Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fransızlarla Yapılan Savaşlar ve Çatışmalar

Burada Kurtuluş Savaşı büyük önemi hakkında başlıklar bulabilirsiniz.

Fransızlarla Yapılan Savaşlar ve Çatışmalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Nis 2013, 16:27

Fransızlarla Yapılan Savaşlar ve Çatışmalar

Kurtuluş Savaşı’nın “antiemperyalist” bir mücadele olduğunun en açık kanıtlarından biri 1919-1921 yılları arasında Güney Anadolu’da Fransızlarla yapılan “kanlı” savaşlardır. I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerle anlaşan Fransızlar, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Güney Anadolu’da kelimenin tam anlamıyla “kıyım” ve “katliama” dayanan bir işgal stratejisi izlemişlerdir. Özellikle Urfa, Antep ve Maraş’ta Türk halkına uygulanan “kıyım”, dünya tarihinin en acı olaylarından biridir. İşgalci Fransızlar, sadece kendileri Güney Anadolu’yu yakıp yıkmakla kalmamışlar, bir de Ermenilerden kurdukları “gönüllü alaylarla” Türklere adeta “kan kusturmuşlardır”.

Güney Cephesi ve Atatürk

Fransızların ve Fransız destekli Ermenilerin özellikle Urfa, Antep ve Maraş’taki kanlı işgallerine karşı bölge insanı harekete geçmiştir. Güney Cephesinde kurulan Kuvayı Milliye adeta düzenli bir ordu gibi işgalcilerle savaşmıştır. Atatürk’ün emriyle açılan Çukurova Cephesi, bölgeye gönderilen subaylarla güçlendirilmiş, Güney Cephesi Kuvayı Milliye birlikleri organize edilerek Fransız ve Ermeni birliklerini bozguna uğratmışlardır.

Güney cephesinde; Urfa, Antep ve Maraş’ta yaşanan Türk-Fransız savaşlarını, Gani Girici, Ahmet Remzi Yüreğir, Damar Arıkoğlu gibi bu savaşlara bizzat tanık olanlar ve Ali Fuat Paşa gibi milli hareketin önde gelen isimleri, anılarında bütün detaylarıyla anlatmışlardır.

Fransızlarla, Toroslar’da, Amanos kesiminde, Urfa, Maraş ve Antep içinde ve çevresinde, Çukurova’da birçok kanlı savaş yapılmıştır. Nitekim Kurtuluş Savaş’ındaki ilk kurşun da Fransızlara sıkılmıştır. 19 Aralık 1918 tarihinde Dörtyol’un Karakese köyüne saldıran Fransız birliğine 15 kayıp verdirilmiştir. Anadolu’da işgallere karşı ilk “silahlı örgütü” kuran kişi de Dörtyollu Kara Hasan’dır. Kara Haşan ve çetesi Fransızlarla defalarca karşı karşıya gelmiştir.

1919-1921 yılları arasında Güney Anadolu ve civarında gerçekleşen Türk-Fransız savaşlarında taraflar 10.000’den fazla kayıp vermişlerdir.

Bir “savaş dahisi” olan Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması için mümkün olduğunca “cephelerin daraltılması” gerektiğini düşünüyordu. Bunun için de işgalciler arasındaki “çıkar çatışmalarından” yararlanmak ve mümkün olduğunca “İngiltere ve Fransa gibi büyük emperyalist güçleri karşısına almamak” stratejisini izlemiştir. Atatürk bu gerçeği Nutuk’ta, “Birinci Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin yanında koskoca Almanya, Avusturya-Macaristan varken, hepsini birden mağlup eden İtilaf Devletleri karşısında tekrar onlarla husumete sebep olacak vaziyetler almaktan daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı ” diyerek ifade etmiştir. Bu nedenle mümkün olduğunca “stratejik” davranmalıydı. Batı Cephesinde Yunanlılara karşı mücadele ederken bir de güneyde Fransızlara karşı cephe açmak, merkezi gücü ikiye bölmek demekti ki, bu durum milli hareketi tehlikeye sokabilirdi. Bu nedenle, hem “milli güçleri ikiye bölmemek”, hem de “büyük devletlere açıkça meydan okumamak” için Çukurova Bölgesine düzenli bir ordu gönderilmemiştir. Buna karşın, Atatürk bu bölgedeki Kuvayı Milliye ile özel olarak ilgilenmiş, bölgedeki çetelere çeki-düzen vermek için takma isimlerle bölgeye küçük rütbeli, fakat çok yetenekli komutanlar göndermiştir. Atatürk’ün “takma isimli komutanları”, “yerel önderlerle” birlikte Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransızlardan “savaşarak” geri almıştır.

“Kurtuluş Savaşı’nda sadece Yunanlılarla savaştık!” diye insanların gözünün içine bakarak “yalan söyleyen” Cumhuriyet Tarihi yalancılarına belki bir “ders” olur diye Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan Türk-Fransız çarpışmalarına birkaç örnek vermek istiyorum.

Güney Cephesinde Fransızlarla yapılan belli başlı savaşlar ve çarpışmalar şunlardır:

1. Maraş Savaşı: (21 Ocak-11 Şubat 1920): 21 Ocak 1920’de Fransız kuvvetleri Maraş Hükümet Konağını işgal etmek isteyince, Maraş’taki milli kuvvetler Fransızlara ateşle karşılık vermişlerdir. Birkaç gün devam eden çarpışmalar sonrasında 23 Ocak 1920’de Fransız topları Maraş’ı ateş altına almıştır. Türk milli kuvvetlerinin imdadına Atatürk yetişmiştir. 24 Ocak 1920’de yayınladığı bir genelge ile Arapların da Türklere yardım edeceklerini ve Fransızların iki yönden kıskaç altına alınacağını bildirmiştir.

Bu genelge Fransızlar üzerinde tedirginlik yarattığı sırada Atatürk, 25 Ocak 1920’de Kolordulara şu talimatı vermiştir:

a) Fransız kuvvetlerinin hepsini ayrı ayrı ve birdenbire bulundukları yerde kuşatmak ufak garnizonlardan başlayarak esir ve yok etmek.

b) Tünelleri, köprüleri atmak, yolları tahrib etmek, gezici müfrezelerle yolları kesmek. Fransızların birbirleriyle bağlantılarına engel olmak.

c) Fransızlara karşı ilk ayaklanmayı Urfa’da hemen başlatmak.

d) Fırat’ın doğusundaki Fransızları buralardan çekilmek zorunda bırakmak ve bunun için de bir Fransız müfrezesinin ev ve çadırına her gece ateş açmak.

e) Aşiretleri hararetle kışkırtmak.

1. Şubat 1920’de Maraş’taki Türk-Fransız savaşı daha da şiddetlenmiş, Fransızlar Maraş çarşısını yakmıştır. 6 Şubat 1920’de Maraş semalarında bir Fransız uçağı uçmuş, 7 Şubat 1920’de İslahiye taraflarından gelen 500 kişilik ve 2 toplu bir Fransız birliği Maraş’a bir buçuk saatlik mesafede milli kuvvetlerce durdurulmuştur. Ancak 300 kişilik bir Fransız birliği bir dağ bataryasıyla Maraş’ı bombardımana tutmuştur.

21 Ocak-11 Şubat arasındaki Maraş Savaşı’nda, Fransız birliklerinde savaşan 2500 kadar Ermeni vardır.

10/11 Şubat 1920 gecesi Fransızlar, Maraş’ı boşaltmaya başlamışlardır. Bu sırada yaşanan Türk-Fransız çarpışması sırasında, General Celal Erikan’a göre Fransızlar 2000 ölü vermiştir. Türklerden ise 200 şehit, 500 yaralı vardır.

2. Urfa Savaşı: (9 Şubat-10 Nisan 1920): Urfa’yı işgal etmiş olan Fransızlarla Türk milli kuvvetleri 9 Şubat 1920’de savaşmaya başlamışlardır. Bölgedeki önemli Kürt aşiretleri de Türkleri desteklemiştir. Fransızlar, Urfa’da 1700 Ermeniyi silahlandırmışlardır. Ayrıca Fransızların ellerinde 7, 8 makineli tüfek vardır. Bu güçle, Fransızlar ve Ermeniler Urfa’da Türkleri katletmeye başlamışlardır. Urfa’da Ermeni ve Fransızların Türkleri katletmelerini İngilizler, tam tersi bir biçiminde “Türklerin Ermenileri katlettiği” şeklinde dünyaya yansıtmışlar ve Osmanlı Hükümeti ve Harbiye Nezareti’nden bölgedeki Fransızlara ve Ermenilere yönelik hareketlerden kaçınılması yönünde bir yazı almışlardır. Ancak Atatürk, Osmanlı Hükümeti’nin ve Harbiye Nezareti’nin, “Milli kuvvetlerin Maraş ve Urfa’da ileri gitmemeleri konusundaki” yazısına uyulmaması gerektiğini belirterek Maraş ve Urfa’da Türk hakimiyeti kuruluncaya kadar bölgede mücadelenin devam edeceğini, eğer Fransızlar buraları boşaltmazsa Türk direnişinin daha da güçlenip yayılacağını belirtmiştir.

Ancak zaman içinde Urfa’daki Türk kuvvetleri zor durumda kalmışlar, bunun üzerine Urfa eşrafından bir heyet 19 Mart 1920’de Atatürk’e bir telgraf çekerek “Urfa’da Türklerin çok kayıp verdiklerini ve bir an önce Urfa’ya yardım ulaştırılması gerektiğini” bildirmiştir. Atatürk onlara verdiği cevapta, “13. Kolordu ciddi olarak Urfa meselesini halledecektir. Talimat verildi. Haberleşiniz demiştir. Yine Atatürk, 30 Mart 1920’de, “ Urfa’ya en yakın askeri birliklerden yeter derecede bir kuvvetin hemen Urfa’ya gönderilmesini ve sürüncemede kalmış olan Urfa işinin sonuçlandırılmasını 13. Kolordu’dan” istemiştir. Ancak yine de 13. Kolordu Urfa’ya zamanında gereken yardımda bulunamamıştır. Fakat Atatürk, yetkililere telgraf üzerine telgraf göndererek, ne kuvvet bulursa Urfa’ya yollamaya çalışmıştır.

Bu arada Urfa’daki Fransızların durumu da pek parlak değildir. Fransızlar, 10 Nisan 1920’de silah ve cephaneleriyle birlikte Urfa’dan çekilmişlerdir.

Fransızlar, Urfa’da Türk milli kuvvetleriyle yaptıkları savaşta 250 ölü, 163 yaralı vermişlerdir.

3. Gaziantep Savaşı (3 Şubat-28 Mayıs 1920): Fransızlar, silahlandırdıkları Ermeni çeteleriyle birlikte, Antep’i, çok kanlı bir şekilde işgal etmişlerdir. “Ermenilerin yalnız buldukları Türkleri öldürmeleri, sarkıntıya uğrayan anasını savunmak isteyen 8 yaşındaki Mehmet’in süngülenmesi, kadınların peçelerinin açılması, iki topluluk arasındaki ilişkileri çok gerginleştirmiştir:” Atatürk’ün Antep’e yolladığı subaylardan Polat Paşa (Yüzbaşı Kamil) Kilis’te Fransız kuvvetlerine önemli kayıplar verdirmiştir. Yüzbaşı Kamil, Antep-Kilis arasındaki Fransız İkmal birliklerini 3-18 Şubat 1920 tarihleri arasındaki pusu ve baskınlarıyla yok etmiştir.

Resim
Şahin Bey ve Antepli çocuk kahramanlar

Antep’teki Fransız “saldırıları” ve “katliamları” artınca Antep Heyet-i Merkeziyesi, Şahin Bey’i, Antep-Kilis Yolu Kuvayı Milliye Komutanlığı’na getirmiştir. Şahin Bey, Antep-Kilis yolu üzerinde üç savunma hattı kurarak Fransızların merkezle bağlantılarını kesmiştir. 26 Mart 1920’de Fransız birlikleriyle üç gün süren çok kanlı bir çatışmaya giren Şahin Bey, yenilmiş ve Fransız süngüleri altında can vermiştir.

Dağınık haldeki müfrezelerin Antep’te Fransızlara karşı istenilen düzeyde başarılı olamamaları üzerine Atatürk’ün bu bölgedeki milli kuvvetleri örgütlemekle görevlendirdiği subaylardan Kılıç Ali Bey, Antep’teki dağınık kuvvetleri bir araya getirerek Antep direnişini yeniden alevlendirmiştir.

1 Nisan 1920’de Antep’te Fransızlar, Fransız destekli Ermeniler ve Türkler arasında çok kanlı bir savaş başlamıştır. Fransızlar Antep’i uzun süre top ateşi altında tutmuşlardır. Türklerle Fransızlar arasındaki çatışmalar artınca, 26 Nisan 1920’de Türklerle Fransızlar arasında Birinci Mağarabaşı Savaşı gerçekleşmiştir. Bu savaşı kazanan milli kuvvetler Antep’in kurtuluşu yolunda önemli bir adım atmışlardır.

Antep’teki Fransız ve Ermeni “vahşeti” o derece artmıştır ki, Atatürk, İtalyan Ajansı aracılığıyla Antep’teki katliamı bütün dünyaya duyurmak için 31 Mart 1920’de Refet Paşa’ya bir yazı göndererek bölgedeki Fransız ve Ermeni katliamlarını anlatmış ve bu olayların protesto edilmesini istemiştir.

Fransız kuvvetlerinin bir kısmı 28 Mayıs 1920’de teslim olmuşlardır. Daha sonra 29/30 Mayıs 1920’de “yirmi günlük” bir ateşkes antlaşması imzalanmış, ancak buna karşın Fransızların ve Ermenilerin Türklere saldırıp, katliamlarına devam etmeleri ve dahası Fransızların Zonguldak’ı işgal etmeleri üzerine Atatürk, 18/19 Haziran 1920’de ateşkesi bozarak, 20 Haziran 1920’de General Nihad’ı Elcezire, Albay Selahaddin Adil Bey’i de Adana-Antep Cephesi komutanlıklarına getirmiştir. Böylece Antep savunmasını merkezleştirip derleyip toparlamıştır.

19 Temmuz 1920’de Fransızlarla Türkler arasında Toros Bağlan Savaşı yapılmıştır. 19 Temmuz sabahı başlayan Türk taarruzu sonucunda bozguna uğratılan Fransızlar Tarsus’a doğru kaçmışlardır. Fransızların bu savaştaki kayıpları, 200 insan, 200 tüfek, 7 makineli tüfek ve 5 de otomatik tüfektir.

4. Hacıkırı ve Belemedik Çarpışmaları: Pozantı ile Adana arasındaki demiryolu üzerinde bulunan Hacıkırı, Fransız birliklerinin ikmal ve irtibat merkezlerinden biridir. Bu nedenle milli kuvvetler burayı ele geçirmek için saldırıya geçmişlerdir. 2/3 Nisan 1920 gecesi Hacıkırı’yı kuşatan Türk birlikleriyle Fransız birlikleri arasında büyük bir çatışma meydan gelmiştir. Ermeni takviyeli Fransız kuvvetleri 1000 kişi civarında, Türk kuvvetleri ise 2300 kişi civarındadır. Üç gün devam eden çarpışmalar sonunda 6 Nisan 1920’de Hacıkırı ele geçirilmiştir.

Milli kuvvetler, 7 Nisan 1920’de Kelebek’i almışlardır. Milli kuvvetler daha sonra 8 Nisan 1920’de Belemedik’i kuşatmışlardır. 10 Nisan 1920’de Fransızlar üzerine yapılan saldırıyla Belemedik kurtarılmıştır.

5. Birinci Kavaklıhan Savaşı: 11 Nisan 1920 tarihinde Kavaklıhan’a saldıran Fransız birlikleri onlardan sayıca çok az olan Türk birliklerince bozguna uğratılmıştır.

6. İkinci Kavaklıhan Savaşı: Birinci Kavaklıhan Savaşı’nı kaybeden Fransızlar, 19 Mayıs 1920 tarihinde ikinci kez Kavaklıhan’a saldırmışlardır. Üç gün devam eden Fransız kuşatmasını kıran milli kuvvetler, Fransızları Adana’ya çekilmek zorunda bırakmışlardır. Tank, top ve uçaklarla destekli Fransız ordusuna, onların onda birinden az olan Türk milli kuvvetlerinin büyük kayıplar verdirmesi çok dikkate şayan bir olaydır.809

7. Karboğazı Savaşı: I. Dünya Savaşı’nda Verdün’da Alınanlara karşı çok önemli zaferler kazanan Fransız Tabur Komutanı Mesnil, 26 Mayıs 1920’de Karboğazı’nda milli kuvvetlerle yaptığı çatışmada yenilerek, 44 köylüye teslim olmak zorunda kalmıştır. Kilikya Batı Cephesi Komutanı Tekelioğlu Sinan, bu olayı Atatürk’e şöyle rapor etmiştir:

“Ağır ve hafif yaralı 650 er, biri binbaşı olmak üzere 23 subay esir alınmıştır. Bilan ve Teke sırtları cesetlerle doludur. Düşmanın 200’den fazla ölüsü vardır. 2 top, 8 makineli tüfek, 40 otomatik tüfek, 1000 kadar çeşitli silah, 13 katana, 90 katır ele geçirilmiştir. ”811

8. Hacı Talip Çiftliği Baskını: Tarsus demiryolunun kuzeyinde bulunan Hacı Talip çiftliği Fransızların eline geçmiştir. Tarsus Grup Komutanı İbrahim Ferahim (Şalvuz) Bey, müfrezelerini toplayarak 25 Haziran 1920 akşamı Hacı Talip Çiftliği’ne bir saldırı düzenlemiştir. Fransızlar teslim olup çiftliği boşaltmayı reddederek çatışmaya başlamışlardır. Bunun üzerine milli kuvvetler bir taraftan Fransızlarla çatışırken diğer taraftan çiftliği ateşe vermişlerdir. Bunun üzerine paniğe kapılan Fransız askerlerinin bir kısmı Tarsus’a doğru kaçmaya başlamış, bir kısmı da teslim olmuştur.

9. Tarsus Bağları Taarruzu: Hacı Talip Çiftliği’nde yenilen Fransızlar, Tarsus Bağları’na çekilmişlerdir. Bu durum karşısında mıntıka komutanı Yarbay Şemsettin Bey, sol cenah komutanı Binbaşı İ.Ferahim Bey’le görüşerek Tarsus’un alınmasına karar vermişlerdir. Yapılan hazırlıkların ardından 15/16 Temmuz 1920 gecesi başlayan taarruzdan istenilen sonuç alınamamış, bunun üzerine 16/17 Temmuz gecesi ikinci bir taarruz daha yapılmış ama bu da çok başarılı olmamıştır. Ancak milli kuvvetler ne pahasına olursa olsun burayı ele geçirmeye kararlıdır. Bu nedenle 18/19 Temmuz gecesi yapılan üçüncü taarruz başarılı olmuş ve Fransızlar, 200 kadar kayıp vererek Tarsus’a geri çekilmişlerdir.

10. Kamberhöğüyü Savaşı: Tarsus Bağları Savaş’ında yenilen Fransızların Mersin ve Adana ile bağlantıları kesilmiş, Fransızlar Tarsus’da sıkışıp kalmışlardır. Zor durumda kalan Fransızlar, Adana’dan yardım istemişler, gelen yardımı Kamberhöyüğü’nde karşılayan ve burada Fransızlarla çatışmaya giren Çeliktaş müfrezesi 27 Temmuz 1920’deki Kamberhöyüğü Savaşı’nda yenilmiştir.

11. Yüreğir Ovası Savaşları: Bölgenin buğday ihtiyacını karşılayan Yüreğir Ovası’nı Fransızlardan temizlemek isteyen milli kuvvetler, 9 Temmuz 1920 sabahı, Yar başı mıntıkasında Fransızlarla çatışmaya başlamışlardır. Buradaki Türk-Fransız çatışması aralıksız on beş saat sürmüştür. Bu sırada İnnepli sırtlarını ele geçiren Fransızlar buralara toplar yerleştirmiş ve hareket halindeki milli kuvvetleri ateş altına almıştır. Bunun üzerine milli kuvvetler karargâhları olan Taşçı köyüne çekilmişlerdir.

Fransızlar 12 Temmuz 1920’de milli kuvvetlerin karargâhı Taşçı köyüne saldırmışlardır. Taşçı köyü savaşı aralıksız beş saat devam etmiş, Fransızların her türlü imkânı kullanarak yaptıkları bu büyük saldırıda daha fazla kayıp vermek istemeyen milli kuvvetler iki km uzaktaki Kılavur köyüne doğru çekilmişlerdir. Böylece Taşçı köyü Fransızların eline geçmiştir. Gerekli hazırlıkları yapan milli kuvvetler, 15 Temmuz 1920 sabahı Taşçı köyüne taarruz etmişlerdir. Bu Türk taarruzuna Fransızlar, Adana’dan aldıkları destekle çok şiddetli bir karşı taarruzla cevap vermişlerdir. 16 Temmuz’da başlayan Fransız taarruzu milli kuvvetleri zora sokmuştur. Milli kuvvetler Seyhan nehrinin batı yakasına geçmişlerdir. Böylece Yüreğir Ovası Fransızların kontrolüne geçmiştir. Fransızlar burada halka büyük zulümler yapmıştır.

12. Fransızlar ve Fransız destekli Ermenilerle Türkler arasında daha sonra da birçok kanlı savaşlar, çarpışmalar yaşanmıştır. Yukarı dağlık bölgede yapılan Kozan, Hacın, Saimbeyli, Doğanbeyli ve Şarköy olaylarında Fransız destekli Ermenilerin “kıyım” ve “katliamlarına” Türk milli kuvvetleri “direnişle” karşılık vermişlerdir.

Türklerle Fransızlar arasında ayrıca, Küçük Ziyarettepe Savaşı, Kovanbaşı Savaşı, Kanlı Geçit Savaşları, Fadıl Muharebesi, Zeytun Savaşı meydana gelmiştir.

Kanlı Türk-Fransız savaşları, 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Anlaşması ile sona ermiş ve Fransızlar Anadolu’dan çekilmişlerdir.

“Kurtuluş Savaşı’nda sadece Yunanlılarla savaşılmıştır” diyenler, acaba Fransızlarla yapılan bu savaşları duymadılar mı, yoksa duydular da duymazlıktan mı geliyorlar?

Ne dersiniz?

Kaynakça
Kitap: CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI, Yoksa siz de mi kandırıldınız?...
Yazar: SİNAN MEYDAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Kurtuluş Savaşı İngilizlere Karşı Kazanılmış Önemli Bir Türk Zaferi'dir

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir