Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kurtuluş Savaşı Antiemperyalist Bir Mücadeledir

Burada Kurtuluş Savaşı büyük önemi hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

Kurtuluş Savaşı Antiemperyalist Bir Mücadeledir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Nis 2013, 16:00

Kurtuluş Savaşı Antiemperyalist Bir Mücadeledir

Cumhuriyet tarihi yalancılarının ısrarlı inkarlarına rağmen, tüm tarihsel veriler, Kurtuluş Savaşı’nın antiemperyalist bir mücadele olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu gerçeği kavramak için emperyalizmin kısa tarihine ve Türkiye üzerindeki oyunlarına bakmak yeterli olacaktır.

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’yle hız kazanan Avrupa sömürgeciliğinin en temel hedeflerinden biri Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayarak Anadolu ve civarını ele geçirmektir. Özellikle, İngiltere ve Fransa, Hanımadde ihtiyaçlarını karşılamak için gözlerini verimli Osmanlı coğrafyasına çevirmişlerdir. 19. yüzyıl boyunca “denge siyasetiyle” büyük emperyalist güçlerin aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlanarak ayakta kalmayı başaran Osmanlı İmparatorluğu, sürekli yenilgilerin ardından bir de ekonomik olarak iflas edince “emperyalizmin avı” durumuna gelmiştir.

Avrupalı emperyalist güçler 19. yüzyılın başlarında “Hasta Adam” adını taktıkları Osmanlı mirasım ele geçirmek için kıyasıya bir mücadele içine girmişlerdir. Bu emperyalist kapışma bir bakıma Osmanlının işine yaramış, “Hasta Adam” bir süre daha ayakta kalabilmiştir. Örneğin, İngiltere ve Fransa Osmanlı mirasını Rusya’ya kaptırmamak için zaman zaman Osmanlıyı desteklemişlerdir: 1853-1856 Kırım Savaşı’nda Rusya karşısında İngiltere ve Fransa Osmanlı’nın yanında yer almışlar, böylece Rusya’nın Osmanlı mirasına tek başına sahip olmasına, engellemişlerdir. Ancak emperyalizm, zaman içinde, Osmanlının artık ayakta kalamayacağım görünce var gücüyle Osmanlıya saldırmıştır.

1881’de Tunus, Fransa tarafından işgal edilmiş,

1882’de İngiltere, Mısır’ı ele geçirmiş,

1878’de İngiltere, Kıbrıs’ı ele geçirmiş,

1908’de Avusturya, Bosna-Hersek’i topraklarına katmış, 1911’de İtalyanlar, Trablusgarp’ı işgal etmiş,

1912’de Balkan Savaşı sırasında Rusya ve İngiltere, Balkan devletlerine destek olmuştur.

I. Dünya Savaşı öncesinde emperyalist Avrupa ülkeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nu kâğıt üzerinde paylaşmışlardır. Osmanlı paylaşım planlarına İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Almanya ve hatta Avusturya bile katılmıştır.

1. İngiliz-Alman Anlaşması (19 Mart 1913): Irak petrolleri, dörtte üç İngiliz ve dörtte bir Alman payı olarak bölüşülmüştür.

2. Londra Büyükelçiler Konferansı (14 Şubat 1914): Burada alınan karara göre Bozcaada ve Gökçeada dışındaki Ege Adaları Yunanistan’a ve İtalya’ya verilmiştir.

3. Fransız-Alman Demiryolu Anlaşması (15 Şubat 1914): Bu anlaşmayla Osmanlı Asyası’ndaki demiryolu yapımında bölge paylaşımı yapılmıştır.

İngiliz-İtalyan Demiryolu Anlaşması (6 Mart 1914): Bu anlaşmayla Aydın, Muğla, Marmaris ve Burdur’dan Antalya yönüne yapılacak demiryolunun geçeceği yerler belirlenmiş ve bölüşülmüştür.

4. İngiliz-Alman Anlaşması (15 Haziran 1914): Bu anlaşmayla iki devlet, Osmanlı üzerindeki hak ve çıkarlarını kabul etmişlerdir. Ayrıca bu doğrultuda Osmanlıya baskı yapmaya da karar vermişlerdir.

Resim

Görüldüğü gibi I. Dünya Savaşı öncesinde emperyalizm Osmanlıyı paylaşmış, Osmanlı petrollerinden Osmanlı Asyası’nda yani Anadolu’da yapılacak demiryollarına kadar her şey paylaşılmıştır. Özellikle I. Dünya Savaşı öncesinde Anadolu’da yapılacak demiryollarının paylaşılması, emperyalizmin sadece Osmanlıi petrollerini, Osmanlı Boğazlarını veya Anadolu dışındaki Osmanlı topraklarını değil, bizzat Anadolu’yu da ele geçirmeyi planladığını göstermektedir.

Rıfat Uçarol’un dediği gibi, “Osmanlı Devleti, uzun yıllardan beri birikerek ve çoğalarak gelen ve Balkan Savaşı ile daha da ağırlaşan sorunlarıyla, gücünü bütünüyle kaybetmek üzereydi. işte bu sıralarda yapılan yukarıdaki anlaşma ve görüşmelerle; büyük devletler, gerçekte Osmanlı İmparatorluğu’nu (İstanbul bölgesi ve Trakya hariç) aralarında paylaşmışlardır. Aynı zamanda kendilerine ayırdıkları payları, karşılıklı olarak tanımışlardır. Diğer taraftan Osmanlı Devleti’ni kendilerine çok sıkı bağlarla bağlayıp onu çökertip resmen paylaşmak veya yaşatmak kararını verecek duruma gelmişlerdir:”

I. Dünya Savaşı öncesindeki bu anlaşmalara göre emperyalist devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki payları şu şekilde belirlenmiştir:

1. Güneydoğu Anadolu, Irak, Arap Yarımadası ve Güney Ege, İngiliz nüfuz bölgesi,

2. Doğu Anadolu ve Ordu, Rize, Trabzon, Giresun, Amasya, Tokat, Gümüşhane gibi Karadeniz illeri, Rus nüfuz bölgesi,

3. Antalya ve Muğla’nın doğusu İtalyan nüfuz bölgesi,

4. Suriye, Lübnan, Kuzey Ege ve Zonguldak, Trabzon kıyı şeridi ve Çukurova hariç Sivas’a kadar Güney Anadolu Fransız nüfuz bölgesi.

5. İstanbul-Bağdat demiryolu’nun iki yanı Çukurova ve Musul’un batısı Alman nüfuz bölgesi.

6. İtalyan bölgesinin doğusunda kalan Alanya’dan Anamur’a kadar olan bölge Avusturya nüfuz bölgesi.

Ancak bu anlaşmalardaki paylaşım planları 28 Haziran 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine tamamlanamamıştır. Ayrıca Osmanlı’nın Almanya ve Avusturya-Macaristan

İmparatorluğu’nun yer aldığı İttifak Devletleri grubunda savaşa girmesi üzerine Almanya ve Avusturya Osmanlıyı paylaşım planlarının dışında kalmışlardır.

Osmanlıyı parçalayıp paylaşmayı kafasına koymuş olan büyük emperyalist devletler, I. Dünya Savaşı devam ederken bir kere daha Osmanlıyı paylaşmak için bir araya gelerek çok sayıda “gizli anlaşma” imzalamışlardır.

1915-1916 yılları arasında imzalanan bu gizli anlaşmaların belli başlıları şunlardır:

1. İngiliz-Fransız-Rus Anlaşması (10 Nisan 1915): İstanbul, Güney Trakya ve Boğazlar, Rusya’ya bırakılmıştır.

2. İngiliz-Fransız-İtalyan Anlaşması (26 Nisan 1915): 12 Ada kesin olarak İtalya’ya bırakılmış, Antalya ve çevresi de İtalya’ya verilmiştir.

3. Fransız-Rus-İngiliz Anlaşması (3 Ocak 1916 ve 16 Mayıs 1916): Çukurova Fransa’ya bırakılmıştır.

4. İngiltere-Fransa ve İtalya Anlaşması (21 Nisan 1916): İzmir ve çevresi ile Konya ve çevresi İtalya’ya verilmiştir.

5. İngiliz-Fransız-Rus Anlaşması (26 Nisan, 30 Mayıs 1916): Doğu Anadolu bu üç devlet arasında, Suriye ise İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmıştır.

1917’de Bolşevik Devrimi çıkınca savaştan çekilmek zorunda kalan Rusya, paylaşım planlarından çıkarılmıştır.

Görüldüğü gibi Cumhuriyet tarihi yalancılarının iddialarının aksine 1913 yılıyla 1916 yılı arasında Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayıp paylaşmak için emperyalist devletler arasında çok sayıda gizli-açık anlaşma yapılmıştır. I. Dünya Savaşı öncesindeki paylaşım anlaşmaları yarım kalınca I. Dünya Savaşı’ndaki dengeler doğrultusunda yeni paylaşım anlaşmaları yapılmıştır. Bu anlaşmalar dikkate alındığında I. Dünya Savaşı’nın bir bakıma Osmanlıyı parçalayıp paylaşmak için çıkarıldığı söylenebilir. Bu nedenle, “Osmanlı I. Dünya Savaşı’na girmeseydi kurtulurdu” şeklindeki tez hiçbir biçimde gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü emperyalizm bir şekilde Osmanlıyı parçalamaya karar vermişti ve Osmanlı I. Dünya Savaşı’na girmeseydi de eninde sonunda mutlaka emperyalizmin saldırısına uğrayacaktı. Savaş öncesindeki paylaşım planları bu durumun en açık göstergesidir.

Gizli anlaşmalar dikkatle incelendiğinde emperyalizmin en temel hedefinin Anadolu toprakları olduğu görülecektir. İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya, Anadolu coğrafyasını adeta parsel parsel paylaşmışlardır. Osmanlı, I. Dünya Savaşı’ndan yenilmiş olarak çıkınca da bu paylaşım planları doğrultusunda Osmanlıya, önce çok ağır şartlar içeren Mondros Ateşkes Antlaşması’nı (30 Ekim 1918) imzalatarak Anadolu’nun işgaline gerekçe yaratmışlar, sonra da adeta bir idam fermanı olan Sevr Antlaşması’nı (10 Ağustos 1920) imzalatarak Türkleri Anadolu’nun orta yerine sıkıştırıp Anadolu topraklarına el koymayı denemişlerdir.

İşte, Cumhuriyet tarihi yalancılarının küçümsediği, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı, emperyalizmin bu tarihi işgal planını bozmuş, eli kanlı emperyalizm canavarını “akıl”, “inanç” ve “azim”le yere sermiştir.

Emperyalizmi -üstelik kazandığı bir büyük savaş sonrasında- yenmek, çok büyük bir “antiemperyalist” zafer değil de nedir?

I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlıya imzalatılan Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918) emperyalizmin Anadolu’yu işgal planlarının en önemli adımlarından biridir. Bu anlaşmanın belli başlı maddeleri şunlardır:

1. 5. madde: Osmanlı orduları dağıtılacaktır.

2. 6. madde: Osmanlının bütün savaş gemilerine el konulacaktır.

3. 7. madde: İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa istedikleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.

4. 10. madde: Toros tünelleri İtilaf Devletleri’nce işgal edilecektir.

5. 12. madde: Osmanlı haberleşmesi denetlenecektir.

6. 15. madde: Osmanlı demiryolları İtilaf Devletleri’nce işletilecektir.

7. 16. madde: Çukurova’daki Türk kuvvetleri geri çekilecektir.

8. 20. madde: Osmanlının ağır silahlarının, cephanesinin ve taşıtlarının elinden alınması konusunda verilecek emirlere uyulacaktır.

9. 24. madde: Altı Doğu ilinde karışıklık çıktığı takdirde bu iller işgal edilecektir.

Görüldüğü gibi I. Dünya Savaşı’nın galibi emperyalistler, I. Dünya Savaşı’nda çok ağır bir şekilde yenilen, 600.000’e yakın kayıp veren, Arap Yarımadası’nı ve Kafkasları kaybeden Osmanlıyı rahat bırakmak niyetinde değillerdir. Çünkü emperyalistlerin asıl amacı, Anadolu’yu ele geçirip paylaşmaktır. İşte bu amaca ulaşmak için Osmanlıya Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalatmışlardır. Bu anlaşmayla, orduları dağıtıp silah ve cephaneye el koyup ülkeyi savunmasız bırakmışlar, haberleşmeyi ve ulaşımı kontrol edip muhtemel bir direnişi önlemeye çalışmışlar ve Anadolu’yu işgal etmek için “bahaneler” yaratmışlardır.

I. Dünya Savaşı’nı kazanan İngiltere, Fransa ve İtalya, Anadolu’nun paylaşılması konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Bu sırada Wilson İlkeleri’ni yayınlayan ABD de emperyalist paylaşım planlarına müdahale etmiş ve yeni bir emperyalist güç olarak tarih sahnesine çıkmak istemiştir. Ayrıca, İngiltere ve Fransa, “evet” I. Dünya Savaşı’nı kazanmışlardır ama, çok sayıda insan ve büyük miktarda da para kaybetmişlerdir. Batı kamuoyu artık yeni bir savaş istememektedir. İşte bu süreçte emperyalizm, Anadolu’yu parçalayıp paylaşmak için elini yakmayacak bir
“maşa” kullanmaya karar vermiştir. Silah, cephane ve diplomatik bakımlardan desteklenerek Anadolu’ya saldırtılacak olan emperyalizmin maşası durumundaki bu ülke Yunanistan’dır. 1919’daki Paris Barış Konferansı’nda İtalya’nın açık muhalefetine rağmen, İngiltere ve Fransa, Anadolu’nun işgali için Yunanistan’la anlaşmışlardır. Bu doğrultuda yapılan hazırlıklardan sonra 15 Mayıs 1919’da İngiliz, Fransız, İtalyan ve ABD filoları gözetimindeki Yunan orduları, İzmir’i çok kanlı bir şekilde işgal ederek Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlamıştır.

Resim

Yunanlıların Anadolu’yu işgaline emperyalistler karar vermiştir

Eli kanlı emperyalizm, bir taraftan başta Osmanlı başkenti İstanbul olmak üzere Anadolu’nun birçok yerini bizzat işgal ederken, diğer taraftan Anadolu içlerindeki büyük askeri harekat için tam teçhizatlı 200.000 kişilik Yunan ordusundan yararlanmıştır.

Emperyalizm, Türkiye’yi tamamen haritadan silmek istemektedir. Nitekim I. Dünya Savaşı sonlarında ABD Başkanı W. Wilson, “Türkiye bütünüyle ortadan silinmeli” demiştir. Bu doğrultuda yapılan görüşmelerden sonra, 1920 yılında Osmanlı Hükümeti’ne Sevr Antlaşması imzalatılmıştır.

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kurtuluş Savaşı İngilizlere Karşı Kazanılmış Önemli Bir Türk Zaferi'dir

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir