Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bağdat'a NATO'nun Orta Asya Versiyonu!

Demokrat Partisi'nin İktidar olduğu dönemde Kore Savaşına girdik ve sonrasında NATO'ya girdik. Bu olaylardan sonra Cumhuriyet Tarihimizde İlk Amerikan Uşaklığı Dönemi başladı. Bu başlangıcın başrolünde Hain Adnan Menderes var.

Bağdat'a NATO'nun Orta Asya Versiyonu!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 00:10

Bağdat'a NATO'nun Orta Asya Versiyonu!

Amerikan Dışişleri Bakanı Dean Acheson'un 1950'li yıllarda projesi şuydu: Akdeniz'den Hindistan'a kadar olan tüm alanda ABD'nin etkinliği artıp İngiltere'nin gücü azalırken, Sovyetler'in bir fırsatını bulup Hindistan ve Pakistan bölgesine inmesini önlemek için ABD-İngiltere-Türkiye'nin katılımıyla bir Ortadoğu Savunma Örgütü kurulması. Örgütün Müttefik Kuvvetler Komutanlığı'nın Bağdat'ta1( oluşturulması.

Taraflar arasında yoğun diplomatik temasa rağmen örgüt kurulamadı.

Bağdat Paktı ve ardından Merkezi Antlaşma Örgütü kurulabildi. Ne var ki iki örgüt de uzun ömürlü olamadı ve kısa sürede çöktü. NATO'nun kurulmasından ve Türkiye'nin NATO üyesi olmasından sonra Ortadoğu Savunma Örgütü kurulması konusu sürekli ABD yönetimlerinin gündeminde oldu. 11 Eylül saldırısından sonra Başkan Bush yönetimi Büyük Ortadoğu Projesi'ni gündemine aldı. Büyük Ortadoğu Projesi aslında Ortadoğu, Hindistan ve Pakistan'ı kapsayan, Dean Acheson'un öngördüğü Savunma Bakanı George Marshall'ın reddettiği Ortadoğu Savunma Örgütü'ydü (Büyük Ortadoğu Savunma Örgütü Projesi).

ABD eski Dışişleri Bakanı Acheson'un da, Başkan Bush'un da temel amacı önce Paris, sonra da Brüksel'deki NATO Müttefik Başkomutanlığı gibi bir Büyük Ortadoğu (Büyük Orta Asya) Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığını Bağdat ve Erbil merkezli olarak faaliyete geçirmekti. Günümüzde de ABD Başkanı Obama'mn yapmakta olduğu bu kuvveti NATO'yu doğuya doğru genişleterek Bağdat veya Erbil merkezli olarak kurmaktır.

ABD'nin yeni Bağdat Büyükelçilik yapılanması, 110 kişilik mevcudu ile dünyadaki en büyük büyükelçiliğidir. Bünyesinde CIA operasyon güçleri, elektronik-uydu istihbaratı donanımları bulunuyor. Irak Savaş Komuta Merkezi, havaalanı ve askeri üs de Bağdat'ta bulunuyor. Bütün bunlar, hazırlıkların bu doğrultuda yapıldığını gösteriyor.

Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde görev yapmış olan Amerikalı Diplomat George McGhee'nin 1992'de Bilgi Yayınevi tarafından da basılan "ABD-Türkiye-NATO-Ortadoğu" isimli anılarını içeren kitap, ABD'nin 60 yıl önceki hayalinin sacayaklarından birinin Türkiye'deki Menderes iktidan olduğunu gösteriyor.

Kitapta yer alan bilgilerden bazı satırbaşları:

"Menderese Göre Türkiye'nin Ortadoğu'daki Rolü"

Menderes, Türkiye'nin Ortadoğu savunmasında köprübaşı olduğu yolundaki bilinen gerçeği bir kez daha tekrarladı. Menderes, bugüne kadar Ortadoğu'yu bir komünist saldırısından Türkiye'nin korumuş olduğunu söyledi.

Türkiye'nin ekonomik bakımdan ne kadar güçlenirse, askeri bakımdan da o kadar güçleneceğini belirten Menderes, bugün bu ülkede bütçenin yüzde 40 kadar bir miktarının askeri bakımdan hazır olmak için harcanmakta olduğunu, ekonomik büyüme gerçekleştikçe bütçe de büyüyeceğinden, askeri amaçla harcanan paranın da aynı oranda artacağını ve tüm bölgenin güvenliğini daha sağlamlaştıracağını söyledik.

6-8 Mayıs 1952'de, Türkiye'nin Ortadoğu olaylarındaki daha geniş rolünü ve ekonomik durumunu1 Cumhurbaşkanı Bayar'la da konuşma olanağı buldum. Bayar'a Türkiye'nin de tarihi rolü, askeri gücü, siyasal düzenliliği, ekonomik gelişmişliği ve NATO üyeliği dikkate alındığında ABD'nin Latin Amerika'da yaptığı gibi Türkiye'nin de Ortadoğu'da lider rolünü üstlenebilmesi gerektiğini söyledim.

Dean Acheson'un Ortadoğu Savunma Planı

Askeri işbirliği, ABD-Türk işbirliğinin ana konusu olarak kalmakla birlikte, taban adım adım genişlemekte, ikili askeri yardımları ve eğitimi, NATO'yu bir Ortadoğu Savunma Örgütü (Middle East Defence Organization-MEDO) kurma amacımızı ve Arap devletleriyle izlenecek stratejinin ne olacağını da kapsayan görüşmelere doğru yayılmıştı.

Türkiye, Marshall Planı ve Avrupa Ekonomik Topluluğu konularıyla sık sık gündeme geliyor. ABD, Türkiye'nin ekonomik düzenini liberalize etme ve ABD yatırımlarını çekme çabalarına iyi cevap veriyordu.

Dean Acheson, 1951'de yazdığı "Present in the Creation" (Yaratılışta Var Olmak) adlı kitabında anlattığına göre, kendisini o sırada Savunma Bakanı olan General Marshall'a bir mektup yazıp, Akdeniz'den Hindistan'a kadar olan tüm alanla ilgili ABD ilgi ve politikalarının incelenmesini istemişti.A]

Bağdat Paktı'nın Kurulması ve Çöküşü

ABD, İngiltere, Türkiye, Mısır ve Irak'ta yürütülen diplomatik görüşmelerden sonra 3 Nisan 1954'te bir dostluk ve işbirliği anlaşması imzaladı. İran henüz petrol konusunda İngiltere'yle arasındaki ilişkileri çözememiş olduğu için görüşmelere katılamamıştı. 24 Şubat 1955'te Türkiye ile Irak'ın İngiliz yanlısı başbakanı Nuri es-Said, sonradan Bağdat Paktı diye bilinecek olan anlaşmayı imzaladılar. Bu anlaşma Nuri es-Said açısından büyük bir hata oldu, çünkü o sıra Mısır'ın sevilen Başbakanı Cemal Abdül Nasır'ın liderliğinde Arap dünyasını kasıp kavuran milliyetçilik akımını görmezden gelmişti ve sonunda Arap Birliği'nin çözülmesine neden oldu.

İngilizler, 4 Nisan'da Bağdat Paktı üyesi oldular. Ürdün tüm İngiliz baskılarına rağmen popüler muhalefete teslim oldu ve dışarıda kalmayı seçti, ama Pakistan Eylül 1955'te katıldı. Batı düşmanı Başbakan Muhammed Musaddık'ın devrilmesinden sonra Batı'ya dönmüş olan İran Şahı da herkesi şaşırtarak ekim ayında anlaşmaya imza attı.

Fakat Bağdat Paktı kısa ömürlü oldu. 17 Temmuz 1958'de, Irak'ta krallığın devrilmesi ve baş korucusu olan İngiliz yanlısı Başbakan Nuri es-Said'in öldürülmesi sonucu Pakt da ortadan kalktı.

18 Haziran 1952'de YVashington'da Dışişleri Bakanlığı'yla kuvvet komutanları kurulu arasında1 yapılan bir toplantıda, Ortadoğu savunması konusu ele alındı. 27 Haziran'da ABD ve İngiltere, Ortadoğu için bir savunma örgütü kurulmasına ilişkin çoktan beri ertelenen çabaların artık hızla ilerletilmesi gerektiği üzerinde anlaştılar. Örgütün Fransa, Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika'yı da içermesine ve adının da Ortadoğu Savunma Örgütü (MEDO) olarak değiştirilmesine kadar verildi... İsrail'in katılması durumunda Arap işbirliğini sağlamak mümkün olamayacağından, getirebileceği tüm katkılara rağmen İsrail'i davet etmemek de karar altına alındı.

MEDO'dan sonra ortaya biraz daha sönük olan Merkezi Antlaşma Örgütü (Central Treaty Organization-CENTRO) kavramı çıktı. Bu işbirliğinde bir süre devam ettikten sonra, ömrünü kimseyi üzmeksizin tüketti, ama yine de bir süre için İran ile Batı arasındaki bağları sürdürmeye, ABD-İngiltere kalkınma yardımlarıyla Türkiye-İran demiryolunun, Türkiye-İran limanının yapılmasına ve Trabzon limanının iyileştirilmesine yaradı.

Kaynakça
Kitap: Açılım Kıskacı
Yazar: Erol Bilbilik
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1950-1960: Cumhuriyetimizin 1. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir