Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İşgalcinin Merhameti ve Güleryüzlü Emperyalizm

Burada Kurtuluş Savaşı büyük önemi hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

İşgalcinin Merhameti ve Güleryüzlü Emperyalizm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Nis 2013, 16:20

İşgalcinin Merhameti ve Güleryüzlü Emperyalizm

Kurtuluş Savaşı sırasında bize “kurşun sıkmadıkları” söylenen emperyalistlerin genel anlamda Anadolu’yu kana boyadıkları bir gerçektir. Ancak hiç kuşkusuz emperyalistlerin birbirinden çok farklı “işgal stratejileri” vardır.

18. yüzyıldan beri sömürgecilik yarışının içinde olan İngiltere, ele geçirdiği bölgelerdeki halka nispeten iyi davranarak halkı kendine bağlama stratejisinden yanadır. Anadolu’da da -özellikle ilk zamanlarda- bu stratejiye uygun hareket etmiştir.

İtalya ise İngiltere’ye göre çok daha “yumuşak işgal” stratejisi uygulamıştır. İtalyanlar işgal ettikleri bölgelerdeki halkın kendilerine isyan etmelerini önlemek için öncelikle onların temel ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Çok zor durumda kalmadıkça da silahlı çatışmaya girmemeye özen göstermişlerdir.

Fransa, Ermenistan ve Yunanistan ise tek kelimeyle “vahşi” bir işgal stratejisine sahiptirler. Anadolu’yu işgal eden Fransızların Urfa, Antep ve Maraş’taki “kıyım” ve “katliamları”, Fransızlara yardım eden Ermenilerin Kilikya’daki saldırganlıkları ve İzmir’i işgal eden Yunanlıların yaptığı soykırım, Türk halkında büyük bir tepki yaratmış ve bu halk tepkisi Kurtuluş Savaşı’nın başlamasında etkili olmuştur.

İtalyanların “yumuşak işgallerinin” nedeni, Ege ve Akdeniz konusunda Yunanlılarla çekişmeleridir. Daha önce İtalya’ya verileceği söylenen İzmir’in, Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan’a verilmesinden ve İngiltere’nin açıkça Yunanistan’ı desteklemesinden sonra İtalyanlar kendilerine avantaj sağlamak amacıyla “stratejik olarak” Anadolu’da halkı kazanma yoluna gitmişler, bu nedenle de Anadolu halkına oldukça yumuşak davranmışlardır. Ancak unutulmamalıdır ki, İtalyanların bu “yumuşak işgal stratejileri” uzun vadede Türkiye açısından çok zararlı sonuçlar doğurabilirdi. İtalya’nın bu “yumuşak başlılığına” kanan halk hiç direnmiş göstermeyebilirdi. Gerçekten de kanlı Fransız ve Yunan işgalleri oluncaya kadar Anadolu’da işgallere karşı ciddi bir halk direnişi ortaya çıkmamıştır. Hatta bir ara Anadolu insanı İtalyanları “kurtarıcı” olarak görmeye başlamıştır.

Doğan Avcıoğlu İtalyanların bu tutumunu, “Güleryüzlü emperyalizm” olarak adlandırmıştır:

“İtalyanlar; kadife eldivenli, okşayıcı bir emperyalist politikayla bu eğilimleri (Türklerin İtalyanlara sığınması) güçlendirmeyi bilirler. İlgilendikleri bölgede Yunan’a karşı Türk ve Müslüman’ın savunucusu kesilirler. İzmir’de birçok Türk ve Müslüman’a koruma belgeleri dağıtırlar, sosyal yardımlarda bulunurlar, Avusturya şirketlerini ele geçirerek Lloyd Triestiano ile bölgenin deniz ticaretinde etkinlik kazanırlar. Banco di Roma’yı İzmir’de bir Macar bankasının tabelasını değiştirerek açarlar. Milli Mücadeleciler, Yunanlılarla savaşlarda İtalyan desteğinden yararlanırlar. Örneğin, Aydın’ın işgali üzerine on binlerce kişi İtalyan işgal bölgesine sığınır. Bu koşullarda İtalya, Yunan tehlikesine karşı bir sığınak gibi görünür... ”

Güleryüzlü İtalyan emperyalizminden yararlanarak köşeyi dönmek isteyen işbirlikçiler de vardır. Örneğin, bazı Antalya eşrafı ve Konya’da tefeci Hacı Efendi bunlardan sadece birkaçıdır.

Güleryüzlü İtalyan emperyalizminin de amacı Anadolu’dan toprak koparmaktır. Nitekim o günlerde İtalyan parlamentosunda yaşanan tartışmalar ve alınan kararlar bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Örneğin, 1 Mart 1919’da İtalya Parlamentosu’nda yapılan görüşmeler sırasında söz alan Liberal Parti milletvekillerinden Theodoli şöyle demiştir:

“Fransa, İskenderun üzerinde bak iddiasında bulunursa, İtalya tazminat olarak Mersin’i almalıdır”:

İtalya’nın eski Dışişleri Bakanı Tittoni ise, 10 Mart 1919’ da İtalya Senatosu’nda yaptığı uzun konuşmada İtalya’nın Ermenistan’la İzmir arasındaki bölgeyi ele geçirmesi gerektiğinden söz etmiştir:


“Küçük Asya’da Ermenistan’la Antalya arasındaki bölge, Aydın ili hariç, bizim olacak. Bize Toros’un kıyılarım ve Konya çölünü vermek istiyorlar; yegane verimli bölge Mersin ve Adana ovasını vermek istemiyorlar. Bizim için kesinlikle gerekli olan ve kömür madenlerinin bulunduğu Herekliya’dan (Ereğli) hiç söz edilmiyor.”

Görüldüğü gibi güleryüzlü İtalyan emperyalizminin amacı da Anadolu’nun zengin kaynaklara sahip bölgelerini ele geçirmektir.

Ancak, “güleryüzlü emperyalizmin” tüm aldatıcı vaatleri yanında Fransızların Güney Anadolu’da, Yunanlıların Ege ve Batı Anadolu’da yaptıkları “kıyım” ve “katliamlar” sonrasında uyanan Anadolu insanı silaha sarılarak, Atatürk’ün etrafında kenetlenip düşmana karşı mücadeleye başlamıştır.

Bazı emperyalistlerin nispeten “yumuşak işgalleri”, işgalcilerin merhametinin veya işgallerin kalıcı olmadığının değil, tam tersine “halkı uyutarak” işgallerin tepkiyle karşılanmasını engellemenin ve Anadolu’ya temelli yerleşmenin amaçlandığının göstergesidir. Bu bakımdan en tehlikeli işgaller, “yumuşak” işgallerdir. Eğer, Fransız ve Yunan işgalleri de İtalyan işgalleri kadar “yumuşak” olabilseydi, 1919 koşullarında savaştan yeni çıkmış, yıkık ve bitkin bir ülkede emperyalizme karşı halkı harekete geçirip bir Kurtuluş Savaşı başlatmak çok zor olabilirdi.

Oysa, Cumhuriyet tarihi yalancıları, bütün paylaşım planlarını, gizli açık görüşmeleri ve parlamento kararlarını bir kenara bırakarak, dahası emperyalistlerin topuyla tüfeğiyle Anadolu’ya çıktıklarını görmezden gelerek, “işgalcilerin merhametinden” ve “işgallerin kalıcı olamadığından” söz etmektedirler. İşgallerin kalıcı olmamasının nedeni, işgalcilerin merhameti değil Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalistlerin tüm planlarını alt üst etmesidir. Ayrıca İngiltere ve Fransa ile İtalya ve Yunanistan arasındaki “çıkar çatışmaları” da emperyalistlerin Türkiye’ye karşı bir bütün olarak hareket etmesini engellemiştir. İtalya ve Yunanistan arasındaki rekabet o derece fazladır ki, 3 Temmuz 1920 tarihinde Yunan ve İtalyan kuvvetleri Söke yakınlarında silahlı çatışmaya girmişler, Yunanlılar bu çatışmayı kazanarak işgallerini daha da genişletmişlerdir. Atatürk, emperyalistlerin arasındaki bu çıkar çatışmalarından çok ustaca yararlanmıştır. Öyle ki, Yunanlılarla rekabet halindeki İtalyanlar Atatürk’e bazı gizli bilgiler vermişler, Atatürk’ün bazı bildirilerini dünyaya duyurmuşlar, Yunanlılara karşı çete savaşlarını desteklemişler, Türklere silah satmışlardır. İtalya ve Fransa Anadolu’dan çekilirken bir kısım silah ve cephanesini Türkiye’ye bırakmıştır. Yunanlılar yenilince,

I. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış olan emperyalistler, ekonomik ve askeri nedenlerle ve kamuoylarının isteksizliği yüzünden Türkiye ile göğüs göğüse mücadeleyi göze alamayarak “geldikleri gibi gitmişlerdir”. Neresinden bakılırsa bakılsın bu durum, “akıl”, “strateji”, “cesaret” ve “kararlılığın” bir zaferidir.

“Güleryüzlü emperyalizm” ifadesi ancak İtalyanlar için kullanılabilir. İngilizler (İlk ve son günleri hariç), Fransızlar, Yunanlılar ve Ermeniler kelimenin tam anlamıyla “vahşice” bir işgal stratejisi izlemişlerdir.

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kurtuluş Savaşı İngilizlere Karşı Kazanılmış Önemli Bir Türk Zaferi'dir

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir