Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Emperyalistlerin ve Milli Hareket Karşıtlarının Toplam Gücü

Burada Kurtuluş Savaşı büyük önemi hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

Emperyalistlerin ve Milli Hareket Karşıtlarının Toplam Gücü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Nis 2013, 16:10

Emperyalistlerin ve Milli Hareket Karşıtlarının Toplam Gücü

“Kurtuluş Savaşı antiemperyalist bir mücadele değildir!” diyen Cumhuriyet tarihi yalancılarının yalanlarını yüzlerine vuran bir diğer gerçek de işgalcilerin sayılarıdır.

1920 yılı sonlarında Türkiye’deki işgal kuvvetlerinin ortalama sayısı şöyledir:

Yunan kuvvetleri: 220.000 (Sakarya Savaşı’nda ulaşılan sayı).

İngiliz kuvvetleri: 10.000.

Fransız kuvvetleri (Tunus, Cezayir ve Senegalli askerler): 12.000.

İtalyan kuvvetleri: 2000.

Hintli kuvvetler (İngilizlere bağlı): 8000. Ermeni kuvvetleri (Fransızlara bağlı): 10.000. Ermeni Çeteleri: 5000.

Pontus Rum Çeteleri:
25.000.

Bunların dışında:

Anzavur, Çerkez Ethem ve Kuvayi İnzibatiye kuvvetleri:

15.000

Anadolu’daki 21 İç isyana katılan isyancı: 15.000. Yani Kurtuluş Savaşı’nda Türk ordularının karşısındaki düşman gücü ortalama 322.000 kişi civarındadır.

Turgut Özakman’ın tespitiyle, Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye, Düzenli Ordu ve Ankara yönetimi şu devlet, millet ve topluluklarla savaşmıştır:

1. Bazen ön planda bazen arka planda İngilizler.

2. Çukurova ve çevresinde Fransızlar.

3. Batıda Yunanlılar.

4. Doğu’da ve Çukurova’da Ermeni birlikleri ve çeteleri.

5. Kuzeyde Yunanistan destekli Pontus çeteleri.

6. Kocaeli, Ege ve Marmara bölgesinde Rum ve Ermeni çeteleri, ayrıca yerel halktan oluşan bazı işbirlikçi çeteler ve İyonya Devleti için hazırlanan 20.000 kişilik kuvvet.

7. 21 iç isyana katılan, 15.000 civarında isyancı.

8. Anzavur’un birliği ve Kuvayı İnzibatiye.

9. Çerkez Ethem’in Kuvayı Seyyaresi.

Bütün bunların dışında, uluslararası kuruluşların (Paris Barış Konferansı, Cemiyeti Akvam) Türkiye karşıtı tutumları, ABD’nin ve Wilson İlkeleri’nin Türkiye aleyhine devreye girmesi, Sovyetler Birliği’yle yaşanan inişli çıkışlı ilişkiler, Yunan ve Ermeni propagandası, ayrılıkçı ve gerici akımlar (İzmir Çerkez Kongresi, Trabzon Ademi Merkeziyet Derneği, TBMM’deki İkinci Grup, C. Arif ve H. Avni’nin Erzurum’daki girişimleri), M. Suphi Olayı, Bolşevikliğin yayılması, Enver Paşa’nın gizli faaliyetleri, Trabzon Olayı, Ali İhsan Paşa Olayı, Ali Şükrü Bey ve Topal Osman olayları, Atatürk ve silah arkadaşları hakkındaki ‘Bolşevik’ suçlamaları, Padişah’ın yayınladığı idam fetvaları, işbirlikçi İstanbul hükümetleri, sayısız işbirlikçi, sayısız İngiliz ajanı, parasızlık, silah ve cephane yokluğu, ulaşım ve haberleşme güçlüğü, Atatürk’ün bazı silah arkadaşlarının daha yolun başında geri adım atmaları, ABD ve İngiliz Mandası istekleri ve halkın yılgınlığı, yorgunluğu... gibi nedenlerden dolayı Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’nı verenler, emperyalizmin silahlı güçleri yanında, tüm dünya kamuoyuna yönelik menfi propagandanın ve bir iç savaşın üstesinden gelerek bu kadar güçlüğe rağmen abartısız bir “mucizeyi” gerçekleştirmişlerdir.

Özakman’ın dediği gibi, “Kısacası Ankara yönetimi, birden çok devlet, millet ve toplulukla savaşıp çekişmiş, çatışmıştır; barış görüşmelerinde de yine birçok devletle mücadele etmek zorunda kalacaktır. Onun için ‘yedi düvelle savaş’ bir efsane değildir ve Türkiye bu şaşırtıcı mücadele’den galip çıkmıştır.”

İşte, “önemsizdir” denilen Kurtuluş Savaşı gerçeği...

Bunların dışında Anadolu’yu bölüp parçalamak isteyen Ermeni, Kürt, Rum, Süryani, Çerkez ve hatta İran isteklerini de unutmamak gerekir.

Ermeni İstekleri:

24 Şubat 1919’da Ermeni İttihadı Kongresi toplanmış ve kongre, Anadolu üzerindeki Ermeni isteklerini dünya kamuoyuna duyurmak için seçilen heyetin başına Bogos Nubar Paşa’yı getirmiştir. Bogos Nubar Paşa ve Kafkas Ermeni Cumhuriyeti’nin Başkanı Aharonian 26 Şubat 1919’da, Ermeni isteklerini Onlar Konseyi’ne sunmuşlar; Maraş, Kilikya, altı Doğu ili ve Trabzon’un bir kısmının kendilerine verilmesini istemişlerdir. Bunun üzerine Kafkas Ermeni Hükümeti, 28 Mayıs 1919’da resmen Büyük Ermenistan Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Bogos Nubar Paşa ve Avedis Aharonyan, dört Ermeni partisinin (Daşnaksutyun, Hınçak, Ramgavar ve Viragazmiyan) Paris’te aldıkları ortak karar doğrultusunda Paris Barış Konferansı’na 26 Şubat 1919’da Ermeni isteklerini kapsayan bir dilekçe sunmuşlardır. Bu dilekçede Ermeniler için şu isteklerde bulunulmuştur: 1. Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Erzurum ve Trabzon’da oluşan Türkiye’nin yedi doğu ili; 2. Güneydoğu’da Maraş, Kozan, Cebel Bereket (Osmaniye) ve İskenderun limanıyla birlikte Adana, Kafkasya’daki Ermeni Cumhuriyeti’yle birleşecekti. Bu Ermeni istekleri ve daha fazlası 26 Şubat 1919’da Ermeni önderleri tarafından Paris Barış Konferansı huzurunda da dile getirilmiştir. Bağımsız Ermenistan’ın resmen tanınması isteğinin baş savunucusu ABD Başkanı Wilson olmuştur.

Bu süreçte Ermenilere en büyük desteği Fransızlar vermiş, Ermeniler de bu desteğe karşılık Fransız ordusunda görev almışlardır. Kilikya ve civarındaki Fransız ordusunda, Fransız üniforması giymiş çok sayıda gönüllü Ermeni yer almıştır. Hatta 1921’de Kilikya’da Ermeniler bağımsızlık ilan etmişlerdir.

İşgal yıllarında Fransızların çabalarıyla Çukurova bölgesine 200.000 Ermeni gelmiştir.

Kürt İstekleri:

Kurtuluş Savaşı sırasındaki Kürt isteklerinin arkasında İngiliz emperyalizminin kışkırtıcı faaliyetleri vardır. İngiliz casusu Papaz Frew ve çalışma arkadaşı Sait Molla, hatta Sadrazam Damat Ferit, Kürtçülük propagandası yapmıştır. İngilizler ayrıca ayrılıkçı Kürt aşiretlerine silah ve para yardımı yapmıştır. Özellikle İngiliz casusu Noel, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine giderek bölge halkını ayaklandırmak için yoğun çaba harcamıştır. Bu sırada kurulan Kürt Teali Cemiyeti, Kürt isteklerini içeride ve dışarıda duyurmak için yoğun bir propaganda faaliyeti içine girmiştir. İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanlarından Tuğgeneral J. Dunkan, 1919 Mayıs ayında hazırladığı bir raporda, bu cemiyetin İngiliz güdümü altında ‘Bağımsız Kürdistan’ için mücadele ettiğini, merkezinin İstanbul’da olduğunu, ama Diyarbakır, Dersim, Siirt, Harput ve Malatya’da da şubeleri bulunduğunu bildirmiştir. Bu sırada Paris’te Kürt kökenli eski Osmanlı diplomatı Mehmet Şerif Paşa, Bağımsız Kürdistan kurmak amacıyla çalışmalara başlamış ve bir komite kurmuştu. İngilizler, Doğu Anadolu’dan çok Avrupa’yı tanıyan bu Kürt Şerif Paşa’dan yararlanmak istemişler ve onunla ilişki kurmuşlardı. Bu doğrultuda Kürt Şerif Paşa, 20 Aralık 1920’de Ermeni Bogos Nubar Paşa’yla birlikte Paris’te bir bildiri yayımlayarak Paris Barış Konferansı’na sunmuştur. Bu bildiride Anadolu’da bağımsız bir Kürdistan ve bağımsız bir Ermenistan isteğinde bulunulmuştur. Bu sırada başka bir ayrılıkçı Kürt Süreyya Bedirhan, İngiliz yönetimine bir mektup göndererek Doğu Anadolu’daki bazı Kürt bölgelerinin Bedirhani Aşireti’ne, dolayısıyla kendisine bırakılmasını talep etmiştir.

ABD de, Anadolu’daki bağımsız Kürdistan konusuyla yakından ilgilenmiş, bu doğrultuda çalışmalarda bulunmuştur. Bütün bu emperyalist kışkırtmalardan sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün birleştirici çabalarına karşın, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da, Ali Batı Olayı, Milli Aşireti İsyanı ve Koçgiri İsyanı gibi çok önemli Kürt isyanları çıkmıştır.

Rum İstekleri:

Anadolu’daki Rumların büyük bir çoğunluğu İstanbul’a ve İzmir’e hakim olmak ve Karadeniz’de Trabzon merkezli bir Rum Pontus Devleti kurmak istemiştir. Rum metropoliti Chrysanthos, Rum Pontus Devleti’nin kurulması için çok yoğun bir propaganda içine girmiştir. 4 Mart 1919’da İstanbul’da, Trabzon’da bir Rum Cumhuriyeti’nin kurulması için çalışmak amacıyla Pontus gazetesi yayına başlamıştır. Ayrıca daha önce kurulmuş olan ayrılıkçı Rum Pontus Cemiyeti de var gücüyle bağımsız Rum Pontus Devleti için mücadele etmiştir. Ayrılıkçı Rumlar, Karadeniz’de bağımsız bir devlet kurmak için sayıca azınlık durumundan kurtulmak amacıyla Türkleri bölgeden göçe zorlayacak çalışmalar yapmışlardır. Bu amaçla çeteler kurarak dağa çıkmışlar, silah zoruyla Müslüman unsurları yıldırmaya çalışmışlardır.

Rumların ve Yunanlıların en önemli destekçisi tartışmasız İngilizlerdir. Öyle ki İngilizler, Kurtuluş Savaşı sırasında, Ankara Hükümeti’ne karşı Bursa başkent olmak üzere padişaha bağlı bir Batı Anadolu Devleti kurdurmak istemiştir. Meclisi ve ordusu olan bu devlet, Ankara Hükümeti’ni devirip Anadolu’yu Kemalistlerden temizledikten sonra Batı Anadolu’da başkenti İzmir olan ve Rum nüfus çoğunluğuna dayanan bir İyonya Devleti’ne dönüştürülecektir. Yerli Rumların Milli Savunma Ligi adlı örgütleri bu devletin kurulması için yoğun çaba harcamıştır. 20 Mayıs 1922’de Atina’daki İngiliz temsilcisi Lindley, Anadolu Rumlarına özerklik verilmesi için Fransa ve İtalya ile de anlaşılmasını ve Atatürk’e karşı baskıcı olunması gerektiğini savunmuştur. İzmir’deki askeri temsilci Binbaşı Strover, 23 Haziran 1922’de İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği bir telgrafta İyonya Devleti hazırlıklarıyla ilgili şu çarpıcı bilgileri vermiştir:

“Bu devlet içinde Hıristiyanlar, Çerkezler ve antikemalist Türkler güvenlik içinde yaşayacaklardır. Yunan orduları Anadolu’yu boşaltırsa Anadolu Rumları kendi devletleri sınırlan içinde Kemalistlere karşı direneceklerdir. Bunun için silahlanmakta, para toplamakta, üniformalar diktirmektedirler, Bursa, Bandırma, Soma, Manisa ve Simav havzasında 20 bin kişilik bir kuvvet toplanmış ve 48 tabur halinde örgütlendirilmiştir. Her tarafta İngiliz bayrakları görülmektedir. İngiltere kendilerini desteklerse coşkuyla savaşacaklardır.”

İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanlarından General Harrington, bu projeyi “Boğazların güvenliği” açısından desteklemiştir. Harrington’un 12 Haziran 1922 tarihli telgrafına göre, “Çanakkale Boğazı civarında bir İyonya Devleti İngiltere’yi rahatlatacaktır." Bu doğrultuda ilk adım, 30 Temmuz 1922’de atılmış, İzmir’deki Yunan Yüksek Komiseri yaptığı bir açıklamada üstü kapalı İyonya Devleti’nden söz etmiştir. Lloyd George de bu İyonya Devleti projesini desteklediğini 4 Ağustos 1922’de Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada ifade etmiştir.

Görüldüğü gibi İngiliz emperyalizmi, Büyük Taarruz öncesinde bile hâlâ Anadolu’yu parçalamanın ve Anadolu’da bir Rum Devleti kurdurmanın hesaplarını yapmaktadır.

Süryani İstekleri

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri’nce kullanılan ve yurtlarını terk ederek İngilizlerce, Bağdat’ta Bakuba kampına yerleştirilmiş olan Osmanlı Süryanileri, Paris Barış Konferansı’na bir temsilci göndermek için Patrikleri Pauls Mar Shimon aracılığıyla Bağdat’taki İngiliz yetkililerine başvurarak konferansta kendilerinin Ermenilerin bir parçası olarak değil, ayrı bir soy olarak ele alınmasını ve haklarının korunmasını talep etmişlerdi. Ancak Süryanilerin bu isteği bazı İngiliz yetkililerince hoş karşılanmamış ve geri çevrilmiştir.

Süryaniler, Anadolu coğrafyasından pay almaya kararlıdırlar. Nitekim İstanbul’daki Süryani-Keldani Ulusal Konseyi, İngiltere Başbakan’ı David Lloyd Georg’a, Aralık 1918’de gönderdiği dilekçede bağımsız bir Süryani-Keldani Devleti kurulmasını istemiştir.

Süryanilerin amacı, İran ve Türkiye’den koparılacak topraklar üzerinde, İngiliz koruyuculuğunda bir devlet kurmaktı. Ancak İngilizler, Anadolu topraklarındaki Süryani nüfusun azlığından dolayı bağımsız Süryani Devleti projesine pek de sıcak bakmamıştır.

İngilizler bir taraftan Süryanilerin bağımsız devlet kurmalarına sıcak bakmazlarken diğer taraftan Ermeniler ve Kürtler gibi Süryanilerden de yararlanmanın yollarını aramışlardır. Bu amaçla Mar Simon’un Protestan kız kardeşi Surma Hanum’u Londra’ya davet edip İngiliz Kralı’yla görüştürmüşlerdir.

Çerkez İstekleri

İngiliz emperyalizminin ele geçirip kullanmak istediği Anadolu’daki etnik unsurlardan biri de Çerkezlerdir.

İngilizler ve Kuvayı Milliye düşmanları, Çerkezlerden iç isyanlar sırasında faydalanmak istemişlerdir. Örneğin, özellikle Teali İslam Cemiyeti’nin Marmara bölgesindeki mensupları, “Padişah’tan başka bir kuvvet tanımayız. Kuvayı Milliye’yi dağıtmak için malen, bedenen bütün kuvvetlerimizi harcamağa ahdettik...” diyerek, Karabiga, Bandırma ve Gönen dolaylarındaki Çerkezleri, Kuvayı Milliye’ye karşı yapılacak bir ayaklanma hareketi için hazırlamışlardır. Bu propagandaların sonucunda 16 Şubat 1920 tarihinde Pomaklardan Gavurimam ve Çerkezlerden Şah-İsmail’in yönetimi altındaki 200 kişilik silahlı ve 1000’den fazla, baltalı, bıçaklı ve sopalı isyancı Biga’ya saldırarak işgal etmiştir. Böylece 2. Anzavur Ayaklanması başlamıştır.

Ayrılıkçı Çerkezler, İzmir’de 24 Ekim 1921’de bir Çerkez Kongresi toplamışlardır. Kongre İngiltere’nin himayesini elde etmeye çalışmıştır. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, 13 Aralık 1921’de İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği bir telgrafta “İzmir’deki Çerkez Kongresi’nin Anadolu Çerkezlerinin Karadeniz kıyısında toplanıp İngiliz himayesi altında özerklik almak amacıyla” toplandığım belirtmiştir.

Fransızlar da Adana’da Çerkez ve Fellah bölücülüğü için bir hayli çaba harcamışlardır. Yunanlılar da Giritli ve Çerkez ayrımı yaparak Anadolu’yu bölmek istemişlerdir.

İngilizlerin kullanmak istedikleri Çerkezlerin büyük bir bölümü Kurtuluş Savaşı’nda milli harekete ve Atatürk’e bağlı kalmışlardır. 12 Ağustos 1921’de Mareşal Fuad’ın başkanlığında İstanbul’da bir Çerkez Kongresi toplanarak Atatürk’e bağlılık kararı almıştır. Bu doğrultuda, Düzce İsyanlarını bastırmak için mücadele ederken şehit olan Yarbay Mahmut, Ege’de Milli direnişin başlamasında büyük katkıları olan Yarbay Bekir Sami, milli hareketin başından itibaren bir şekilde Mustafa Kemal’in yanında yer alan Rauf Orbay, milli hareketin başındaki “ulusalcı” tavrıyla Kuvayı Milliye’nin en gözü pek liderlerinden Çerkez Ethem ve daha birçok Çerkez, Doğan Avcıoğlu’nun ifadesiyle, “Kendilerini Çerkezliğe değil, Türkiye’nin kurtuluşuna adamışlardır.”

İran’ın İstekleri

Pek bilinmeyen veya bilinip de dile getirilmeyen bir gerçek de Kurtuluş Savaşı başlarında İran’ın Anadolu coğrafyasına göz diktiği, Anadolu’dan pay istediğidir. İran Dışişleri Bakanı Muhavver-ül-Memalik, 26 Mart 1919’da İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği bir yazıda, İran’ın da Anadolu’dan toprak istediğini, bunun Paris Barış Konferansı’nda görüşülmesini talep etmiştir.

İran, İran sınırının kuzeyinde Aras ırmağından başlayarak Kuzeydoğu’da Derbend’e kadar uzanan ve sınırı Tiflis, Kars ve Erzurum’un yakınından geçerek Erivan’ı da kapsayan geniş bir bölgenin kendisine verilmesini istemiştir.

İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, 18 Mayıs 1919’da kaleme aldığı gizli bir raporda İran’ın isteklerini, “Ciddiyetle üzerinde durulmayacak biçimde hayali ve aşın” olarak nitelendirmiştir.

İngiltere’nin olumsuz tavrı üzerine İran, Anadolu’dan toprak talebini bir daha dillendirmemiştir.

“Düşenin dostu olmaz!” misali, İran bile 1919 başlarında gözünü Anadolu coğrafyasına dikmiştir.

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kurtuluş Savaşı İngilizlere Karşı Kazanılmış Önemli Bir Türk Zaferi'dir

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir