Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İnternet Üzerinden Yürütülen Fethullahçı Operasyonlar

Burada Amerika'da yaşıyan, ve Amerika'nın uşaklığını yapan Fethullah Gülen hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz. Kendisi CIA'yla iç içedir ve resmen bir CIA elemanıdır.
Fethullah Gülen, İslam Dinimiz ve Türk Soyumuz gibi en büyük değerlerimizi kötüye kullanarak iyi niyetli halkımızı kandııyor ve Amerika'ya hizmet eden bir cemaat'e köle yapıyor.
Devletimiz içinde bu cemaat'ten olan ve Türkiye Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye atan insanlarımıza bunu sormak istiyorum: "ALLAH AŞKINA, Amerika gibi şeytana tapan ve bizzat şeytanın askerleri olan bir devlet'e hizmet etmenin neresinde Müslümanlığımız vede Türklüğümüz vardır?". Bu sorunun cevabının çok net olmasıyla birlikte, insanlarımızdan ricam, Türkiye Cumhuriyeti'mizin Tam Bağımsızlığı için, LÜTFEN AMERİKA'YI VE FETHULLAH GÜLEN'İ BOYKOT EDİN VE LANETLEYİN!!!!!!!

İnternet Üzerinden Yürütülen Fethullahçı Operasyonlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 17:59

İNTERNET ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN OPERASYONLAR

Fethullahçı istihbarat örgütünün yürüttüğü operasyonların analizi yapıldığında, profesyonel bir teknik desteğe sahip oldukları anlaşılmaktadır. Örneğin, medyadaki kadroları, gizli çekim, gizli kayıt, ses ve görüntü montajı, grafik, fabrikasyon-asparagas haber yazımı ve dağıtımı gibi konularda, örgüte lojistik destek sağlamaktadırlar. Aynı şekilde, yurtiçi ya da yurtdışı eğitimi almış bilgisayar mühendisleri ile profesyonel düzeyde bilgisayar konusunda bilgi ve deneyime uzmanlar, "hacker", "moderatör" ya da "webmaster" olarak görev üstlenmektedirler. Özel şifrelerin kırılması yoluyla hasımların bilgisayarlarındaki tüm bilgi ve belgelerin kopyalanması, özel tanıtım amaçlı ya da provokatif amaçlı site kurulumu, özel yazışmaların elde edilmesi ve sürekli denetimi gibi servis hizmetleri, sözkonusu mürit bilgisayarcılar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Fethullahçıların tanıtım ve propaganda amaçlı kullandıkları sitelerden neredeyse tamamı, yurtdışındaki adreslerden yayınlarını sürdürmektedir. Fethullahçı istihbaratçılar, "hasım" kabul ettikleri kişiler aleyhine doğrudan yayın sürdüren siteler açmak yerine, bu işi kamufle edilmiş siteler üzerinden yürütmeyi yeğlemektedirler. Bu arada kendilerine muhalif (!) siteleri de, yine kendileri oluşturmaktadırlar. Fethullahçı istihbaratçıların, "hasım"larına karşı kullandığı en etkin internet sitesi, C.I.A.'in teknik, propaganda ve benzeri lojistik desteği ile yayınını sürdüren ve bu sayede internet dünyasında "en çok ziyaret edilen" siteler arasında gösterilen Mehmet Eymür'ün sitesidir (http://www.atin.org). Yakın bir süre öncesine kadar Türkiye'nin en önemli istihbarat kuruluşu olan M.İ.T.'nın kilit isimlerinden biri olup, bu ahlak (!), işbirlikçilik, müfterilik, ketumiyetsizlik gibi belirgin özellikleriyle bunca yıl nasıl devletimizin güvenliğinde söz sahibi makamlarda tutulduğunu şaşkınlıkla değerlendirdiğimiz Mehmet Eymür, C.I.A.'nın yanısıra, yine aynı bağlantılı fethullahçı istihbaratçıların da sözcülük ve tetikçiliğini yürütmektedir. Eymür, bu cümleden, şahsımla ilgili dezenformasyon esaslı iftira ve isnatları da, pekçok fethullahçı internet sitesinden önce yayınlamıştır.

Fethullahçı istihbaratçıların "hasım" kategorisinde değerlendirdiği Türk Silahlı Kuvvetleri de, karşı propaganda faaliyetlerinden nasibini almaktadır. Örneğin, kamuoyu anketlerine göre "en güvenilir" kamu kurum ve kuruluşları içinde başta gelen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu imajını gölgelemek, kamuoyu nezdinde itibar kaybı sağlamak, bir başka ifadeyle zan ve töhmet altında bırakmak amacıyla kurulan sitenin adresi şudur: "http://www.yolsuzluk.com". Giriş sayfasında yer alan Türk Bayrağı ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun fotoğrafı, ilk bakışta "yurtsever", "Kemalist" bir site görünümü vermektedir. Sitenin linkler bölümünde ise, -onlarca güvenlik görevlimizin ve vatandaşımızın ölümünden sorumlu yasadışı "Kurtuluş" örgütünün dışında-"Kemalist Siteler Birliği", "Aydınlanma 1923", "Hablemitoglu", "Fethullah Gülen Gerçekleri" gibi Kemalist ve anti-şeriatçı sitelerin bağlantıları dikkate alındığında, bu sitenin ülkemizdeki yolsuzluklarla mücadeleyi görev edinmiş kişilerce yönetildiği kanısı uyanmaktadır. Sitede yer alan yazılara biraz dikkatle bakıldığında, hazırlayanların profesyonel istihbaratçılardan oluştuğu anlaşılmaktadır: İsimler ve adresler doğru, buna karşılık olaylar, belgeler, iddia ve isnatların tamamı ise sahte!.. Bu sitede, dezenformasyon kapsamında hazırlanmış "fabrikasyon" bilgi ve belgelerle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kamuoyu nezdinde güvenilirliğinin yokedilmesinin yanısıra, özellikle fethullahçılar başta olmak üzere, tüm şeriatçı yapılanmalara karşı net tavırları ile ön plana çıkmış, "hasım" olarak değerlendirilen üst rütbelerdeki Türk Subaylarının, özellikle karalamaya dahil edilerek yıpratılması amaçlanmaktadır. Bu arada, silah ve malzeme ihalelerinde, A.B.D. silah firmalarından doğrudan alım yerine, alternatif ülkelerin tekliflerini değerlendiren Türk Subayları da, nedense bu sitenin hedefleri arasında yer almaktadırlar.
Fethullahçı istihbaratçılar olgusunu bilmeyen, yaygın deyimle "sağ gösterilerek sol vurulması" biçiminde bir amacın farkına varmayan, psikolojik harekat kavramından habersiz nice insanımız, bu sitenin tuzağına düşmektedir.

Nasıl mı? İşte, tipik bir örnek:

Türkiye'nin 500'ü aşkın merkezinde örgütlenmiş olan ve yöneticilerin yurtseverliğinden asla kuşku duyulmayan Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi de bu oyuna düşenler arasındadır.

A.D.D. Genel Merkezi'nce 26 Ağustos 2001 tarihinde ilgili tüm adreslere gönderilen "Atatürkçü Düşünce Yolunda Toplumsal Dayanışma Kampanyası" başlıklı çağrı metninde şöyle denilmektedir:

"Bu kampanya, Türkiye'nin sorunlarını Atatürkçülük yönünden ele alarak, O'nun düşünce kalıtını korumak, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, ATATÜRK'ün devrim ve ilkelerinin toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğini ve yaratıcı güce sahip olduğunu anlatmak, ülkemizin içine düştüğü durumu değerlendirmek, gereken çözümleri üretmeyi hedeflemektedir. Kampanyaya katılmanızı bekliyoruz. Teşekkür ederiz. Atatürkçü Düşünce Derneği.

Destekleyenler:

http://www.add.org.tr Atatürkçü Düşünce Derneği sitesi http://www.yolsuzluk.org Çeyrek asrın flaş yolsuzlukları http://www.yolsuzluk.com Türkiye'nin yolsuzluk haritası http://www.temizeller.com Temiz toplum, temiz siyaset".

Atatürkçü Düşünce Derneği'nin sergilediği iyin iyetli aymazlık, ayrıca yoruma muhtaç değildir. Buna karşılık, eşimle birlikte ortak sorumluluğumuz altındaki "Hablemitoğlu" sitesi dahil, tüm Kemalist siteler adına "Kemalist Siteler Birliği", kamuoyuna hitaben yayınladığı bir duyuru ile, izinsiz bağlantı veren sözkonusu "yolsuzluk.com" sitesini protesto etmiştir:

"Kamuoyuna Önemli Duyuru! 05.06.2001

Son zamanlarda yolsuzlukla mücadele amaçlı yayın yaptığını öne süren bir web sitesi, iznimiz alınmadan Kemalist Siteler Birliği Üyesi olduğunu iddia etmekte ve KSB üyesi sitelere izinsiz olarak link vermektedir. Bu siteyi hazırlayanlar ve sitenin içeriği ile ilgili hiçbir ilgimizin olmadığını duyururuz. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır ithamların yayınlandığı bu siteyi hazırlayanların kimliği meçhuldür. Bu tür ithamların muhatabının Türk Mahkemeleri olduğunu hatırlatır, Kemalist Siteler Birliği olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik bu tür girişimleri onaylamadığımızı önemle vurgularız. Sitenin reklamını yapmamak amacıyla, web adresini yayınlamıyoruz. Kemalist Siteler Birliği Üyeleri, sitemizin "Üyelerimiz" bölümünde logoları ile birlikte sergilenmektedir. Kamuoyuna önemle duyurulur".

Sözkonusu site, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni karalamaya çalıştığı kadar, K.S.B.'nin duyurusunda ifade ettiği gibi kafalarda "çelişki" yaratmaya da çalışmaktadır: Bir kere bu site, A.B.D.'nden (PO Box 444 La Jolla , California) yönetilmektedir. Sorumlu kişi olarak görünen Yeşim Çillioğlu, muhtemelen gösterdiği posta kutusu adresi gibi gerçek değildir. Şekilsel olarak hem Türk Bayrağı ve hem de temiz Türkiye duyarlılığı sergilerken, özde sadece Türk Silahlı Kuvvetler düşmanlığı yapmaktadır. Eli kanlı bir terör örgütünün logosu ile fethullah karşıtı yazıların yer aldığı Kemalist sitelerin logolarını yanyana koymak suretiyle, Kemalist siteleri zan altında bırakmayı hedeflemektedir.

Nasıl mı, sorusunun yanıtını, fethullahçı istihbaratçıların en önemli işbirlikçisi ve tetikçisi Mehmet Eymür, kendi sitesinde, amaçlanan doğrultuda zihinleri bulandırarak vermektedir:

"Doğrusunu söylemek gerekirse biz, bu sitenin ilk başta askerle ilintili bir site olabileceğini düşünmüştük. Neden öyle düşündüğümüze gelince KSB yani 'Kemalist Siteler Birliği' üyesi gözüküyordu. Herhalde 'yolsuzlukla mücadele' kapsamında kurulmuş bir site diye düşündük.
Küçük bir teferruatı atlamışız. Sitenin 'Linkler' bölümüne bakarsanız, KSB üyesi sitelerin hepsinde rastlayacağınız 'Aydınlanma 1923', 'Yeni Hayat Dergisi', 'Hablemitoğlu', 'Fethullah Gülen Gerçekleri' gibi müşterek linklerin haricinde sıradışı bir bağlantı görürsünüz: Kurtuluş Cephesi.

Biz yolsuzluğun Türkiye'nin en başta gelen çok önemli sorunlarından biri olduğu bilincindeyiz. Ancak neyi kurtaracaklarsa, yıllardan beri terörcülük oynayarak, bir türlü kurtaramayan 'Kurtuluş'çuların, yolsuzluk ve anarşi düzeninin bir parçası olduğu kanaatini de taşıyoruz.

... Bize göre kökü dışarıda olan, kime hizmet ettiği belli olmayan, silahlı eylem ve sinsice adam öldürmekten başka marifetleri bulunmayan, yöneticileri keyfince yaşarken kandırdıkları zavallı militanları köle gibi kullanan, onları intihar eylemlerine, ölüm oruçlarına sevk ederek ölümlerini zafer işaretleri ile kutlayan, fikir ve çağdaş doktrinler üretmek yerine, çağın dışında kalmış ideolojilere tutsak olmuş, bu bağnaz, teröör hastası örgütlerin Türkiye'ye zarardan başka verebilecekleri bir şey yok. Onun için bu siteyi de, yapıcı, yolsuzluklarla mücadele eden samimi bir yayın olarak kabul etmek mümkün değil.

... Yeşil.org isimli sitenin Doğu Perinçek ve Aydınlık'ın yeni gizli yayını olduğunu yazmıştık.... Yeşil.org'da dikkatimizi çeken bilgiler var. Mesela 'Terör' sayfasına bakarsanız buradaki bilgilerin ancak devletin resmi bir organında bulunan kapsamlı bilgiler olduğunu görürsünüz.

... Diğer bir sayfaya bakalım. Fethullah Gülen ile ilgili iddianame. Burada da sayfanın altındaki referanslar arasında KSB yani 'Kemalist Siteler Birliği' üyelerinin hemen hepsinde bulunan 'Hablemitoğlu' ve 'Nursuzlar' gibi bağlantıların verildiğini görürsünüz.
Aydınlanma 1923, Yeni Hayat, Nursuzlar, Hablemitoğlu, Otopsi, Fethullah Gülen Gerçekleri, Talkan, Reformist, Kemalist, Cengiz Özakıncı, Sarısakal gibi 'Kemalist Siteler Birliği' üyesi web sitelerine bir göz gezdirirseniz, bunların adeta bir kaynaktan beslendiğini, işledikleri konuların aşağı yukarı aynı olduğunu, sivil siteler olduğu halde 'Kara Harp Okulu', 'Kuleli Mezunları' gibi askeri bağlantıların sayfalarında olduğunu görürsünüz.

Genelde bu sitelerde yazan yazarlar da aşağı yukarı aynıdır. Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Faik Bulut, Necip Hablemitoğlu ve diğerleri gibi".
Sığındığı yeni vatanının istihbarat servislerinin lojistik desteği ile, eski vatanını pazarlayan bir istihbaratçı eskisi kaçkın, K.S.B. üyesi sitelerin "beslenme" kaynağı olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ima etmektedir. Eymür'ün yasadışı terör örgütü "Kurtuluş"la ilgili yazdıklarına itiraz, elbette ki olanaksızdır. Ancak, Eymür'ün amacı, fethullah karşıtı Kemalist siteleri, "Kurtuluş" örgütü ile özdeşleştirerek zihinleri bulandırmak; zan altına sokmaktır. KSB üyesi siteler içinde Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Faik Bulut gibi yazarların yer almadığını, herkes gibi Eymür de çok iyi bilmektedir.

Fethullahçı Özel İstihbarat Örgütü, Mehmet Eymür'ü, "hasım"ları için açılacak kampanyaların tetikleyicisi olarak kullanmaktadır. Eymür'ün atin.org sitesinde ilgili bir haberin yeralmasından sonra, suya atılan bir taşın neden olduğu halkalar gibi, aynı konuda binlerce-onbinlerce yazışma gerçekleştirilmekte; dezenformasyon kapsamındaki belgenin ya da bilginin kaynağı olarak Eymür gösterilmektedir. Mehmet Eymür'ün yukarıda yazdıkları, internet ortamında faaliyet gösteren binlerce haberleşme grubunda ve de sitede, kaynak gösterilerek ya da olduğu gibi yönlendirilerek yayınlanmıştır. Örneğin, daha çok Türkiye karşıtı sözde sosyalistlerin, yehova şahitlerinin, 2. cumhuriyetçilerin görüşlerine yer veren "savaşkarşıtları.org" sitesi, Eymür'ün yazdıklarına hiçbir yorum getirmeden aynen alıntı yapmıştır.

Bu defa, millliyetçi-muhafazakar grupları yönlendirmek isteyen ve Alper Türkkan adını kullanan bir fethullahçı, 23.8.2001 tarihinde, Milliyetçiler@yahoogroups.com, grup-turk@yahoogroups.com , turkculer@yahoogroups.com, Ulkucu-Hareket@yahoogroups.com, Turkmilliyetcileri@yahoogroups.com adreslerindeki tartışma gruplarına konuyu taşımıştır.

Bir anda binlerce adrese ulaşan bu mesaj, fethullahçı istihbaratçıların taktiklerini sergilemesi açısından tipik bir örnektir:

"www.yolsuzluk.com adresinin linkleri arasında yer alan sitelere bakınca, ilginç ittifaklar ve müttefikler olduğunu göreceksiniz. Tohuma kaçmış dinozor cinsinden kemalist siteler bir şey diyeceğimiz yok. Ama linkler kısmının ilk başında http://www.kurtuluscephesi.com isimli terör örgütünün sitesi yer alıyor. Terör örgütünün sitesinde ise Lenin, Troçki vs. gibi komünist liderlerin hayat ve görüşlerine link veriliyor. Durun daha bitmedi. Aynı sitede tanıdık bazı 'simalar' da yer alıyor.

Çok büyük Türkçü Hanefi Altaş'ın Yeni Hayat Dergisi ile yine Altaş'ın çok değerli silah arkadaşı Necip Hablemitoğlu'nun sitesi de yer alıyor. Peki bir terör örgütünün sitesi ile Altaş ve Hablemitoğlu'nun sitesini hangi ortak değerler bir araya getiriyor dersiniz?

Şimdi soruyoruz: Kurtuluş Cephesi ile Hanefi Altaş ve Necip Hablemitoğlu'nun ortak değerleri nelerdir?

Ya da Kurtuluş Cephesi isimli terör örgütü Hanefi Altaş'ın üzerinde çok durduğu 'Ulusal Güvenlik'in neresinde, ne kadar yer alıyor?Acaba bizim bilmediğimiz hizmetleri mi vardır bu terör örgütünün Ulusal Güvenliğe? Lenin ve Troçki hangi söylemleri veya katliamları Türkçü yapmıştır? Lenin ve Troçki'nin Türkçülüğe ne gibi hizmetleri olmuştur? Yoksa bu iki muhterem zatın sitelerine link verenler Fethullahçı mıdır? Yani kendilerine yönelik bir provokasyon mu sözkonusudur? Bütün bunlar bir yana son dönemde özellikle internet ortamında başka maskeli kişiler aramıza Türkçü, milliyetçi kılıklarla giriyorlar. Sanırım aynı sitelerin bir terör örgütü ile aynı sayfada yer alması, özellikle bazı arkadaşlarımızın gerçekleri farketmelerine neden olur".

Fethullahçı istihbaratçıların, bugüne kadar hazırlamış oldukları en etkili ve de sonuç getiren dezenformasyon belgelerinin bir başka muhatabı, Mikdat Alpay'dır. Laik kimliği ile bilinen ve de sırf bu nedenle başta şeriatçılar olmak üzere, tüm şeriatçı grupların nefret ve korkuyla andıkları Mikdat Alpay'ın, M.İ.T. Müsteşarlığı görevine atanmaması için, planlı istihbarat faaliyetleri yürütülmüştür.

İşte bu kapsamda, tüm ilgililere gönderilen ve de internet ortamında faaliyet gösteren fethullahçı-şeriatçı sitelerde teşhir edilen mektupta, tamamı gerçekdışı-iftira niteliğinde şu isnat ve iddialara yer verilmiştir:

"Bilgi Notu:

Ülke yönetiminde istihbarat, yöneticilerinin hem gözü hem kulağı hem de eli durumundadır. Ancak objektif bir haber değerlendirmeleri ile devlet organları sağlıklı çalışır ve somut sonuçlara varır. MİT Müsteşarlığı'nın boşalması ile yerine düşünülen Miktad Alpay, Türkiye Komünist Partisi (TKP) yanlısı olarak bilinmekte, eğilimini ve eğrisini işine yansıttığı aynı çevrelerce kabul edilmektedir. Benimsediği marksist ideolojiden bugün ateistliğini sürdürmekte, Türkiye'de İslamı andıran ve inancı çağrıştıran, her türlü kişi ve kuruluşlara karşı radikal bir cüretle, fanatik bir duygusallıkla kara çalmakta, tahrikkar ifadelerle MEDYA'da kampanyayı sürdürerek objektifliğini yitirmiş bir şekilde yanlış değerlendirmelerde yanıltıcı kararlara varılmasına neden olabilmektedir.

Kendilerinin ateist olduğunu zemin ve zamana göre vurgularken, kökeni itibarı ile Alevi olduğunu gizlemektedir. Aleviliği ülke güvenliği için tehdit olarak görmemekte ve bilgi toplanması yönünde önlemler almakta, 1992'de yayınlanan Milli Güvenlik Politikalarını gözardı ederek hedef önceliğini İslama ve Müslümanlara yönelterek MGK'nın konseptini saptırmaktadır. Türkiye'nin Cezayir gibi olmasını ve ordunun Sünni halka savaş açmasını beklemektedir.

Diğer taraftan, Aleviliği rejim payandası olarak lanse etmekte, PKK ile Alevi kökenli Terör örgütlerini 3-4. hedef sıralamasına çekmektedir.
PKK ve Alevi hedeflerini meşrulaştırıcı ve meşruiyet kazandırıcı temalarla devletin üst düzeyini etkilemede başarıya ulaşmıştır. Aleviliğin özüne zarar gelmeyecek şekilde Alevi terör örgütlerini istihbari değerlendirmelerde bulunmakla, hafife irca ederek dikkatlerin yoğunlaşmasını perdelemektedir. Operasyon Daire Başkanlığından beri müsteşarı etkileyerek operasyonlu faaliyetlere Alevi kökenli şahısları yönetici olarak getirmiş, terfi önceliğini Alevilere vermiştir.

Oysa en sağlıklı verilere göre Türkiye'de Alevi nüfusu % 5'i geçmemektedir. Bu oran içinde de Alevilerin birlikteliğinden söz etmek zordur. Ancak yarar çıkarları, muhtelif etnik unsurlara mensup Alevileri pastanın paylaşımında birbirine yaklaştırmaktadır. Ülke çapında % 5 olan Aleviler, Teşkilata ve diğer devlet kurumlarında % 100 etkin olabilmektedir.
Milli İstihbarat Teşkilatının sivilleşmesi amacı ile Dışişleri'nden getirilen Müsteşarı aşarak şirketi askerin emrine ve hizmetine yanlı ve yanlış değerlendirmeleri ile sunmuştur.

Teşkilat sivilleşmemiştir. Askeri sivil demokratik rejime daha çok müdahale etme eğilimine ivme kazandırmış, demokratik koşullarda bilgi derlemesi ve üretmesi gereken kurumu totaliter yönetimi özletecek ve özendirecek şekilde işin kolayına kaçacak değerlendirmelere girişmiştir. MİT yöneticileri, demokrasiyi içine sindirememiş, Cumhuriyetin bekası öne sürülerek anti demokratik çağrışımlara her zaman kapı aralamış, insan hukukunu ihlal etmiştir. Bu yönetici kadrolarla askeri müdahale ihtimali her zaman güncelliğini sürdürecektir.
Teşkilat öteden beri iç tehdidin çözümünü anti demokratik yöntemlerle önlenebileceği yönünde önerilerde bulunmuş ve ciheti askeriyeyi Demokrasiye müdahale yönünde davetiye çıkarmış, MEDYA'daki saplantılı uzantıları ile kamuoyunu askeri yönetimi beklentili hale getirmiştir.

M. Alpay, mezhebi bağnazlığı nedeni ile tarihi intikamı çağrıştırarak Osmanlı ve Sünnileri topyekûn MGK'nın hedefi haline getirmiş, Millet/Asker kutuplaşmasının iç mimarı olmuştur.
Teşkilatta objektifliği ile tanınan anti marksist olarak bilinen kişileri CIA çizgisinde ve yönlendirmesinde kabul etmiş, TKP uslûbunu kullanarak ince ayarla sindirme politikaları uygulamıştır. Milliyetçi muhafazakar görevlileri pasifize etmiş, dİslamış, kendisine rakip gördüğü görevlileri ise kendi icraatına engel teşkil edecek ve yanlı tasarruflarına karşı tavır koyması beklenen yöneticilere de bir bir yurt dışı görevlerle sus payı vermiştir.

Şirketin, Teşkilatın görevlilerini birbirini izleterek kimin ırkçı, kimin irticacı (Cuma namazı kılanlar buna dahil) olduğu yönünde güven sarsıcı tecessüslerin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Görevlileri dışa bilgi sızdırıyor şeklinde birbirinden kuşkulanır hale getirmiştir. Teşkilatın bünyesinde en önemli yerlerde M.A. tarafından görev verilen mezhep mensupları, Suriye lehine teşkilatı adeta şeffaflaştırmıştır.
Bu nedenle Suriye İstihbaratı, Türkiye ile ilgili en gizli bilgilere dahi ulaşma imkanına kavuşmuştur. Suriye aracılığı ile diğer ülkelere de sunulan gönüllü hizmette, şirketteki Alevi kökenliler aracılığı ile sağlanmaktadır. Şirketin, yönetimine getirilecek bir Alevi aracılığı ile Suriye İstihbaratının yan kuruluşu haline getirileceği uzak bir ihtimal değildir.

Bu nedenle Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad Türkiye'yi her defasında ıskalamaktadır.
Şirket, mercek altına alınarak elemeye tabi tutulmalı, yeniden değerlendirmeye alınmalıdır. Hedefler tekrar belirlenirken, demokratik ilkelerin özüne zarar vermeyecek şekilde önem ve öncelik sıralamasına tabi tutulmalıdır Hafız Esad'ın başkanlığındaki Suriye devleti, Türkiye Cumhuriyetini birinci kuşakta yer alan önemli düşman ülke ilan etmiş ve istihbari çalışmalarında önceliği Türkiye'ye vermiştir.
Türkiye'deki mezhep bağnazlığını beslemiş, Alevi kökenli Terör örgütlerine güvenli ortam sağlamıştır. Türkiye'de bilinçli bir şekilde Aleviyim diyen her şahıs, dolaylı ve dolaysız Suriye İstihbaratının haber kaynağıdır.
Cumhuriyetin ilkeleri arasında yer alan milliyetçilikten kaynaklanan etnik hoşnutsuzluklardan da Suriye yararlanmasını bilmiş, Türkiye aleyhine bu çevreleri kullanmayı sürdürmüştür".

Fethullahçı istihbaratçılar, yukarıdaki mektupta, Mikdat Alpay gibi yurtsever bir M.İ.T. yöneticisi için hayal bile edilmesi olanaksız yakıştırmalarda bulunurken, kendilerinin de yerlerini ve gerçekte ne olduklarını ortaya koymuşlardır. Alpay'a yapılan iftiraları, Türkçemizdeki "alçakça" sözcüğü kesinlikle karşılamamaktadır. Türk Alevilerini bilerek, sırf provoke amaçlı olarak nasturilerle karıştıran; nasturi vatandaşlarımızın Türkiye'ye bağlılığını çarpıtan; kendilerini, Türk yerine Osmanlı ve Sünni olarak nitelendiren ve 80 yıl önce tarihe karışmış Osmanlı'nın intikam davasını güden; Türk Silahlı Kuvvetleri'ni millet düşmanı olarak gösteren; M.İ.T. içindeki Alevi Türkleri, orduya müdahale davetiyesi çıkaran darbe işbirlikçileri, kendilerini de salt Cuma namazına gittikleri için mağdur edilen Osmanlı Sünniler olarak takdim gayreti içine giren fethullahçı istihbaratçılar, tüm bu iftira ve dayanaksız isnatları içeren mektuptan umduklarını -maalesef- elde etmişlerdir.

M.İ.T. Müsteşarlığı ataması öncesinde, binlerce adrese normal ve elektronik posta ve de faks yoluyla gönderilen bu mektubun kaynağının ve de sorumlularının araştırıldığına ilişkin herhangi bir M.İ.T. soruşturmasının duyumu alınmamıştır. Yine çok acıdır ki, Türkiye'nin güvenlik konseptini hazırlayan resmi kurum ve kuruluşlar da bu duruma seyirci kalmışlardır. Sonuçta, Mikdat Alpay, fethullahçı istihbaratçıların stratejisi doğrultusunda, bırakın M.İ.T. Müsteşarlığına atanmayı, ardından da emekliye sevkedilerek tümüyle tasfiye edilmiştir. Askeri-sivil, tüm yurtsever yetkililer, bu tasfiye sürecinde seyirci konumunda kalmışlardır. Şimdilerde, Mikdat Alpay'ın M.İ.T. ve tam bağımsızlık savaşımı veren Türkiye için önemi, buna karşılık fethullahçı istihbaratçıların neden çırpındıkları çok iyi anlaşılmıştır; ancak bu duyarsızlığın ve seyirci kalmanın bedeli ülkemiz açısından ağır olmuştur, olmaktadır da...

Fethullahçı istihbaratçılar, başta M.İ.T., Emniyet olmak üzere, stratejik kurum ve kuruluşlarda, karar verici konuma gelebilecek Cumhuriyet aydınlarını fişlemeye devam etmektedirler. Alınan duyumlara göre, şahsım dahil, fethullahçılara aktif biçimde mücadele veren tüm kamu görevlilerinin hakkında, "ileride" ve "gerektiğinde" kullanılmak üzere, yukarıdaki Mikdat Alpay örneğinden çok daha ağır raporları içeren dosyalar hazırlanmıştır. Bu duyumların doğru olup olmadığının araştırılması; şayet doğruysa, olası yükselmenin önünü kesmeye yönelik bu dosyaların içinde imza ve parafı bulunan tüm istihbarat görevlilerinin süratle kamu görevinden çıkarılmaları gerekmektedir.

Diğer taraftan, Fethullahçı istihbaratçıların internet ortamındaki en önemli dayanakları ise, dünyanın hemen her tarafında dağılmış fethullahçı müritlerdir. Kendi içlerinde, özel bir soruşturma süzgecinden geçildikten sonra kabul edilen müritlerin yer alabildiği "çok özel" tartışma gruplarının yanısıra, internete girebilen tüm fethullahçılar, aşırı sağdan-aşırı sola, etnik bölücülerden-liberallere, ekonomistlerden-çevrecilere uzanan çizgide ne kadar tartışma grubu varsa, bunların içinde yer almayı doğal bir görev olarak kabul etmektedirler. Kendilerini alalamak için, örneğin "antikapitalist" gibi aşırı sol tartışma gruplarında "Deniz Devrim", "Ulaş Kaypakkaya", "Özgür Gezmiş" gibi takma adlar kullanan fethullahçı müritler, Ülkücü-Türkçü-Milliyetçi tartışma gruplarında ise, yukarıdaki örnekte olduğu gibi "Alper Türkkan", "Bahadır Ergenekon" gibi takma adlar kullanmayı yeğlemektedirler. Daha ortalarda yer alan gruplarda ise, "Ali Kaya", "Anıl Seçkin", "Ornaments Legend", "Okşan Kıpırtılı", "Taha Kıvanç" gibi takma adlar kullanan fethullahçılar, kullandıkları terminoloji ve söylemlerden ve de birbirleri ile paslaşmalarından belli olmaktadırlar.

Örneğin, "Liberal Düşünce Topluluğu" listesinde yükselen değer olarak, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik hukuk sistemine, Türk ulusalcılığına saldırmak anlaşıldığından, listede mesajları ile dikkat çeken fethullahçılardan Yavuz Güneş kod adını kullanan bir mürit, tipik bir örnek teşkil eden şu kışkırtıcı mesajıyla liste üyelerine katkıda (!) bulunmaktadır:

"Arkadaşlar geçtiğimiz günlerde bu Faşist T.C. yönetimi, faşistliğine yeni bir şey daha ekledi. Son yapılan faşistlik, Fatih'te yaşayan insanlar (kendince doğru bulduğu) günlük kıyafet olarak sarık ve cüppe giyerek gezdiği için kılık kıyafet kanununa aykırı davrandığı iddiası ile tutuklanıp, işkence ile karşılaştılar. Bu zulmü yapan faşistler, kılık kıyafet kanunu diye bir şey uydurmuşlar. Adama demezler mi, be faşist kardeşim, bu kılık kıyafette standart nedir? Kim belirler, Atatürk mü? Hiiiç umurumda değil Atatürk'ün veya bir başkasının belirlediği standart. Benim için mühim olan, benim arzu ettiğim ve herkesin kendi arzu ettiği şeyi kendi iradesiyle giyebilmesidir. Şu düştüğümüz duruma bakın, adamlar türban zulmünü yaparken efendim biz bunlara kamu alanında türban takmalarını yasaklıyoruz. Özel hayatlarında giyebilirler, diyorlar. Ardından böyle bir şey yapıyorlar. Yaa arkadaşlar insanlar PKK, HİZBULLAH vb. terör örgütlerine neden katılıyor daha iyi anlaşılıyor, değil mi? Sanırım bu son şansımız.

Sadece ve sadece 3 seçeneğimiz kaldı:

1. LDP'yi en kısa zamanda iktidara getirmek.
2. Yurtdışına gidip bu Faşist TC'den kurtulmak.
3. PKK ve HİZBULLAH terör örgütlerinden birine katılmak.

Tercih sizlerin. NOT: Ben bugüne kadar hiç sarık vb. kıyafet giymedim, giymeyi de düşünmüyorum. Giymek isteyene karışanın da tepesinden inmeyeceğim. Allah bunlara akıl fikir versin".

Bir başka örnek, yine aynı tartışma grubuna gönderilmiştir. Aşağıdaki mesaj, fethullahçıların "hasım" olarak nitelendirdiği kişilere ve de aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ne, laik hukuk sistemine, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olan tüm ülke, örgüt ve gruplarla koşulsuz dayanışmasına tipik bir örnek oluşturmaktadır:

"Sevgili arkadaşlar, bu komplocu, paranoyak, meczup Hablemitoğlu, direk bol keseden sallıyor, inanmayın. Adam sağ demiyor, sol demiyor, Türk-Alman dostluğunu zedelemek pahasına ulusalcı görüşlerimi pazarlayacağım diye, liberal Frederic Neuman, liberal-muhafazakar Konrad Adenaur, sol görüşlü Heinrich Böll ve Frederic Ebert gibi bütün vakıfları zan altında bırakıyor. Başına büyük iş aldı bu Hablemitoğlu. Alman vakıfları tümden birleşip tutacakları avukatlarla bu meczubun hayatını karartacaklardır. Bizim medya ise bu meczubu pazarlama peşinde, komplocu şahsa tüm gazetelerde ve tv'lerde yer veriyorlar, bu ülke inanılır gibi bir ülke değil. Hablemitoğlu bence Vural Savaş'ın 2002 modeli olarak piyasaya sürülmüş bir arkadaş olup, belediye itlaf ekiplerine duyurulur, zira ulusalcı kuduz vakaları gün geçtikçe halkımızı tehdit ediyor. Tanıl".

İnternet ortamında faaliyet gösteren fethullahçıları deşifre etmenin en kestirme yolu, hocaefendilerini ya da Said Nursi'yi ad vererek, açıkça eleştirmektir. Sadece Türkiye'den değil, dünyanın neresinde fethullahçıların okulu, dersanesi varsa, buralardan eşzamanlı tepkiler yağacaktır. Bu müritlerin bir diğer ortak yönü de, tamamının hocaefendilerini övdükten sonra, "ben fethullahçı değilim ama ... " diye başlayan, kendilerini alalama gayreti ve çabası içine girmeleridir. Bugüne kadar, bir tek fethullahçı, dürüstlük gösterip, gerçek kimliğini kabullenmemiştir. Bu olgu, takiyye denilen dinsel kılıflı sahtekarlık ve ikiyüzlülüğün, fethullahçıların adeta iliklerine işlediği sonucunu ortaya koymaktadır. Fethullahçı istihbaratçıların, internet ortamındaki tartışmalarda hasımlarını etkisizleştirme yöntemleri arasında, kendi müritlerine, hasımlarına ait başta telefon numaraları, iş ve ev adresleri olmak üzere, her türlü kimlik bilgilerini aktarmak da bulunmaktadır. Bu durumda, hasım kişiyi korkutmaya ve caydırmaya yönelik hakaret ve tehditleri içeren binlerce elektronik posta, mektup gönderilmekte; tehdit ve küfür telefonları günlerce, bazen haftalarca sürmektedir. Kendi deyimleriyle, Risale-i Nur tedrisinden geçtiği, hocaefendilerinin kasetlerini yüzlerce kez hıfzettiği anlaşılanlar, bir başka ifadeyle, "imam" ya da "abi" denilen statüye yükselenler, tehditlerinde amiyane tabirlerden kaçınarak daha ziyade, nispeten terbiyeli (!) biçimde dinsel temaları kullanmaktadırlar.

İşte, bunlardan bir örnek:

"Size selam veremiyorum, çünkü Allah dostlarına dil uzatan birisine selam verilmez. Sitenizde yer alan nursuzlar diye adlandırdığınız F. Gülen hoca efendimizi böyle bir şeyle kötüleyemezsiniz. Sizden iğreniyorum, yaptığınız çok yanlış ve düşüncesiz bir şey. Aklınızı başınıza alın, bu bir tehdit filan değildir, sadece uyarmadır. Herkesin kendi dinini yaşamaya hakkı var, İslamiyeti yayma hakkı var. Varisler diye yazdığınız bölümde F. Gülen'i o kadar kötülemektesiniz ki, size yazıklar olsun.Utanın, sizi Rabbime ediyoruz. Yaptığınız şeylere çok dikkat edin, belki bir gün çok korkunç bir şey ile karşılaşabilirsiniz. Korkmayın, hocalarımız Fethullah Gülen, M. Esad Coşan ve Musa Topbaş ve diğer hocalarımızın bizlere verdiği İslam terbiyesi devam edecek ve ettikçe İslamiyet inşallah çok büyüyecektir ve siz de o zaman göreceksiniz ne olacağını. Siz benim sevdiğim insanları kötülüyorsunuz, ben ve benim gibilerin adına size sesleniyorum, biz de sizi kötülüyoruz. Sizin yazdıklarınızın yanında benim bu mailim, hiç kötü diyecek şekilde değildir, iyi düşünürseniz tabii ki.Geri bir mail yazmak istiyorsanız, birgenclik@hotmail.com'a gönderebilirsiniz. Bu yazdığım mailin sizden tepkisi ne olursa olsun korkmuyorum, siz İslamiyet ne demek bilmezsiniz ama bir gün herkese apaçık gösterilecek, eyvah diyecek herkes ama iş işten geçmiş olacak. Uğur Top.

Fethullahçı istihbaratçılar, ayrıca, hasım kişilerin adreslerini kullanarak, sahte mesajlar gönderme konusunda da epeyce deneyim kazanmışlardır. Şayet Cumhuriyetimizin bu en tehlikeli örgütü ile mücadele ediyorsanız, diğer alanların yanısıra, internet ortamında başınıza gelebilecek tüm olumsuzluklar hakkında önceden bilgi sahibi olmanız ve önlemlerini almanız gerekecektir...

Kaynakça
Kitap: KÖSTEBEK: FETHULLAHÇI İSTİHBARATÇILAR DOSYASI
Yazar: Necip Hablemitoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Fethullah Gülen Terör Örgütü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir