Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erbakan - Rabıta İlişkisi

Burada Necmettin Erbakan'ın Geçmişi hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Erbakan - Rabıta İlişkisi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 15:18

ERBAKAN-RABITA İLİŞKİSİ

Niçin Kuruldu?

Ortadoğu’da Amerikancı İslam’ın (ılımlı İslam’ın) sacayaklarından biri de, bölgedeki sosyalist ve milliyetçi hareketlere karşı İslamcı örgütleri desteklemek amacıyla 19 Mayıs 1962 tarihinde Mekke’de kurulan RABITA [Rabıtatü’l Alemü’l İslam’i (Arapçası), World Müslüm League (İngilizcesi), Dünya İslam Birliği (Türkçesi)] örgütüdür.

Rabıta’nın finansörü dünyanın en geniş petrol rezervlerine sahip Suud yönetimi, bir diğeri ise Arap-Amerikan petrol şirketi ARAMCO (Arabian-American Oil Company) idi. Yani Amerikan sermayesi de vardı. Bir başka kaynak ise Suudlu petrol şeyhlerinin zekatları...

Rabıta’nın merkezi, Mekke'deki Suud hükümet konağının içinde. Yani devletle içli dışlı...

1963 yılında Mekke’de basılan tüzüğüne göre örgütün amacı şöyle sıralanıyor:

•Müslüman memleketlerinde yönetimin İslam’i kurallara uygun olmasına çalışmak,

•Çeşitli ülkelerden hacca gelenler arasından kuvvetli ve olgun uyarıcıları seçmek ve bunları “İslam misyoneri” olarak yetiştirmek ve bunları kendi ülkelerine göndermek,

•İslam’cı yayın organlarına daha geniş biçimde dağılmaları ve görevlerini layıkıyla yapabilmeleri için maddi destek sağlamak.

Rabıta’daki Türkler

Tüzüğe göre her Müslüman ülke bir kişi seçip Rabıta Yönetim Kurulu’na gönderecekti. Türkiye laik bir devlet olduğu için böyle bir seçim yapıp elçisini Rabıta’ya gönderemezdi. Ancak herhalde birileri seçim yapmıştı:

Rabıta’nın 41 kişilik kurucu meclisinde iki Türk vardı:

Hilal (Sebülülreşad) dergisi sahibi Salih Özcan ile 1950-57 yılları arasında DP, Rabıta kuruluşu sırasında da AP Konya Milletvekili olan Ahmet Gürkan.

Rabıta’nın hayatta kalan 4 kurucu üyesinden biri olan Salih Özcan, Rabıta kuruluşunda bulunduktan sonra birden şansı açılıveriyor. Önce MSP’den Şanlıurfa Milletvekili oluyor. Ardından Suud sermayeli Faisal Finans Kurumu’nun Yönetim Kurulu Başkanvekilliği’ne getiriliyor. Her fırsatta, “Allah Özal’dan razı olsun” diyor. (Cumhuriyet, 5.9.1993.)

Diğer kurucu Ahmet Gürkan, 1950 yılında Arapça ezanı yasaklayan ceza yasası maddesinin kaldırılması için önergeye imza koyan DP milletvekili olarak tanınıyor. AP Konya milletvekili olarak Meclis’te bulunurken Rabıta’nın kuruluşunda yer alan Ahmet Gürkan Türk-Suudi Arabistan Dostluk Cemiyeti Başkanlığı görevinde de bulundu.

Türkiye Rabıta’nın Aldığı Kararları Uyguluyor

Rabıta, kuruluşundan sonra birçok İslam ülkesinde toplantılar düzenlendi. Türkiye’deki gelişmeleri göstermesi bakımından, 3-14 Mart 1976 tarihinde Pakistan’da yapılan “Uluslararası Şeriat Kongresinde alınan kararlan alt alta sıralayalım.

•Kongreye katılan taraflar İslam’i öğretiyi ilkokuldan üniversite seviyesine kadar ders olarak okutmalıdırlar,

•Arapça öğrenimi, bilhassa Arapçanın ana lisan olmadığı ülkelerde mecburi olmalıdır,

•Kutsal Kuran’ın asgari 5 bölümünün ezberlenmesi ilköğretim süresince ve bütün ülkelerde mecburi olmalıdır,

•Kuran’ı Kerim’in tamamı ortaöğrenimde zorunlu olmalıdır, •Bütün İslam ülkelerinde azami sayıda İslam öğretileri enstitüleri kurulmalı ve enstitüler İslam’i çalışmalar yapmalıdır,

•İslam’ın önemli emir ve öğütlerinin takrir şeklinde kaydedilerek her türlü vasıta ile yayımlanması tavsiye edilir,

•İslam’i ahlâk ve değerlerin propagandasına özel bir dikkat sarf edilmelidir,


•İslam ülkelerindeki anayasal müesseseler İslam’i esaslara uydurulmalı ve Arapça halka indirilmelidir,

•İslam’i olmayan kanunlar kaldırılmalı ve şeriata uygun kanunlar güçlendirilmelidir,

•Bütün daire ve işyerlerinde anlaşma ve nizamlar dua ile birlikte takdim edilmeli ve bu yerlerde bir imam bulunmalı ve mescit açılmalıdır,

•Dünyadaki kadınlar İslam’i yasaklara uymalıdır,

•Tamamen şeriata dayalı modern İslam devleti kurabilmek için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır,

•İslam birliğinin yeniden kurulması ve daha sonra da bütün Müslüman devletlerin birbirlerini izleyerek birer İslam devleti olduklarını ilan etmeleri ve bir federasyon teşkil ederek halifeliği ortaklaşa yürütmeleri sağlanmalıdır.

Bu toplantıya 1. MC hükümetinin Devlet Bakanı Haşan Aksay katılmıştı. Bakan Aksay hükümet adına mı, partisi adına mı katılmıştı acaba? Herhalde hükümet adına , çünkü MSP hiçbir zaman tek başına hükümet olmadı. Ancak Rabıta’nın 1976 yılında aldığı bu kararların çoğu bugün Türkiye’de hükümet kararı olarak uygulanmaktadır!

Rabıta’nın Desteklediği Türk Örgütler

Rabıta’nın üyeleri arasında iki Türk vardı:

Eski Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür ile İslamcı yayın organı Bugün gazetesindeki yazılarıyla Müslüman’ları kışkırtıp, ABD’nin 6. Filosu’nu protesto eden solcu öğrencilerin üzerine yollayan yazar Mehmet Şevki Eygi!

Rabıta’dan sonra Türkiye’de arka arkaya kurulan Komünizm ile Mücadele Derneği, İlim Yayma Vakfı, Türkiye Kuran Kursları Kurma Koruma İdame Ettirme Dernekleri, Türkiye Din Adamları Yardımlaşma Dernekleri Federasyonu, Yeniden Milli Mücadele Dernekleri, Türkiye Yüksek Öğretim Huzur ve Dayanışma Cemiyeti gibi örgütlerin 1968 yılındaki devrimci öğrencilerin karşısında oluşu herhalde tesadüf değildi. Ortadoğu’da ulusal kurtuluş hareketleri karşısına çıkanlarla, Türkiye’de devrimcilere saldıranlar aynı merkezli güçlerce yönlendiriliyorlardı.
Bu derneklerin kurulmasını teşvik eden, görev alan Sami Tuğ’ların, Korkut Özal’ların bugün Suudi Arabistan ile sıkı ilişki içinde olması da kuşkusuz rastlantı değil.

60’lı, 70’li yıllarda devrimcilerin karşısına sopalarla, silahlarla, bombalarla çıkan Milli Türk Talebe Birliği, Rabıta’nın desteklediği yan kuruluşlarından biriydi.

Rabıta örgütünün yayımladığı “A World Guide to Organizations of Islamic Activites” adlı rehberin “Rabıta ofisleri ve temsilcileri” ile ilgili bölümünde şu Türk örgütlerin adları geçiyordu:

•Milli Türk Talebe Birliği,

•Doğu Türkistan Göçmenler Derneği,

•İstanbul Üniversitesi’ne bağlı İslam’i Araştırmalar Enstitüsü, •Milli Türk İzmir Yüksek İslam Enstitüsü Yaptırma ve Koruma Derneği,

•Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti,

•Avustralya’da Türk Sesi adlı kuruluş,

•Türk-Suudi Dostluk Derneği (Adres olarak TBMM adresi yer alıyordu!)

Rabıta’nın Kolları Nerelere Uzanıyor!

Rabıta örgütünün rehberinde örgütün işbirliği yaptığı kuruluşlardan biri olarak İzmir’deki, Milli Türk İzmir Yüksek İslam Enstitüsü Yaptırma ve Yaşatma Derneği gösterilir. Derneğin başkam şehrin tanınmış manifatura toptancısı Ali Rıza Güven’di.

Rabıta rehberinde bulunan Milli Türk İzmir Derneği’nin bulunduğu adreste aynı zamanda bir imam hatip lisesi ve Yüksek İslam Enstitüsü Yaptırma ve Yaşatma Derneği var.

Tüccar Ali Rıza Güven 200’ün üzerindeki üniversite öğrencisine burs verdiklerini, 700’ü aşkın öğrenciye de yemek yardımı yaptıklarını söylüyordu.

Güven, aynı zamanda dönemin ANAP İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ile birlikte Türk-İslam Kültür Vakfı’nın Yönetim Kurulu üyesiydi.

Rabıta destekli tüccar Güven, toplanan yardımlarla bugüne kadar bir imam hatip lisesi, bir de ilahiyat fakültesi yaptırmıştı!

Rabıta Kıbrıs’ta

Rabıta rehberinde “İşbirliği yapılan kuruluşlar” arasında sayılan Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti’nin kurucusu Nakşibendi şeyhi Nazım Adil Kıbrısî idi.

Konuyu fazla dağıtmadan birkaç cümle ile Nakşibendi şeyhi Nazım’ı tanıtmaya çalışalım;

Nakşibendi şeyhi Nazım, Kıbrıs müftüsü iken 3 Ağustos 1954 tarihli fetvasında Kıbrıs’ın Müslüman halkından malların Hıristiyanlara satarak Kıbrıs’tan göçmelerini istiyordu. Şeyh Nazım nedense adadaki Türk nüfusun azalmasını istemektedir!..

Kıbrıs’ta Türk Mukaveket Teşkilatı’nda çalışmış, bakanlık yapmış İsmet Kotak, Milliyet gazetesinden Çetin Yetkin’e Şeyh Nazım’la ilgili olarak ilginç bir olay anlatıyor: (4.5.1990, Milliyet)

“Şeyh Nazım Türk Mukavemet Teşkilatı günlerinde başında sarıkla Rum bölgelerinden rahatça geçerek camilere gelip vaaz verirdi. Oysa ben çıksam tutukluyorlar. ‘Din adamıdır da onun için dokunmuyordur Rumlar’ diyemezsiniz, çünkü öteki din adamlarını tutukluyorlar. Hattâ Rumlar tarafından öldürülen din adamları var. Fakat bunlar Şeyh Nazım’a serbestlik tanımışlardı.”

Nakşibendi Şeyhi Nazım koyu bir İngiliz hayranı idi. Öyle ki, 9 Mart 1990 tarihli Zaman gazetesinde İngilizler dönemindeki Kıbrıs’ta hiç cinayet işlenmediğini övünerek söylüyor!

Şeyh Nazım ömrünün büyük bir bölümünü zaten Londra’da geçirmişti. 12 Eylül ve ANAP döneminde yıldızı tekrar parlatılmıştı! KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın neredeyse sağ kolu oluvermişti.

Bu ilişki sonrasında Rabıta Kıbrıs’a yatırımlara başlamıştı. Denktaş’ın 24 Mart 1987 tarihinde yaptığı açıklamaya göre Rabıta’dan 627 bin 110 dolar yardım almışlardı. Bu yardımların karşılığında ise Rabıta’nın düzenlediği Uluslararası Gazeteciler Hazırlık Toplantısı, Dünya İslam Kongresi toplantıları Kıbrıs’ta yapılmıştı.

Bu ilişkiler sonucu Kıbrıs’ta arka arkaya İslam kültür merkezleri, camiler inşa ediliyor; İslam Üniversitesi de Lefke’de kuruluyordu. Nakşibendi Şeyhi Nazım ise siyasi görüşünü soran İslam’cı Cuma dergisine “Geleceğin partisi Refah’tır” diyordu. (10-16 Aralık 1993)

Nakşibendi Şeyhi Nazım ile Rabıta arasındaki ilişkiyi Cidde’de öğretim üyeliği yapan Hüseyin Ateş sağlıyordu. Hüseyin Ateş, Korkut Özal’ın yakın arkadaşı. Öyle ki Korkut Özal, İslam Kalkınma Bankası’ndaki danışmanlık görevini Hüseyin Ateş’e devretmişti. Korkut Özal’sa bu görevi Prof. Nevzat Yalçıntaş’tan almıştı...

Rabıta Davetlileri;

RP’liler, Valiler, Emniyet Müdürleri...

Rabıta sadece Kıbrıs’ta yatırımlar yapmadı! Türkiye’yi de unutmadı:

•1982-84 yılları arasında yurtdışında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadrolu imamlarının maaşını (aylık 110 dolar) Rabıta verdi,

•TBMM camisi yaptırıldı.

•ODTÜ'de cami ve İslam Kültür Merkezi yapılması,

•Ankara Kocatepe Camii yaptırıldı.

•Adana’daki sel felaketi sonucu yıkılan ibadet yerleri onarıldı.

•Ankara Üniversitesi’ne camii yapılması için para yardımında bulunuldu. ODTÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda Arapça dersi veren üç öğretim üyesinin maaşları ödendi.

Her yıl vali, emniyet müdürü ve Yargıtay üyelerini hacca davet ediyor. Misafirlerinin bütün masraflarını karşıladığı gibi pahalı hediyelerle dönmelerini sağlıyor. Başta Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk ve oğlu olmak üzere birçok RP milletvekili de Rabıta’nın davetlisi olarak Suudi Arabistan’a gittiler...

Rabıta, Türkiye’de kamp bile açtı. ‘Arab and İslamic International Organizations Directory’ (1984-85) adlı kitapta Rabıta’nın gençlik kampları kurduğu belirtiliyor. 1981 yılında Rabıta’nın gençlik kampları açtığı ülkeler ise şöyle sıralanıyor:

Brezilya, Malezya, Suriye ve Türkiye!..

Rabıta, hem de 12 Eylül askeri döneminde gençlik kampı açmıştı! Rabıta’nın desteklediği kamplarda yüzlerce öğrenci eğitili
yor. Bir yıl kadar önce Kuşadası Baradan Koyu ile Manisa Spil Dağı’ndaki iki kamp ortaya çıkarıldı. Bu kamplara yaz okulu deniliyor!

Rabıta’nın gençlik kolu durumunda olan ve merkezi Londra’da bulunan Müslüman Talebeler Federasyonu, Akıncılar Derneği ile sıkı ilişki içindeydi. Anımsayacağınız gibi Çanakkale İntepe Kampı’nda Erbakan konuşma bile yapmıştı. Akıncıların ilişki kurduğu bir diğer kuruluş ise merkezi Kuveyt’te olan Uluslararası İslam’i Gençlik Dernekleri Federasyonu dur.

“Erbakan’ın Hareketi” nedense hep Amerikancı İslam’cılarla ilişki kuruyordu...

Rabıta-CIA-Kontrgerilla İç İçe

Rabıta’nın yan kuruluşu Doğu Türkistan Göçmenler Derneği’nin başında emekli general Me hmet Rıza Bekin var. Emekli general 1992 yılında Rabıta’nın kurucu meclis toplantısında bir konuşma yaparak, kuruluşa teşekkür etti. “Orta Asya’daki Müslümanlarla ilgilendiğiniz gibi Balkanlar’daki Müslüman’larla da ilgilenin” uyarısında bulundu!

Rıza Bekin kimdir? 1983 yılında MİT'ten emekli olan bir generaldir. 6 yıl Suudi Arabistan’da kalmıştır. Oradan Pakistan’a geçer. CIA güdümündeki Afgan gerillalarını Pakistan-Afganistan sınırında eğittiği iddia edilir. Altında 2 milyarlık arabası olan emekli general bu lüks yaşama nasıl kavuştu dersiniz...

1988 Nisan ayı başı, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği İstanbul’da bir seminer organize etti: 1. Milletlerarası Türkistan Kültür ve Tarih Semineri.

Şeriatçı Rabıta örgütünün desteklediği derneğin toplantısına mutlaka Rabıta’dan bir temsilci geliyor. Rabıta Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Nasır el Abudi seminere katılıp, “Türkistan’daki Müslüman’lara ellerinden geldiğince yardım ettiklerini” söyledi. Seminerde Rabıta Genel Sekreter yardımcısı Abudi’den daha önemli bir konuk daha vardı: Paul Henze!

Eski CIA Ankara İstasyon Şefi, Rand Corparition’a Türkiye’deki İslam’ın geleceği konusunda raporlar hazırlayan, Ilımlı İslam (Amerikancı İslam) teorisinin mimarı Paul Henze, seminerde bir konuşma yaptı. CIA ajanı Henze, “Atatürk’ün çok gerilerde kaldığını, Türkiye’nin İslam liberalizmini gerçekleştirerek Müslüman ülkelere örnek olması gerektiğini” tekrarladı.

CIA ve Rabıta’nın elemanları kol kola girip Türkiye’de seminer organize ediyorlardı.

Rabıta ile Erbakan’ın direkt ilişkisini gösteren en açık faaliyet, Erbakan’ın 1990 yılı sonunda Rabıta’nın yan kuruluşu olarak faaliyete geçen, Asya İslam Birliği’nin kurulmasına öncülük edip fahri başkanı olmasıdır.

Türkiye basınında Erbakan’ın bazı yurtdışı gezilerinin masraflarının Rabıta tarafından karşılandığı yazıldı. 27 Ocak 1995 tarihli Milliyet Gazetesi, Erbakan’ın üç günlük Kuveyt gezisinin masraflarını Rabıta’nın bu ülkedeki temsilcisi Mustafa Taha’nın ödediğini yazıyordu.

Rabıta ile 12 Eylül ilişkisini dönemin Emniyet Müdürü Mustafa Yiğit Nokta dergisine (29.7.1990) şöyle anlatıyordu: “ABD Komünizm düşmanı olan her akımı destekler. Bu konuda, tarikatların kullanılması konusunda en büyük yardımcısı da Suudi Arabistan’dır. Türkiye’yi komünizmden kurtarmanın yolunun dine yönelme olduğunun düşünüldüğü ve bu şekilde tedbirler alındığı bizzat Kenan Evren tarafından ifade edilmiştir. İfade etmedikleri, bu telkini Konsey döneminde İstanbul’a gelen Amerikalıların bir toplantıda yaptığı ve bu önerinin Konsey tarafından benimsendiğidir. Aynı zamanda Batı karşıtı Humeyniciliğe karşı da öteki dinci akımların desteklenmesine karar verildi. ABD tıpkı Komünizme karşı ittifaklar aradığı gibi İran’a karşı da ittifak arayışına girdi. Bu nedenle Türkiye’deki tarikatlara çok destek veriyor. Bunun için Rabıta’yı kullanıyor.”

Ekonomik İlişkileri Geliştirmeliyiz

Rabıta’nın Almanya’daki birimini perde arkasından yöneten Suudi Arabistanlı Dr. Muhammed Abdu Yamani, 15 Ocak 1987 tarihli Şark el Avsat gazetesinde uzun bir makale yazdı:

“Türk yönetimi dini duygularla birlikte yaşamaya ve onun isteklerini yerine getirmeye mecbur kalmıştır. Ancak bu adımlar çok dikkatli ve tereddütle atılmaktadır. Biz Araplara düşen, Türkiye’nin bu yönelişini sağlamlaştıracak özel ilişkilere girmek, dine dönüş yolunda yeni yeni ilişkilerin gelişmesini çeşitli alanlarda gerçekleştirmektir. Din Türkiye’de güçlü bir akım. Bu durumda Türkiye’nin resmi siyasetine Arapların olumlu siyasetlerle karşılık vermesi, Türkiye’de şeriata resmi olarak dönüş yolundaki bilinen engellerin ortadan kaldırılması için yeterlidir.”

Dr. Yamani, “umutla beklenen dönüşü gerçekleştirmek için ne yapmalıyız” sorusunu şöyle anlatıyor:

“1- Arap ülkeleri Türkiye’yle siyasi ilişkilerini geliştirmeli çünkü bu, şeriat hanesine yazılır,

2- Sıkı kültür ilişkilerine girmeli,

3- Ekonomik ilişkileri geliştirmeliyiz.

Türkiye ile ekonomik ilişkiler Türkiye'deki dini akım ve cemaatlere ve faaliyetlere daha fazla serbestlik tanınmasını sağlar. En azından bu tür ilişkiler şeriat faaliyetleri üzerindeki ağır yükü hafifletebilir.”

12 Eylül askeri darbesi ve sonra ANAP hükümetleri döneminde başta Suudiler olmak üzere Arap sermayesinin akın akın Türkiye’ye gelmesinin nedeni Rabıta’nırı önde gelen isimlerinden Dr. Yamani’nin makalesinde ortaya çıkıyor. Türkiye’deki Suud şirket sayısı 49. Bunlardan en önemlisi Faısal Finans Kurumu ile Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu...

Nurculara Suudi Hediyesi: Faysal Finans

Şeriatçı Rabıta örgütü Türkiye’ye finans kuruluşlarıyla da yerleşti.

Finans kuramlarının Türkiye’de faaliyete başlama tarihi 16 Aralık 1983’tür. Yani Özal hükümetinin göreve başladığı tarihten iki gün sonra! Başbakan Turgut Özal daha hükümet programını Meclise sunup güvenoyu almadan, 16 Aralık 1983 gün ve 83/7506 sayılı kararname ile özel finans kuramlarının faaliyetine izin vermiştir. Özal’ın kararnamesi kapsamında yabancıların mülk edinmeleri sağlanıyordu!

MSP yargılanıyordu ama fikirleri hükümet olmuştu. MSP İzmir milletvekili adayı Turgut Özal ANAP’ı kurmadan önce Suudi Arabistan ve arkasından ABD’ye gidecekti. Böylece veto edilmekten kurtulup hükümet kurmuştu! İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’yü, Atatürk’ün yaverini veto eden Milli Güvenlik Konseyi, MSP milletvekili adayını veto etmemişti!

Özal Suudi sermayesinin Türkiye’de etkinlik göstermesine, ülkeden araziler almasına olanak sağlamıştı.

Önce, Faisal Finans Kurumu faaliyete geçti. Yönetim Kurulu üyesi, Rabıta’nın 41 kişilik kurucular listesinde adı bulunan eski MSP milletvekili Salih Özcan aynı zamanda Faisal Finans Kurumu’nun kurucu ortağıydı. Bir diğer kurucu ortak ise A. Tevfik Paksu!

A. Tevfik Paksu’yu anımsadınız; Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi kurucusu, milletvekili, 1. MC hükümetinin Çalışma Bakanı! Paksu, MSP içindeki Nurcu kanadın önde gelen isimlerindendi. Nakşibendiler ile anlaşamayıp partiden ayrılmışlardı.

MSP’den ayrılan Nurcu milletvekillerinden M. Gündüz Sevilgen ile S. Reşat Saruhan da Faisal Finans Kurumu’nun ortaklarındandı.

Finans kurumunun başındaki Salih Özcan da Nurcuydu. Ortaklar arasında işadamları vardı: Örneğin Azerbaycan’daki Müslümanlarla savaşan Ermenilere 18 ton çikolata ve bisküi ihraç eden Ülker’in sahibi Asım Ülker, kardeşi Sabri Ülker, oğulları Murat Ülker’ler de Faisal Finans’ın ortakları arasındaydı. Faisal Finans’ın yerli sermayesinin büyük bir bölümü Ülker Gıda’nındı. Ülker ise Nurcuların şirketiydi.

İstanbul ticaret siciline 205923-153446 sayı ile kaydı yaptırılan Faisal Finans Kurumu’nun Suudi ortakları da vardı:

Suudi Krallığı tarafından kurulmuş;

•Dar-ül Maal İslam’i Trust.

•Mısır’daki Faisal İslam’ic Bank.

•Sudan’daki Faisal İslam’ic Bank.

•Bahreyn’deki Masarraf Faisal al İslam’i.

Refah Partisi faize karşı olduğu için paralarını Faisal Finans Kurumu'na yatırıyor. DYP-SHP koalisyon hükümetinin Devlet Bakanı Necmettin Cevheri, 22 Şubat 1994 tarihinde RP’nin Bosna-Hersek’e yardım için topladığı 26 milyarın sadece 6 milyarını gönderdiğini söylüyordu. Bu açıklama ortalığı karıştırdı. RP’nin Bosna-Hersek’teki Müslüman’lara yardım paralarını verip vermediği günlerce tartışıldı.

RP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan yaptığı basın toplantısında 2 milyon 275 bin markı Faisal Finans Kurumu aracılığıyla Almanya’da açılan Bosna-Hersek hesabına yatırdıklarını söylüyordu. (Diğer toplanan yardımlar ise 53 bin 710 mark, 74 bin 800 dolar, 8 bin 500 riyal ve bin Fransız Frangı Bosna-Hersek Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’na elden teslim edilmişti. Erbakan ve Kazan’ın açıklamalarının yalan olduğu daha sonra ortaya çıkacaktı. Bosna-Hersek’e yardım gitmemişti. -Hürriyet, 9.3.1994)

Peki Suudlar Nurculara Faisal Finans Kurumu’nu hediye verirler de Nakşibendiler buna biraz üzülmezler mi? Suudiler Nakşibendileri de düşünmüşler; Al-Baraka Türk Özel Finans Kurumu’nun oluşumunda Nakşibendi Korkut Özal, Nakşibendi eski ANAP İstanbul İl Başkanı Eymen Toptaş, Nakşibendi ANAP Malatya Milletvekili Talat İçöz’ün büyük katkıları vardı.

Al-Baraka’nın yönetim kurulunda H. E. Şeyh Saleh A. Kamel bulunuyordu. İkinci Başkan ise Eymen Topbaş’tı. Talat İçöz Yönetim Kurulu üyesiydi. Korkut Özal, oğullan Murat ve Mustafa’yla birlikte kuruluşun ortakları arasındaydı.

Al-Baraka Türk Özel Finans Kurumu Korkut Özal’a uğur getiriyor. Ardı ardına şirketler kuruyordu;

•Özbayrak Ticaret ve Sanayi Şirketi, (Öz-Ba)

•Petrotrans Nakliyat,

•Aköz Ticaret Müşavirlik ve Mümessillik A.Ş.

•Özbatras,

•İspa Ticaret Sanayi ve Pazarlama Anonim Şirketi,

•Akabe İnşaat,

•Hak Yatırım ve Ticaret A.Ş.

•Hak Ticaret Tekstil ve Kimya A.Ş.

Al-Baraka Türk sadece Korkut Özal’a, Eymen Topbaş’a yardım edecek değil ya! 1984-85 yılları arasında ılımlı İslam’cı Türkiye gazetesine 833 ton kâğıt sağladı. Diğer finans kurumu Faisal Finans ise 268 ton kâğıt almıştı Seka’dan. Fisal Finans’ın bu kâğıtları ne yaptığı bilinmiyor! Sakın o da Nurcu Zaman gazetesine vermiş olmasın!..

Emekli General Sami Karamısır

Suudiler, Türkiye’ye sadece finansman hizmeti sunacak değillerdi kuşkusuz; Faisal Finans Kurumu, Faisal Eğitim Yardımlaşma (FEY) Vakfı’nı, 11 Kasım 1989 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tescil etmesi üzerine faaliyete geçirdi.

FEY Vakfı’nın kurucuları Salih Özcan, (Faisal Finans Kurumu Başkan Vekili), İsmail Bal (Faisal Finans Kurumu Şubeler Genel Koordinatörü), Ekrem Öral (Faisal Finans Kurumu Genel Müdürü), Arif Baykal (Şubeler Genel Koordinatör Yardımcısı), Gündüz Sevilgen (Faisal Emlak İnşaat ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü) Yaşar Kul (Sevilgen’in yardımcısı), Ahmet Akça (Faisal Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü), Niyazi Gönen (Akça’nın yardımcısı).

FEY Vakfı’nın Kuruluş Mevzuatı adlı kitabında bakın ne deniyor; “İslam hukukunda Müslüman olmayanlardan muhasebe edilmeksizin alınan ve hâzineye mal edilen mallara FEY dinmektedir.” Müslüman olmayanların malına el koymak! Öğrencilere burs vermek, kitap çıkarmak amacıyla kurulan Suud Faisal vakfının gerçek amacının ne olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor...

FEY Vakfı’nın yönetimi daha sonra değişti. Başkanlığa emekli Tuğgeneral Sami Karamısır getirildi. Emekli General Sami Karamısır’ın kim olduğunu (12 Ekim 1993) Aydınlık’tan öğreniyoruz; “ABD’nin 1952 yılında bütün NATO ülkelerinde kurduğu kontrgerillanın merkezi olarak bilinen Özel Harp Dairesi’nin eski başkanlarından. 12 Eylül öncesinde faşist bir darbe için 13 Mart 1978 tarihli Konya cuma toplantısına katılanlar arasında olduğunu 3 Ekim

1978 tarihli Aydınlık gazetesi ortaya çıkarmıştı. Karamısır, ordudaki en Amerikancı subaylardan biri olarak tanınıyor. 1983 yılında Kuzey Kıbrıs’ta Zefiros Oteli yakınlarındaki bir kampta CIA ve Suudi istihbarat örgütünün denetiminde askeri eğitim yaptırdığı MİT tarafından saptanınca Kıbrıs’tan uzaklaştırıldı. Bu kampta değişik Arap ülkeleri yanında Türkiye’den giden gençlerin de silahlı eğitim yaptığı öğrenildi! Emekli Tuğgeneral Sami Karamısır 10 Ekim 1993’te RP’li oldu.”

İslam’cı Vakıflara Yardım

Suudiler kendi vakıflarını kurmakla kalmadılar. Birçok vakfa da parasal yardımda bulundular.

12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’de vakıf patlaması yaşandı. Ülkemizdeki vakıfların büyük çoğunluğunda ise İslam’cılar ve Erbakan hareketi örgütlü.

Erbakan hareketinin gençlik örgütü Akıncılar’ın devamı niteliğindeki Milli Gençlik Vakfı’nın 71 ilde 1350 şubesi ve 35 öğrenci yurdu var. Vakfın üye sayısı 282 bin. İki dergi çıkarıyor; Gençlik, lise ve üniversite gençliğine; Kıvılcım, ortaokul öğrencilerine yönelik. Son bir yıldır MGV örgütlerine bombalı saldırılar oldu. İstanbul Pendik örgütüne yapılan (20.3.94) bombalı saldırıda Abdullah Subaşı (49) öldü.

Milli Gençlik Vakfı Başkanı Nevzat Laleli hakkında bugünlerde açılmış iki dava var. Vakıflar Genel Müdürlüğü vakfın yasalara aykırı olarak hac gezisi düzenlediği için soruşturma başlattı. Ayrıca müfettişlerin araştırması sonucu vakfın muhasebe kayıtlarında uyum sağlanamadı. Diğer dava ise Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinde görülüyor: “Zimmete para geçirmek ve görevi suistimal etmek.” Milli Gençlik Vakfı, RP’ye en yakın örgüt. İslam’i vakıflar 12 Eylül’den sonra mantar gibi çoğaldılar ve çoğunluğu RP ile dirsek temasında.

Bereket Vakfı, Özbağ Vakfı, İlim Yayma Vakfı, İslam’i İlimler Vakfı, Ensar Vakfı, Türkiye Milli Kültür Vakfı, Ömer Derin Vakfı, İslam ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı, Bağdatlılar Vakfı, Dağlılar Vakfı, Gümüşsoy Sevim Kuran Okutma Vakfı, Ulu Cami Vakfı, Güneşli Kuran ve Kuran İlimler Vakfı, İslam’a Hizmet Vakfı, Ankara Kültür ve Eğitim Vakfı, Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı, Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı, Seyyid Burhaneddin Vakfı, İlim ve Fazilet Vakfı, Birlik Vakfı, Nesil Vakfı, Şefkat Vakfı, Tevhid Vakfı, Vahdet Vakfı, İmadiye Vakfı, İlahiyat Vakfı, Kuran-ı Kerim Vakfı, Hakka Hizmet Vakfı, Med-Zehra Vakfı, Hak Yol Vakfı, 12 Eylül’den sonra kurulan İslam’cı vakıflardan sadece birkaçı...

80’li yıllar İslam küçük burjuvazisinin geliştiği ve güçlendiği bir dönemdir. Suudi-Kuveyt finans kuramlarının Türkiye’ye gelmesi, Özal hükümetlerinin İslam’cı sermaye çevrelerini geliştirmesi yeni İslam’cı trilyonerlerin doğmasına neden oldu. Bu ‘yeni trilyoner’ler de ‘zekatlarının’ büyük bir bölümünü bu vakıflara bağışlamaktadırlar...


Kaynakça
Kitap: Milli Nizam’dan Fazilet’e HANGİ ERBAKAN
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Necmettin Erbakan'ın Geçmişi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir