1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Evrenkzib Devri

MesajGönderilme zamanı: 29 Tem 2012, 16:30
gönderen TurkmenCopur
EVRENKZİB DEVRİ

Evrenkzib zamanında imparatorluğun haşmeti.

— Verğilerin azaltılması. — Raçput, Biçapûr, Golkanda ve Maharata seferleri. — Maharataların isyanı. — Hind milli hahramanı Seyvacinin iddia, idare ve harekatı. — Evrenkzibin Hindulara karşı taassupla döğüşmesi. — Kargaşalıklar. — Satnamilerin isyanı. — Ordunun Zafı. — Hinduların yılması. — Şehzade Ekber ile Seyvacinin oğlunun babalarına isyanları. — Biçapûr, Golkanda İslam hükümetlerinin batışı. — İngiliz ve Portekizlerle harp niyetleri.— Evrenkzibin ölümü.— Evrenkzibin şahsiyeti. — İlmi derecesi.

Resmi adı Ebu Muzaffer Muhittin Evrenkzib Mehmet Alemgir Şah olan Evrenkzib tahta çıkar çıkmaz vergileri azalttı. Irmak geçitlerinde ve hudutlarda toplanan Rehdari (yol Bacı) gibi bir çok vergileri kaldırttı. Kendisini tebrik için Irandan, Türkistandan, şarki Felemenk müstemlekelerinden, Mekkeden, Basradan, Habeşistandan elçiler geldi.

Bu ihtişam Hind imparatorluğunun o zaman bütün komşularına karşı göstermiş olduğu azamet ve kudretin bir gösterisi idi.

Mircümle, Hanı hanan olarak sarp olan Assam arazisini de zaptetti.

Evrenkzib Hindistan kıtasının kalan kısmını da fethetmek ülküsünde olup zamanında Raçput, Biçapûr, ve Golkanda ve Mağarata harpleri devamlı olarak cereyan etti.

Bunlardan birincisi Raçputları cizye vergisine tabi tutmak istemesinden ileri gelmiş, ikinci harp silsilesinde Biçapûr ve Golkanda İslam hükümetleri de şii mezhebi ve muhalif siyasetleri yüzünden taarruza uğramış ve her ikisinin de batmasiyle bitmiştir.

Maharatalar artık birinci derecede bir kuvvet sayılmağa başlamıştı. Gittikçe kuvvetleri artıyor, ve birleşmeleri kuvvetleniyordu.

Bunların Dehli hükûmtini devirmeleri ihtimali fazlalaşmıştı. Fakat Panipatta 1671 de Afğanların müvaffakiyetii taarruzları Maharataların ümitlerini kesmiş ve zayıf düşürmüş ve Assamda yapılan savaşta mani bir kuvvet kalmadığından İngilizleri memlekete sahip olacak bir kuvvet halinde göstermişti.

Maharaştra (Maharatalar memleketi) Hindin batı parçasında olup Tapti Gua cenubuna kadar uzanır. Seyvaci, Behünsela başbuğluğu altında birleştiler.

Maharatalar çok yüksek dağlık bir memlekette oturur, ve çarha ve çete muharebelerinde eşsiz kahramanlıklar gösterirlerdi. Seyvaci önceden din ve silahşorluk öğrendi. Çok inkişaf etti, Kaleler aldı. Bunları takviye ve tahkim etti. Önceleri 20 yaşında bulunurken Dehli ordularında hizmet ederek bu ordu içinde gelecekteki düşmanlarını tepeledi. Kendisi için muvaffak olmak yolunda her vasıta mübahtı. Seyvaci İslam ahali ve askere fazla hürmet gösteriyor, ve her tarafı yağma ediyordu. Seyvaci Kalyandan Gûaya kadar geniş bir kıtaya sahip olmuş ve padişah tavrı ve kudreti almış, bir de donanma vücude getirmişti.

Ve artık açıkça Dehli imparatorluğuna ait limanlara saldırmağa ve haç gemilerini de vurmağa cüret ediyordu.

Evrenkzib Caysing kumandasıyla Dekan ordusunu şevketti. Bu zat Maharatalara taarruz ederek bir çok kalelerini yıktı. Seyvaciyi bir kalede kuşatıp esir aldı.

Fakat bazı lüzumsuz ve düşüncesiz teşrifat işleriyle tekrar dağlarına kaçırılan Seyvaci ölünceye kadar Dehli ordusunu bitiren daimi bir gaileyi yaşattı, durdu.

Yeniden şiddetlenen bu muharebelerde artık muvaffakiyet te görülemiyor, sık, sık değişen kumandanlar da iş beceremiyorlardı.

Evrenkzib artık açıktan açığa Hindulara karşı bir siyaset gütmeğe başladı. Benaristeki büyük din mektebini kapattı..

1669 da Bişnat Pagodunu yıktırarak yerine Evrenkzib camiini yaptırdı. Ayniyle Matradaki büyük Pagodu da yıktırdı. 1670-1672 de Satnami mezhebindeki Hindular kıyam ettiler. İsyan büyüdü. Pençapta bir hükümet halini alarak padişah ordusunu da bozdular. Dehliye doğru ilerilemiye başladılar. Ordu maneviyatı garip tedbirler alınacak derecede bozulmuştu. Nihayet Satnamiler tarih sayfasından silindi. Yeniden cizye alınmağa başlandı. Cizye alınmakla Hindliler hükümet içinde şeref ve haysiyetleri azalmış bir halde bulunuyor ve Ekberin Hindlileri müsavi tutan esas ve tedbirleri kaldırılmış oluyordu.

Bundaki hakaretten bütün Hindliler kızdılar. Padişaha yalvarmaları, cuma günü camiye giderken olan nümayişleri bir fayda vermedi. Zehirlendiği şayiası çıkarılan raça Cesvantsingin ölümü de karışıklığı körükledi.

Fakat artık Hindular da yıldılar. Bir kısım Brahmanlar bile müslüman olmağa başladılar. Çanlar sustu. Güneş ayinleri bırakıldı. Fakat Seyvaci işine devam etti. Bu aralık İngiliz kıralı İkinci Şarlin Portekiz kiralının kızı Eleftina ile evlenmesinden ötürü Portekizlilerden İngilizlere geçen Bombay eyaletinin İngiliz valisiyle de uyuştu. Ve Racka şehrinde merasimle Raça (Kıral) ilan edildi.

Gaflet şunda idi ki Seyvaci İslami bitirmeyi elinde bayrak gibi yükselmekte iken Golkanda müslüman hükümeti onunla ittifak etmiş, onunla haliharpte bulunan Biçapûr İslam hükümeti de başında hatta mutaassıp bir müslüman padişahı bulunan Dehli imparatorluğu tarafından ardı arası kesilmeden taarruz ve tecavüzle söndürülmiye uğraşılıyordu.

Fakat kahraman Afdal hanın ölümü bu hükümeti çok sarsmıştı. Maharatalara milli şuur vererek senelerce kahramanca çarpışan Seyvaci teşkilatçı ve idareci vasfı ile de zikre şayandır.

O ağırlıkları çok az ordulariyle, eşya ve eğlencelere dalmış olan Dehli ordularının önünden kolayca kaçar kurtulur ve fırsat kollıyarak imkan bulduğunda süratle ileriler ve çarpışırdı. Memleketteki idaresi de sert fakat adildi.

Seyvaciden sonra Raçputların başa geçmesiyle Hind milli hareketi durmadı. Hatta bir zamanlar çok buhranlı bir hal aldı. Dehli ordusu basıldı, ezildi. Geriden gelenler şehzade Ekberi kurtaramadılar. Fakat Raçputların iddiası bir imparatorluk kurmak değil başa dini hürriyeti kabul eden bir padişah getirmek yolunda olup daima bu esas üzerinde propaganda yapmaları ve şehzadelere muracaatlerinin de neticesiz kalması artık kendi milletleri üzerinde de harbe devamı faydasız göstermiş ve en nihayet uzlaşılarak aralarındaki bu kanlı çarpışmaya nihayet verilmişti.

Bundan sonra Evrenkzib Dekanda uğraşmağa başladı. Oğlu Ekber Seyvacinin oğlu ile berader babasına karşı gelir halde idi.

Dekanda yeniden olan himmetler Salir kalesinin alınmasiyle kaldı. Bu sıralarda Sambhaci’de Portekizler, İngilizlerle çarpışıyordu. Fakat donanmalarının da himayesi hakim olan sahil kalelerinden bunları çıkarmak mümkün olamamıştı.

Golkanda tekrar taarruzlar olup Golkand ile muahede yapan padişah Biçapûra yeniden saldırdı. Şiddetli muharebeler senelerce devam etti.

İşe yeniden Maharatalar da karıştı. Muvaffakiyetli neticeler pahalıya mal oldu. Bu hükümetin devrilmesiyle Biçapûr bundan sonra ıssız kaldı. Dünyanın en nefis abidelerinin toplandığı bu şehirde bilhassa kalesiyle içindeki saraylar, Ulu cami, Mehmet, İbrahim şahların türbeleri çok zarifti.

Bu abidelerin emsalsiz ihtişam ve azameti karşısında hayran kalan Lord Curzon bir zamanlar tamir ve muhafazası için heyecanla çalıştı ise de milyonlar istiyen bu nefis abideleri harabiden kurtaramadı. Biçapûr işi bitince Evrenkzib Golkanda döndü. Onun da işini bitirdi. Hükümdarının teslimiyle Kutupşahi sülalesi de tarihten çekilmiş oldu. Dekanın iki büyük hükümeti tamamiyle mahvolup sahneden çıkarılmasına rağmen bu geniş ve dağlık mıntıkalarda sükûn tesis edilemedi. Küçük küçük beylikler koca Dehli hükümetini yoracak bir hal aldılar.

Ordu elan sahra muharebelerinde kahramanlığını muhafaza etmekte ise de bu çete muharebelerinde hırpalanmakta idi. ihtiyarlıyan padişah her tarafa nüfuz ve kudretini ulaştıramadığından mülkün içinde nüfuzlu beylerin, zorbaların zulmü artmakta idi. Bu sırada Türk süvari komutanı Mükerrip han Samgasvar kalesinde Sambahacıyı basarak oğlu ile birlikte esir aldı. Fakat sonra Maharatalar çete muharebelerine devamla idareyi, orduyu bıktırmağa, azimsiz rabıtasız hale düşürmeğe muvaffak oldular. Evrenkzib Hindulara karşı şiddetini artırdı. Ata ve tahtırevana binmeğe kadar yasak etti. Bu sırada Portekiz ve İngilizlere karşı harp açmak zarureti hasıl oldu. Sebep te Biçapûr hükümeti arazisinden yer alan Portekizlerin ahaliyi hıristiyanlık için zorlaması, lngilizlerin de İngiliz tarihçisi Gengedinin söylediği veçhile hacı gemilerini soymaları idi. Surattan hacı götüren genç Sivai gemisi bunlardan birisi idi. Evrenkzib' İngiliz kale ve fabrikasına taarruzu emretmişken İngilizler siyasetle meseleyi halletmiş, kara taraflarına zaptedilmez tahkimat yaparak bundan sonra da Bombayın istikbalini sağlamışlardı. Orduya yeni toplar celpedebilmek maksadiyle Portekizlilerle de sulh yapıldı. Padişah çok ihtiyar olmasına rağmen seferin ve dağ kalelerinin muhasaralarında çabalayıp her zahmete katlanıyor, mutlaka Hindi tamam zaptetmek yolundaki ülküsünü başarmağa çalışıyordu. Halbuki komutan ve beyler artık bu sonu gelmez seferlerden bıkmış padişahın ölmesini istemeğe koyulmuşlardı.

Bir kısım tarihler Hind-Türk İmparatorluğunun düşmesini Evrenkzib tahta çıkmasiyle ve onun güya devletin sadık ve hadimi olan Hinduları idareden uzaklaştıran siyaseti yüzünden ileri geldiğini yazmakta iseler de vakalar ve zamanında olan biten hadiseler incelenince bu hükmün tarihi hakikatlere uymadığı göze çarpar.

Batan ve batmağa başlıyan hiçbir hükümet başka bir devletin yardımı olmadıkça mülkü genişletemez. Vergilerde azaltmalar yapılmasına rağmen üç misli bir artıklık vücude getiremez. Büyük büyük hükümetleri ortadan kaldıran, devletin en kuvvetli istila devri gibi geniş istilalarda bulunamaz. Halbuki kahraman Evrenkzibin devri hep bu refah ve ümran ve yeni yeni istila hareketleriyle dolu bulunmaktadır. Burada Evrenkzibe
isnat edilen hataların bir kısmının hakiki amili olan Ekber üzerinde gösterilmemesi haksızlık olur.

Ekberin hükümet ve siyaseti tamamiyle hinduleşmiş, farslaşmış, her gün başka dinde görünerek asıl memleketin kurulmasında asırlarca kan döken ve can veren unsurları yıldırıp küstürmek suretiyle devam etmekte bulunmuştu. Hinduların başta Todarmal, Mansing ve bir kısım sadık ve kahraman raçalarının ve sarayda yaşamakta olan alimlerin kendi menfaat ve otoritelerinin muhafazasını Ekberin idaresinde görüp candan çalışmalarına rağmen bir kısım Rana ve alimler ve asıl yığın, yığın Hindular hiç te bu siyasete candan kani olmamış bağlanmamıştı. Netekim Ekberin ölümiyle idareyi ve devletin bütün idare anasır ve vesaitini bilen bu dost Hindular samimiyetten ayrılmış ve bunu devlet işlerinde çok kaygusuz bulunan Cihangir bile görerek buna karşı devlet sarayından Hinduluğun çekilmesini istemiştir.

Evrenkzibin Hindulara taarruz ve şiddeti de derece derece onların tecavüz ve yıkıcı propaganda ve hareketlerine karşı artırılmıştır. Bu da devletin hayati menfaatinden ileri geliyordu.

Evrenkzib Sanbaciyi ve Raca Ramı da mağlûbiyetler içinde mahvettikten sonra, anası Tıyarbayın kahramanca gayretlerine rağmen yılmadan yorulmadan uğraşarak Paarli ve Erkin Kira kalelerini de aldı (1704). Nihayet Ahmet Nagar da 1707-1118 yılında Evrenkabatta öldü ve oraya gömüldü. Müşarünileyh 88 yaşında ölmüş ve 49 sene hükümdarlık etmişti.

Bu zat hayatının son 20 yılını Dek kanda sefer ve muharebeler içinde geçirdi. Memleketin sair kısımları hep sükûnet içinde, adlü intizam ile idare olunmaktaydı.

Bu kahraman padişah ölürken de ordusunu düşünüyor: “kimse orduya bakmıyordu. Ben ölürsem ne olacak,, diye endişe içinde idi.

Evrenkzib hiç şüphe yok ki Hindde kurulmuş olan büyük Türk imparatorluğunun en büyük hükümdarlarından birisidir.

Onun tahta çıkışında babasına ve kardeşine karşı fena bir hareketi gözükürse de bu bizde Yavuz Sultan Seliminki gibi kendiliğinden çıkan ve vatani endişelere dayanan siyasi bir ıstinardan başka birşey değildi. O, vatanı korkutan kuvvetleri görmüş, sulh ve sükûne dalan babasını idareden uzaklaştırmıştı.

Bu suretle tahta çıkan Evrenkzib en yüksek seciyesiyle hemen yarım asır durmadan dinlenmeden, zevk ve sefadan hatta sükûn ve istirahattan bile şahsan mahrum kalarak kendisinin ideali olan “Hind İmparatorluğunu Hind coğrafi hududuna ulaştırmak,, yolunda çarpışmış durmuş ve öldüğü zaman hemen hemen buna muvaffak ta olmuştu.

Onun zamanındadır ki gizli ve aşikar husumetleriyle içinden ve dışından koca İmparatorluğu yıkmağa çalışan Maharatalar, Sihler, Hindular yıldırılmış, şii zihniyetleriyle İslam düşmanlarına yardım eden Biçapur gibi, Golkanda gibi büyük İslam hükümetleri ortadan kaldırılmış, Portekiz ve İngilizler gibi Avrupa sömürge devletlerinin ilerlemeleri de muvaffakiyetle durdurulmuştu.

Evrenkzib ilme de hizmet etmiş ve bütün ulemayı toplatarak «Fetvayı Hind» diye şöhret bulan muazzam eseri vücude getirmiştir. Kendisinin de tahsili yüksek olup müteaddit eserleri vardır. Kızı Zeybünnisa ise kudretli bir şairdi. Bazı müteassıp hareketleri de vardır.

Kaynakça
Kitap: TİMURLULAR ZAMANINDA HİNDİSTAN TÜRK İMPARATORLUĞU
Yazar: HALİS BIYIKTAY