Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:16

TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

İstanbul'da 15 ve 20 Kasım 2003 tarihlerinde patlayan bombalar, Türkiye'nin küresel düzen içindeki yerinin yeniden tanımlanması tartışmalarını da tetiklemiş görünüyordu.
El Kaide bağlantılı İslamcı bir örgütlenme tarafından gerçekleştirilen eylemlerde onlarca kişi yaşamını yitirdi. Ölenler arasında İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosu da vardı.
Türkiye'de Sinegoglara, İngiliz Başkonsolosluğu'na ve İngiliz-Yahudi sermayesinin uluslararası bankalarından HSCB'ye yönelik kanlı eylemlerin, daha önce Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İspanya, Irak, Suudi Arabistan ve Tunus'ta gerçekleştirilen, İslami renkli saldırılardan farklı değerlendirildiğini söylemek mümkündü.

Türkiye'ye bir test alanı olarak bakılıyordu; ılımlı İslam ile radikal İslamın kapışacağı tarihsel, kültürel ve sosyolojik bir alan. Saldırılardan hemen sonra Batı basınında, "Sandık bombayı yenecek mi?" diye soruluyordu. Sandıkla işaret edilen AKP ile onun hükümet ettiği Türkiye oluyor, bomba ise radikal İslamı simgeliyordu.

Batı, 11 Eylül 2001'de New York'ta "Dünya Ticaret Merkezi" adı verilen ikiz gökdelenlere yönelik yıkıcı saldırılardan sonra, Atlantik ötesi ve berisiyle, küresel bir tehdit olarak algıladığı radikal İslama karşı çözümü, giderek artan oranda, ılımlı İslamı güçlendirmekte arıyordu.

Çevresine baktığında bu modele en uygun ülke olarak Türkiye'yi görüyordu. Çünkü; henüz ileri sanayi ülkesi olmasa bile, sanayileşmiş; diğer Müslüman ülkelerle karşılaştırıldığında üretim yeteneği gelişmiş; modernleşme yolunda ileri sayılabilecek adımlar atmış; iyi-kötü işleyen bir parlamenter düzeni ve laiklik geleneği olan Türkiye; özellikle ABD için 11 Eylül eylemlerinden sonra giderek farklı bir anlam taşımaya başlıyordu. Denilebilir ki, İstanbul'da yapılan saldırılar bu "anlamı" daha da güçlendirmişti.

Artık, hem ABD hem de Avrupa'daki Amerikancı çevreler, geçmişten farklı olarak Türkiye'ye yeni bir rol biçmeye hazırlanıyordu. Doğrusu, Almanya ve Fransa gibi diğer Batı Avrupa ülkelerinin de bu role pek itiraz ettikleri söylenemezdi. Dolayısıyla, daha önce "modern, laik ve demokratik bir Müslüman ülke" olarak İslam dünyası için örnek oluşturduğu belirtilen Türkiye, -ki bu söylem neredeyse bir klişe haline gelmişti- bundan sonra "Ilımlı İslam" ülkesi olarak bütün Doğu'ya "model" olarak sunulmak isteniyordu.

Bu yönde Batı basınında çıkan yazılarda gözle görülür bir artış vardı. Türkiye'de AKP hükümetinin, bu model için "ideal" bir politik araç ve ortam oluşturduğu da, hiçbir ciddi kanıta ve deneye dayanmasa bile, sıkça tekrarlanıyordu. İşte, ABD Başkanı G. W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'in İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki İngiliz Başkonsolosluğu'na ve Levent'teki HSBC'ye yönelik 20 Kasım 2003 saldırılarından üç saat sonra birlikte kameraların önüne geçerek, canlı yayında Türkiye'yi "küresel teröre karşı savaşta bir cephe ülkesi" olarak tanımlamasının arkasında yatan politik değerlendirme buydu.
Batı basını ve ABD'deki enstitü ve vakıflarda geliştirilen bu tezler, küçük bir sapmayla hemen Türkiye'de de yeniden üretilmeye başlanıyordu. Özellikle İslamcı basının bir kesimi utangaç şekilde bu yönde yayınlar yapmaya, "derin" analizler üretmeye yöneliyordu. Cengiz Çandar gibi isimler ise, durumdan vazife çıkararak bu siyasetin fikri arka planını inşa etmeye girişiyordu.

Kaynakça
Kitap: BİR ABD PROJESİ OLARAK AKP
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:17

BOP/GOP VE ILIMLI İSLAM

Bu fikri arka plan; aslında ABD'nin gezegene hakim olma stratejisini formüle ettiği, "Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi" ve projenin en önemli siyasal etabı olan Büyük veya Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (BOP/GOP) diye isimlendirilen stratejik planlamadır. ABD'nin, yeryüzünün en zengin enerji havzalarının bulunduğu Merkezi Avrasya'yı (Ortadoğu ve Hazar havzası) denetim akma almak için geliştirdiği GOP'un en önemli boyutunu ise, hiç kuşkusuz "Ilımlı İslam" stratejisi oluşturuyordu.

Çünkü, hiçbir rejim sadece askeri ve siyasal zorla ayakta kalamazdı. Bu durum, siyasal ve sosyolojik bir olgu, daha da önemlisi tarihsel derslerden biridir. Dünyanın en kötü ve zorba yönetimleri bile, örneğin çöpleri toplamak ve fırınları çalıştırmak zorundadır. Dolayısıyla asgari bir toplumsal destek oluşturulmadan hiçbir baskıcı yönetim ya da diktatörlük sürdürülemez. Aynı şey askeri işgaller ve sömürgecilik için de geçerlidir. İşgal ya da sömürgeciliğin sürdürülebilmesi için etkili bir işbirlikçi sınıf ve belli bir toplumsal destek veya kayıtsızlık gereklidir.
İşte GOP ve ılımlı İslam siyaseti, Ortadoğu ve İslam coğrafyasında ABD işgaline, neo-klasik sömürgecilik girişimine toplumsal ve siyasal rıza üretmek için geliştirilen bir stratejik bir planlamadır.

Özetle ılımlı İslam, batılı değerlerle uyumlu, siyasal olarak ABD'nin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, sınırların yeniden Çizildiği ve nihayet rejimlerin bu amaca uygun olarak değiştirilmesinin öngörüldüğü GOP'un taşıyıcı kavramıdır. Ve bu kavram/stratejik planlama bizi getirip AKP'nin ve Fethullah Gülen hareketinin kapısına koyar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:18

FETHULLAH GÜLENİN MİSYONU!

Çünkü ılımlı İslam projesinin, içeriden, bölgenin tarihsel ve kültürel ortamından beslenen, dahası teolojik zeminde bir taşıyıcıya ihtiyacı vardı. ABD için çok önemli olmakla birlikte, AKP, politik bir parti olarak bu ihtiyacı tam olarak karşılayamazdı. İslami bir kanaat önderi ya da etkili bir tarikat liderinin de katkısı ve desteği gerekliydi. Bu isim, geniş bir örgütsel ağa, mali güce ve yaygın bir etkileme alanına sahip olan Fethullah Gülen'den başkası değildi.

Bugün Fethullah Gülen, "Dünya denilen geminin kaptanı" olarak nitelendirdiği ABD'nin otorite ve iradesine, İslami hedeflere ulaşmak için boyun eğilmesi gerektiğini vaaz ediyor. Dolayısıyla Gülen, ABD'nin "Ilımlı İslam" projesinin teolojik ve felsefi arka planını oluşturmaya soyunmuş gönüllü bir tarikat lideri portresi çiziyor. ABD, GOP'un teolojik arka planını hazırlayacak "alimler" aradığında Fethullah Gülen "buradayım" diye elini kaldırmıştı.

Aslında Fethullah Gülen, daha yolun başından itibaren ABD ve onun istihbarat örgütleriyle ilişkili bir isimdi. Gülen, Soğuk Savaş yıllarında, yani daha 19601ı yılların başında, Komünizmle Mücadele Derneği (KMD)'nin Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesiydi. ABD, Türkiye yakın tarihinin en demokratik denebilecek anayasasını getiren 27 Mayıs 1960 hareketinin önünü kesmek için, istihbarat örgütü CIA aracılığıyla KMD'yi kurdurmuştu. Bu demek, denilebilir ki, Türkiye'de emperyal istihbarat örgütleriyle ilişkili ilk Soğuk Savaş örgütlenmesiydi. Bugün Türkiye'de İslamcı alanda siyaset yapan bir çok isim bu derneklerde yetişmişti. Örneğin, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan Malatya KMD başkanıydı. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) de bu tip derneklerden biriydi. AKP'nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül gibi bir çok İslamcı politikacıda MTTB'nden yetişmiş, yöneticilik yapmıştı. Gelenekte bu vardı! Kendi ideolojik-siyasal projelerini (şeriatı) hayata geçirmek için gerektiğinde batılı emperyal güçlerle işbirliği yapmak...
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:18

ILIMLI İSLAM'IN YEŞİL KUŞAKTAN FARKI

Ilımlı İslam projesini, Soğuk Savaş yıllarında yine ABD patentli olan ve Sovyetler Birliği'ni güneyden kuşatmayı amaçlayan "yeşil kuşak" stratejisi ile karıştırmamak gerekiyor.
Çünkü, "yeşil kuşak" siyaseti, radikal ya da ılımlı olduğuna bakılmaksızın her İslami harekete, anti-komünist olmak şartıyla sınırsız destek verdi. Sönümlenmeye başlayan İslami duyarlılıkları besledi, büyüttü, örgütledi ve kışkırttı. Çoğu ülkede İslamcıların ellerine silah verdi, onları donattı (El-Kaide bu tip örgütlerden sadece biriydi). Onları bir soğuk savaş gücü olarak hazırladı ve iç savaş aygıtı olarak konumlandırdı. Bu politikanın ismi realizm (gerçekçilik), bunu savunanların sıfatı da realistlerdi.

Ilımlı İslam projesi ise, Müslüman dünyayı bölmeyi, kendisine yönelik politik bir tehdit haline gelen radikal İslamı yalnızlaştırmayı ve ezmeyi amaçlıyor. Bu nedenle, söz konusu Projenin ilk sonuçları, dünyada ve Türkiye'de radikal İslamın ezilmeye çalışılması olacaktır.

Diğer taraftan; ılımlı İslam projesinin Türkiye bakımından önemi ise çok yönlüdür. Çünkü; Türkiye'nin kısa ve orta vadede politik yapılanmasını, toplumsal hayatını ve kültürel şekillenmesini derinden etkileme potansiyeline sahiptir. Bu emperyal proje, Türkiye'de rejimin ve toplumsal yaşamın niteliği, rengi ve geleceği ile ilgili bir çatışmanın yolunu döşemiş ve bugün ülkeyi, derin bir krizin eşiğine getirip bırakmıştır.

Bu boyutu ve özelliğiyle, Türkiye'nin bugün yaşadığı gerilimin 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 krizlerinden hem nitelik olarak hem de çatışan güçlerin dizilişi bakımından çok farklı olduğunu görmek gereklidir. Kaldı ki nitelik farkı, kaçınılmaz olarak bölünmenin karakterini de belirlemektedir. Türkiye'nin, kırılmalara uğrasa da, 80 yıllık cumhuriyet birikimi ile geleceği arasında yaşanan bir gerilimdir
bu.

Batı ve ABD'yi yönetenler, Türkiye'nin sahip olduğu laik düzen nedeniyle İslam dünyasından onları etkileyemeyecek kadar uzaklaştığını, bu nedenle cumhuriyetin ve laiklik ilkesinin yeniden tanımlanarak ılımlı İslami bir yoruma kavuşturulması gerektiğini düşünüyor. İşte bu anlayış AKP kurmayları tarafından açıkça sahipleniliyor ve savunuluyor.
Örneğin, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 23 Nisan 2006 günü yaptığı konuşma ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kimi açıklamaları hiçbir yoruma gerek bırakmayacak bir açıklıkla bu yaklaşımı ortaya koyuyor. Bu politik hamle, toplumu cumhuriyetin başlangıç ilkeleriyle İslami hukuk (şeriat) arasında bir ortalama almaya zorluyor. Bunun adı da ılımlı İslam oluyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:18

YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Bilinmeli ve beklenmelidir ki, "ılımlı İslam" projesinin Türkiye'de gerçekleştirilmesinin çeşitli güçlükleri bulunmaktadır. Öncelikle söylenecek şey şudur; Soğuk Savaş döneminde sola karşı bir kalkan olarak kullanılan İslamcı hareketler, devlet tarafından korunup kollanırken artık böyle bir ihtiyaç yok. Türkiye'nin cumhuriyetçi geleneğe sahip güçlerinin yanısıra, komünizmin bir tehdit olmaktan çıkması nedeniyle batıcı Türkiye elitinin önemli bir kesimi de bu projeye, en hafif deyimiyle sıcak bakmıyor.

Bugün Türkiye'nin egemen güçleri arasında bir yön ve program farklılaşması oluşmuş durumda. Toplum ise yön duygusunu yitirmiş ve şaşkın.
Ayrıca, ortada çok daha önemli bir güçlük var; bütün sorunlarına karşın, Türkiye laikliği büyük ölçüde içselleştirmiş ve bu yönde gelenek oluşturmuş bir ülke. Şiddetli bir iç politik çatışma yaşamadan bu projeyi gerçekleştirmek çok zor.

Türkiye, deyim uygunsa bugün yeni bir "fetret" dönemi yaşıyor. Ülke, tıpkı 1402 Ankara Savaşı yenilgisinden sonraki Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi şehzadeler arasındaki bir iktidar mücadelesine sahne oluyor.

Başka bir anlatımla, merkezi otoritenin zayıflaması ve Türkiye eliti arasında yaşanan yön ve program farklılaşması sonucu ülkede bir iktidar parçalanması/dağılması yaşanıyor. Farklı güç ve iktidar odakları ortaya çıkıyor ve etkinlik alanlarını genişletmeye çalışıyor.

1) Bilindiği gibi; Yıldırım Beyazıd'ın Özbek-Türk Hakanı Timur Lenk'e yenildiği ve esir düştüğü 1402'de yapılan Ankara Savaşı'nda, Osmanlı mülküne (devlet düzenine) Timur tarafından dokunulmamış, ancak merkezi iktidar şehzadeler (padişah çocukları) arasında parçalanmıştı.

Bunun anlamı şudur; Türkiye'nin tepesinde bugün bir kurumlar savaşı yaşanıyor. Hükümet ve Meclis çoğunluğu; Cumhurbaşkanlığı, Yüksek Yargı, Üniversiteler ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile çatışıyor. Polis, TSK'ya ve yüksek yargıya karşı hükümetin emrinde örtülü operasyonlar yapıyor. Her güç odağı, bütün iktidarı eline geçirmek için kıyasıya bir mücadeleye girmiş durumda.

Fetret dönemlerinin kalıcı olması ve çok uzun sürmesi doğası gereği mümkün değildir. Ya güçlü bir şehzade çıkacak ve diğerlerini tasfiye ederek bütün iktidarı elinde toplayacaktır -ki Osmanlı'da da böyle olmuş ve Mehmet Çelebi diğer şehzadeleri yenerek, parçalanmaya son vermiş ve bütün iktidara egemen olmuştur- ya da bu süreç, ülkede bir dağılma ve çözülmeyle sonuçlanacaktır.

İşte Türkiye böyle bir eşikte duruyor ve ülke, bir uzlaşma gerçekleşmezse, şiddetli bir çatışmaya doğru hızla sürükleniyor. Gerçekleşecek bir uzlaşmanın da toplumu ve ülkeyi her halükarda tarihsel, siyasal, hukuki ve kültürel bakımdan geriye çekeceği kesin görünüyor.

İktidar savaşının taraflarından biri olan AKP'nin yanında, onunla ittifak halindeki Fethullah Gülen örgütü de bulunuyor. Devleti ve toplumu içeriden fethetmeye çalışan sinsi bir strateji izleyen Gülen ekibi, ABD'yi de arkasına almış görünüyor. Dolayısıyla ABD, ılımlı İslam projesine destek verdiği sürece -ki kısa vadede bu desteğin süreceği anlaşılıyor- etkili olmayı sürdüreceklerini görmek gerekiyor.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:18

UZLAŞMA MÜMKÜN MÜ?

Çatışma ve kırılma kaçınılmaz. Kaçınılmaz çünkü, "ılımlı İslam" projesinin gerçekleştirilmesi için, Cumhuriyet'in kurucu ilkelerinin en azından sorgulanarak yumuşatılması ve revize edilmesi zorunludur. Bu girişimin sonucu, yukarında da belirtildiği gibi, bir "ortalama" alınması demektir. O nedenle, İslamcı yazarların yanısıra kimi 'saf liberaller de sık sık Türkiye'de "bağnaz bir laiklik" olduğunu ve bunun yumuşatılması gerektiğini yazıyorlar.

Ancak, her "ortalama" tarihsel ve kategorik olarak bir gerileme demektir. Başka bir anlatımla, "ortalama almak" başta laiklik olmak üzere, Cumhuriyet'in başlangıç ilkelerinde bir kırılma anlamına gelir ki, bu da şiddetli bir gerilimi içinde taşımaktadır.

Ancak, bugün bir "uzlaşma" diye sunulacak ve "millet-devlet barışması" gibi fiyakalı bir denklemle savunulacak ortalama alma girişimi, Türkiye'yi bir Suudi Arabistan ya da İran yapma projesi değildir. Bunun tarihsel, demografik ve kültürel nedenlerle mümkün olmadığı bilinmektedir. Ancak, Türkiye'nin de süreç içinde bir Pakistan, Malezya veya Endonezya haline getirilmesi, bu çevreler tarafından mümkün görünmektedir. Hedef büyük ölçüde budur.

işte AKP ve Fethullah Gülen hareketi; yapısı, kaynaklan, kapitalizme ve batıya uyum kapasiteleri, ideolojik ve kültürel dokusu ile bu proje için en uygun araç olarak öne çıkmaktadır.
Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönemde, düşük yoğunluklu bir İslamizasyon sürecinin yaşandığını söylemek; en azından ABD ve Batı'yı arkasına alan AKP hükümetinin ve Fethullah Gülen örgütünün bunu zorlayacağını tahmin etmek, yüksek bir gözlem gücünü gerektirmemektedir. Bu nedenle, önümüzdeki dönemi, daha da sertleşecek laiklik tartışmaları ve toplumsal gerilim ortamı içinde geçirmek sürpriz olmayacaktır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:18

BÜTÜN İKTİDARI İSTEMEK!

ABD ve Batı'ya yaslanarak Türkiye'deki iktidar alanını genişletmeye çalışan, başka bir deyimle kendi adına "fetret" durumuna son vererek bütün iktidarı ele geçirmek isteyen AKP hükümeti, çok açık ki, bu projeye dört elle sarılacaktı. Kaldı ki, başka bir seçeneği de yoktu.

Çünkü, tarihte, siyasette ve toplumlarda fetret geçici bir durumdur. Ya iktidar diğer şehzadeleri/iktidar odaklarını tasfiye eden güçlü bir şehzade/iktidar odağının elinde toplanacaktır ya da bu süreç bir ufalanma ve dağılmayla sonuçlanacaktır. Bu durum siyasetin doğası gereğidir.

Nitekim, bütün meslek birliklerinin kongrelerinde AKP'nin ayrı liste çıkarması, bu dönemin en güçlü iktidar odağı olan hükümetin yürüttüğü operasyonun bir parçasıdır. Bürokrasideki kadrolaşma ise, AKP hükümetinin ilk günlerinden itibaren bu yönde verilmiş net bir işarettir.

Ancak, bütün iktidarı istemek yolundaki asıl AKP hamlesi, geniş yetkileri olan ve yürütme organının başında bulunan Cumhurbaşkanlığını ele geçirmek konusundaki ısrardır. Henüz güç mücadelesi devam etmekle birlikte bu hedefe ulaştıkları görülüyor. Bunun hemen arkasından gelecek hamle ise Yüksek Yargı'nın ve üniversiteleri denetim altına alma alınmasıdır. Bu yönde de önemli adımlar atılmakta, dolayısıyla Türkiye'nin toplumsal ve siyasal fay hatlarında biriken enerjinin yarattığı gerilim ise artmaktadır.

Türkiye toplumsal çatışma üretecek bir kırılma noktasına doğru gidiyor.
Bu çatışmadan bütün iktidarı fethederek çıkmak isteyen AKP, ancak ABD ve Batı'yı arkasına aldığı takdirde hedefine ulaşacağını biliyor. İşte bu nedenle özellikle Washingtonla tam bir uyum içinde kalmaya özen gösteriyor. Düşük yoğunluklu İslamcılaştırma projesini gerçekleştirerek tabanını tatmin etmenin AKP bakımından başka bir çaresinin de olmadığı görülüyor. Ancak, AKP hükümetinin ilk beş yıllık icraatına bakıldığında, ülke içindeki güç dengeleri ve konjonktürün kendi lehine olmadığı zamanlarda geri çekildiği ve esnek davrandığı da görülüyor. Diğer kurumlarla sürekli olarak kavga eden, güç denemesine girişen AKP'nin, esas olarak kendi iktidarının alt yapısını kabalaştırmaya ve hükümet etme alanını genişletmeye çalıştığı görülüyor. Tipik bir fetret dönemi refleksi denilebilir bu politikaya.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: TÜRKİYE'NİN YENİ 'FETRET' DÖNEMİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 31 Ara 2010, 05:19

ABD DESTEĞİ DEVAM EDECEK Mİ?

ABD'nin neo-klasik imparatorluk projesinin Irak ve Afganistan'da batağa saplanmasından sonra, "teröre karşı cephe ülkesi" olarak tanımladığı Türkiye'deki "Ilımlı İslam" projesine, eskisi gibi yüksek destek vermeyi sürdürüp sürdürmeyeceği artık tartışmalıdır. Bu projenin kaderi bölgedeki gelişmelerin seyriyle (Irak'taki direnişin yaratacağı sonuçlar vb.) yakından ilgilidir.

Diğer taraftan, AKP hükümetinin ABD ile imzaladığı ve Türkiye'yi Washington'un bölge siyasetlerine (GOP'un hayata geçirilmesi vb.) eklemleyen yeni "Vizyon Belgesi" bu partiye verilen desteğin ömrünü şimdilik uzatmış görünüyor. GOP'un eşbaşkanlığını yapan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD desteğini arkasına almaktan başka çaresi yoktu, nitekim aşağılanmak pahasına bu desteği bir süre için aldığı (uzattığı) anlaşılıyor. Ancak, Mısır, Ürdün ve Filistin'de yapılan seçimler ile Suudi Arabistan'daki (tuhaf bir durum ama) daha sert bir İslami muhalefetin varlığı, ılımlı İslam projesinin radikal İslamın önünü kesmek bir yana, onu geliştirdiği gibi bir kanaatin yaygınlaşmasına, dolayısıyla ABD'deki bazı fikir kuruluşlarında (Amerikan Girişim Enstitüsü gibi) bu projeye daha temkinli yaklaşılmasına yol açtığını da unutmamak gereklidir. Bugün ABD'de, ılımlı İslama verilen destek ve (GOP) konusunda bir kararsızlık yaşanmaktadır. Bu kararsızlık, hem AKP'nin geleceğini hem de bölgede yaşanacak politik gelişmelerin karakterini etkileyecektir. (kanalturk.com.tr / 21.09.2006)1
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir