Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Büyük Hun Devleti (M.Ö. 209- M.S. 216)

Burada Asya Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Büyük Hun Devleti (M.Ö. 209- M.S. 216)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:42

BÜYÜK HUN DEVLETİ

(M.Ö. 209- M.S. 216)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:

Büyük Hun Devleti Orta Asya'da kurulmakla beraber daha sonra sınırları doğuda Büyük Okyanusa, batıda Hazar denizine, kuzeyde Sibirya etekleri, güneyde Tibete kadar genişlemişti. Topraklarının genişliği onsekiz milyon kilometrekare idi.

* Zaman:

Çin kaynaklarının ilk zikrettiği Hun hükümdarı Teoman'dır. (M.Ö. 220) Fakat devlet en parlak devrini Mete zamanında yaşamıştır. Bu bakımdan gerçek kuruluş tarihi O'nunla başlatılır.

(M.Ö.209)

Büyük Hun Devleti M.Ö. 58 yılında Kuzey ve Güney Hun Devleti olarak ikiye bölündü. M.Ö. 41'de Kuzey Hunları yavaş yavaş batıya göçerler ve yıkılırlar. Güney Hun Devleti ise M.S. 216'da Çin hakimiyetine girerek yıkılır.

* İnsan:

Çinliler Hunlardan "Hiung-Nu" adıyla bahsetmektedirler. Ancak bu adlar kendi alfabelerine göre olduğundan okunuşlarda farklılıklar olmaktadır. Bu Hiung-Nu adının da adam, insan anlamına "Kun"dan geldiği ifade edilmektedir. Fatih devri müverrihlerinden Şükrullah, "Behçet-üt-Tevarih"te Oğuzlara "Kun" isminin verildiğinden bahseder.

Ziya Gökalp de "Kun" adından hareketle Hiung-Nu'ların asıl adının "Koyunlu" olduğunu ileri sürmüştür. Bu adın Hun'ların ongunu koç veya koyundan geldiği sanılmaktadır. Koyun eski Türklerde itibar görürdü. Gültekin'in mezarında da bir çift koç heykeli nöbet beklemekteydi. Onun için Ziya Gökalp "Anadolunun Sesi" adlı şiirinde; "Hun yanlış tabir, "Koyun'danım ben." demektedir.

Daha sonraları Türk tarihinde Karakoyunlular, Akkoyunlular diye devlet adları da görülmüştür.
Hunlar, Çin tarihlerinin efsanevi kayıtlarına göre M.Ö 2205'lere kadar çıkarak ilk Çin sülalesi ile beraber gösterilir. Çinliler bu kuzey komşularından Hiün-Yü, Hun-Yü, Hien-Yü diye bahsetmişlerdir. M.Ö. 206'lardan, Han sülalesi zamanından itibaren de Hiung-Nudiye adlandırmışlardır. Çin hanedanları, taht kavgalarında bu savaşçı kabileden yararlanmak istemişlerdir.

Çin hükümdarı Şi-Yuang-Ti, kuvvetli bir devlet kurup M.Ö 238'de Hun'larla mücadeleye başlamıştı. Hun akınlarına engel olmak için evvelce sınırda yapılmış olan duvarları tamir ettirerek birleştirmiş binlerce insan çalıştırarak meşhur Çin Şeddini yapmıştı. Çin saldırıları üzerine daha kuzeye çekilen Hun'lar müsait bir fırsat kollamaya başlamışlardı. Şi-Yuang-Ti'nin ölümü üzerine çıkan kargaşalıktan yararlanarak tekrar Çin sınırlarında görülen Hunlar bu sefer Teoman'ın (T'ou-man) yönetiminde idiler.

Hunların Türk veya Moğol soyundan olduğu hakkında tereddütler olmuştur. W.Eberhard da Hiung-Nu kavimleri arasında kuvvetli bir ahenk bulunduğu, bunların bir gruptan olduğunu, Türklerin de bu kavimler arasında olduğunu söyliyerek, "Buna mukabil acaba Hiung-Nu'ları Türk olarak kabul etmek mümkün mü, değil mi sorusu hakkında muhakkak itirazlar yükselecektir. Benim için burada hiç şüpheye yer yoktur. Zira vaktiyle Hiung-Nu'ların kültür maddeleri olarak nelerden bahsediliyorsa, bunların tamamıyla aynıları sonradan tekrar Tu-cüe'larda geçiyor ki biz, bu Tü-cüe'ların Türkler olduğuna hiç şüphemiz yoktur. Sonra bütün Türkler için bir hususiyet gösteren kurttan türeme efsanesi Hiung-Nu'larda da vardır. Yine şimdiye kadar tetkik edilegelen Hiung-Nu dili bakiyelerinin bugün bile Türkler arasında kullanılması bu hakikati teyid eder." demektedir.

Yine aynı ilim adamı, bu kanaatini tekrarlayarak, "Hiung-Nu gruplarının kültürünün bir Türk kültürü ve menşe bakımından kendilerine has dillerinin, Türk dillerinden biri olduğuna kanaatimiz tamdır." demektedir.

Böylece Hun'ların, Türk kavimlerinin ilki olduğunu söyleyebiliriz. Devletin adı, onların boy adından ve bunun Çincedeki yazılışından ileri gelmektedir.

* Bayrağı:

Büyük Hun Devletinin düz beyaz renkli bayrağı vardı. Zaman zaman tek renkli, üzeri canavar (dragon) işli bayrakları görülmüştür..

* Siyasi talihinin önemli olayları:

Teoman'dan sonra hakan olan Mete, aynı zamanda devletin gerçek kurucusu sayılır.

(M.Ö. 209-174)

Mete'nin adının da Çin kaynaklarında değişik biçimde yazıldığı görülür. Çincede iki işaretle yazılan bu ad, Çiniyatçılar tarafından Mete, Mode, Mado, Madok, Motun, Maotun şekillerinde okunmuştur. Bu adın Türkçesinin Batur olduğu ileri sürülmüşse de, bu da tenkid edilmiştir. Baturun eski şeklinin Bağatur olup Göktürkler çağında bu ünvanı alan Kağanların bulunduğu, fakat bunun Çinliler tarafından Mo-Ho-To şeklinde yazıldığı belirtilmektedir. Prof.Dr.Bahaeddin Ögel ise, bu devlet adamını "Mete" adı ile tanıdığımızı belirterek, bir ihtimalle Türkçe adının Bahadır olabileceğini söylüyor.

Mete devrinde Vusunlar, Tunguzlar, Yüe-çi'ler ve Çin üzerine başarılı seferler yapılmış, devletin sınırları doğuda Kore'ye kuzeyde Yenisey, İrtiş, Selanga, Tula nehirlerine batıda Aral gölüne yakın bir mesafeye kadar, güneyde ise Karakurum ve Altundağ'a kadar genişlemişti. Çin hükümdarı Kao-Ti ile yapılan mücadeleler Hunların zaferiyle sonuçlanmıştır. Hükümdar Pe-Teng kalesinde kuşatılmış (M.Ö. 200) ve Çin, yüksek Türk hakimiyetini kabul etmişti.

Kiok Kağan devrinde (M.Ö. 174-160) ise, Çinlilerle mücadeleler sürmüş ve M.Ö. 161'deki 140.000 kişilik Türk ordusunun Çin egirmesiyle kazanılan zaferle Çin, yine Hunlara bağlı hale getirilmiştir. Bu devirdeki Çin hükümdarı, Ço adlı bir Çinlinin tavsiyesi ile ordusunu Hun'lar gibi yetiştirmeye gayret etmişti. Kun-Sin Kağan devrinde (M.Ö. 160-126) ise, Çinliler, Hunlara karşı savunmadan çıkarak saldırıya geçmeye başlamışlardır. İlk mücadelelerde (M.Ö. 134) Çinliler mağlup olmuşlarsa da, M.Ö. 127'de Hun topraklarına girmeye başlamışlardır. Bu başarıları Çin tarihlerinde, pek mühim olaylar olarak geçmiştir. Kun-Sin'in ölümüyle başlayan kargaşa devrinde, büyük oğlu Çin'e sığınmış ve burada bir kaç ay sonra ölmüştür. Kun-Sin'in yerine ise küçük kardeşi İ-Ti-Şa geçer.

(M.Ö. 126-114)

M.Ö. 124'lerde Çinliler iki büyük ordu ile Türk topraklarına girdiler. M.Ö. 123'de yine Çinliler altı ordu ve 100.000 kişilik bir süvari kuvveti ile Türk topraklarına girerler. Amaçları Hun ülkesini istila etmektir. Bu seferde pek başarılı olamadılarsa da ipek ticaret yolunun büyük kısmının kontrolü Hunların elinden çıktı.

İpek ticaret yolu batıdan, doğuya doğru; Suriye kıyılarından başlar, Dicle ve Fırat nehirlerini geçip, Hazar'ın güneyinden bügünkü Afganistanın Belh şehrine, oradan Pamire ve iç Asya topraklarına ulaşırdı. Oradan Kaşgar üzerinden geçerek Çin sınırında Dun-Huang'a gelen yol burada üç büyük kola ayrılır ve Khotan üzerinden Çin'e varırdı.

M.Ö. 121 ve M.Ö. 119'daki Çin seferleri başarılı oldu. Çin kaynakları bu seferler sırasında 70 bin Hun kafası ve esiri aldıklarını yazarlar. Çinliler bu arada Yüe-Çi ve Vusunlara da Çang-Kien adlı bir elçi yollayarak Hunlara karşı bir ittifak meydana getirmeye çalışmışlardır.
İ-Ti-Şa Kağandan sonra bir takım kargaşalıklar ve taht kavgalarını müteakiben, bu ayaklanmanın liderlerinden Ho-Han-Şe Hakan oldu.

(M.Ö. 58-31)

Fakat o da keyfi bir idare sürmeye başlayınca ayaklanan komutanlar kendilerini hakan ilan etmeye başladılar Ho-Han-Şe'nin kardeşi Çi-Çi de bu sıralarda ülkenin doğu tarafını ele geçirmiş, böylece ikili bir yönetim başlamıştır. Çi-Çi büyük kardeş idi. Hakanlık iddiasıyla yaptığı mücadeleyi kazanınca bütün Hun ülkesinin Hakanı oldu.

(M.Ö.58'ler)

Ho-Han-Şe güneye doğru çekilip, Çinin desteğiyle hakanlığı ele geçirmek düşüncesinde idi. Çin için bu çok güzel bir fırsattı. Hun Devletinin zayıflaması, hele Çinin bu ülkenin iç işlerine karışmak imkanının doğması Çin hükümdarları için siyasi bir fırsattı. Ho-Han-Şe, Çinin desteğini sağlamak fikrini Kurultayda söylediği zaman red cevabını aldı. Bu Kurultayda söylenen sözler, Çin tarihlerinde aynen şöyle kaydedilmiştir; "Hunlar, cesaret ve kudreti her şeyin üstünde tutarlar. Esir olmak Hunların nazarında en adi bir şeydir. Hun yurdu kahramanca yapılan harbler sayesinde kurulmuş ve yine bu sayede komşu devletler arasında kendi mevcudiyetini ve büyüklüğünü korumuştur. Çinliler bugün Hunlardan daha kuvvetlidir, fakat Hun ülkesini istiladan acizdirler. O halde neden Çinlilere tabi olalım. Bu hareket cedlerimiz Hunları alçaltmak ve komşularımız arasında bizi küçük düşürmektir. Biz Çin'e tabi olursak ihtimal yurdumuzda sükûn hasıl olacaktır, fakat tekrar istiklalimizi kazanmak da pek mümkün olmıyacaktır.".

Bu sözlere rağmen Ho-Han-Şe, Çin'e doğru yola çıkmış ve büyük bir merasimle karşılanmıştır. M.Ö. 53'de ise Hunların, Çin'e itaat ettiğini bildirmiştir. Çi-Çi ise ülkenin kuzeyine çekilmiş ve Çin'e tabi olmayan halk O'nun etrafına toplanmıştır. Çin hükümdarı da Ho-Han-Şe'ye yardım göndererek O'nun nüfuzunun artmasına çalışmıştır. Bu durumda M.Ö. 48'lerde kendini yeterince güçlü bulmayan Çi-Çi daha batıya doğru çekilmiştir. Çin hükümdarı ile arası bozulan Ho-Han-Şe ise, hükümdara sadakat yemini ederek Çi-Çi'nin terkettiği kuzey taraflarına gitmişti.

Çin'den oldukça uzakta bulunan Çi-Çi, artık Çin tehlikesinin kalmadığını sanırken, ansızın Çin kuvvetlerinin kuşatmasına düştü. Bu savaşta 1518 ölü, 145 esir verilmiş, Çi-Çi de ölmüştü. Buna rağmen Ho-Han-Şe yine Çin'e itaatini sunmuştu. O'nun ölümünden sonra da, çocukları arasındaki kavgaya Çinde karışarak, Hundevletininyıkılışını çabuklaştırmıştır. Onlar arasında ihtirası ve fitneyi körükleyerek, bazen birini, bazen diğerini tutarak devleti zayıf hale düşürmeye çalışmıştır.

Ho-Han-Şe soyundan Pe, kendini Ho-Han-Şe adıyla hakan ilan edince Çin'e yeniden tabiyetini sundu. Fakat kuzeyde Orhun, Tula, Selanga boylarındaki Hunlar Çin'e tabi olmayarak hem Pe'nin hakim olduğu Güney Hunlarıyla, hem de Çin'le savaştılar. Bu kuzey Hunları M.S. 93 yıllarında Sien-Pi'lere yenilerek ya daha batıya çekildiler yahut da bir kısmı Çin'e tabi oldular.

Güney Hunları ise, bir müddet sonra tamamen Çin'e bağımlı hale geldiler. Çin içinde dağılmaya, Çinliler arasına girmeye başladılar ve Çin içinde eridiler.

(M.S. 216)

* Türk tarihindeki önemi:

Büyük Hun Devleti bildiğimiz ilk Türk devletidir. Siyasi ilişkileri daha çok Çin'le olduğundan hemen hemen bütün bilgiler, bu kaynakların verdiği bilgilerdir. İlk Türk devleti olması bakımından, Türk devlet geleneği, Hun Devleti ile kurulmuştur, diyebiliriz.

Tanıdığımız en önemli devlet adamı Mete'dir. Siyasi faaliyetleri ve hayatındaki benzerlikler dolayısıyla O'nun, Oğuz Kağan olduğu hakkında görüşlerde vardır. Bu durum şunun için önemlidir, aynı toplumdan, aynı devletten gelmekten başka bütün Türk milletinin bir atadan, o da Mete'den geldiği fikri mükemmel bir birlik ve mensubiyet şuurudur. Bu hal, daima uyanık bir milli şuur halinde yaşamıştır.

Büyük Hun Devleti, yine Mete Han zamanında Orta Asya Türk siyasi birliğini ilk olarak sağlamıştır. Bu durum da Türk kavimlerinin yakınlaşmasını ve kaynaşmasını temin etmiştir.
Osmanoğullarından sonra Türk tarihinin en uzun süre yaşayan hanedanı da yine Büyük Hun Devletidir.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Asya Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir