1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Cihangir'in Tahta Çıkması ve Bunu Takip Eden Vakayi

MesajGönderilme zamanı: 29 Tem 2012, 16:29
gönderen TurkmenCopur
CİHANGİRİN TAHTA ÇIKMASI VE BUNU TAKİP EDEN VAKAYİ

Cihangirin tahta geçişi, polis ve inzibat işlerinde İslahat. — İslamlara cemileleri. — Oğlu Hüsrevin isyanı. — İsyanın bastırılışı. — idarenin Nur Cihan eline geçişi. — Payitahtta hükûmetsizlik. — Dekanda isyan. — Şehzade Hürremin isyanı. — Hanı Hananın bunu iltilzam etmesi. — Mehabet Hanın isyanı, (1627) Cihangirin ölümü. Cihangirin cirit oyunu ve nişancılık hususundaki himmeti.

Şah Cihanın tahta çıkışı. — İsyanlar. — Şehriyar ve Hürremin iddiaları. — Şarktaki Portekizlerin mahvı. — Kandahar ve Bedahşanın zaptı. — Sarayda haşmet, debdebe — Muazzam Hanın Evrenkzib ile birlikte isyanı. — Taht etrafında şehzadelerin biribirile çarpışması. — Dara Şükûhun mağlup oluşu.

Evrenkzibin tahta kavuşması, — (1658) Her tarafta isyanın söndürülmesi. — Şehzadelerin öldürülmesi. — (1669) Evrenkzibin tam olarak padişah oluşu. — Şah Cihanın bedayia meclubiyeti. — Hindistan Türk mimarisinin şah eserlerini yaktırması. — Tacmahal. — Harpten azade kalan memleketin her hususta terakkisi. — yükselmesi.

Cihangir han 32 yaşında tahta çıktı. Ebulfazlı öldüren ve babası tarafından sevilmeyen bir zattı. Bir takım İslahat yapmağa kalkıştı. Polis ve inzibat işleri bunların başındaydı. İstibdadın, Ekber tarafından İslam alimlerin bazılarına karşı yapılmakta olan şiddetli muamelenin kesilmesine, adaletin tam yapılmasına, ağır ve ezici cezaların kaldırılmasına karar verdi. Şarabı umuma yasak etti. Vergilerin toplanmasını kolaylaştırdı. Biraz sonra oğlu Hüsrev dedesinin türbesini ziyaret bahanesiyle çıkarak başma asker toplayıp isyan etti. Lahora kadar geldise de babası üzerine yürüyerek Gondval köprüsünde karşılaşıp bozuldu. Ve esir düştü. Birkaç sene sonra da Şah Cihanın zehirlediği söylenilen bir ölümle öldü. Bu sırada Dekanda isyan parladı. Kendi liyakatiyle emirber sırasına geçen Habeşi köle Anber adlı biri Nizamülmülkün oğlu diye pek küçük bir çocuğu Ahmet Nağar devleti tahtına çıkararak, devamlı muharebelerle Dehli imparatorluğunu yormuş, Dehli ordusunun inzibatını çok azaltmıştı. Bu iki İslam hükümetinin siyasetsizlik ve basiretsizlik yüzünden biribirini hırpalaması Maharataların sahaya atılmalarını kolaylaştırdı.

Cihangir bu sıralarda Ekber şahın harem kethüdalarından İranlı bir kadının kızı olup evvelce Şirefgen beyle evlenmiş bulunan Nur Cihanla evlendi. Bu evleniş hakkındaki rivayetler içinde ağır hükümlü olanları da yok değildi. Bu kadın saraya girer girmez saltanatın ortağı ve hatta sahibi olmuştu. Kendisi de çok güzel olduğu kadar çok da akıllı olduğundan en büyük işleri isabetle hal ve fasleyler idi. Bununla beraber İtimadüddevle ünvaniyle liyakatli bir adam bulunan babası Gayası başvekil yapmış, kardeşi İtimat hanı teşrifat vezirliğine getirmişti. Nur Cihan yeğenini şehzade Şah Cihana ve evvelki kocasından olan kızım da Cihangirin yeğeni prens Şehriyara vererek sarayda dal budak salmağı unutmadı.

Çok adildi. Kimsesiz kızlardan 500 den fazlasını evlendirdi. Cihangir ise “ben padişahlığı Nur Cihana verdim, bir ser şarap bir ser etten başka birşey istemem,, der ve hakikatte de birşeye karışmazdı. Dekandaki isyan Mevar Ranası iken müslüman olan Mehabet hanın ve şehzade Hürremin sevk ve idareleriyle söndürülmüş, en parlak bir devre girilmiş iken sonları Hurrem de isyan ederek herşey altüst oldu. Sebep tıpkı Kanuni Süleymanm gözdesi Roksolanes (Hurrem Sultan) Mustafayı oğluna rakip görmesi gibi Nur Cihanın da bu değerli şehzade Hurremi ezmeğe kalkışmasıydı.

Hürremin masum ve mazlum oluşu Hanı hananı da Hurremle birleştirdi. Abdürrahim han, Hindin en büyük ricali olan meşhur Bayram hanın oğlu idi. Ağra civarında Dehli ordusu Mehabet han emrinde çarpıştı ve muvaffak oldu. Hurrem Bingalede yeniden bir ordu toplıyarak yürüdü. Tekrar mağlup oldu. Melik Anberle birleşti- Muvaffakiyetle ilerilediler. Sonra gene mağlup olup çekildi. Bu sıralarda Mehabet han da isyan etti. Hatta bir aralık padişahı esir almak küstahlığına kalkıştı. Nihayet bu karışıklıklardan sonra Şah Cihanın istıhlaf rakibi olan kardeşi Perviz de geceli gündüzlü sarhoşluğunun tabii neticesi olarak çok kısa bir hastalıkla öldü (1. teşrin 1626).

Zamanında Portekizlerin Hindistanda yerleşmeleri artmış ve İngilizler elçi göndererek temasa gelmişlerdi. Limanlardaki ağır vergilerden şikayet ediyorlardı. İngiliz kaçaklarından da Hind devletlerinde topçulukta kullanılanlar olurdu. Kezalik Hinde sığınan cezvitler Hindistanda hüküm süren dini hürriyetten istifade ederek herkesi hıristiyan yapmağa çalışıyorlardı. Bütün fena huy ve adetlerine uymaz bir meziyet olarak Cihangir haftada birgün “Dürüst endaz,, adlı tüfeğini atar, ve ata biner, beyleri de onu takip ederek atış ve binicilik talimi yapmış olurlardı.

Padişah Cihangirin zamanında bir mühim tarihi vaka da Avrupalıların, bilhassa İngilizlerin Hind de yayılmasıdır ki sebep ve neticesini toplu olarak burada ifade etmek münasip olur.

Ortaçağın sonuna kadar Hindistan ile garp memleketleri arasındaki ticaret kara yollariyle İran ve Elcezire üzerinden yapılıyordu. Bu devirlerde İstanbul, sonraları Venedik, Cineve, mühim roller oynamıştır. Fakat Vasko dö Gamanın 1498 senesi Malabar sahillerine çıkışı Ümit Burnu yolunu tanıttı. Deniz yolunun yakınlığı, oldukça rahat bulunuşu ticareti o tarafa aktardı. Bu tesirle akdeniz kıyılarında ticaret durakladı, bundan başka Avrupanın daha faal olan milletleri Hindin masal teşkil eden refah ve zenginliklerinden istifade için Hinde girmeğe başladılar.

Bunlar:

Portekizler, Hollandalılar, İngilizler ve Fransızlardı. Bunlar Hinde yerleşir yerleşmez aralarında şiddetli bir rekabet başladı. İlk evvel Hollandalılarla İngilizler bir olarak Portekizleri eziyor, Kanuni Sultan Süleyman devrinde kuvvetli Türk donanması da çok şiddetli vurup sıkıştırıyor ve sonunda Portekizler aradan çıkıyorlar.

Şimdi mücadele Hollandalılara teveccüh ediyor.

17 nci asrın nihayetinde Hollandalılar elinde hemen yalnız Seylan adası kaldığından onlar da daha şarka bugün müstemlikelerini teşkil eden Sumatra ve Cava adaları mıntakasına gidiyorlar.

Hollandalıların atılışında Fransızlar sahnede görünüyor.

Şiddetli İngiliz rekabeti bunlarlada devamlı mücadele ederek Düpleks zamanında onlara da kat’i galebe çalınarak artık her tarafa İnğilizler hakim olmağa başlıyor.

Şimdi Hindistanda en geniş sahalara yayılarak en mühim rolü oynıyan ve vasıtalı veya doğruca hemen tekmil Hindi elinde tutan İngiltere devleti olduğu için bu gayeyi elde eden sebep ve teşekküllerden ve bunların oynadığı rollerden de sırasiyle bahsedilecektir.

Cihangir, zaif cüsseli, öğünmeyi, debdebeyi sever, pek sarhoş, mücevhere düşkün, hürafelere inanır bir adamdı.

Kahraman Babür gibi ihtimal onu taklide özenerek kendi kusurlarını dahi yazan bir hatıratı vardır. Otuz bine yakın hayvan avlamıştır. Cihan
gir şiiliği kaldırarak Sünniliğe kuvvet vermiş, zamanında Dehli sarayından Hindü adeti ve tesiri çekilmeğe başlamış. Divaniam (mabeyni hümayun) da “Zenciri adil„ denilen bir zencir astırmıştır.

Onun en büyük suçu oğullarına Husrev, Perviz; torununa Dara adları koyacak kadar Farslığa özenmesi ve Farslaşmasıdır.

Şah Cihan (Hurrem) artık isyanlarında muvaffak olmıyarak ümitsizliğe düşmüş ve İrana kaçmağa hazırlanmışken babasının öldüğünü duyarak Dekanda kaldı. Dehli sarayında ve Hind imparatorluğunda oldukça bir anarşi mevcuttu. Nur Cihan küçük şehzade Şehriyari tahta çıkarıp naibi olmak fikrinde idi.

Rical buna mani oldu. Tercübeü Hurreme haber uçuruldu. Şehriyar ise Lahorda tahta çıkarak hazineleri, askeri fabrikaları zaptederek büyük hazırlıklara koyuldu.

Mirza Bay Sungurda ona katıldı. Bir ordu ile Ağra üzerine yürüdülerse de mağlup oldular ve bundan sonra saltanat davası ve davacısı bırakmamak için ne kadar şehzade varsa hepsinin öldürülmesine emir verildi. Daverbahş, Keştasp, Tahumers, Huşenk, Şehriyar bu ölenlerin içindedir.

Dekanda bazı ufak ölçüde ve kısa süren hareketler olmuş ise de muvaffakiyetle neticelenmemişti. Şah Cihan Portekizlilere olan nefreti tesiriyle onların Ganj nehrinin Huğlı kolu üzerindeki fabrikalarının bir ince filo ile denizden irtibatım keserek tamamiyle mahvetti. 1645 te büyük şah Abbas devrinde alınmış olan Kandahar da seneler süren muhasaralarla İrandan geri alındı.

Bedahşan da zaptolundu. Raçputlar orduda çok miktarda bulunmakta, iyi hizmet etmekte idiler.

1646 da Kişmirin şimalinde Küçük Tibet denilen yerler de zaptedildi. Şahi Cihan imarla uğraşıyordu. Sarayda da haşmet ve debdebe son dereceyi bulmuştu.

Bu geniş memlekette baştanbaşa sükûnet ve adalet hüküm sürüyordu.

Ekberin idari teşkilatı ve tetbirleri şimdi meyva vermeğe başlamıştı.

1657 Kabil valisi unvanını haiz Daraşükûh Ağrada babası yanında, Şüca Bingale de, Evrenkzib Dekanda, Muratbahş Güçeratta Hidiv olarak bulunıyorlardı. Muazzam han adını alarak büyük servetle Evrenkzibin nüfuz ve kudretini artırmış olan İranlı Mircümle Haydarabadm zaptına vesile vermişti. Hasta bulunan padişahın elinden padişahlığı almak üzere bütün kardeşler ordular başında harekete geçtiler. Muharebe 12 mayıs

1658 de Ağradan birkaç kilometre mesafede oldu. Dehli ordusunda sahil müstemlikelerden kaçan Avrupa milletlerinden de adamlar olduğu söyleniyor.

Muharebede toplar ve kuvvetli süvari askeri vardı. İki taraf ta çok şiddetli çarpıştı. Meşhur bir kumandan olan Rüstem han Evrenkzibe doğru, ve Camsing bir aralık şehzade Muratbahşi elde etmek üzere, ilerilediler. Fakat birincisi kanlı bir boğuşma ile geıi atıldı. Camsing de bir ok darbesiyle öldü. Daraşükûh da onların üzerine saldırdı. Bütün muvaffakiyet Dara tarafında idi.

Bu sırada Halilullah han adında ve evvelce ileri sürülmüş olan Daraşükûhun kumandanlarından birisi “ artık muvaffakiyet tamam olup fil üzerinde kalmanın tehlikeli,, olduğunu söylemiş ve Daraşükûhun filinden inmesi üzerine de ordu içinde Daraşükûhun öldüğünü yayarak sinirlerin çok gergin bulunduğu bu inzibatı azalan orduda döğüşmenin gevşemesine ve durmasına sebep olmuştu.

Daraşükûh bu neticeyi görerek Ağraya kaçtı. Şahi Cihan şehir içinde fakat saltanat sürmekten mahrum bir mahbes hayatiyle daha sekiz sene yaşadı.

Evrenkzib bu sıralarda saltanatta gözü olmadığını işaa ediyor, genç şehzade Murat Bahşı aldatıyordu. En sonra Motrada verilen ziyafette onu sarhoş ederek hapse attırdı. Ve sonra da Gvaliordaki siyasi hapisaneye gönderdi. Ve ordu başında Dehliye gelerek 1658 temmuzunda tahta çıktı. Daraşükûh ise Lahora ve buradan Multan taraflarına kaçmış ve daha aşağılara da inmişti. Bir aralık Ahmedabatta hazırlanarak ve Raca Cesvant Singe güvenerek şimale doğru yeni bir teşebbüse kalkmış ise de bu racanın da Evrenkzib hizmetine girmiş olduğunu anladı. Fakat yazın sıcak aylarında tekrar bir çölü geçmektense meyusen bir muharebe vermeyi tercih etti. Çarpışma Daranın mağlûbiyeti ve pek az adamla Ahmedabada kaçmasiyle nihayet buldu. Hekim Berniyeye göre bundan sonra Daranm hayatı çok elim olup en sonunda toruniyle birlikte yakalanarak teşhir edilmek suretiyle öldürüldü.

Şah Şücam tekrar Benarisi zaptetmesi ve atılması yüzünden hileli ve cinayetli çarpışmalar oldu ise de en sonunda Şah Şücam da ölmesi ile Evrenkzib meydanda yalnız kaldı. 1659 da yeniden tahta çıkarak artık babasının elindeki bütün saltanat ve hak alametleri de ondan alındı. Şahı Cihan zamanında çok harpler olmamış; memleket sükûn içinde ilerlemiştir. Bu halden istifade eden ve kendisinde yüksek bir güzellik sevgisi bulunan Şahı Cihan da Hindistanda Türk mimarisinin en yüksek eserlerini yaptırdı. Ağradaki Tacmahal, Dehlideki Cuma mescidi de bunlardandır.

Bundaki sanatça yükseklik, yücelik önünde medeni her fert büyük bir hürmetle duygulanır. Kendisi çok adildi. Mühim işlerle öz kendisi meşgul olur, ahalinin her kısmiyle teması severdi.

Zamanında Raçputların istiklali kalmamış, raçaların en büyük emelleri Dehli sultanının beyleri arasında imparatorun ricali olarak bulunmak olmuştu. Elyotun eserinin şehadetine göre Şah Cihan idaresi takdirlere layıktı. Zamanında ziraat çok ilerilemiş, varidat Ekber zamanındakinin üç misline çıkmıştı.

İstatistikler yapılır, çalışkanlara mükafat verilir, ekilmedik yer kalmamasına uğraşılırdı. On milyon rupiyeye yapılan Tahtı Tavûs ta bu zengin devrin eserlerindendir.

Eski Dehlinin şimali garbisinde yapılan şimdiki Dehli de Şah Cihanın eserlerinden olup Şahı Cihanabat adını taşımaktadır.

Nuri Bihişt adını verdiği kanal için onun yüksek alaka ve himmeti vardı. Bütün Hindistanın evliyası sayılan Hoca Muin-ud-Din Çiştinin türbesini ziyarette orada da muhteşem bir cami yaptırdı.

Her tarafta imarethaneler yaptırdı. Umum verginin kalanlarını affetti. Bu da yüz milyonları buluyordu.

Hindde Türk mimarisinin en yüksek ve muhteşem bediaları zamanında kuruldu.

Kaynakça
Kitap: TİMURLULAR ZAMANINDA HİNDİSTAN TÜRK İMPARATORLUĞU
Yazar: HALİS BIYIKTAY