Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İnsan Sevgisi

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İnsan Sevgisi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 23:29

İnsan Sevgisi

Gülen için mürit ve kiralık kalemlerin yaptığı reklamların başında, “Fetullah'ın yüreğinin insan sevgisi ile dolu olduğu” geliyordu.

Oysa;

Gülen’in içindeki insan sevgisi, Kestanepazarı’ndaki Kur'an kursunda dövmediği talebenin kalmayışı ile kanıtlanıyordu.

Fetullah'ın 35 yıllık dava arkadaşı, Kestanepazarı'nda Gülen’in dövmediği talebe yok diyor, evli ve iki çocuklu öğrenciyi bayıltana kadar dövdüğünü, bayılttıktan sonra da hızını alamayıp tekme attığını anlatıyordu.

Barbaros isimli bir başka öğrencinin de üstüne çıkıp tepinmeyi adet haline getirdiğini, Kestanepazarı maceralarından öğreniyorduk.

Gülen'in saldırılarından okul müdürü de nasibini alıyor, onun da üzerine çıkıp tepinen Gülen, burada ayrıcalıklı bir tutum sergiliyor, Müdür'e hediye vererek özür diliyordu.

Gülen'in. 35 yıllık yol arkadaşı, 137 dönüm içindeki villalardan oluşan Amerika'daki ikametgâhında aralarındaki sorunları çözmek düşüncesiyle Amerika'ya yanına gidiyordu. Gerisini kendisinden izleyelim:

"31. gün dedim ki kafasında bir kanaat hâsıl olmuş artık, işte o gün, ben bir şey konuşabilir miyim dedim. Ne konuşacağız dedi. Ben burada 30 gündür hiç konuşmadan duruyorum, siz de böyle bir şeye zaten inanmadığınızı söylediniz. Bu konuyu, bu şekilde bu iftirayı ortadan kaldırmak için beni ya da o adamları çağırıp, gel arkadaş siz buna niye iftira ettiniz diyeceksiniz...

O mealde konuşmak için, daha bunları söylemeye fırsat bulamadan üste o cinnet anını yaşadı, "İmdat, imdat" diye bağırıyor, avazı çıktığı kadar "Buraya suikast yapmaya geldi, beni öldürecek... "Hocam ne diyorsun sen, nasıl böyle bağırırsın, "Çabuk Arif, İsmail Hoca, doktor bey, çabuk bu hain, buraya bana suikast yapmaya geldi. Bir iki değil avazı çıktığı kadar...

Tabii oradakiler de şaşırıyorlar bu duruma, öyle bir durumu da nasıl izah edeceklerini düşünüyorlar. Ben onlara, "Buna niye bakmadınız bu ne hal" diyorum.

"Ağabey sen boş ver" tabii bu arada ben onlarla konuşurken arkamdan da hoca şömine demirini almış, Nazlı Ilıcak diyor ki; "Nurettin Veren’e maşayla hücum etmiş" yumuşatmak için, ne maşası, büyük bir demir, kulağımın dibinden nasıl geçti biliyor musunuz; gelse bitti iş. Bırak bana vurayım derken başka birine vursa o da ölürdü."

Sözde hoşgörü abidesini savunmak için bir yazı kaleme alan Nazlı Ilıcak, Gülen’in, Nurettin Veren’e maşa attığını, maşayla hücum ettiğini kabul ediyor, kendince olayı yumuşatmak için "büyük demir değildi" diyordu.

Fetullah'ın gerçek yüzünü ortaya çıkaran o günü Nurettin Veren’den dinlemeye devam edelim:

"Yanındakilere; 'FBI ve ClA'ya haber verin, öldürtün bunu' şeklinde emirler yağdırmaya başladı. Hatta devletin kendisine koruma niyeti ile vermiş olduğu polis arkadaşlara da silahlarını çekip beni öldürmelerini söyledi. O polisleri de şahit gösterebilirim."

Kiralık kalemlerce karıncayı bile incitmeyen bir insan olarak lanse edilen Gülen, 35 yıllık arkadaşını öldürtmek istiyor, bu duruma arkadaşı şöyle isyan ediyordu:

"Bana ağır gelen, 'FBI ve ClA'yı çağırın, öldürtün şunu!' şeklinde konuşmasıydı. Kendisi orada silahı çekip beni vursaydı, bu kadar yaralayamazdı.

35 yıl önce millete hizmet için yola çıktığı bir arkadaşını FBI ve ClA'ya öldürtmek istiyor. Tabii olay o kadar hızlı bir şekilde cereyan ediyor ve cinnet noktasında devam ediyor ki, yanındaki arkadaşlar verdiği emri yerine getirmeyince şöminenin önünden demiri kaptığı gibi, tabii gayet büyük bir demir, Nazlı llıcak'ın deyişiyle mangal maşası değil üzerime hücum etti.

Sonunda yirmi otuz kişinin sarsmasıyla beraber aşağı kata indirilip arabaya karga tulumba atılıp, eşyalarımı bile alamadan saat gecenin birinde New York'un ortasında bırakıldım. Bunu yapan arkadaş da daha sonra beni kurtarmak için yaptığını söyledi.

Tabii bu isimler bende saklı. Hukuki bir süreç başlatılırsa bunları söylerim, şahitliklerine müracaat edilir."

Nurettin Veren açıklamalarına son noktayı şu sözleri ile koyuyordu:

"Eğer, bu şekilde bir davranışı yoksa, Fetullah Hoca, çıkıp "Yemin ediyorum, böyle bir şey olmamıştır" diye açıklama yaparsa, ben sözümü geri alırım.”

Gülen’den bu çağrıya yanıt gelmiyor, açıklamayı Nazlı Ilıcak yapıyordu:

"Şömine demiri ile saldırı yapılmamış, mangal maşası atılmıştır."

Gördünüz mü; içi insan sevgisi ile dolu seyyar vaizi? Bu vaiz ki, böceği çiçeği incitmekten sakınır, karıncayı ezmekten üzüntü duyarmış.

Ancak;

55 yıllık dostuna şömine demiri değil de, mangal maşası atmış.

Hizbullah terör örgütünü, "Allah’ın askerleri" sözleriyle yere göğe sığdıramayan, müritlerine kanla abdest almayı salık veren, kelle alıp kelle vermelerini teşvik eden Fetullah'tan hoşgörü abidesi yaratılmaya çalışılması, asrın en büyük ihanetlerinden biri olarak tarihteki yerini alıyordu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir