Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Humayunun İmparator Oluşu

Burada Babür İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Humayunun İmparator Oluşu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Tem 2012, 16:24

HUMAYUNUN İMPARATOR OLUŞU

Humayunun imparator oluşu, Mahmut Lodi ile muharebesi, Şirhanla anlaşma, Mirzaların isyanı, Guçerat seferi, Şirhan ve siyasi kudreti; şarkta ve garpte harekatı, Humayunun eğlence ve ruhi hastalığı, Kamüran ve Hindal Mirzaların isyan ve ihaneti, Kanoç felaketi.

Babürün ölümiyle yerine saltanat hırsiyle çırpınan Humayun geçti. Bu zat servet ve debdebeye düşkün, siyaset ve idare kabiliyeti zayıftı. Evvelce babasına itaatsizlikte bulunarak Bedahşandan izinsiz gelmiş ve oranın Sait han elinden alınması için Babürü yarı hastayken büyük bir ordu başında Lahora kadar gitmeğe mecbur bırakmıştı. Bir zaman babası oğlunun evsaf ve seciyesindeki zafı iyi görerek eniştesi Mahmut Mehdiyi veliaht yapmak istedi. Fakat hadisat ve aile gayreti şimdi Humayunu hükümdar yapmıştı. Lakin bütün bu ahval ve şerait muhitte ve memlekette duyulmuş olduğundan yeni padişahın otoritesi kuvvetli değildi O bunu bildiğinden kardeşi Kamirana Kabil, Kandahar, Gazne, Pencabı cayıgir olarak verdi. Bu zengin ve geniş eyaletleri vermekle onu kendisine bağlıyacağı kanaatinde idi.

Küçük olan Askeri Mirzaya bilahare Güçaratı, Mirza Hindala Alvar Mivatı tahsis eyledi. Bedahşana Sultan Mahmut oğlu Mirza Süleyman gönderilmişti. Bunlardan bilhassa Kamirana verilen kısım çok geniş, mamur, iklimi mutedil ahalisi sağlam, Bedahşan ile Hindin arasında ve mülkü ikiye böler bir haldeydi. Ve Kamiran bu yerlerde hemen müstakil gibi çalışmıya ve fırsat bulunca padişahlığa sıçramak için vaziyeti idare etmeğe başladı. Bu sıralarda Babürün vurmasiyle Bingaleye sığman Sultan Mahmut Lodi Afganları toplıyarak şarktan ileriledi.

(1531) bir ordu başında şarka yürüyen Humayun Afganları ezdi ve attı. Bu sırada Beharda Afganlardan Sur kabilesi içinden yetişmiş Şirhan adlı ve kudretli bir adam siyaset sahasına atılıyordu. Humayun büyük zafer kazanmasına rağmen o cihette mühim olan Çunar kalesini zatd edememiş ve muhtelif sebepler tesirile Güçerat üzerine dönmüştü. Ve Çunar kalesi Behar civarında kendisine tabi olmak üzere Şirhanın valiliği üzerinde anlaşılmıştı. Güçarat hükümeti başında Bahadır Şah vardı. Değerli bir adam olup Çaldıran ve Panipat savaşlarında ehemmiyet ve kudreti görülen Osmanlı topçusunu ve top kullanmağı oda takdir etmiş ve ordusunu bunlarla da kuvvetlendirmişti.

(1534) Humayun evvelki sene sonuna doğru bazı kaleler zapt etmiş ve Bahadır da, Mehmet Zaman Mirza gibi asi ve siyasi mücrimleri kabul ve muhafaza eder, bir siyaset takip etmekte bulunmuştu. Bununla beraber esasen bir hükümdar olan bu zatla siyaseten anlaşılabilirdi, Halbuki Humayun şimalde harekatı yarım bırakarak Güçerat üzerine taarruz etti. (1535) fakat Mundasor da Osmanlı topçu mütehassısı reyile seçilen müdafaa mevzii Humayunu aciz bıraktı. Bununla beraber iaşe eksikliği Bahadır ordusunu dağıtarak kendisinde Portekizlere sığınmasına ve onlar tarafınden da İngiliz lskayenin söylediğine göre alçakça öldürülmesine sebep oldu Cempanir kalesi kahramanca başlıyan bir gece baskını ile alındı. Humayun Ahmet abadı Mirza askeriye Patanı, Mirza Yadigar Nasıra vererek idareyi tanzim ve giderek Malvayı da zapt eder. Siyasi görüşü az olan Humayun böyle iki sene içinde Güçerat ve Malvayı zapt edip Afgan işini de bitirdiğine kani olarak seciyesinde en zayıf vasfı olan zevk ve safaya daldı. Birgün Mirzaların Ağra üzerine yürüdüğünü haber alarak dar yetişir, İsyan eden Mirzaların boş bıraktığı memleketlerde derhal eski sahipleri hakim olmuşlardı (1535) ve (1536) senelerinde bütün emekler heba oldu, Bu sıralarda bir de Bingale hükümeti vardır. Dehli İmparatorluğunun şimalinde Ganj havzasının ovalık kısımlarını ihtiva eden bu hükümet te Güçarat gibi kendisi için tehlike olan imparatorluğun aleyhindedir. Siyasi asileri kabul ve teşvik eder bir haldedir. Bundan başka bir de Behar hükümeti varsa da küçük ve zayıf olup Babür zamanında hemen tabi bir haldeydi. Fakat humayunun padişah olduğu devrede en mühim şahsiyet hükümdarlardan ziyade Timarlı bir bey olan ve hatta evvelce Babüre tabi ve onun ordusunda hizmet etmiş bulunan Şirhandı. Şirhan şimdiye kadar Behar cenubunda humayunun bir valisi gibi idi. Bununla beraber küçük olan Behar hükümdarının Ata beyi ve hükümetin naibi bulundu.

(1931) de padişah humayunun alamadığı Çunar kalesini kendisine bırakarak anlaşmış olması ve muhitin en büyük ve metin kalesi Çunarın elinde bulunması onu çok kuvvetlendirmiş öteden beri üzerinde çalıştığı bir hükümet kurmak gayesi yolunda şimdiye kadar aldığı tedbir ve edindiği taraftarlarda çoğalarak bütün bu havalide çok büyük bir nüfuz sahibi olmuştu. Bu sıralarda saltanat hırslariyle çarpışan Bingale hükümeti üzerinde öldürülen hükümdarın intikamını kendisine bayrak edinerek müdahaleye girişmişti. İsmi Ferit olan ve Afganların Sur kabilesinden bulunan bu zat kendi kendini, yetiştirmiş bir adamdı. Alimdi, yüksek idare otorite sahibi idi. Babürün ordusunda çalışarak ordu ve harp işlerini de iyi ve esaslı surette öğrenmişti.

(1533) de Bingale padişahı Mahmut Şahın kuvvetli bir ordusunu aldatarak dar boğazlar içinde gayrı müsait bir vaziyette savaşa icbar edip basdırması, kazanılan büyük zafer Napoleonun Marango savaşı gibi bütün bu havalide Şirhanm iktidar ve ihtişaminın artmasına ve kendisinin artık hükümdar tanılmasına sebep oldu.

Bundan kuvvet ve cüret alan Şirşah, bir taraftan gene humayunun bir tabii rolünü tutarak Bingale işini bitirmeğe çalışır. Portekizlerin yardımiyle iş uzar, bilhassa payitaht (Gor) muhasara edilir. Ve artık Şirşahm tehditkar vaziyeti humayunu da utandırarak Güçerattan Behar istikametine gelir. Fakat burada asıl düşman ordusunu bulmak, vurmak lazımgelirken yeniden hataya düşülerek mevzii ve yapılışı itibariyle çok kuvvetli olan Çunar Kalesinin muhasarasiyle vakit geçirilir. İyi hazırlanan bu kale ancak Bingale işlerini hafifledikten sonra düşürür. Bu sıra da Şirşahın nisbeten mutedil olan sulh teklifi humayunun reddine uğrar. Ve bu defa humayuna sığınan Bingale Padişahi Mahmut Şah mütaleasiyle harp planı değiştirilerek Bingale üzerine yürünülür. Ve kısa zamanda çok zahmet çekmeden Bingalenin çok kısmı (1538) de payitahtı zapt edilir. Şirşahm ordusu ciddi muharebeler vermeden buralardan çekilip kaleler mıntakasında toplanır. Humayun gene zevk ve sefasına dalar. Ve ruhi bir iztirarla olacak aylarca harem dairesinde kapanır. Devlet umuru yüzüstü kalır. Ordu da zevke ve rahata dalarak gevşer, padişahın bu hali etrafa aksettiğinde Şirhan humayun ordusile dehli arasındaki sahaları zapt eder. Şark eyaletinin merkezi Cunpur ancak valinin himmetiyle tutulur. Bu öldürücü haileler yetişmiyormuş gibi şimdi de Hindal Mirza Ağradan Dehliye gider ve muhasara eder. Hutbe ve sikke ile padişahlık tasarlar; İşte bu sıradadır ki Humayun daldığı afyon uykularından uyanarak maneviyatı bitmiş, inzibatsız ordusu ile Ağraya dönmek ister. Evvelce doğru bir kararla Ganj nehrini düşmanla kendi arasına almış olan Humayun bilahare nehrin cenubuna geçerek Şirhanm manevra kabiliyeti ziyade ve çoğu atlı olan ordusunun baskınlarına uğramak tehlikeleri içinde yürür. Gide, gide Şirşah ordusile humayun ordusunun önünü keserek onu aylarca durdurur. Bu sıralarda Kamüran Mirzada (12000) kişilik muntazam ve muhteSem bir kuvvetle Dehliye gider. Hindal Mirzayı Ağraya götürür. Kamüran da yolu kesilmiş ordu ve padişahı kurtaracağına kendi hesabına harekete koyulmuş, o da padişahlıktan menettiği kardeşi gibi tamamen hain bir vaziyete girmişti. Bu sıralarda yardım görmiyen Humayun kıtlık tesiri ile Şirşahla anlaşır. Fakat fırsatı kaçırmak istemiyen Şirhan sulh müzakeresile de avuttuğu humayun ve ordusunu bir fecir zamanında bastırarak mahveyler. (1539) haziran tekmil ağırlıklar düşman eline geçer. Humayun yaralı olarak boğulmaktan zor kurtulur. Artık Şirşah padişah olmuştur. Bin müşkülatla ordunun döküntüleri içinde Ağraya gelir. Babürün kurduğu devlet derin, deva bulmaz bir anarşi içindedir. Padişah; kardeşlerinin bütün ihanetlerine göz yumarak onlarla barışmak için yalvaran bir vaziyete düşmüştür. Şirşahm ilerilemesinde Kamüranı Ağarda bırakıp erbabı hamiyetin himmetiyle yeniden vücude getirilen bir ordunun başında ilerler. Kamüran ordusundan asker vermemekte ısrar eder. Şirşah harekete devam ederek Laknavdan Gança doğru yürür. Vaziyeti tehlikeli bulan Kamüran Ağradan Lahora doğru harekete başlar. Bu anarşinin yaptığı yeis ve telaş tesiriyle payitaht ve güzergahtan da birçok insanlar hicrete başlar. Kannavctaki orduya gelince komutan ve tarihçi olan Ali Haydarın ifadesiyle de teeyyüt ettiği veçhile bunda maneviyat ve inzibat kalmamıştır. Hergün dağılmağa fırsat arar bir haldedir. Tenperver beyler komuta yerinde bulunuyor. Mevcudun yarısından ziyadesi köle, hizmetçi ve sair atıl insanlar doldurmuştur. Bir aralık ordunun metanetini takviye için nehri arkaya almak gibi sakim bir tedbir de ihtiyar ettiler. Cenahları nehre dayanan bir müdafaa mevzii seçilir, ve mütehassıs Mehmet Rumi, Ahmet Rumi ve Haşan Halfe topları merkeze tabiye ederlerse de düşman topçu kesafetinin bulunduğu merkeze değil; cenahlara yüklenir. Ve inzibatsız, hissi ve manevra kabiliyeti ve muharebeye şevki sönmüş olan orduda merkezden yanlara yardım edilemez. Ve sol cenahın galebesine rağmen bozulan sağ cenah tesiriyle bir panik başlar. Önü alınamaz. Bütün orduyu sürükler. Her şey galibin eline geçer. Ordunun en seçme kısmı tamamen mahvolur. Şirşah çok bir mevcuutta olmamasına rağmen zaferi kazanır (1540). Şirşah zaferini Güçerat, Malva gibi evvelce Humayunun taarruzuna uğramış hükümetlere de bildirerek onların da husumetini tahrik eyler. Panipat savaşındaki şahıslar ve roller değişmekle netice de ona göre husul bulmuştu. Panipatta yıkılan Afgan devlet yerine nasıl Türk İmparatorluğu gelmişse Kannavc savaşı neticesinde şahıs ve rollerin değişmesiyle İmparatorluk Türk’lerden Afgan’lara geçmiş oluyordu.. (14) sene içinde husule gelen bu azim değişiklik ancak baştaki şahısların yüksek ve kıymetli seciyeleriyle ifade olunabilir. Bin müşkülat ve en az maiyetiyle Ağra’ya gelen padişah orada oturmaz. Lahor’a gider. Üç ay sonra ordusunu yeni bir sefere hazırlıyan Şirşah ilerilemeğe başlar. Kamüran’ın tahakkümü daha artar. Elçiler gidip gelir. Humayunun Lahor'u da telaş içinde terkeder. Siyalkot’tan sonra Bedahşana gitmek ister. Kabile girmesi hususunda Kamüran şiddetli muhalefet eder Humayun da naçar Multan’a doğru cenuba iner. Kamürandan tamamen ayrıldıktan sonra Humayun’un hemen on sene süren hükümeti devresinde devlet tamamiyle batmış ve kendisi artık ıstıraplı bir hayata atılmış buluyordu. Batıran sebep Humayunun kifayetsizliği, otoritesi olmayışı, kardeş ve hanedanın kendisini hürmetle görmeyip yer, yer isyan etmiş bulunmalarıdır. Şir şah’la karşılaşmak ancak mukadder olan felaketi daha kolay ve daha çabuk yapmıştır. Humayun’un kifayetsizliği görülmüş ve gösterilmiş olduğu halde padişah olmasına Babür’ün razı olmasındaki ağır mes’uliyet ancak müşarünileyhin son zamanlarında hastalığının ve hassasiyetinin tesiriyle iradesinin zayıflamış olması mazeretiyle hafilenebilir.

Şir Şahın takibi Humayun ve Kamüran’ın Kabil ve Multan istikametlerinde giden kollarını Sint nehri gerisine atıncaya kadar devam eder. Artık araya büyük bir mani olan ve takibin kesildiğini gören Humayuna bu sırada hariçten de teklifler gelmeğe başladı. Bunların içinde en mühimmi Codpur raçası Maldevinki idi.

Şir Şah halen Binğale’de kvvetli bulunan Hızır Han’la Pençap mm’ takasında ve Keşmir’e doğru ve Gvaliyar kalesi etrafında çok ağır ve üzücü muharebelerle meşgul olduğundan, Delhi ve Ağra mıntakasında zayıf kalan Şir Şah’a öldürücü bir darbe vurmak mümkündü. Humayun’un birlikte bulunması raçanın işini çok kolaylaştırırdı. Çok taraftar kazandırabilirdi. Fakat yılgın ve yorgun olan Humayun buna yanaşmadı Humayun kendi hesabına da Argun’lardan yardım görörek henüz sükûnet bulmıyan Güçarat’ı gene ele geçirmek niyetindeydi. Fakat Kamüran’ı damat yapmış olan Argun’lar buna razı olmamış ve aylarca da onu oyalamıştı. Bu sırada Hindal’in mürşidi baba dostun kızı Hamide Banu Begümle ve çok garip bir ısrar göstererek evlendi. Bu evlenmeden çok büyük bir kahraman ve cihan tarihinin en büyük simalarından biri bulunan Ekber dünyaya geldi. Bu sırada gücenmiş olan Hindal da Kandehar’a gider. Ve (1542) Hüseyin Argun Humayun’un yakınında durmasını ve belki de etraftan siyasal bir tertip düşünmesi ihtimaliyle çok tehlikeli görerek büyük bir kuvvetle üzerine yürüyüp kaçırır.

Maiyetindekilerin bir kısmı da oralarda dağılır. Bu sefer kendisi az maiyetle raça Maldiv’e gitmek ister. Yolsuz ormanlarda aç, susuz, bin meşakktle Maldivin ülkesine girer. Fakat ahval ve şearait değişmiş ŞirŞah her tarafa hakim olmuş bulunduğundan çekingen raça Humayunu kabul etmediği gibi avutucu harekatında şüphe de sezdiğinden Humayun geldiğinde daha müşkül şerait altında kaçmağa mebur kaldı. Amerkut’a geldi. Bu raçada Argun’lara düşman olduğundan bir kuvvet toplıyarak Humaunla birlikte Argun’larla çarpışır. Ekber’de burada doğar (15 teşrinievvel 1542). Fakat bu muharebeden büyük bir netice alınamaz. Raça da darılarak Humayun’dan ayrılır Şir Şah ta Multan’ı alarak Sint boyuna yerleşiyordu (1543). Artık Humayun meyus ve perişan bir halde enerjisi sönmüş ve hiçbir taraftan en zayıf bir kurtuluş ümidi kalmamıştı ki meşhur Bayram Bey geldi. Kannavc savaşında ayrı düşerek bir aralık Şir Han tarafından yakalanan ve Humayun’un temsil ettiği Türklüğe şiddetli bağlılığı görülmesi üzerine de hapse atılan Bayram Bey bir yolunu bularak oradan kaçmış ve tekrar ele geçmemek için ta Güçarat üzerinden dolaşık bir yolla ve bilhassa tekrar yakalandığında yüzü kadar özü da güzel ve temiz olan Kasım Bey’in hayatı bahasına kurtarmasiyle Humayun’a ulaşmıştı. Azmi kadar ilmi ve kudreti de yüksek olan bu adam bu yeis ve yoksulluk içinde bunalan bir avuç insana yeniden hayat vermiş canlandırmıştı. Bayram Han’dır ki Humayunu Mekke’ye gitmekten sarfınazar ettirerek Kandehar’a gitmeğe ikna etmiş ve bunun için de Humayunu Argun’larla barıştırdı, Kandehar’da iyi bir kabul için yaşlı hürmete değer hanzade Begümü göndermiş ve Hindalı hazırlamıştı. Hüseyin Arguna memleketi Şir Han’ın istilasından kurtulmak için Humayun’un Kandehar taraflarına uzaklşmasının iyi bir tedbir olacağını da şüphesiz Bayram Han telkin ve temin etmişti. Hareket olundu. Fakat evvelce Kandehar’ı Hindal’ın almasından kızmış bulunan Mirza Kamüran kaleyi almak için askeri Mirza emrinde bir kuvvet göndermişti. Askeri Mirza Humayun Kandehara yaklaşırken onu bastırdı. Ordugahta bulunan canlı ve cansız herşey hatta Küçük Ekbere kadar askerinin eline geçti. Humayun binbir müşkülatla ve ancak otuz kadar adamla ve gene Bayram Hanın azim ve himmetiyle Himlent boyuna dar kaçabildi. Fakat burada barınamazdı. Milliyet duygusu, devlet otoritesi kuvvetli olmıyan bu zamanların tahrik edici biricik kuvveti menfaatti. O da bazan böyle milliyet ve aile aleyhine olarak meydana çıkıyordu, ve o zamanın duygusuzluğu içinde bu elim ahval millet arasında hiç te acı ve iğrenç görünmiyerek taraf, taraf bir saltanat müddeisinin arkasına düşülüp çarpışılıyordu. Şimdi Bayram Bey ikinci bir siyaset üfku bir yeni ümit safhası açmıştı. Humayunu İrana geçirmek Iranlılarla Afganlar arasındaki asırlık derin kinlerden ve mezhep itilafından istifade ederek kuvvet almak ve Afganistanda iyice hazırlıktan sonra gene Hindi zabtetmek. Aralarında derin ayrılıklar bulunan Afgan kabileleri ve beyleri yüzünden Şir Şahın sarsılacağını Bayram Bey iyiden iyiye görmüştü. Bayram Bey bu idealini o kadar benimsemiş ve kendine has nüfuzu nazarla siyasi ve askeri safhaların inkişafı, gerek düşman ve gerek humayun tarafındaki unsurları ve tedbirleri o kadar ameli ve tatbikli tarzda bulmuş ve göstermişti ki meyus Humayunu bile derhal derin bir inanla kendi davasına kazandı.

Kaynakça
Kitap: TİMURLULAR ZAMANINDA HİNDİSTAN TÜRK İMPARATORLUĞU
Yazar: HALİS BIYIKTAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Babür İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron