1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Wu-Yen-Chü-Te (Ak-Yen-Ku-Te) (M.Ö. 60-58)

MesajGönderilme zamanı: 26 Ara 2010, 18:45
gönderen TurkmenCopur
Wu-Yen-Chü-Te (Ak-Yen-Ku-Te) (M.Ö. 60-58)

Eski Türk Töresi kuvvetliydi. Türkler de kuvvetliydi. Birinin zayıflaması diğerini de zaafa uğratıyor. Hu-lü-kuan-ku bir müddet hastalık çekip sonra ölmüştü. Yakınında bulunan muhalif prensler planlarını yapmakla meşguldüler; çünkü, ecelin yolda olduğunu anlamıştılar. Ölüm vuku bulunca prenslerden biri, uzaktaki bütün büyük prenslere ulaklar gönderdi. Ortada net bir aday olmadığı için, istiyordu ki, söz sahibi herkes gelsin, kurultay da, yeni Yabgunun tayini yapılsın. Bu fikirde olanlar yaşlılar sınıfına mensup, törelere bağlılığı tavsamamış olan kimselerdi. Karşı grup ise kuralsızlığı tercih edip, işi oldu bittiye getirip kendi istedikleri kişiyi Yabgu yaptılar. Buna "otağ darbesi" deniyor. Vahim olayların daha da artmaması için muhalif ses çıkarılmadı.

Wu-yen-chü-te mi gaddar idi, üstüne yıkılan enkaz mı gaddar olmaya zorluyor belli değil. Öncelikle barış lazımdı. Bulunabilen kıymetli hediyelerle bir heyeti Çin'e gönderdi ve hemen
temizlik harekatına başlandı. Yeni Hakan de ölenin beyleri ayrıydı; onun için, ölen tarafından yerleştirilmiş bulunan önemli memurların tamamının kelleleri uçuruldu. Sonra da ölen Yabguya akrabalığı bulunan, devlet hizmetindeki insanları uzaklaştırdı. Millet adına değil, boy adına önem veriliyor, hatta beyler arasında başlayan harp yangınına benzin sıkılıyor. Müteveffa Yabgunun oğlu müttefik saydan küçük bir krallığa kaçtı. Savaşçı grubun reisi otağıyla beraber Çin'e teslim oldu. Orada önemli bir ünvanla taltif edildi.

İğreti dikişle üzerlerinde tutunan Hım elbisesi her yarandan sökülmeye başladı. Yeni Yabgu bu sökülmenin daha çabuk olması için hiçbir düşmanın yapamayacağı kadar çabaladı. Yanlış tayinler, aziller, ölüm cezalan isyan dalgalarını devleti boğacak seviyeye yükseltti. Boylar, beyler birbirine girdi.

Hunların eski tabilerinden Wu-sunlarla bir çok savaşlar yapılmış, yenilgiler alınmıştı. Wu-huanlarla da savaşılmıştı. Nedense, köleler eski efendilerini sevmezler.
Adı geçen kabileler de Hunlara karşı sıcak dgi duymuyorlardı, zayıf durumlarını görünce, fırsattan istifadeye çalıştılar. Wu-huan-lar Ku-hsi boyuna saldırıp hayli zayiat verip bir çokta esir aldılar. Bu durumda, Yabgu, Ku-hsi prensini sorumlu bulup, ağır biçimde eleştirdi. Bir fiskeyle yıkılacak kadar gevşeyen bağların kopması an meselesiydi zaten, prens isyan karan aldı.
Zoraki Yabgu, zorbalığa meftun idi. Düşmem kazanma sanatında gösterdiği maharet(!) düşman sayısını o kadar artırdı ki; bunların tükürüğü de boğulabilirdi. Üzerine hücumlar başlayınca Batı prensi olan kardeşinden yardım talep etti.

Kendisine layık cevabı aldı:

"Bu kadar insanın ölmesi, huzurun bu kadar bozulması devam edeceğine sen öl daha iyi!" Bel bağladığı kardeşi bile onun ölümünü istiyordu. Tutunacak bir dalı kalmamıştı ve kendi canına kıyarak hayata veda etti.

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ