Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Babür ve Şahsiyeti

Burada Babür İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Babür ve Şahsiyeti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 16:24

BABÜR VE ŞAHSİYETİ

Babürün yüksek şahsiyeti, seciyesi, kültür spor bakımından Babür, Babürün hakiki hayatında görülen derin ve yüksek evsafı, devlet ve ordu başındaki Babürün büyüklüğü, onun fevkalade olan bedeni ve fikri faaliyeti, deruni kanaatleri, servet ve şan hususunda rağbetsizliği, Tesavvufi temayülleri...

Türk Hint imparatorluğu dört sene gibi çok az bir zamanda kurulmuştu. Bunun birçok mühim ve tarihi sebepleri olmakla beraber birinci derecede müessir de kudretli Babürün kendisidir. Binaenaleyh müşarünileyhin şahsiyetini mümkün olabildiği kadar seciye ve evsafiyle tesbit etmek lazımdır. Bence Babürün yüksek şahsiyetinde ilk öncc göze çarpan onun bir idealist olmasıdır. O büyük dedesi gibi büyük bir hükümetin reisi olmak yolunda çalışmaktan bunun için de ilk planda Semerkanda sahip olmaktan bir gün bile geri kalmamıştır. Henüz bir çocukken kuvvetli düşmanları tarafından ezilip atıldığı ve başındaki adamları birer tarafa dağıldığı halde dahi göz yaşları içinde o gene ülküsünü düşünmüş ve ilk fırsatta gene Semerkant üzerine yürümekten ve idealinin gerçeklenmesi için fedakarane çalışmaktan geri kalmamıştır. Ve en ağır sefalet ve mahrumiyetler içinde, abdest alarak hazırlandığı ölümden bir mucizenin kurtardığı anlarda dahi idealini unutmamış ve ondan ayrılmamıştır. En ağır şartlar içinde en cüretli hareketlerle ve daima idealini tahakkuk ettirmeğe uğraşmış ve bu idealin ahval ve şeraitin ezici tesiriyle Maveraülnehirde (Türkistan) imkansızlığı gördüğü anda onu Hinde götürerek tahakkuk ettirmiştir.

İkinci göze çarpan büyük haslet: Kendisinin yüksek otoriteli olmasıdır.

Hakikaten akşam, sabah içki alemlerinde diz dize oturup eğlendikleri ve birlikte saz sohbetleri yaptıkları halde dahi otoritesinden bir şey eksiltmez. Devlet teşkilatının zafma yaşının ufaklığına rağmen yaşlı ve başlı beyler üzerinde otoritesini muhafaza ederdi. Üçüncü kuvvetli vasfı: Onun yüresindeki insan ve kabileler üzerinde uyandırdığı çok derin sevgi ve saygıdır. Bunun en iyi bir misali kendisi vatanında barınamıyarak yalın ayak çırıl çıplak iki yüz adamla kaçarken yıllardan beri ihtişam ve saltanat içinde hükmeran olan Husrev Şahın tebaa ve ahalisinin onu terk ederek Babürün hizmet ve bayrağı altına can atmalarıdır. Daha bir çok hallerde ve yerlerde de bu hal görülmüştür.

Babürün yüksek evsafı yalnız bunlarla da kalmaz. O tahsil itibarile de muhitin çok fevkındadır. Yazdığı Babürnamesi hakiki hayatının bir makesi olup fikri ve ruhi faaliyetinin yüceliğini göstermekle beraber ondan koca bir ülkenin Ferğana, Horasan, Afganistan ve Hindin çeşitli kavimlerinden tutunuz yer ve gök bilgilerine, gelmiş geçmiş devletlerin tarih ve coğrafyalarına din ve adetlerine dair geniş ve derin malûmatı vardır. Babüri denilen yazıyı o çıkarmıştır. Bundan başka Babürün görüş ve tedbir alışı da yüksektir. Ve bu yalnız siyasal ve cenksel sahaya da münhasır değildir. İmar ve ümran işlerinde de böyledir. O yolsuz Hindistana yol yapmış, küçük kayıklara bağlı geniş nehirlere köprüler kurdurmuş, pis ve bakımsız Hint şehirlerini hamamlar, bağçeler, köşkler ve hastanelerle süslemiştir. Mevcut şehirleri ıslah etmiş, eğri, büğrü mecraları doğrultmuş ve kasvetli Hint kasabalarını ferah verir birer şehir derecesine yükseltmiştir.

Baş olmak için gereken vasıflarından birisi de onun emsalsiz olan cömertliğidir. Dehli tahtına ve Ağra hazinelerinin sahibi ve geniş Hindistanın imparatoru olduğu zaman ele geçmiş nihayetsiz serveti pay ederek tekmil Afganistan Maveraünnehir, Horasan Endican beylerine kadar yollamış ve tekmil orduya ve Kabil hükümetinin tebaası olan her ferde dağıtmış ve kendisinde hiçbir şey bırakmamıştır. O derecede ki kendisine ordusu tarafından (kalender) (male rağbetsiz) unvanı verilmişti. O yalnız bir devlet reisi, bir ordu komutanı bir şehir mühendisi, bir mimar değil hem de yüksek heyecanlı bir şairdi. Yüksek fikirlerle dolu şiirleri çoktur. Onda sanatın birçok incelikleri bulunmuş, yazılmış yaşatılmıştır.

Babürün ana vasıflarından biri de onun fikir ve beden faaliyetinin fevkaladeliğidir. Denilebilir ki onun taliinin parlaklığında faaliyeti de birinci derecece bir rol oynamıştı. O çocukluğundan itibaren muharebelerde ve seyahatlerde bulunur, avlanır, kendine tabi yerlerin insanlarını, membalarını yoklar, cami, saray, kale, kervansaray köprü, su deposu, yaptırmakla meşgul olur, kuyular kazdırır, bahçeler tanzim ettirirdi. Bir memleketin mahsul ve meyvasını diğerine nakleder, ve bu kabilden bin bir iş arasında koca bir imparatorluğu feth ve iyi idare etmeğe de vakit bulurdu.

Babürün bu suretle ana vasıflarını yazdıktan sonra şimdi sair haslet ve meziyetlerini de sayalım:


O realiteler üzerinde düşünürdü. Nüfuzu nazar sahibi idi. Humayunun kifayetsizliğini görmüş, eniştesi Mahmut Mehdiyi padişah yapmayı bile düşünmüştü. Küçük yaşından itibaren edinmiş olduğu tecrübe hazinelerinden istifade etmeği bilirdi. Kibirsizdi. Kendisini en vazı ifadelerle yazmıştı. Zaferlerini hep Allahın lûtfüne izafe ve fakat kahraman arkadaşlarının hizmetlerini şükranla yadederdi. Babür, sade ve selim bir fikir ve fikrinde sebat sahibi idi. Bu evsafla o en çetin işlerde kolayca isabetli karara varabilirdi, işte bu halidir ki onu deha sahibi büyük insanlar arasına çıkarmıştı. Endişe veren, korkutan kablelvuku hisleri aldırmaz bunlardan ancak nikbini ile memzuc olanlarından kendisine münasip olanları kabul ederdi. O daima dimağında faal olan ilhamları hakiki rehber edinerek hareket ederdi. Fakat bu ilhamlar tehakkuk etmedikçe de rahat etmezdi. Babürün askeri dehası ve kumanda etmek san’atinin yüceliği önünde hayran olmamak mümkün değildir. O aylarca yollardan gelinmiş ve bambaşka ahval ve şerait içine düşülmüş olduğu halde dahi mevcudu onbeş bini doldurmıyan ordusiyle koca Afgan ordusunu en san’atli ve kat’i surette yenmiş ve mahveylemiştir.

Çünkü Çaldıran savaşının ruhunda görülen tecrübeleri zeki Babür Osmanlılardan daha ziyade kavramış, ordusunda ateşli silahı ve inzibatı temin eylemişti. Kanvah muharebesi onun sevkulceyiş ve ordu ruhiyatı üzerinde ne derin bir vukuf sahibi olduğunu ap açık göstermektedir. Bu korkunç savaşı ancak Babürün cihan yıkılsa sarsılmıyan metaneti kalplerin içini gören insan tanırlığı ve isabetli tedbir ve tertipleri kazandırmıştı.

O idare ve kumanda edenler için her güçlüğü yenmenin zaruri bir seciye olduğunu söylerdi. Biz onu hayırperver lûtufkar ve kendini unutacak derecede alicenap görüyoruz. O muhabbetli idi ölen arkadaşları için günlerce ağlar, hizmet ve sadakatlerinden ve zaferlerinde onların geniş hisseleri olduğundan bahseylerdi. Aile muhabbeti de yüksekti. O Humayunun en ağır suçunu refikası için hafif tutmuş ve hastalığında göremediği Hindal için sızlamış, ağlamıştı. Onun çok sevdiği milleti olan Türklük ve Türklerdi. Bu mevzu üzerinde daima iftihar duyar ve övünürdü. Muhabbetinin arasıra şümulü haricinde kalan hayatında kendisine zarar verdiklerinden değil fakat ahlaki vasıflarından dolayı o zamanın Mogolları idi. Bunu da acı acı yazmıştı. Çok itina istiyen teşrifat işlerini sade ve tabiilikle mezcetmesini pek iyi bilirdi. Onun çok iyi tabiati en fena hal ve hareketleri iyiliğe çevirirdi. Silah arkadaşlariyle latifeler yapar, samimi olarak görüşürdü. Kendisine hiyanet eden insanlar, aleyhinde ve dağılmağa yüz tutan askerlerle iş görebilmek ancak ona hastı. Onun hakiki bir şef için lazım gelen hasleti supl enerjiyi haiz olmasıdır. O kin tutmaz, kolayca affeder. Elinde tutulması veya kazanılması icap edenlerin sadakatlerine çok kıymet verir, okşardı. Hiddet ve şiddetli zamanlarındaki hareketinden de pişman olmamış yani böyle hallerinde dahi en isabetli icraatta bulunarak zulün ve istibdada gitmemiştir. O (28) yaşından (44) yaşma kadar günde bazan iki ve daha ziyade tazeliyerek içkiye devam etmiş ve içki alemlerini hatıratında savaşlarından ziyade tafsilatla yazmıştır. Fakat o bu içki masaları etrafında felsefe, san’at, edebiyattan bahsetmek, şiir okumak musiki ve şiirler inşat etmek için bey ve ehibbasının toplanmasına vesile yapardı.

Çünkü Babür en ince ve en geniş bir kültür sahibi idi. O ecdadının şiddet ve kahramanlığını ilim ve zerafetle de süslemişti. O kılmç kullanmada şöhret sahibi olduğu gibi ok atmada da en büyük bir üstaddı. Zamanında her nevi sporu en iyi bilen o idi. Biniciliği fevkalade olup çok uzun ve çok seri gidebilirdi. Son Ağraya dönüş gününde seksen beşer kilometre yol almak bu gün de her mahir süvarinin yapamıyacağı bir müsabaka mevzuu olur. O nehirleri yüzerek geçer her nevi zahmet ve meşakkate fazla dayanırdı. Ayni zamanda o hem çalan ve hem besteliyen bir musikişinastı. Hattat, alim, muharrir, şair idi. Türkçe ve farscayı ayni maharetle söyler ve yazardı. Esasında çok zengin olan hatıratı çok yüksek bir eser olup emsallerinden de çok üstündür. Tekrar edelim ki onun şairliği yüksektir. Bu ince san’atin bütün nüktelerine ve kaynaklarına onun çok derin vukufu vardı. O hatıralarını çadırda yazmış şiirlerini sefer esnasında ve avda vücude getirmiştir. Onun edebi meşguliyeti, siyasi ve askeri faaliyetleri arasında kendisini fikren dinlendirici bir meşgale halinde olup ikinci evvelkisine zarar vermemişti. Nitekim şiirlerinin bazıları hep o günlerin siyasi ve askeri düşünce ve endişelerine delalet etmededir.

Babürün şahsından bir parça zihniyet ve ahlakından ayrılmaz bir kısım olan şiirleri bilinmeden sair evsafı anlaşılamaz.

Denilebilir ki onu insanlar ve memleketler üstünde imparatorluk makamına getiren bu ruhi hareketi olmuştur.

Babür yalnız maddiyata bağlı bir insan değildi. Onda derin bir tasavvuf fikri de mevcuttu. Cihanın cereyan etmekte olan hadiselerini o bambaşka bir nazarla görür, ve bazan eğlenirdi. Eğer bu kadar emek ve ömür sarfeylediği eserini yaşatacak emin ve kifayetli bir baş bulsaydı o fani zafer ve daratını daha hayatta iken terkederek ruhunun meyelanına tabi olacak bir derviş haline girecekti.

O yazıyordu ki (demeyiniz ki hükümdarlıktan dervişliğe giden yol uzundur. Padişah olan ben, dervişlere hizmet etmekle iftihar ederim.) Bu yüksek düşünce, bu samimi duyuş, onu daima zulüm ve şiddetten uzak bulundurmuş, ancak şefkat ve adalete çekmiştir.

Kaynakça
Kitap: TİMURLULAR ZAMANINDA HİNDİSTAN TÜRK İMPARATORLUĞU
Yazar: HALİS BIYIKTAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Babür İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron