Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Devlete ve Cumhuriyete Bağlı Bir Emniyet Müdürü'nün İsyanı

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

Devlete ve Cumhuriyete Bağlı Bir Emniyet Müdürü'nün İsyanı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 17:49

DEVLETE VE CUMHURİYETE BAĞLI BİR EMNİYET MÜDÜRÜ'NÜN SAVUNMA BELGESİ YA DA İSYANI

Temmuz 1998 Tarihli ve 70 No.lu İstihbarat Bülteni'ni kimler hazırlamış, kaleme almış ve onaylamıştır? Örneğin, o tarihteki İstihbarat Daire Başkanı, bugün hangi görevdedir? Sözkonusu yasadışı yapılanma ile ilişkilerini ortaya koyacak bir soruşturma geçirmiş mi, yoksa taltif ile aynı görevde tutulmaya devam etmekte midir?

Bu soruların kilit isminin Sabri Uzun olduğunu kaydederek, onunla ilgili ifadelerin yeraldığı bir başka soruşturma dosyasından örnek vermek yerindedir:

"... Yine yazışmalarında ve ifadelerinde Fethullah Gülen ve örgütünün sanki avukatlığına soyunduğu izlenimi veren Sabri Uzun'un bu örgütlenmeye yönelik düşünce ve yaklaşımları ile varsa sempatisinin tespiti açısından İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında bu örgüte ilişkin altında imzası veya parafı bulunan tüm yazışmalar ile sorumluluğu altında ilgili birimlere intikal ettirilen haber dağıtım notu, istihbarat notu, broşür, kitap ve benzeri her türlü dokümanın dosyaya intikalini talep ediyorum.

Zira, ifade ve yazışmalarında '...Bu cemaat devir tarikat devri değildir, hakikat devridir özdeyişiyle tarikatçılığı reddeder (13.06.1999 tarihli ifadesi sayfa 14, 7.05.1999 gün ve 6203 sayılı Sabri Uzun imzalı yazının 3. sayfası) söylemini kendine temel dayanak olarak gören, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı'nın 20.03.1998 tarihli takipsizlik kararına hukuki dayanak olarak sığınan (aynı ifade sayfa 12, aynı yazı sayfa 2) Sabri Uzun'un, Fethullahçılığı 'geleneksel islami hareket' olarak adlandırması ve bir kısım personelin avukatlığına soyunması bu hususa ilişkin ciddi şüphelerimi arttırmaktadır. Acaba geçmişte Dev-Yol, DHKP-C, PKK, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütlerle ilişki ya da bağlantısı bulunduğu iddiası ile soruşturmaya muhatap olan ve sonuçta 'delil bulunamadığından' takipsizlik kararı verilenleri de aynı mantıkla değerlendirmekte midir, merak ediyorum.

03.06.1999 tarihli ifadesinin bütünlüğüne bakıldığında Sabri UZUN'un ifadesine başvuran Sayın Müfettişlerin böyle bir savunmayı yazılı hale getirmeleri tarihi bir görev olmuştur. Zira, Fethullah Gülen bizzat bu ifadenin arkasında durmakta, Sabri UZUN'un ifadesini ve imzasını taşıyan yazıları, bu kesimlerce Fethullahçılığın meşruiyet ve legalizeliğine gerekçe olarak gösterilmektedir.
Bana bu emirler doğrultusunda yapılan çalışmaların sonuçlarının teşkilât bünyesindeki Fethullah Gülen yandaşlarında yaratmış olduğu endişe, bu çalışmayı yapanlar aleyhine acilen bir suç üretme gayretine dönüşmüştür".

Yukarıdaki değerlendirmenin yeraldığı yazılı savunma, Emniyet Müdürü Osman Ak'a ait olup, yasadışı yapılanma mensubu imamlara, "gücümüz karşısında ezilen, pişman edilen aciz laikçinin hezeyanı" notuyla, dağıtılmıştır. Gizli yürütülmesi ve de muhafaza edilmesi gereken bir ifade metninin, cumhuriyet düşmanı kesimin elinde "moral malzemesi" olarak dağıtılması, konunun bir başka vahim yönünü oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, gözönünde tutulması gereken bir başka husus, fethullahçı örgütlenmenin, Emniyet Teşkilâtı içinde bugüne kadar niçin çözülemediğidir. Bunun da en önemli nedeni, çözecek makam sahiplerinin, birtakım siyasal denge hesapları ve de koltuk endişeleri ile konuya soğuk bakmaları, risk üstlenmemeleridir. Bu fırsatçı ve ikiyüzlü politika, Emniyet Teşkilâtı içinde, statükocu zihniyetin kökleşmesine yolaçmıştır. Değişik zamanlarda bu örgütlenmenin üzerine gidenler ise, fethullahçı kadrolar ve yandaşları-işbirlikçileri tarafından -kendi deyimleri ile- "pişman ve perişan" edilmişlerdir. Örneğin, 1992'de Polis Koleji'ndeki fethullahçı kadrolaşmayı ilk kez resmi raporları ile ortaya çıkan müfettişler, daha sonra Teşkilât içinde yükselme şansından mahrum edilmişlerdir. Fethullah Gülen hakkında en kapsamlı raporu hazırlayan dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, İstihbarat'tan sorumlu yardımcısı Osman Ak ve ekibi, o tarihe kadar hiç kimsenin hayal bile edemeyecekleri bir manüplasyona, kurban edilmişlerdir. Saral ve Ak, raporlarında, fethullahçı yapılanmaya karşı önerdikleri "PLANLI İSTİHBARAT OPERASYONU"NUN, tam tersine kendilerine yapılacağını hesaplayamamışlardır. Yasal çerçevede rutin telefon dinleme işlemi, fethullahçıların hareket noktasını oluşturmuştur.

Adına "Telekulak" kod adı verilen bu "planlı istihbarat operasyonu"nun, fethullahçı yapılanmaya yaklaşık 20 milyon dolara malolduğu önesürülmektedir. Bu operasyon bütçesinin büyük bir bölümünü oluşturan kamuoyu oluşturma faaliyetleri faslından, Basına önemli paralar akıtılmıştır. Böylece, medyada, Cumhurbaşkanlığı telefonları başta olmak üzere, sıradan vatandaşın telefonlarının dinlenmekte olduğuna ilişkin kanı yaratılma kapsamında, görüntülü-görüntüsüz yüzlerce haber ve köşe yazısı yeralmıştır. Bu kampanya boyunca, tüm "gizli" belgeler ve bilgiler, çarpıtılarak, Basına kesintisiz bir enformasyon hizmeti (!) sunulmuştur. Bu dezenformasyon çalışmaları kapsamında, adıgeçen Emniyet Müdürlerinin özel hayatları masaya yatırılmış, malvarlıkları adeta didik didik edilmiştir. Fethullahçı istihbaratçılar, Saral ve Ak aleyhine hiçbir şey bulamayınca, bu defa çok sayıda soruşturma açılması, bunların sonucunda disiplin cezası verilmesi, Ağır Ceza'da yargılanmaları gibi hukuksal baskı mekanizmasını harekete geçirmişlerdir.

Bu da yetmemiş, telefonları dinlendiği önesürülen kişi ve kuruluşlarla birebir temasta bulunularak, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açmalarını sağlamışlardır. Orta vadede ise, idari yargıda takdir olunacak tazminatların, Saral ve Ak'a rücu edilmesini sağlayarak, onları maddi anlamda -bir daha asla baş kaldıramayacak ölçüde- cezalandırmayı öngörmüşlerdir. Bu operasyon tüm hızıyla sürdürülürken, yoğun çarpıtılmış bilgi bombardımanı etkisindeki hiç kimse, "Telekulak" kod adlı kampanyanın gerçek amacının, fethullahçı yapılanmayı dağıtmayı amaçlayan Cumhuriyet aydını emniyetçilerin cezalandırılarak tasfiyesi olduğunu; yıllardır telefon dinleme prosedürüne uygun olarak görev yapan ve hâlâ aynı prosedür çerçevesinde ve aynı tekniklerle bu görevi yerine getiren fethullahçı emniyetçilere neden dokunulmadığını sorgulamamıştır (aşağıdaki bölümlerde, sözkonusu planlı istihbarat operasyonunun ayrıntılarına yer verilecektir).

Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde, Türkiye çapındaki tüm istihbarat faaliyetlerinin en üst düzeydeki sorumlusu Sabri Uzun'un, bu bağlamda Cumhuriyet'in temel değerlerine, laik hukuk sistemine, Atatürk ilke ve devrimlerine ve de meslek etiğine olan "samimiyetinin sorgulanması" da kaçınılmaz olmaktadır. Fethullah Gülen'in takiyyeye yönelik söylemlerine"inanmış görüntüsü veren" bu sorumlu istihbaratçı, acaba yine aynı kişiye ait aşağıdaki açıklamaları niçin görmezden gelmektedir?

Örnek mi? İşte birkaçı:

"Sürekli ittikaya kendisini salmış, kaptırmış, arayışına girmiş, yakalamış dahasını arayan, takvanın dahasını arayan derinlerden derin kutsiler... Hz. Muhammed Mustafa'nın askerleri, Cindullah; Allah ordusu... HİZBUL-LAH; Allah cemaati, tabiri caizse Allah Partisi... Siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında Allah Partisi Rüyalarınıza girerler. Hayal alemlerine girdiğiniz zaman sizi yakalarlar. Misali levhalarla her yerde sizi kovalarlar. Her köşe başında karşınıza çıkarlar. Bazen kendinizi tam onların içinde görürsünüz, onlarla
beraber kılıç çalıyorsunuz Duygu ve düşünce birliğine vardığınız zaman, siz aynı ordunun erleri haline
gelirsiniz. Ve ben bunu size anlatmaya çalışıyorum. Allah'ın askeri olduktan sonra, kutsiler ordusu olduktan sonra, Allah'ın kulu olduktan sonra, Hz. Muhammed'in erleri olduktan sonra zaman ve mekan onları ayıramaz".

"İç ve dış mihraklar, ellerindeki terör alternatiflerini daima muhafaza edeceklerdir. Bunlardan birisi yıpranıp işlemez hale gelince, bir başkası öne sürülecektir. Nitekim dün, çeşit çeşit isimler altında nice örgütler vardı ve bunlar anarşiyi komünizm adına körüklüyorlardı. Şimdilerde PKK ve benzeri illegal örgütler de etnik grupları harekete geçirme çabasındalar. YARININ TÜRKİYE'SİNİ BEKLEYEN EN KORKUNÇ TERÖR VESİLESİ İSE, MEZHEP DUYGUSUNA YENİK DÜŞENLER OLACAĞA BENZER. BU YENİ TEHLİKE, TERÖR ADINA PKK'DAN ELLİ KAT DAHA FAZLA BİR POTANSİYEL GÜCE SAHİPTİR".

"Cihad bir hayır kapısıdır; o kapıdan giren iki hayırdan birine mutlaka kavuşacaktır. Evet, ya şehid olup ebedi bir hayat, ya da gazi olup hem dünya, hem ukba nimetlerine kavuşacaktır. İşte bu cihadda bir de böyle bereket var Cihad sözcüğü; içinde bulunulan asır ve şartlara göre değişkenlik arz eden geniş kapsamlı bir kelimedir. Gün olur, mal-mülk her şey feda edilerek bu vazife yerine getirilir, zaman gelir, yollar gider bir can pazarına ulaşılır ve can alınır verilir".

"Cihad, bir müminin uğruna canını feda edebileceği en tatlı bir mefkûre ve en yüksek bir idealdir. Zira mümin kendi teri içinde boğulmaya veya kendi kanı ile abdest alma gibi bir payeyi ancak cihadla elde edebilir".

"Bu mesuliyetin yerine getirilmesinde hayatımız bile söz konusu olmayabilir. Esasen bu mukavelenin önemli bir buudunu da ölümü göze almak teşkil etmektedir".

"Evet, her ferd, ben niye fiili mücahedenin önünde, ön cephede, ölüm ilk defa kendine gelecekler arasında ... yerini alamadım dememesi ve bu teessürü vicdanında duymaması için şimdiden kendini şartlandırmalıdır. Evet, artık söz değil, hamle ve aksiyon devri".

Fethullahçı takiyyecilerin iddia ettikleri gibi, cihaddan murat, insanın kendi nefsiyle mücadelesiyse, kanla abdest alma, can pazarında can alınıp verme, mezhep terörü, hizbullah övgüsü de, herhalde bu mücadelenin, masum (!) ve iyi niyetli (!) ritüel ve taktikleri olsa gerek...

Kaynakça
Kitap: KÖSTEBEK: FETHULLAHÇI İSTİHBARATÇILAR DOSYASI
Yazar: Necip Hablemitoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir