum Müdür koltuğuna Erbakan’ı oturtan, küçük bir hissesi de olan kişi yine Mehmet Zahid Kotku’ydu. Aslında Gümüş Motor bir şekilde Milli Nizam Partisi’nin çekirdeğini oluşturmuştu. Gümüş Motor ortakları, çalışanları ve bayileri Milli Nizam Partisi’nin örgütlenmesinde büyük rol oynadılar. Parti bu çekirdek kadro ile kurulacaktı.

Milli Nizam Partisi bir anlamda gelir ve itibar yitirmiş bir grup küçük işletmeci, tüccar ve esnafın temsilcisi olarak ortaya çıkmıştı.

İslam’i Cephe

Cemaatin siyasi kolu, siyasi şubesi olarak kurulacak parti de tarikat içindeki hiyerarşinin aynısı olacaktı. Görünürde Genel Başkan Erbakan olacaktı. Ancak özünde Genel Başkan, Şeyh Mehmet Zahid Kotku’ydu.

Mehmet Zahid Kotku’nun partinin başına Erbakan’ı geçirmeyi önceleri hiç düşünmediği söylenir. Fakat Erbakan, Odalar Birliği’nden polis zoruyla dışarı atılıp AP’den de veto edilince kamuoyunda mazlum olarak görülmeye başlandı. Şeyh Kotku hiç de dört duvar arasında müritleriyle oturup sadece dua eden biri değildi. Politikayla oldukça ilgiliydi. Kamuoyundaki Erbakan duyarlılığının ışığını almıştı.

Meclis’teki milletvekilleri ve senatörlerle Nakşibendi tarikat müritleri yan yana gelip birlikte parti kurmaya karar verdiler. Bu birliktelik aynı zamanda kitabın ilerideki bölümlerinde de okuyacağınız gibi Nakşibendi-Nurcu-Kadiri koalisyonuydu!.. İslam’cıların bir bölümü cephe oluşturmuştu.

Parti kurma çalışmaları 1969 seçimlerine yetişemedi. “Tarikat Koalisyonu” adaylarını bağımsız olarak seçime sokmaya karar verdi. Sadece Necmettin Erbakan Konya’dan seçilebildi.

Sonunda parti 26 Ocak 1970 tarihinde kuruldu. Amblemi, işaret parmağı havada sıkılmış bir sol yumruktu.

Kurucular

Milli Nizam Partisi’nin kurucuları şu isimlerden oluşmuştu:

1) Necmettin Erbakan: Profesör. Makine Mühendisi; Konya Milletvekili.

2) A. Tevfik Paksu: Tüccar; eski K. Maraş Senatörü.

3) Ali Haydar Aksay: Avukat; Haruniye-Adana.

4) Süleyman Arif Emre: Avukat; eski Adıyaman Milletvekili.

5) H. Tahsin Armutçuoğlu: Avukat-Ankara.

6) Ömer Çoktosun: Tüccar-Konya.

7) Ekrem Ocaklı: Çiftçi; eski Gümüşhane Milletvekili.

8) Ömer Faruk Ergin: Emekli memur-Yozgat.

9) Saffet Solak: Profesör; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi-İzmir.

10) Haşan Aksay: İlahiyatçı; eski Adana Milletvekili.

11) Ali Oğuz: Avukat; Kayseri.

12) İsmail Müftüoğlu: Avukat; Trabzon.

13) Nail Sürel: Tüccar; Tekirdağ.

14) İ. Fehmi Cumalıoğlu: Doktor, eski Kayseri Milletvekili.

15) Hüsamettin Fadıloğlu: Müteahhit; Gaziantep.

16) Bahattin Çarhoğlu: Tüccar; Urfa.

17) Mehmet Satoğlu: Harita Mühendisi; Kayseri.

18) Rıfat Boynukalın: Mühendis; Karaman.

MNP kurulur kurulmaz AP’den iki milletvekili transfer edildi: Isparta Milletvekili Hüsamettin Akmumcu ile Tokat Milletvekili Hüseyin Abbas. Böylece MNP’nin meclisteki milletvekili sayısı üçe çıktı. İlk kuruluş kongresini 8 Şubat 1970’te Ankara Büyük Sinema’da yaptı.

MNP’nin kuruluşunu ve kurucuların diğer partilerinden ayrılmasını salt dinsel nedenlerden ötürüymüş gibi değerlendirmek yanlış olur. Gerçekte tıpkı Odalar Birliği’nde olduğu gibi Anadolu sermayesi ile metropol sermayesi arasındaki kavga MNP’nin kurulmasına neden olmuştu. Ancak Anadolu sermayesinin daha gelenekçi-İslam’cı çevreleri MNP’yi desteklemişlerdi. Diğer büyük kesimi ise Demokratik Parti’ye (DP) destek vermişti.

İlk İslam’cı Partiler

Milli Nizam Partisi Türkiye’de kurulan ilk İslam’cı parti değildi. MNP’nin atası olarak 1924 yılında kurulan hilafet ve saltanat taraftarı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası gösterilir. Zaten bu parti de irticayı körüklediği için 7 ay sonra kapatılmıştı.

İslam’cı bir parti olarak 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi’ni bu soyağacına ekleyebiliriz.

Türkiye’de çokpartili yaşama geçilince, bir dilekçe ile kurulup hemen kapanan İslam’cı parti sayısında artış gözlendi.

İslam’i Koruma Partisi 1946 seçimlerine 2 gün kala kuruldu. Ama sıkıyönetim komutanlığınca hemen kapatıldı. Arkasından bir yıl Muhafazakâr Parti, İslam’i ve milli prensipleri kurmak amacıyla 1947 yılında siyasi yaşama adım attı. Tutunamadı, kapandı.

DP’den ayrılan Millet Partisi’ni de bu soyağacına ekleyebiliriz. 1951 yılında kurulan İslam Demokrat Partisi’ni de İslam’cı partiler kütüğüne ekleyebiliriz.

Bakalım önümüzdeki yıllarda bu soyağacına daha kaç İslam’cı parti eklenecek.

Masonlar Üye Olamaz

Milli Nizam Partisi, Türkiye’nin kültürel ve siyasal yaşamının İslam’laşmasını istiyordu. Bireyin günlük yaşamının İslam’i kurallara göre biçimlendirilmesini istediği gibi devletin de İslam’laşmasını savunuyordu.

Türkiye’nin ekonomik ve geri kalmışlığının, kültürel yozlaşmasının nedeni, laiklik ve Batılılaşmaydı.

“Milli Görüş” olarak belirtilen partinin programı sanayileşme ve başta Suudi Arabistan olmak üzere İslam ülkeleri ile daha sıkı işbirliğiydi. MNP, AET’ye girilmesine karşıydı. İslam Ortak Pazarı’ndan yanaydı. Faize karşıydı. Milli kalkınmanın ilk koşulu İslami değerlere sıkı sıkıya sarılmaktı. Bunun ilk basamağı olarak maarifin düzeltilmesi gerekiyordu. Milli sözcüğü, dini sözcüğünün kamuflesiydi.

Radikal İslam’cılar MNP’nin programını hafif buluyorlardı! “Aslında MNP, Kur’an’daki ayetleri yumuşatarak işe başlamıştı.
Daha önce kurulan İslam’cı partiler gibi hemen kapatılmak istemiyordu. Dikkatleri üzerine çekmemek için konuyu teknik ve sanayiye aktarıyor, dikkatleri oraya çekiyordu” diye yazıyor. İslam’cı-yazar Sadık Albayrak.

Milli Nizam Partisi Tüzüğü’ne göre partiye kayıt yaptırmak için şu şartlar aranıyordu:

•Türk vatandaşı olmak,

•Reşit olmak,

•Kısıtlı olmamak,

•Mason olmamak,

•Parti prensiplerini samimi olarak benimsediğini gösterecek bir hüviyete sahip olmak, manevi değerlere saygısız ve kötü şöhret sahibi olmamak,

•Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilme yeterlıliğini kaybetmemiş olmak.

Milli Nizam Partisi’ne üye olmak için, en az iki parti üyesinin kaydolacak kişi için referans vermesi gerekiyordu.

Parti tüzüğüne göre;

Oruç tutmayan, namaz kılmayan kişiler partiye alınabilecekti. Ancak bu kişilerin parti yönetiminde görev almasına kesinlikle izin verilmeyecekti.

Partinin karşı çıktığı en önemli kusurlardan biri de kökü dışarıda kozmopolit cemiyetlere kayıtlı bulunmaktı.

1967 yılında nikâh şahidi olarak bir masonu gösteren Necmettin Erbakan, aradan üç yıl gibi kısa bir süre geçince masonlara düşman olmuştu!

Baldızı İle Dans Edene İhraç

Milli Nizam Partisi yöneticileri il ve ilçe teşkilatları kurulurken güvenilir kişileri seçmeye özen gösterdiler. Bu nedenle parti merkezi tarafından ekipler oluşturulup, Türkiye’nin her tarafına gönderildi. Ekiplerin görevi teşkilat kuracakları il ve ilçelerde araştırma yapmaktı. Bu araştırma sonucunda seçilecek kişiler Erbakan’a bildirilecekti.

Anadolu’ya dağılan Milli Nizam ekiplerinin gittikleri il veya ilçede ilk uğradıkları yer, gazete bayileriydi! Önce MNP’yi destekleyen gazeteleri ve dergileri kimlerin okuduklarını öğreniyorlardı. Sonra okurlar arasındaki seçkin ve hatırı sayılır kişilerin politik ve dini inançları soruşturuluyordu. Sonuçta Nizam ekipleri seçtikleri kişiyi işyerinde ziyarete gidiyorlardı. Ziyaret edilen kişinin dini inancı hangi yönde ise o yönde konuşmalar yapıp, güvenini kazanmaya çalışıyorlardı. Örneğin Nurcu ise Nurcu gibi, Süleymancı ise Süleymancı gibi konuşuluyordu.

Nizam ekiplerinin gittikleri yerlerdeki en büyük yardımcıları, cami imamlarıydı. Bazen ziyaret edilen yerlere Nizam ekipleri ile birlikte imamlar da gidiyordu.

Sonuçta seçilen kişi ya görevi kabul ediyor ya da güvendiği bir başka kişiyi tavsiye ediyordu.

Nizam ekipleri il veya ilçe başkanı olacak kişiyi hemen genel merkeze bildiriyordu. Genel merkez de görevi kabul eden kişiye Erbakan imzalı kutlama telgrafı çekiyordu.

Tıpkı Osmanlı dönemindeki Nakşibendi tarikatına girer gibi, MNP il ve ilçe başkanları da ince elekten geçiriliyordu. İl ve ilçe başkanı olanlar davranışlarına çok dikkat etmek zorundaydılar. Yoksa, Samsun İl Başkanı gibi bir düğünde baldızı ile dans ettiği için partiden ihraç ediliyordu!..

Nizam Yemini

Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Erbakan bazı il ve ilçelerin parti binalarını açmaya gidiyordu. Yaptığı konuşmalarda MNP’yi kimlerin kurduğunu açıklıyordu:

“Sizden niçin saklayalım, partimizin kurucularını açıkça zikredeyim; bizim partinin kurucuları Sultan Fatih Hazretleri, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Murat, Sultan Melikşah, Ulubatlı Haşan, Orhan Gazi, Nizam-ül Mülk, Akşemsettin, Sultan Yavuz Han, Kılıç Arslan, Alparslan, Gelenbevi Hazretleri, Sultan Abdülhamit’tir.” (8.2.1970-Ankara)

Erbakan, Türkiye’de “üç yol” olduğunu belirtiyordu: “MNP milletin iman davasını kendisine şiar edinmiştir. Türkiye’de bugün üç yol vardır. Birincisi solculuk, sonu komünizm yolu. Bu yolda CHP var. İkinci yol kozmopolit masonluk yolu. Bu yolda AP levhası var. Üçüncü yol Milli Nizam yolu. Bu yol da sağı temsil eder, Hak yolu, iman yolu.”

Erbakan her konuşmasında, “Önümüzdeki seçim sonunda yani 1973 yılında sizleri Ayasofya Camii’nde namaz kılmaya davet ediyorum” diye söz veriyordu.

MNP’liler konuşmalarında, “50 yıllık Batılı devletten kurtulup bin yıllık Hakka teslimiyet dönemini yeniden başlatacaklarını” söylüyorlardı.

Toplantılarda gelenlere yemin ettiriliyordu. Yemin hep birlikte ayağa kalkıp, parti ambleminde olduğu gibi başparmak havada, “Yarabbi Milli Nizam idaresinin bu memlekete gelmesini vesile kıl. Yarabbi sen Milli Nizam’ı milletimizin dünya ve ahiret saadetine vesile kıl...”

MNP iktidar olduğunda ne yapacağını da açıkça beyan ediyordu: “Milli kıyafetlere aykırı giyim tarzları yasaklanacak, gayri milli maarifin yerine zengin, kendi maarifimiz kurulacak.”

İşin özü; İslam dünyaya nizam vermek için gelmişti. Şimdi bu görevi Milli Nizam Partisi yerine getirecekti.

Kurtuluş Beyannamesi

MNP’nin kuruluş beyannamesi ise şöyleydi:

“Allah’ın, Hakkı tutma, iyiyi sağlama ve kötüyü men etme yolunda bulunmak üzere mümtaz ve aziz milletimiz!

Asırlardan beri özleyip beklediğin, kendi ruhunun derinliklerinden gelen ve senin bizatihi kendi öz varlığının mana ve madde sahasında yeniden doğuşundan başka bir şey olmayan Milli Nizam Partisi, kuruluşu münasebetiyle sana ilk hitabını yaparken, önce Cenab-ı Hak’kın sayısız nimetlerine şükreder.

Milli Nizam Partisi, milletimizin fıtratında mevcut ahlâk ve fazileti kuvveden fiile çıkarmak ve bu sayede cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza da saadet ve selamet getirmek gayesiyle kurulduğunu belirtir; bugün içinde bulunduğu durum ne olursa olsun, Hak’kın çok yakın bir gelecekte, milletimizin yeniden bütün dünyaya örnek bir medeniyet kuracağını müjdeler; bütün vatandaşlarımızı bu ulvi gayenin tahakkuku için el birliği ile çalışmaya çağırır.

Yabancı kültürlerin komünist veya kozmopolit zihniyeti halinde gelen iki başlı manevi istila hareketlerine karşı alabildiğine başı boş ve sahipsiz bırakılmış manevi bir alem, mana hırsızlığının kendilerinin ev sahibi olduklarını rahatlıkla iddia edebildikleri ve hakiki ev sahibinin ise kendi evine yerleşememesi için her türlü tertibatın alındığı tek memleket.

Bugün; bundan bin sene önce şahlanıp Haçlı ordularını göğsünde söndüren, beş yüz sene önce gemileri karadan yürüten, dört yüz sene önce Viyana kapılarını zorlayan, yarım asır önce Çanakkale ve İstiklal Harbimizin şaheserlerini meydana getiren milli ruh yeniden şahlanıyor, coşuyor ve MİLLİ NİZAM PARTİSİ’ni kuruyor.

Milli Nizam Partisi’nin kurulduğu bugünün mana âlemindeki yeri, milli heyecanın birikip coşkun bir deniz halini aldığı bir anda, bu denizi kendi şeddinin arkasında zor zaptetmeye başlayan azametli barajın artık su kapaklarının açılmaya başladığı gündür. Milletimizin fıtratındaki yüksek ahlâk ve fazilet bu kapakların açılmasıyla kuvveden fiile çıkacak, Milli Nizam Partisi’nin muntazam kanallarından dört bir yana dağılarak bütün yurt sathında, her tarafa; refah, saadet ve selamet götürmeye başlayacaktır. Bugün bu mutlu gündür. Bütün milletimize uğurlu ve hayırlı olsun(...)”

Hediyesi Bir Teyp

Prensip olarak Erbakan’ın ziyaretleri dışında partide büyük toplantılar yapılmaması, çalışmaların adam adama markaj esası ile evlerde düzenlenmesi isteniyordu. Evlere davet işi o çevrenin müezzin, imam ve öteki din görevlıleri ve hatırı kırılmayacak kişileri tarafından yapılıyordu.

Köy çalışmalarında da aynı metot uygulanıyordu. Yanlarına ilçeden imam ve gezici vaiz alan Milli Nizam ekibi bir minübüs kiralayarak saptanan köye ziyarete gidiyorlardı. İlk ziyarette hiç politika konuşulmuyordu. Sohbet genellikle dini konular üzerineydi. Birkaç ziyaretten sonra köye bir teyp hediye ediliyordu. Tabii teybin yanına Erbakan’ın kasetleri konuluyordu!.. Köylüler sabah akşam bu bantları dinliyorlardı.

Burada bir noktaya işaret etmek gerekir: Milli Nizam Partisi o günlerde Türkiye’de parti olarak teknik olanaklardan en iyi yararlanan siyasi örgüttü. Hemen tüm il ve ilçe teşkilatlarında teyp ve kasetler bulunuyordu.

Parti genel merkezi örgütlerini devamlı uyarıyordu:

“Herkes konuşmasına dikkat etsin, anayasa ve yasalar dışına çıkmasın.”

Bu uyarıya parti genel merkezinde çalışanlar uyuyordu. Ancak il ve ilçe teşkilat yöneticileri kürsüye çıkınca bu uyarıyı unutuyorlardı. Bu nedenle Milli Nizam Partisi hakkında savcılıklardaki dosyalar giderek kabarıyordu.

Bakın Erbakan o yıllarda neler söylüyordu neler...

“MNP milletin iman davasını kendisine şiar edinmiştir. Türkiye’de bugün üç yol vardır. Birinci yol solculuk, sonu komünizm yolu. Bu yol CHP’nin. İkinci yol kozmopolit masonluk yolu. Bu yolda AP’nin levhası var. Üçüncü yol MNP’nin yolu, bu sağı temsil eder. Hak yolu, iman yolu. Önümüzdeki seçim sonunda 1973 yılında sizleri Ayasofya Camii’nde namaz kılmaya davet ediyorum.” (31 Mayıs 1970, Karabük Site Sineması)

“Türkiye’de yeni bir Müslüman partisi kurulmasının lüzumunu hissederek MNP’yi kurduk.” (18 Ocak 1979 Boyabat Sümer Kahvesi)

Erbakan; “MNP’nin herkesin anladığı manada bir parti olmadığını, teşkilatlandırmak ve maksatlara ulaşabilmek için amacı ile parti adını aldıklarını, kanuni mecburiyetle parti adı altında toplandıklarını fakat hakikatte parti olmadıklarını, Avrupa ve Avrupalılığın Batılılık, Avrupalılığın taharet dahi bilmeyen hippiler olduğunu, elli yıllık batıl devreden kurtulup bin yıllık hakka teslimiyet devrine geçeceklerini” belirtiyordu. (19 Eylüll970, Bafra Cumhuriyet Meydanı)

MNP’nin kapatma davasında Erbakan’a yönelik iddiaların en ilgi çekici bölümü 7 Ekim 1970 günü Edirne Ayvazoğlu Sineması’nda yaptığı konuşmaya ait. Erbakan’ın burada yaptığı konuşma iddianamede büyük ölçüde yer aldı:

“Milli Nizam denince okulda okunan sosyoloji ve ahlâk kitapları yerine Hadis-i Şerif kitaplarının, İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbani’nin kitaplarının okutulacağı günün gelmesi gerektiğini, Milli Nizamcı olarak şehadet bayrağı altında toplanmanın mecburi olduğunu, halkçıyım diyen insanın başının düşük olacağı için ona, “Demek batıl yolda hizmet ediyorsun, bir an evvel tövbe et, gel Nizam’a katıl” tavsiyesinde bulunmanın gerekli olduğunu, Besmele ile Milli Nizam’a kaydolmanın gerektiğini, Milli Nizam’ın şehadet işaretinin anlamının çok büyük olduğunu, bu işaretin ne olduğunu bilmeyen varsa ve yapamıyorsa öğrenince eve gidip tövbe edeceğini” ifade ederek sözlerini topluluğa şehadet parmaklarını kaldırtarak tamamlamıştı.

13 Kasım 1970 günü Sapanca’da yaptığı konuşmada Erbakan, toplantılardan sonra RP’lilere yaptırdığı yeminin aynısını topluluğa yaptırarak “MNP işaretinin tekbir olduğunu belirtmiş; herkesi ayağa kaldırıp parmaklarını kaldırdıktan sonra “Yarabbi Milli Nizam’ı evliyaların duasındaki idarenin bu memlekete gelmesine vesile kıl, amin. Yarabbi sen Milli Nizam’ın bütün Sapancalı ve milletimizin dünya ve ahiret bütün saadetine vesile kıl. Amin” sözleriyle konuşmasını tamamlamıştı.

31 Ekim 1971 günü Samsun İl Kongresi’nde, “Milli Nizam’dan başka zihniyete hizmet etmenin Yahudi askerliği olduğunu, Türkiye’de manevi harpte hak cephesinin bir, batıl cephesinin 72 fırka olduğunu, tek hak cephesinin MNP olduğunu” belirtmişti.

28 Ağustos 1970 tarihinde Hakkari’de yaptığı konuşmada, “Küçük yaşta çocuklara dinimizin layıkıyla öğretilmediğini, bir insanın gözlerinden kırmızı ışık çıkıyorsa komünist, sarı çıkıyorsa mason olduğunu, kendilerine yarayan insanın gözlerinden yeşil ışık çıkması gerektiğini, dinin de böylece kurtulacağını, Milli Nizam’ın gayesinin bu olduğunu” belirtmişti.

“Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesi Müslüman’lığı yok etmek için kullanılıyor.” (17 Mayıs 1970 İzmir’de yatığı konuşma.)

“Milli Nizam Partisi, gül, cennet kokanların partisidir.” (Trabzon konuşması.)

“50 yıldır yapılan işlerin Nemrut’un iki sütununa gerilmiş mancınık gibi milleti ateşe attığını, Milli Nizam’a düşen vazifenin Hak Peygamberi İbrahim Aleyhisselam’ın yoluna sadakat ve Hakk’a teslimiyet olduğunu, yakalarındaki rozetin Biz İbrahim Aleyhisselam’ın yolundayız, anlamına geldiğini” söylemişti. (28 Haziran 1970’te Urfa’da yaptığı konuşma.)

“Mehdi Aleyhisselam’ın geleceğini ve onun devrinden önce de ona basamak olacak devirlerin geleceğini, dua ve temennilerinin Milli Nizam’ın Mehdi Aleyhisselam’ın devrine basamak teşkil edeceğini” belirtmişti. (14 Ocak 1971 günü Diyarbakır İl Kongresi’nde yaptığı konuşma.)

Darbe Nedeni Kongre!

12 Mart 1971 askeri darbesinden hemen sonra Yargıtay Başsavcılığı tarafından hazırlanan Milli Nizam Partisi dosyası Anayasa Mahkemesi’ne verildi. Milli Nizam Partisi’ni 17 avukat savundu. Dosya üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda Milli Nizam Partisi’nin kapatılmasına oybirliğiyle karar verildi. Karar 14 Ocak 1972 tarihinde, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Gerekçeli karara göre Milli Nizam Partisi şu nedenlerle kapatılmıştı:

•İzmir Gençlik Kolları tarafından bastırılıp dağıtılan Erbakan ile ilgili üç kitapta şeriat propagandası yapılmıştı.

•Genel kongrede partilılerin içtiği Milli Nizam Andı,

•Yine genel kongrede birlikte söylenen “Hak Yol İslam yazacağız” Milli Nizam Marşı,

Anayasanın başlangıç bölümüne, Anayasa maddelerine, Siyasi Partiler Kanunu’na, kısaca laik Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı bulunmuştu. Kapatılma gerekçeleri arasında “Okullarda din derslerinin zorunlu olmasını istemesi” de vardı!..

Burada bir olaya değinmemiz gerekiyor:

MNP 1. Olağan Kongresi 12 Mart askeri darbesine çok az bir süre kala 24 Ocak 1971 tarihinde yapılmıştı. MNP’nin kongresi tıpkı 12 Eylül askeri darbesine birkaç gün kala yapılan MSP’nin Konya’daki ünlü mitingi gibi basından ve kamuoyundan çok tepki almıştı. MNP kongresinde Atatürk fotoğrafı yoktu. Sarıklı, cüppeli sakallılar sürekli tekbir getirmişlerdi. Radyo sürekli kongreden bahsedip kamuoyunun büyük tepki duyduğunu dile getiriyordu. Kongre Türkiye’nin başlıca gündem maddesi oluvermişti. Arkasından darbe geldi.

Her iki askeri darbe öncesinde de gerek MNP’nin, gerekse MSP’nin böyle gösteriler yapması çok ilginçti! Her iki darbenin yapılış nedenleri arasında darbecilerin söylediğine göre bu tür gerici hareketleri önlemek vardı!..

Nizam Şirketleri

MNP kapatılınca parti yöneticileri ne yaptılar? Türkiye İşçi Partisi yöneticileri gibi 10-15 yıla mahkûm olup cezaevlerine doldurulmadılar.

Genel Başkan Erbakan İsviçre’ye gitti. Diğer yöneticiler ise şirket kurdular! Açıp bakarsanız, 70’li yılların başındaki Ticaret Sicil gazetelerinde bol miktarda MNP yöneticisinin ismine rastlarsınız.

İşte bir örnek: 18 Haziran 1971 tarihli 4275 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi: 22876 sicil sayılı şirketin adı; İPA Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Anonim Şirketi. Yönetim Kurulu üyelerini tanıyalım: H. Tahsin Armutçuoğlu, Mehmet Şatoğlu, Orhan Batı, Abdülkerim Doğru, Enver Muammer Özkan.

İsimler yabancı gelmemiştir: Armutçuoğlu ile Şatoğlu MNP kurucularından. Abdülkerim Doğru’yu kitabın ileri bölümlerinde daha yakından tanıyacaksınız. MSP’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı. Orhan Batı’yı da kitabın ileri bölümlerinde tanıyacaksınız. MSP’nin Genel Başkan Yardımcılığı’ndan Karayolları Genel Müdürlüğü’ne terfi edecek.

Eee diğer yöneticilere ne oldu? Durun canım! Onlar da şirket kurdular. Hem de İPA Gıda şirketinden 10 gün önce; 8.5.1971 gün ve 4242 sayılı Ticaret Gazetesi’ni açıp bakarsanız; 22709 sayı ile kayıtlanmış Nidaş Nizam Neşriyat ve Dağıtım Şirketi’ni görürsünüz. Bu şirketin yönetim kurulu üyeleri de yabancı değil: Haşan Aksay, Fehmi Cumalıoğlu, Haşan Tahsin Armutçuoğlu, Mehmet Şatoğlu, Orhan Batı.

Armutçuoğlu, Batı ve Şatoğlu’nu artık yakından tanıyorsunuz. Haşan Aksay ile Fehmi Cumalıoğlu’nu anımsadınız. Hepsi MNP kurucusu!..

Fehmi Cumalıoğlu daha sonra MSP Genel Başkan Yardımcısı olacak. Haşan Aksay ise MSP’nin Devlet Bakanlığı’nı yapacak.

Nidaş Nizam Neşriyat ve Dağıtım Şirketi’nin bir de denetçisi var: Ahmet Tevfik Paksu. O da MNP kurucusu. Daha sonra MSP’nin Çalışma Bakanı olacak. Şirkette deneyim kazanıyorlar!

1971 yılına göre oldukça büyük sermayeli şirket bunlar: Nidaş Nizam Neşriyat ve Dağıtım Şirketi’nin sermayesi iki milyon. Yönetim kurulu, üyeleri arasında 400 bin liralık paylara bölünmüş.

İPA Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Anonim Şirketi’nin sermayesi 500 bin lira. Ancak bir yıl sonra sermayesini 5 milyon liraya çıkarıyor.

İPA’nın sermayesini yükselttiği tarih 20 Eylül 1972. MSP’nin kuruluş tarihi 11 Ekim 1972. Yani Milli Nizamcılar parti işlerine tekrar bulaşsalar herhalde bugün trilyoner olurlardı! Gerçi particiliğin daha iyi para getirdiği söylenir ya!

Yönetim kurulları değişti ama İPA’lar, YİPA’lar, GİMTAŞ’lar, YİMTAŞ’lar bugün faaliyetlerine hâlâ devam ediyor.

Bitmedi. Bir şirket daha var: Yeni Neşriyat A.Ş.

17 Ağustos 1972 tarihinde 500 bin lira sermaye ile kuruluyor. Kurucuları bildik isimler: Oğuzhan Asiltürk, Sabri Özpala, Haşan Aksay, Fehmi Cumalıoğlu, A. Tevfik Paksu.

Şirketin sermayesi 8 Ekim 1974 tarihinde iki milyona çıkarılıyor. Sermayesi 800 paya bölünüyor. En fazla payı alan Haşan Aksay, 360 pay alıyor. Oğuzhan Asiltürk ve Necmettin Erbakan 150’şer pay alıyor.

Yeni Neşriyat A.Ş. Milli Gazete’yi çıkarıyor.

Kaynakça
Kitap: Milli Nizam’dan Fazilet’e HANGİ ERBAKAN
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Necmettin Erbakan'ın Geçmişi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir