Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fethullah Gülen Hareketi Birinci Evre: 1966-1986 Dönemi

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Fethullah Gülen Hareketi Birinci Evre: 1966-1986 Dönemi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 19:16

FETHULLAH GÜLEN HAREKETİ BİRİNCİ EVRE: 1966-1986 DÖNEMİ

Işık Evleri


O dönemde siyasi atmosfer yoğundu. Kaos vardı. Üniversite ortamındaki siyasi ortamdan dolayı talebe yurtları da tehlikeli olduğundan aileler çocuklarını oralara göndermekte tereddüt ediyor, kalacak yer bulmakta zorlanıyorlardı. Çocuklarını zar zor okutan insanlar için kalacak yer konusu ciddi bir külfetti. Biz de birkaç arkadaşımıza gecekondularda ev tuttuk. Gülen de camiye gelen cemaata bu öğrencilere yardımcı olmaları için tavsiyelerde bulunuyordu. Üç-beş talebenin barındığı birkaç ev giderek 10-12'ye çıktı. 1970 yılma gelindiğinde bizim 12 civarında evimiz vardı. ışık Evleri olayı böyle başladı. Fethullah Gülen, evlerin sayısı bu noktaya varınca, bu evleri, öğrencileri belli bir sistem içinde eğitmek ve yönetmek gerektiğini söyledi.' ışık Evleri, belli bir disiplin içinde namaz kılman, içki ve sigara içilmeyen, Risale-i Nur okunan evlerdi. Hatta, Fethullah Gülen'in kendisi de haftada bir defa gelip Risale-i Nur okuyordu evlerde. Gülen, bir süre sonra, bu evlerin disiplini için bizi yemin etmeye çağırdı. "Bakın, bu ciddi bir iştir. Bugün beş-on ev olabilir ama ileride sayı artabilir," dedi. 18 maddelik kuralları kağıda kendisi yazmıştı. Bunun yanında bir de yemin metni hazırladı. Yemin edenler, hazırlanan prensiplere uymakla mükellef olacaktı.

Hazırlanan metnin ilk maddesinde kendisine, yani Fethullah Hoca'ya biat etme vardı. Sonra onu çizdi ve Kuran'ın üzerine geriye dönüşü ve kefareti mümkün olmayan bir yemin koydu ortaya. Yani, bu yemin hiçbir kefaretle bozulamayacak bir yemindi. Kadro olarak, o yemini ettik. Ki, o zaman 12-13 kişilik bir arkadaş grubuyduk henüz. Türkiye'de eğitim faaliyetleri yapmak, fakir insanlara okul açmak, yurt ve burs temin etmek; talebelerin namusuna, şerefine, bayrağına dair duyarlı olmasına dair bir hizmet yeminiydi ettiğimiz... Böylece, bu prensipleri hepimiz kabul etmiş olduk. Yani, bir yerde ülke insanımızın eğitimine katkıda bulunacağımıza inandık. Fethullah Hoca, her meselede tartışmamız, kendi başımıza hareket etmememiz gerektiği şeklinde örgütledi bizi... Örneğin, kimse kendi kafasına göre evlenmeyecek, iş yapmayacaktı. Hayatına dair her şeyi bu heyetle konuşarak karara bağlayacaktı. Bu şekilde 1970 yılma kadar geldiğimizde, Gülen'in Kestanepazarındaki talebelerle ilgilenmesi Kuran Kursu Derneği'nde rahatsızlığa neden oldu. Ali Rıza Güven ve etrafındakilerin kurduğu dernek, sadece yazın gelen fakir talebelere Kuran kursu hizmeti veren bir kuruluştu. Bu derneğin bünyesinde Fethullah Hoca'nın üniversite talebeleriyle ilgilenmesi, örgütleme yapması ve Risale-i Nur okutması dolayısıyla rahatsızlığa neden oldu ve Hoca buradan uzaklaştırıldı. Bu sefer, biz de başka bir yerde ev kiraladık. Tanışarak evini kiraladığımız Nefi Akyazılı, bir süre sonra faaliyetlerimizi öğrendiğinde; "Benim, Pembe Köşk denilen Çalıkuşu romanının geçtiği yer atalarımdan kalmış bir yerim var. Burasını size vereyim, benim adıma bir dernek kurun ve dağınık şekilde oturan talebelerinizi bu yerde topluca barındırın..." dedi.

Biz de bunun üzerine 1972'de bu araziye bir yurt kurmak üzere çalışmalara başladık. Tam beş yılda, cami cemaatinden toplanan paralarla ve bazen kendimiz de çalışarak o yurdu inşa ettik. Bu yurt camiye giden herkesin katkılarıyla ortaya çıkmıştı. Bu talebe yurdunda hepimizin fiilen emeği vardı. İlk kurulan yurt, kurumsal yapı da zaten orasıdır. Sonradan, askeri ihtilal dönemlerinde dernekler el konulma tehlikesiyle karşılaştığı için demeği vakfa çevirme düşüncesi hasıl oldu ve böylelikle Akyazılı Vakfı kurulmuş oldu. insanlar, talebeye yardım, camiye yardım düşüncesiyle bu vakfı desteklediler. Menemen, Manisa, Aydın, Nazilli, Tire ve Ödemiş'te de bizimki örnek alınarak talebe yurtları yapıldı cami yapılır gibi... Fethullah Gülen, ailelere, çocuklarını dindar olmasının yadımda devletin ileri kademelerinde doktor, mühendis, asker vb. görevler almaları için tavsiyelerde bulundu. İnsanların hoşuna giden bu tablo sonucunda yurtlar da çoğaldıkça çoğaldı. Yedi Yıllık Kaçak Dönem O sırada 12 Eylül ihtilali oldu. İhtilal dönemi, Cemaat olarak önemli gelişmeler katettiğimiz bir döneme denk geldi. Bu organizasyon "dini bir güç"tü. Bunun üzerinde durulunca Fethullah Gülen saklanmak, kaçmak zorunda kaldı. Tam yedi yıl duvar ilanıyla arandı ve kaçtı. Gülen, bu dönemde Türkiye'deydi ve hiç kimse yerini bilmiyordu. Çünkü, kaçaktı, aranıyordu. Fakat, devlet istese bulurdu, bulamadı.

Gülen, kaçak olduğu süre içerisinde de faaliyetini sürdürdü. Hatta, askere giden talebeler dönüşte tekrar hizmet etsin diye, arandığı süre içinde askeri birliklerin içerisine bile giriyor, talebelerle piknik yapıyordu. Talebelere para veriyor, yurtların dağılmaması için askerlikleri bittiğinde tekrar bu yurtlara sahip çıkmalarını istiyordu (Bu bilgilerin, o dönemin askeri raporlarında yer aldığını tahmin ediyorum).

Kaçaklık dönemlerinde, Gülen, "Abdullah" ismini kullanıyor ve kendisini "gıda uzmanı" olarak lanse ediyordu. Ben de bunun canlı şahidiyim. O dönemlerde, biz onun kötü bir adam olmadığına inanıyoruz. Yaptığı işlerde bir suç unsuru göremiyoruz. Belki, sadece sorgulanıp bırakılacaktı ama bundan çekindi, korktu ve kabul etmedi. Kaçmayı tercih etti. Bizler de o dönemde Fethullah Gülen'in kaçmasını büyük bir başarı olarak görüyorduk. 1966'dan 1986 ya kadarki süreçte talebe yurtları ve ışık Evleri ki, o zamanlar cemaat içinde medrese deniliyordu-şeklindeki örgütlenmeye adı farklı olsun diye "dershane" deniliyordu. Bunun nedeni, Gülen'in kendisini eski Nurculardan ayırmak istemesiydi. "Medrese" kavramını onlar kullanıyordu. Eski Nurcular, haftada bir gün birisinin evinde toplanırlar ve okumasını bilen birisi de Risale-i Nur okurdu. Güllen ise talebe eğiterek onlardan bu yönüyle ayrıldı. Ancak, bu 20 yıllık dönemde kızlara, kadınlara dönük hiçbir faaliyeti yoktu. Oysa, eski Nurcuların kadınlar arasında faaliyeti vardı. Gülen ise, bu dönemde kadınları insandan bile saymıyordu. Hatta, Gülen, "40 yaşına kadar kimse evlenmesin, evlenmek ve askere gitmek bile bu işten bizi koparır" diyordu. Yine Gülen, camideki vaazlarında bir usul icat etmişti. Vaazları soru-cevap şeklinde yapıyordu.

Bir gün, vaaz sırasında kendisine şöyle bir soru yöneltildi:

"Risale-i Nur'da, 81 yılında mühim bir olay olacağına dair işaretler var... 1981'de ne olacak? Gülen, bu soruyu "81 yılına geldiğimizde inşallah 81 tane yurdumuz olur," diye cevapladı. Arananlar listesindeki Gülen, 1981 yılına gelindiğinde, "Biz 1981 yılına geldiğimizde 81 yurt düşünüyorduk ama 100'ü geçtik..:' diyecekti.

Kaynakça
Kitap: Kuşatma, ABD'nin Truva Atı Fetullah Gülen Hareketi
Yazar: Nurettin Veren
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir