Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Katranı Kaynatsan Olur mu Şeker

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Katranı Kaynatsan Olur mu Şeker

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 23:29

Katranı Kaynatsan Olur mu Şeker

Fetullah, hakkında bir soruşturma açıldığında veya başka türlü sıkıntılı bir haber kulağına geldiğinde soluğu Amerika'da alıyordu. "Kaçtım” diyemiyor, sağlık sorunlarının arkasına sığınıyordu.

Ülkemizde Amerika ve Avrupa standartlarında birçok hastane varken, O Amerikan hastanelerini tercih ediyordu. Hem de sözde hasta haliyle 12 saat uçak yolculuğuyla.

Kaldı ki, cemaate bağlı hastanelerden biri kalp hastalıklarında dünya standartlarına girmesine, doktorlarının uzmanlık alanında en iyileri olmasına rağmen. Yine cemaate yakın Üniversite hastanesinin de bulunmasına karşın Gülen'in her türlü riski göze alarak Amerika'ya sığınması, her şeyle açıklanırdı da, bir tek sağlık nedenleri ile açıklanamazdı.

Gülen, 80'li yıllarda ifadesi alınmak istendiğinde yaşam felsefesi gereği köşe bucak kaçıyordu. Gülen'e yakın isimlerden Faruk Mercan, "Fetullah Gülen" adlı Gülen’e övgüler düzen kitabında o kaçış günlerini şöyle anlatıyordu:

"İhtilal şartlarında aranmak Gülen'e sıkıntı veriyordu, özellikle 1982'ye kadar geçen iki yıl içinde tam bir tecritteydi. Hiçbir arkadaşı doğru dürüst kendisine ulaşamıyordu. Bazı geceler yatacak yer bile bulamıyordu. Yıllar sonra, 19 Mayıs 2000 günü ABD'deki bir sohbetinde, '1982 yılında çok sıkıntı çektim ve herhalde öleceğim diye düşündüm' diyecekti.

Çünkü;

Kendi deyimiyle; o günlerde tıpkı hayatı acılarla ve yıllar süren bir kovalamacayla geçen Victor Hugo'nun "Sefiller" romanındaki Jean Valjean gibi aranıyordu. Şeker hastalığı da o yıl, İstanbul'da tek başına kaldığı evde aşırı soğuktan hastalanmasının ardından başladı.

Kendisini Sefiller romanındaki Jean Valjean'la özleştirmesi boşuna değildi."

Galiba burada kısa bir açıklama yapmak gerekiyor. Jean Valjean; Krallarla mücadele eden özgürlük savaşçısıydı, ormanlar, dağlar, kaçak yaşadığı yerlerdi. Fakir halkla içiçeydi.

Gülen ise basit bir ifade vermeye korkmuş ve kaçmış, bu nedenle aranıyordu. Lüks villalarda kalıyor, kuş sütünün eksik olmadığı zengin sofralarında ağırlanıyordu. Fakir sofrasına çöktüğü görülmediği gibi, varlıklı insanların masalarının, Papaz ve Hahamlara cemaatinin verdiği ziyafetlerin baş konuğuydu.

Gülen, bırakın krallara karşı savaşmayı ömrü boyunca kralların baş savunucusu olmuştu. Kralların ve seçkinlerin rahatı için tüm cemaatini seferber etmişti. Elitin ve kaymak tabakanın her daim duacısıydı. Gülen, her şeye benzetilebilirdi ama Jean Valjean'a asla.

Gülen’i kendi masal dünyasında bırakalım ve dönelim onun firar hikâyelerine. Gülen, o günleri şöyle anlatıyordu:

“1980 sonrası bir tecrit dönemidir. Beş altı senesi çok şiddetli olmuştur. Bazen bir yerde bir saat kalma imkânı bile elde edemedim. Hep dolaştım durdum. Emin bir şekilde içinde oturup dua edecek bir ev bile bulamıyorduk."

1983 yazında Gülen’in İstanbul Altunizade’de kaldığı yer basıldı. Gülen, duvar arasında dizleri karnına dayalı vaziyette tam dört saat oturdu. Ekip bir ihbar üzerine İzmir'den gelmişti. Üç gün Gülen'in kaldığı mekânın karşısındaki hastanenin balkonundan gözetleme yapmışlardı. Gülen, oradaydı ama baskın yaptıklarında bir türlü bulamadılar. Baskın ekibinden biri, ‘Ya buradan göğe çıktı, ya da yerin altına girdi' diyordu. Gülen, iki duvar arasında geçirdiği o dört saatin vücudunda yol açtığı ağrıları uzun süre atamadı...’

Bu açıklamaları Gülen yapıyor, Faruk Mercan kaleme alıyordu. Yine Mercan'ın kitabındaki bilgilere göre; Gülen, yakalandığında ANAP Bilecik milletvekili 'Recep Kaya’dan İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Galip Demirel'e, Galip Demirel'den Turgut özal'a kadar herkesi arıyor, aratıyor, "kurtarın beni" diye feryat ediyordu.

Gülen'in 12 Eylül darbesi nedeniyle çok sıkıntı çektiğine dair ifadelerinin doğru olmadığı, 80 sonrası dönemde hiç bir zorluk yaşamadığı, yine kendisinin yaptığı bir nokta tayinle belgeleniyordu. Gülen, haşa Allah'ın özel kalem müdürüydü ya, onun adına karar vererek, O dönemin baş sorumlusu Kenan Evren’e cennette yer ayarlıyordu.

Gülen, Milliyet Gazetesi’ne verdiği demeçte, Kenan Evren’in ahiretini kurtardığını, cennetlikler arasında yer aldığını söyleyebiliyordu.

Oysa;

Gülen aleyhinde en küçük yazı yazan yazarlara bile katlanamıyor, onların hayatlarını karartmak için milyarlarca liralık tazminat davaları açıyor, faiz bile istiyordu. Bu yapıdaki bir insanın kendine oldukça sıkıntılı günler geçirten bir dönemin liderine cennette yer vermesine inanmak herhalde saflık ötesi bir şey olurdu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir