Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Küçük Bir Savaş (M.Ö. 5)

Burada Asya Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Küçük Bir Savaş (M.Ö. 5)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 18:52

Küçük Bir Savaş (M.Ö. 5)

Wu-sunlar oldum olası gariban bir portre gibidir; silik, soluk, ama biraz canlandıkları zaman yerlerinde duramıyorlar. Asırlardır arada bir dayak yediler, en son, Çiçi birkaç defa tepeledi. Şimdilerde diş geçirebileceklerine inanıyorlardı. Bir prens şöhret peşinde koşuyordu; bunu Hunlara vuracağı darbe de temin etmek istedi. Dediğini yaptı. Başlangıçta bir hayli de ganimet ele geçirdi, fakat O-tsu-liu Yabgu ordusuyla çıka gelip, Wu-sunların canına okudu; ederinde ne ganimet ne de esir bıraktı. Wu-sun prensi yaptığına bin pişman olmuştu. Tövbe etti ve oğullarını Hunlara rehine olarak bıraktı. Tıpkı Hunların Çin'e yaptığı gibi.

(Sene M.Ö.5)

Çin Gıdıklamayı Sever


Hunlar itilmiş, kakılmış, ezilmiştiler. Mecburen, Çin'in üstten bakışma alttan alarak idare ediyorlardı. Kendileri sadece saygı gösterdiklerine, Çinliler ise vassalları olduklarına inanıyorlardı. Aslında ikisi de doğru değil. Hem hür hem bağımlıydı Hunlar.

Bir gün, Çin'den Hunlara bir elçi geldi. Gayet masumane (!) bir isteği vardı. Fazla büyük olmayan bir arazi parçasını Hunlar Çin'e bırakmalıymış, bu istenen yer Çin arazisine doğru uzanıyordu. Ve bu "bu arazi ormanla kaplıydı. Ağaçları ok yapmaya elverişli; kartalların telekleri ise ok arkasına takmak için birebirdi."

İşte bu olay Hunların Çin'in vassak olup olmadığının cevabıdır. Hakan, elçinin talebini şiddetle reddettiği gibi, imparatoru da uyardı. İmparator, özür dileme babından gönderdiği haberde, elçinin toprak istemekle haddini aştığım, ceza olarak kellesinin uçurulacağını duyurdu. Yabgu'nun yüreğine su serpildiyse de, Çin imparatoru sözünde durmadı. Elçi, ancak saraydan sürüldü.

Wu-chu-liu-jo-ti (O-tsu-liu) Yabgu'nun Çin'i ziyareti gerekiyordu. Biraz kırgınlıktan, kendisi bunu tehir ediyor, Çinlilerin de hoşuna gidiyordu. Gerçi, fakir komşular zengin komşulara misafir olmayı severler; kendi evlerinde göremediklerini ihtişamı, yiyemedikleri taamı tanır, tadarlar; bu geçici bolluk çekicidir. Çin aslında ikilem arasında kalmıştı; sarayları hakan tarafından ziyaret edilmese, prestijlerine halel gelmiş olacak, aksi olunca da hazinelerinin dibine dan ekiliyor. Şöyle bir rivayet bile nakledilir: İmparator, kabul resimlerinin ve hediyelerin sebep olduğu muazzam masrafları düşünerek, hakan'a, ziyaretlerin seyrek yapılmasını rica etmiş.

Gerek imparatorun ricasıyla gerek hakan'ın kendi insiyatifiyle ziyaret işi epey ertelenmişti. Daha fazla da uzatılamayacağı için "M.Ö 1. yılda Yabgu, Çin sarayına gelerek, seleflerine nisbetle çok büyük hediyeler aldı."

Wang - Mang

Çin'de başbakan konumunda, imparatorun sağ kolu baş veziri. İmparator Ai-ti M.Ö. 1. yılda ölünce, küçük yaştaki Fing-ti tahta geçti. Devletin yönetimi vekaleten imparatoriçeye verildi, ama onun sevgilisi baş vezir Wang- Mang sözü geçen tek kişi idi. "Bu yüzden Çin'in iç ve dış politikasında kesin değişiklikler yapmaya girişti."

Çok değişik bir kişilikti Wang -Mang. Tahtta sekiz yaşında çocuk, güya, onun adına ülkeyi yöneten imparatoriçe; ama çapkın vezir - yahut ahlaksız- herkesi, her şeyi kendi yönetiyor. Çocuk imparator Fing-ti hastalanıp öldü. "Bunda her halde Wang-Mang'ın parmağı olacak. Wang - Mang bir yaşında bir çocuk olan Ju-tsi-ying'i (M.S. 6-8) tahta çıkarttı ve kendini hükümdar yapmanın sırası geldiğini deri sürerek M.S. 8. yılda, güya göğün emriyle, çocuğu tahttan indirerek kendisini "Hsin" sülalesinini imparatoru yaptı."

Wang - Mang hırslıydı, farklıydı Çin'de her şeye kendi mührünü vurmak istiyordu. Vatandaşlarını inim inim inletecek reformlar yaptı. Sonra da gözünü dışarıya çevirdi. Bizi esas ilgilendiren bundan ötesidir.

Çin'e sığınıp tabiliği kabul edip karşılığında yardımlar gören Hun Hakanı Hu-han-yeh, M.Ö. 47 senesinde bir anlaşma yapmış, buna dayanarak Hakanlık mührü taşıyordu. Bu mühür Yab-gu'dan Yabgu'ya intikal ederek M. S. 9. seneye kadar gelmişti. Mührün üzerinde, "Hun Yabgusunun Devlet Mührü" yazılıydı. Wang-Mang, "böyle bir mührün teba konumundaki bir devletin elinde ne işi var" dedi. Yeni bir mühür'e "Hun Yabgusunun Yeni İşareti" kelimelerini yazdırıp bir elçi de gönderdi.

Yabgunun otağına gelen elçi, Çindeki hanedan değişikliğini, bununla beraber bazı yeniliklerin yapıldığım, kendisindeki eski mühür'ün de yenisiyle değiştirileceğini söyledi Hiç mesele değildi. Yazısı okunmadan, yenisi alınıp, eskisi verildi. Birde elçilerin şerefine ziyafet çekildi. Sabahleyin sahtekarlık ortaya çıktığında, eski mührü istemek işe yaramadı, çünkü elçi onu parçalayıp atmıştı. İtirazların faydası olmayıp, Çin'in yüksek memurlarının kullanıdğı mühürlerden biri de Hun Hakanı tarafından kullanılır oldu. Böylece bağımsızlık sarayı da yandı bitti kül oldu.

Sonsuz Tavizler İsteyen Wang-Mang

Gasıp imparator tarafından verilen yeni mühürle, Çin nezdindeki mevkü memur derecesine indirilen Yabgu, birden bire kendisini aciz hissetti. Elçi orada gördüğü Wu-huan mültecilerinin salıverilmesini isteyince, derhal emre uyuldu.

Wang-Mang'ın niyeti, ülkesinde kendine karşı gelecek bir kimse bırakmamak ve etrafındaki devletleri de tesirsiz hale getirmek idi. Çin bölge komiseri, Arka Ch'e-shih Prensini öldürdü;
onun kardeşi halkıyla beraber Hunlar'a sığındı; aldığı 2 bin süvarilik yardımla Batı ucuna saldırdı. Hunların da işe karışacaklarından korkan Çin garnizonu askerleri kendi kumandanlarım öldürdükten soma Hunlar'a sığındılar. Yabgu misafirlerini saygıyla karşılayıp, mevkiler vermekle sevindirdi. Bütün bunlar savaş sebebi idi ve Wang-Mang deliye dönmüştü. Çin'de pek çok işin kapısını açan anahtarın adı para idi. Wang Hunluları da sata almak maksadıyla Hu-han-yeh'in oğullarından ve torunlarından onbeşini ziyafete çağırdı. Sadece bir kişi oğluyla beraber Çin sarayına geldi; onunda neler olacağından haberi yoktu. Maksadı, tadı tadı bir şeyler yiyip, biraz da hediye almaktı.

Yabgu Wu-chu-liu Hunlar üzerine oynanan oyunları daha fazla seyredemeyecekti. Wang-Mang, eski imparator Hsüan-ti'nin torunu değil, iktidarı zorla ele geçiren bir gasıp idi. Buna itaat etmemesi gerektiğini düşünerek restini çekti. Birden bire savaş başladı. Hun süvarileri sının geçip, bol miktarda esir ve hayvan sürüleri alıp döndüler.
Çin de, savaş için çok büyük bir ordu hazırlığı başladı. Onlar toparlanana kadar, Hunlar yağmalanmadık sınır şehri bırakmadılar.

Kılıçları okları körelse de Çinlilerin, dilleri her zaman keskin, lüleleri kıvraktı. Wang-Mang'ın savaş için çabaları sürerken Hunlar da onlara adım attırmamak yolunda gereken her şeyi yaptılar. Hile de bir Hun prensim Yabgu tayin eden Çin bu silahın geri teptiğine şahit oldu. Yabgu Wu-chu-liu, Wang'ın bütün tuzaklarını işlemez hale getiriyordu, ama Wang'ın şansı varmış ki, M. S. 13. yılda Yabgu öldü. Bu hakanın iktidar dönemi son seneleri itibariyle çok verimli geçmişti. Şanına yakışır cenaze merasimiyle defnedildi. "Kurgandaki mezarında 1911 yıl yattı. 1924'de bu kurgan P.K Kazloff ekibi tarafından açıldı.. Yabgunun mezarından çıkan eşyalar arasında M.Ö. 1. yılda Çin sarayında kendisine takdim edilen bazı hediyelerde vardı.

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Asya Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir