Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nurculuğun Tarihi Gelişimi

Burada Nurettin Veren'in Onurlu ve Şerefli Çalışmaları hakkında bütün konuları başlıklar halinde bulabilirsiniz. Yıllardır Fethullah Gülen'le beraber çalışmış olan Nurettin Veren Fethullah Gülen Terör Örgütü hakkında bütün gerçekleri açıklıyor.

Nurculuğun Tarihi Gelişimi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 19:25

NURCULUĞUN TARİHİ GELİŞİMİ:

Nurculuk hareketinin kurucusu olan Said-i Nursi 1873 yıllında Bitlis İli'nin Hizan İlçesi'nin Nurs Köyünde dünyaya gelmiştir. Önceleri Said-i Kürdi olarak tanınan ve bu unvanı kullanan, soyadı kanunu çıktıktan sonra doğduğu köye izafeten Nursi soyadını alan Said-i Nursi ilmi kariyeri olmayan bir kimsedir. Nitekim Nur risalelerinden Tizyak adlı risalenin 68'nci sayfasında risalelerini kendisinin yazdığını, bunları yardımcılarının (Nur Şakirtlerinin) yazdığı bildirilmektedir. Meşrutiyetin ilanından sonra Bitlis havalisinde Şeyhlik faaliyetlerine başlamış, bilahare İstanbul'a gelerek siyasi faaliyetlere katılmış, İttihadı Muhammedi Cemiyeti'nin kurucu lan arasında yer almıştır.

31 Mart Vakasından evvel Derviş Vahdeti ile irtibat kur-muş, o tarihte çıkan Volkan Gazetesi'ndeki yazıları ile 31 Mart Vakasını körüklemiş, yine o tarihlerde kurulmuş olan "Kürt Teali Cemiyeti "ne girmiştir. 1912 yılında yazdığı bir kitabında "Uyan ey Selahaddin Eyyubi'nin torunları Kürtler diyerek Kürtleri Türklere karşı tahrik gayreti içine girmiştir. Mektubat adlı risalesinde ise "Kendisinin Türk olmadığını, Türklük ile münasenetinin bulunmadığını, Türkiye'de Kürt milleti diye bir milletin olduğunu" ileri sürmüştür. İstiklal Savaşı sırasında, Ankara'nın halifeyi kurtaracağı inancıyla Ankara'ya gelmiş, ancak laik bir devlet düzeninin kurulması ve Cumhuriyet ilanı üzerine Ankara'yı terk ederek Van'a gitmiştir. 1925 yılındaki Şeyh Said isyanından sonra Isparta Barla'da daha sonra Kastamonu, Afyon ve Emirdağ'da mecburi iskana tabi tutulmuştur. Afyon, Denizli ve Eskişehir Cezaevlerinde mahküm olarak yatmıştır. Said-i Nursi 23 Mart 1960 tarihinde Urfa'da vefat etmiştir. Ancak yetiştirdiği talebeleri (Nur Şakirtleri) onun felsefesini günümüze kadar taşımışlardır. Nurculuk, bir tarikat faaliyeti olarak karşımıza çıkmasına rağmen, Nurcular bu hareketin bir tarikat olmadığını, Kuran-ı Kerim'in 20'nci yüzyılında tefsiri üzerine kurulmuş bir okul olduğunu ve sayısı 130'lara varan Nur risalelerinin de Kur'an-ı Kerim'in tefsirini kapsadığını ifade etmektedirler. İlk defa 1955-1957 yıllarında Kur'an-ı Kerim'in ve Nur risalelerinin yazılışı nedeniyle ortaya çıkan Nurcular arasındaki gruplaşma, Said-i Nursi'nin ölümünden sonra daha bariz bir hal almıştır. Birinci grup "Kur'ana küfür yazısı ile hizmet olmaz" parolası ile ortaya çıkarak Risaleyi Nurların mutlaka Arapça ile ve el yazısı ile yazmasını, bunun içinde bütün Nurcuların Arapça öğrenmeleri lazım geldiğini savunmuşlardır. Bu gruba "Yazıcı Nurcular" denilmiştir. İkinci grup "Okuyucu Nurcular" diye bilinmekte olup, Latin harfleri ile yapılacak çalışmanın hedeflerine varmada yardımcı olacağını savunmuşlardır.

1982 yılında yapılan Anayasa oylaması Okuyucu grup içmede Gazeteci ve Şuracı grup olarak yeni bölümlere yol açılmıştır. Günümüzde Yeni Nesilciler olarak Gazeteci grup, 1992 Anayasası'na "hayır" denilmesini, Şuracı grup ise "evet" demlemesini savunmuşlardır. Günümüzde Nurcular, "Gazeteciler, Şuracılar. Fethullah GÜLEN'ciler, Yazıcılar" olarak faaliyet göstermektedirler. Ancak Yazıcılar grubunun etkinliği azalmıştır. Nurculuğun Laik Cumhuriyete ve Atatürk'e karşı bir hareket olduğunu görebilmek için Nur Risalelerine bakmak gerekmektedir.

Barla Mektupları sayfa:

53. Atatürk'ü kastederek "Tek gözlü Deccal, ya iman et, ya bütün dünyanın maskarası olacaksın," denilmiştir. Bu husus Metin TOKER'in "Sağda ve Solda Vuruşanlar" isimli kitabın 96'ıncı sayfasında yer almıştır. "Sönmez" adlı risalede (Sayfa:21-22), Atatürk kastedilerek "Ayasofya Camii'ni puthaneye, meşihat makamını kızlar lisesine çeviren bu adamı sevmemenin bir suç olması imkanı var mı?" denilmiştir. "Mektubat" adlı risalede (Sayfa:401) "Türkiye kuruluşu itibariyle dinden uzak kalmış ve dine karşıdır. Laiklik ile dinsizlik arasında hiçbir fark yoktur. Hıristiyanlık dünyevi esaslara sahip olmadığı için, din ile dünya esaslarını birbirlerinden ayırır. Reform Hıristiyanlıkta mümkündür. Türk inkılapları dahi Hıristiyan reformlarının taklidinden ibadettir. Zira İslamiyet hiçbir reforma ihtiyaç göstermeyecek kadar mükemmeldir" denilmiştir.

"Tiryak" risalesinde (Sayfa:65), "Türkiye'nin siyasi rejimi Nur saadetini söndürmeye çalışmaktadır. Kemalistler seviyesiz, anarşist kimselerdir" denilmiştir. "Mesnevi-i Nuriye" risalesinde (Sayfa:80-82), "Alemi İslam'da yapılacak inkılaplar, İslam'i esaslara uygun olmak zorundadır. Aksi taktirde gayri meşrudur, bu bakımdan Meclis aynı zamanda hilafet görevi görmelidir" denilmiştir. "Mucizei Kur'aniye" isimli risalede (Sayfa: 191-192) "Müslümanı umanlara Kur'an dışında bir Anayasa lazım değildir, 1347 yıllında felsefenin tahakkümü ile bu dindar millete ehemmiyetli tahayyüşler duçar kılınmıştır ve Anayasa'da devlet dininin İslam olduğu yolundaki ifade kaldırılmıştır. Bu durumda gerçek kanuni esasi tatbik edilmediği gibi, Kur'an da belirtilen Şer'i inkılap ta tahakkuk ettirilememiştir.

Halbuki Kuran, Cumhuriyet Anayasası gibi birkaç kişinin iradesi değil, ilahi bir iradenin sonucudur." denilmektedir. "Münazarad" risalesinde (Sayfa:90-100), "İslam Devleti için tek milliyet İslam milliyetidir. İslam devleti sonunda bütün dünyayı hakimiyeti altına alacak ve İslam yapacaktır..." denilmiştir. "Mektubat" risalesinde (Sayfa:403) "İslam dininde inkılap yapmak, şeriat aleyhtarlığı olduğu için, İslamiyet dairesine aykırı, inkılaplara da İslamiyete aykırıdır... denilmektedir. "Hanımlar Rehberi" risalesinde (Sayfa:57) "Çok kadın ile evlenmek İslami olduğu gibi Taaddüdü Zevcat tabiata, akla ve hikmete muafıktır." denilmektedir. Bu durumda Nurculuk; Türkiye Cumhuriyeti'nin tamamen şeriat esaslarına ve İslami prensiplere göre idare edilmezsem, hilafet ve saltanatın geri getirilmesini, inkılapların geçici olduğunu, Kur'an dışında bir anayasaya ihtiyaç bulunmadığımı savunmaktadır.

Ancak Nurcular günümüzde risalelerden suç unsuru taşı-yan kesimleri ayıklayıp baş taraflarına mahkemelerin beraat kararlarını eklemekte ve bu şekilde dayatmaktadırlar.

Kaynakça
Kitap: Kuşatma, ABD'nin Truva Atı Fetullah Gülen Hareketi
Yazar: Nurettin Veren
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurettin Veren Bütün Gerçekleri Açıkladı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir