1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Hind'in Fethi İçin Siyasi Hazırlıklar

MesajGönderilme zamanı: 29 Tem 2012, 16:22
gönderen TurkmenCopur
HİNDİN FETHİ İÇİN SİYASI HAZIRLIKLAR

Hindi zapt için Babürün hazırlıkları, - memlekette itaat ve birliği temin için alınan tedbir ve hareketleri, asi kabileleri tedip, - Kandahara taarruz ve uzlaşma, Şah Şucam Sint nehri cenup mıntakasına geçmesi, Babürün fikri ve bedii faaliyeti ve eğlenceleri, Kunar ve Sint nehirleri arasındaki mıntakanın harekete hazır bulundurulması, - Hint istilasındaki siyasi hak ve sebepler, - ve bunlardan Babürün istifadesi. Saltanat müddeisi Alim han,-Timurun eski valisi soyundan devlet han ve Rana Sanka ile anlaşmalar, Babürün Dehli hükümetinden ecdadı mülkünü kat'i olarak istemesi...

(1514) senesi biterken dört yıllık bir ayrılıktan sonra Babür Kabile girdi. Kardeşi Nasır Mirza çok asil duygularla memleketi idare ve gene öylece de Babüre teslim etmişti. Babürün Semerkant üzerine olan bu son seferi ve Kunduzda uzun zaman oturması o taraflardaki nüfuzunu artırmış, Belh mıntakasına bile filen hakim olmuştu. Artık Babürün zihninde yer tutan Hinde doğru genişlemekti. Fakat bu büyük sefer çok esaslı hazırlıklar isterdi. Kendisine (Üs) olacak Afganistan kısmı, bu memleketi Hinde götüren yollar güzergahı muhalif ve asilerden ayıklanmalı; senelerce süren ayrılıklarda emniyet ve sadakatle bağlı kalmalıydı. Ordusu da bu devamlı ve çetin seferler için her bakımdan hazırlanmalı ve muvaffakiyetle iş görecek bir dereceye çıkarılmalıydı. İş bununla da kalmıyarak yapılacak bu harp, siyasal sahada da hazırlanmak, silah tesirini kuvvetlendirmek lazımgelirdi. Hinde yürümek için meşru bir sebep, o sahada kendisine yardım edecek nüfuzlu ve kuvvetli beyler bulunmalıydı. Bütün bu gibi zaruri icra ve tedbirleri düşünen Babür dört sene hummalı bir faaliyetle çalıştı. Orduda bir isyanı bastırmağı müteakip, Hezare, Çahar Aymak, ve Afganları da şiddetle tedip etti. O kahraman adamlara ve itaatli kabilelere mükafatlar veriyor, ordusunu ve beylerini harekatta ve iş üzerinde görerek yetiştiriyordu, Babür bu hareketler üzerinde filden sülün avcılığına kadar eğlencelere de geniş yer vermişti. Bunca faaliyet ve düşünceler içinde o umran işlerini unutmuyor, bunun içinde uğraşmaktan geri kalmıyordu. Kabil suyu üzerinde Hindü Küş silsilesinin eteklerine karşı muhteşem ve bedii manzarasını sevdiği yere (Bağı Vefa) adındaki meşhur bahçeyi bu günlerde tarhetmiş ve onu her nevi ağaçlar ve çiçeklerle donatmıştı. Gidilecek uzun ve zahmetli yollarda ve harp işlerinde kendi idealine beyleri de ısındırmak ve candan bağlamak için her gün bir vesile bularak Macun ve Çağır alemleri yapıyor, konuşuluyor, bunda hür ve şen tabı, yüksek zeka ve ince ve üstün duygusu ile yeni bey ve kumandanlarının kalbini kazanıyordu. O sohbetlerinde neşeli, kibirsiz, nükteli latifeler yapmakta bununla beraber icabında kuvvetini ve iradesindeki metaneti de göstermekteydi.

Babürün başında endişe uyandıran bir mesele de kudretli Argun ailesi elinde bulunan ve zamanın en müstahkem bir mevkii olan Kandahardı. Zamanında Şeybaniye hizmet etmiş ve Şah İsmailin hapsinden kaçmış olan Şah Şuca, değerli ve zeki bir insandı. Babürün mutlaka taarruz edeceğini düşünüyor ve hazırlanıyordu. Kendi emrindeki Afganistanın işlerini iyi bir hale koyduktan sonra (1517) de Kandahara taarruz eden Babür bu metin kaleyi zaptedemedi. Hasta da olduğundan suri bir arzı hürmeti yeter bularak döndü. Fakat Şah Şuca Kandaharın Babür için hayati bir ehemmiyeti olduğunu görmesi yüzünden bu muvakkat çekilişe inanmadı. Ve Sint boyunda kendisine bir hükümet tesisi için o taraflara geçmek hazırlığına başladı. Bundan sonra Babür; Konar ve Sint nehirleri arasındaki mıntakanın kat’i itaati altına almağa başladı. Harekata 1518 senesi kışında başlandı. Çünkü ilkbaharda yağmur, yazın yakıcı sıcaklar seferi imkansız bırakıyordu. İlk vurulan Yusuf Zayi kabilesi oldu. Bunları vururken Dilazak kabilesinden istifade etti. Ve sonra Yusuf Zaylarla birlikte de Bacever ve Suvat sultanlarını zayıf düşürecek harekete geçildi.

Babürün Afganistanda siyasal ve cenksel sahalardaki büyük faaliyeti ve bilhassa cenubi Sint boyunda vukua gelen küçük, seferleri onun niyet ve kudretini Hindin geniş ovalarına yaymış Sultan İbrahim Lodinin zulüm ve şiddetinden bizar kalan ve kendilerini tehlikede gören eyalet vali ve kumandanları Babürde bir istinat aramağa başlamışlardı. Bunların içinde bilhassa saltanat iddia etmekte olan ve büyük valilerin yüz çevirmesiyle onların başına geçerek yeğeni bulunan padişaha karşı yürümek için kendisinde iktidar gören Adil han en başta gelmekteydi. Ayrıca müracaat ve Babürü yapmak üzere hazırlandığı Hint fethine teşvik edenlerden biri de vaktiyle Timur tarafından Sint boyunun idaresi için tesis edilmiş iken bilahare Afganların saltanatına bağlanmış olan Multan hidivliğindeki devlet han idi. Bu zat müracaatında (bizler devleti ebet müddeti Timuriyenin mensup ve terbiye kerdelerinden olup Hindistan memaliki dahi zativalayı nuranilerinin irsen mülkü Hudadadi olduğu...) diye başlıyor, İbrahimin zulüm ve cefasından bahsederek nihayetinde (Hindistan devleti ise zati padişahilerine mensup ve müteallik bulunmuş olduğundan işbu biladın zulüm ateşini itfa eylemek uhdei padişahilerine farz ve lazımdır) demekteydi.

Babürün her yıl tüccarlar ve devrişler gibi müteaddit adamlarla Hint idare ve devlet ricali hakkında ve harp ve siyaset bakımından yaptırdığı tetkikler de ayni neticeye vararak kuvvetli bir müstevliyi herkesin iyi kabul edeceği bir devrenin başlangıcında bulunduğu seziliyordu. Gene bu sıralarda idi ki meşhur Rana Sankada bir elçi yollıyarak Babüre bir ittifak teklif etmiş ve Babürün sultan İbrahime karşı hareketinde ona yardım eylemeği vadeylemişti. Bu siyasi faaliyet üzerine Babür Dehliye bir elçi göndererek ecdadının mülkü olan yerlerin kendisine teslim edilmesini istedi.

Kaynakça
Kitap: TİMURLULAR ZAMANINDA HİNDİSTAN TÜRK İMPARATORLUĞU
Yazar: HALİS BIYIKTAY