Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bu Tapelerle İlgili TR'de Bilirkişilik Yapacak 2 Kişi Var

Burada Serdar Öztürk'ün Ergenekon Davası hakkındaki tespitleri ile ilgili olan önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bu Tapelerle İlgili TR'de Bilirkişilik Yapacak 2 Kişi Var

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Tem 2012, 03:26

Bu Tapelerle İlgili Türkiye’de Bilirkişilik Yapacak Sadece İki Kişi Vardır. Birisi Vatan Gazetesi Yazan sayın Dilek Önder. Diğeri de sayın Pakize Suda Hanımdır

Evet 29. klasör, bu davanın magazin bölümü. Bunları teker teker size soru bırakmamak için açıklıyorum. Yani benim açıklayamayacak hiçbir şeyim yok. Madem bunları koydunuz. Hepsini teker teker açıklarız. Benim açımdan bir sorun yok.
Evet şimdi bu tapelerle ilgili Türkiye’de bilirkişilik yapacak sadece iki kişi vardır. Burada terör örgütü üyeliği mi var? Yoksa Türk erkeğinin dört harfli standart durumu mu var? Diye. Birisi Vatan Gazetesi yazarı sayın Dilek Önder. Öbürü de sayın Pakize Suda Hanımdır.

Bu telefon görüşmelerinin iddialarla hiçbir alakası yok. Yani ne dedik? Delil, iddia edilen suçun kanıtı olacak bulgudur. Yani telefon görüşmelerinin, örgüt üyeliği ile ilgili iddianın kanıtı olması lazım. Burada bütün tapeleri okudum. Acaba ben mi çok safım, burada iddia ile ilişkilendirebileceğim bir tane telefon görüşmesi yok.

Evet ilk tape. Sekreterim Fatma hanımla konuşmuşum. Biliyor mu şeyi dediğim husus, bankamatikten para yatırmayı biliyor mu? Evet. Fatma Hanım benim sekreterim.. Öğretmen olan eşimin eski öğrencisi. Kızımız gibi sevdiğimiz bir evladımız.

Poyrazköy’de ki arama ve arkadaşım Levent BEKTAŞ’m gözaltına alınması üzerine, doğal olarak telaşlanmış. Ben Mart ayında cemaatçi polisler tarafından hedef alındığımızı, sekreterime anlatmıştım. Ben yokken ofise sakın polisi sokma” diye sekreterime talimatta vermiştim. Polis, arama için savcıyla beraber gelmezse şunları şunları yap diye bir sürü talimat vermiştim. Ofisteki, evdeki ve arabamda ki tüm CD’leri ve DVD’leri attırmıştım. Şimdi Poyrazköy olayı olunca gazetelerde haber çıkmış. “Serdar Öztürk bakın kimi aramış” diye. Evet Levent Bektaş’ı ben aradım. Arkadaşım. Beni dinleseydi şu anda tutuklu olmayacaktı. Bunu üzülerek söylüyorum.

Aslında şu tapelerdeki küfürleri çıkartın. Ortaya bu tezgâhın nasıl döndüğünün resmi çıkar. Küfürlerde bizim bu namertliklere kızmamızdan kaynaklanıyor. Yani bu kadar tezgahı nasıl bu devlet anlamıyor? Sorumlular anlamıyor? Diye. Kızgınlığımız buna.

Evet, Avukat Demet Hanımla konuşmuşuz. Benim meslektaşım. Kürdistan aktüel.org diye bir internet sitesinde saçma sapan bir haber yayınlanmış. Bizi tecavüzcü yapmışlar. Tövbe Estağfurullah. Ya ben Kuzey Irak sınırında görev yapıyordum. Arazide. Ala- hın dağının başında. Ne tecavüzü? Allah korusun yani bizim böyle bir durumumuz yok. Ama PKK.lılar kendi internet sitelerinde yazmışlar. Kara propaganda. Bende bu yazıyı ciddiye almadığım için dalga geçmişim. Avukat hanıma sitede yazan haberi okuyorum. Avukat Hanım “Kürtleri öldürmenin bedeli altın madalya” sözünü yanlış anlamış. Sanki benim fikrimmiş gibi. “Hayır öyle deme” diyor. Ama o benim fikrim değil. Sitede ki yazının başlığı bu. “Kürtleri öldürmenin bedeli altın madalya” diye başlık atmışlar. Bunları onlar yazıyorlar. Bizim böyle bir anlayışımız yok. Biz, ne kadar evladımızı örgütten kurtarırsak o kadar kardır diye bakarız.

Bakın terörle mücadele ile, teröristle mücadele farklı şeylerdir. Ne kadar evladımızı bu örgütün elinden kurtarırsak bizim için kardır diye biz hareket ettik. Hep, bir kişinin bile burnu kanamasın diye uğraştık. Geçen gün anlattım. Hamam Boğazında tepede otururken olan olayı. Makineli tüfekle açılan ateşle arkadaki kovalayan teröristlerden birini vurduk. Çünkü öndeki kaçan kişiyi vurmaya çalışıyorlardı. Öndeki terörist kaçtı ve sınırı geçerek geldi. Eline kelepçe bile takmadık. Oturtturduk, sakinleştirdik, çay filan içirdik. Sonra jandarma geldi ve bu çocuğu sorgu için Silopi’ye götürdü. Hangi gruptan geliyor? Nereden geliyor? Grupla ilgili bilgi versin diye.

Teröristle mücadele şudur;

Örgüt bir eylem yaparsa, bedelini en ağır şekilde ödetirsin. Misliyle bedelini ödetirsin ki bir daha öyle bir halt yemeye cesaret edemesin. Ama terörle mücadele de halkı ve terör örgütünden kaçmaya çalışan gençleri kazanmaya çalışırsın. Örgütü besleyen damarları kesersin. Bölgede eğitim ve istihdama önem verirsin. Yani terörle mücadele daha geniş kapsamlıdır.

Diğer telefon tape si, Aydın Usman’la yaptığım bir görüşme. Bu görüşmeyi iddianameye de yazmışlar. “Temiz telefon var mı?” Diye soruyorum. Neden? Şimdi toplum da öyle bir korku yaratıldı ki, herkes telefonla konuşmaktan korkuyor. Aydın Usman’da öyle. Yani niye korkuyorlarsa. Şimdi bu az önceki telefon tapesinde geçen aktüel kürdistan org’un nereden yayın yaptığını bulması için Aydın’ı arayacağım. Çünkü bilgisayar uzmanı arkadaşları var. Fakat O, bu tip konuları telefonda konuşmak istemiyor. Niye bilmiyorum? Çünkü dedim ya toplumda bir korku yaratıldı. Artık en ufak bir konuşmayı bu tezgahı yapan salaklar kodlama diye değerlendirdikleri için. Suç mu yani bu? Bunu niye dedin? Temiz telefon var mı? Belki zamparalık yapacaktık. Onun için dedim. Size ne. Biliyor musunuz siz niye olduğunu?
Diğer tape Ayhan Uncu. Benim müvekkilim. Bir devlet memuru bu arkadaşımı dolandırmış.

Bende diyorum ki;

“suç duyurusunda bulunduk. Şimdi adam senin elinde. Adam devlet memuru adamın ceza alıp almayacağı senin vereceğin ifadeye bağlı. Çünkü şikâyete tabi suç. Şikâyet ederse adam ceza alacak. Delil var. Güveni kötüye kullanmak. Şikayet etmezse ceza almayacak. Git adamla konuş, paranı al anlaş.” diyoruz. Çünkü bu iş yargıya gittiğinde uzayacak. Anlattığımız konu bu.

Diğer tape yine Avukat Demet Hanımla konuşuyorum. Neden? Şimdi Levent albayımın sekreteri ofiste yapılan aramaya ilişkin olarak ifade verecek. O dönemde herkesten şüpheleniyoruz. Şimdi polis, DVD’yi koydu. Ama ofiste, polisin içindeki çete ile işbirliği yapan birisi var mı? Diye şüpheleniyoruz. Bizi bile böyle bir şüpheye attınız. Sekreterden şüphelendik. Çünkü hiçbir anlamı yokken kaçıyor. İfade verecek. Ama savcılığa gelmiyor.

Anlatacağı şey şu;

“Evet polisler geldi. Herkesi bir odaya topladılar.” Bitti, bu kadar. Anlatacağı şey bu. Ben hukuk davasında bile tanığa ifade dikte ettirmem. Bunu da bütün stajyerlere öğretirim. “Kesinlikle tanıklarla konuşmayacaksınız. Kesinlikle! Ne hukuk davasında, ne ceza davasında. Sizi ilgilendirmez. Siz davanın tarafı değilsiniz.” Diye. Bu sekreter kız bizden kaçıyor. Onunla ilgili konuşmalar yapıyoruz. Kız kaçtıkça da biz ondan şüpheleniyoruz. Çünkü ofiste ki işe iki ay önce başlamış. Bu üç konuşma da, ifadeden kaçan Levent albayın sekreteri ile ilgili.

Evet. Bu tape de Çetin ile konuşuyoruz, işte “dayı” kod dediğiniz kişi bu. Çünkü Sabri Bey ben telefon kullanmıyorum. Benimle görüşmek istediğinde Çetin’e söyle dediği için, Çetin’i arıyorum. Onunla konuşmuşuz.

Evet aynı sekreter kızla buluşmaya ilişkin konuşmalar. Diğeri Haldun aramış. Dink şemasının yayınlandığını söylemiş. Bunun ne alakası var? Tülay Gürcan benim 15 yıllık arkadaşım ve müvekkilim. Bunu niye buraya koyduğunuzu biliyorum. Şimdi burada Dilek’in dosyası diye bir ifade geçiyor. Tülay hanım bana “Dilek’in dosyasını aldım ben tamam mı?” Diyor. Bu ifadeleri bolt yapmışlar. Demek ki bu ifadeden şüphelenmişler. Şimdi Dilek’in dosyası deyince, herhalde bunlar Dilek Bozkaya filan zannettiler. Türkiye’de ismi Dilek olan tek kişi Dilek Bozkaya değildir. Veya mahkemelerde yargılanan tek Dilek, Dilek Bozkaya değildir. Bu Dilek, Tülay’ın arkadaşı olan Dilek. Bu hanım Ankara’da bir başka hanımefendinin evine girmiş ve evinin içinde o hanımı döverek yaralamış. Tülay, O’nun dosyasını getiriyor. Bunun Dilek Bozkaya ile ne alakası var? Dilek Bozkaya İzmir’de. Bu Dilek ise Ankara’da. Davası da Ankara 3 Ağır Ceza Mahkemesinde. Dilek’in dosyası dediği, o dosya. “Telefonla konuşmayalım, diyorum. Neden? Konuşmaya başlayalı beş dakika olmuş. Ben cep telefonuyla uzun konuşmak istemiyorum. Çünkü belli bir süreden sonra, 2-3 dakika konuştuktan sonra, insanın başı ağrıyor. Tülay bana, “dosyayı konuşalım” diyor. Ben telefonda görmediğim dosyanın nesini konuşacağım. Dosyayı bilmiyorum, etmiyorum. Konuşmaya çalışıyor. Bende kısa kesmeye çalışıyorum. Ne demiş 3 Ağır Cezada oturup güzel bir senaryo yazmamız lazım. E bu kızın, hukuk nosyonu yok. Onun senaryo dediği şeye, biz hukuk âleminde savunma diyoruz.

Evet, Mustafa Çakır, sayfa 237. Benim müvekkilim. Dava ile ilgili mail atmış. Bunu anlatıyor. Birde, Levent Göktaş’ın soruşturması ile ilgili kendi kendine “hareketlenme var bilmem ne var filan” diye lüzumsuz yorumlar yapıyor. Ne varsa var. Ne yani. Ben de, “Gizleyecek saklayacak bir şey yok. Anlat telefonda ne varsa” diyorum.

Evet, avukat Demet Hanımla konuşmuşuz. Konu ne? Yenge hanım bir mesaj göndermiş. Gece 23.30’da ona kızmışız. “Ne alakası var” diye. Bu görüşmenin terör örgütü üyeliği ile ne alakası var? Aynı konu ile ilgili Haldun Türkoğlu’yla konuşmuşuz.

Evet Haldun Türkoğlu şimdi demiş ki;

“Bu nöbet çizelgesini öğrenelim abi, ona göre muntazam itirazları yapalım” diyor. Neden? Nöbet çizelgesini biz bilmiyoruz. İstanbul’da ki Özel yetkili mahkemelerin sistemini bilmiyoruz. Yani günlük mü nöbet tutuluyor? Haftalık mı nöbet tutuluyor? Bilmiyoruz. Haldun beyde Levent Albay’ı sevdiği için, kendince “hangi mahkeme nöbetçi onu öğrenelim ona göre itirazları yapalım” diyor. Çünkü o zaman kamuoyunda, herkesin hukuki karar verdiğini düşündüğü iki üç tane mahkeme vardı. Diğerlerini, cemaatçiler tarafından ayarlanmış mahkeme olarak düşünüyordu herkes. Bütün kamuoyu böyle düşünüyor. Bu soruşturmadaki hemen hemen çoğu avukat öyle düşünüyor, itirazları o mahkemeye düşsün diye uğraşıyorlar. Bunda gizleyecek saklayacak bir şey yok. Neden? Levent Albay zaten bir pusuya düşürülmüş. Kurtarmaya çalışıyoruz. Tabi ki en hukuki karar verecek mahkemeye, öyle olduğunu düşündüğümüz mahkemeye düşmesini sağlayacağız. Ne yapacağız? AKP li bakan Nihat Ergün’ün “mücahit hâkimlerimiz, mücahit savcılarımız var. özel mahkemelerimiz var dediği mahkemelere mi düşmesini bekleyeceğiz?”

Kaynakça
Kitap: AKP ve GÜLEN'İ KURTARMA PLANI
Yazar: Serdar Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Serdar Öztürk'ün Ergenekon Davası Hakkında Tespitleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron