Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fetullah'ın Doğumu

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Fetullah'ın Doğumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 23:31

Doğumu

Fetullah Gülen, 1938 yılında Erzurum’un Pasinler İlçesi, Korucuk Köyü'nde hem de modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk'ün hayata gözlerini kapadığı 10 Kasım 1938 tarihinde doğduğunu öne sürüyordu.

Gülen’in dava arkadaşı Nurettin Veren, bu tarihin Gülen'in doğum günü olarak seçilmesini şöyle anlatıyordu:

"Bundaki amacı Atatürk'e atıfta bulunmak, 'Ben o ölünce doğmuşum. Belki aynı gün, belki aynı saat' diyerek imalı bir şekilde Atatürk'ü ülkenin dinini, imanını ydk eden bir şahıs olarak vurgulayıp, kendisinin de aynı tarihte doğduğunu söyleyerek büyük kurtarıcı olduğuna atıfta bulunmak istemektedir. Ki bizim yaşımız o zamanlar 16-17 idi, kendisi de bizden 7-8 yaş büyük, 1941 doğumludur."

Ertuğrul Hikmet tarafından kaleme alınan ve Gülen cemaatine ait Işık Yayınevi tarafından basılıp, dağıtılan "M. Fetullah Gülen" adlı kitapta, Gülen ile ilgili şu uçuk açıklamalara yer veriliyordu:

"Fetullah Gülen Hocaefendiyi yazmak, yirmibirinci asrın başlangıcını anlatmaktır. Tarihte bazı insanlar vardır; köşe başında durur ve tarihin akış istikametine tesir ederler.

Hocaefendi, son iki yüz/iki yüz elli yıllık tarihi itibariyle yenilgiler ve perişanlıklar içinde yaşayan; ancak son yüzyılda olumlu istikamette mesafe kat eden bir milletin tarih sahnesindeki yerini, gelecek asırda tayin edecek unsurlardan biri olacak hareketin fikir mimarıdır..."

Ramiz'den olma, Refia’dan doğma Fetullah Gülen, 10 Kasım 1938 açıklamalarının aksine 27.04.1941 yılında Erzurum'un Pasinler İlçesi, Korucuk Köyü'nde dünyaya geldi. Babası Ramiz; Fetullah’ın sıkıyönetim savcılığında verdiği ifadeye göre çiftçi, anılarını yazdırdığı kitaba göre ise de cami imamı, annesi Refia ise ev hanımıydı.

Ailenin üçüncü çocuğu olan Fetullah'ın, altısı erkek, ikisi kız olmak üzere sekiz kardeşi bulunuyordu.

Üç kardeşi ise değişik nedenlerle hayatını kaybediyordu. Gülen,, anlatımlarına göre kendisi dahil on bir kardeş, bir baba ve bir anneden oluşan aileden geliyordu.

Gülen, kardeşleri ile ilgili şu bilgileri veriyordu:

“Biz onbir kardeşiz. Nurhayat (Seven) hanım hepimizin büyüğü ablamızdır. Onun küçüğü Fazilet küçük yaşta vefat etmiş. Ben evin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Benim küçüğüm Sıbgatullah’tır. Nüfus memuru bu ismi yazmakta zorlandığı için, nüfusa Seyfullah olarak kaydedilmiş. Ama aile içinde ve çevre arkadaşları arasında bilinen adı Sıbgatullah’tır. Onun küçüğü Mesih’tir. Mesih’ten sonra Fakirullah adında bir kardeşimiz daha oldu, fakat o da küçük yaşta vefat etti.

Hasbi, Fakirullah’ın küçüğüdür ve evin yedinci çocuğudur. Salih Efendi, Hasbi’nin küçüğüdür. Fazilet (Korucuk) Hanım Hasbi’nin küçüğüdür. Fazilet’ten sonra Nizamettin adında bir erkek kardeşimiz daha doğdu. O da çocuk yaşta vefat etti. Kardeşlerimizin en küçüğü ise Kutbeddin’dir. Her birinin bende ayrı bir hatırası ve her birinin benim için ayrı birer değer ve kıymeti vardır. Cümlesinin edep, terbiye ve fazileti ise herkesçe müsellemdir.”

Fetullah kardeşlerinin edep, terbiye ve fazileti herkesçe teslim edilmiştir diyor, ancak Taraf Gazetesi’nde Amberin Zaman, Gülen’in kardeşi Salih Gülen ile yaptığı konuşmayı 7.3.2008 tarihinde yayınlıyordu:


“Salih Gülen, “Hoca Efendi, ev danasından öküz olmaz” der hep, bizden de bir şey olmaz” deyince odadakilerin birden irkildiğini vurgulayan Amberin Zaman, yine aynı insanların ‘Acaba şimdi ne yumurtlayacak’ dolu bakışlarla donup kaldıklarını aktarıyordu. Böylece edep, terbiye ve faziletin yumurtlamaya terfi etmesine tanık oluyorduk.

ClA’nın gelinlerinden Amberin Zaman, Aşkale’nin Ermeni işgalinden kurtulma şenliklerini “rezillik” olarak niteliyor, ona destek veren Fetulah’ın kardeşi Salih coştukça coşuyor, üç asır boyunca Kur’an’ı Ermeniler bastı diyor, birçok Rum, Ermeni ve Yahudi dostunun olduğunu söylüyor, Mimar Sinan’ın da Ermeni olduğunu ekleyince Taraf Gazetesi yazarı Arrjberin Zaman “sevindirik” olduğunu ilan ediyordu.

Gülen’in kardeşi matbaacılıkla uğraşıyor, ancak diğer meslektaşlarından pahalı fiyatla iş yaptığından cemaat dahil kimsenin kendisine iş vermediğinden de yakınabiliyordu.

Ne diyordu Fetullah;

“Cümlesinin edep, terbiye ve fazileti herkesçe teslim edilmiştir.”

Geçelim...

Fetullah Gülen; “Fetullah” olan ismini “Fethullah” olarak açıklamıştı. Oysa, 31.01.1986 yılında İzmir Nüfus Müdürlüğü’nden, “değişme” sebebi ile aldığı 3881 kayit no’lu kimliğinde ismi Fetullah olarak geçiyordu. Yani resmi belgelerde ve nüfus cüzdanında yer alan isminde (h) harfi yer almıyordu.

Fetullah, Allah’ın fetihçisi anlamını alsın, böylece saf insanlar üzerinde etkisi artsın diye uyanıklık yaparak “Fetullah” olan adına resmi belgelerin aksine “h” harfini ekliyor, böylece Fethullah oluyordu.

Fetullah Gülen, adının başına yine nüfus kâğıdı gibi hiçbir resmi belgede olmayan “M” harfini ekliyordu. Kendisini olağanüstü göstermesinin bir başka yansıması da bu harfin anlamında gizliydi. Fetullah Gülen, isminin başına koyduğu “M” harfiyle; “Ermeni Said ya da nam-ı diğer Kürt Said’in tohumlarını attığı büyük karışımın sonucunda ortaya çıkacak, beklenen Mesih benim" imajını veriyordu.

Gülen, Nasihlerin Mesih'le aynı olduğunu Mesih'i temsil edeceklerini söylüyordu. Fetullah'ın kitaplarında büyük bir övgüyle bahsettiği Abdullah Yeğin’in "Yeni Lügat" adlı sözlüğünde yer alan bilgilere göre Nasih'in anlamı ise nasihat veren, içi temiz adam, ikaz edici bir mürşittir. Daha açıkçası bir tarikatın lideridir.

Gülen'in "Fasıldan Fasıla" adlı kitabının 2. cildinin 13. sayfasında bu konudaki hayallerini okuyorduk:

"Mesihiyetin bir diğer yanı da nasihattir. Aslında, Hz. Mesih'in bir adı da "Nasih"dir. Bu itibarla denilebilir ki, bir zaman gelecek, bu hususta da Hz. Mesih'i temsil eden büyük Nasihler yetişecek...

Ve bunlar camilerde yeni bir va'zu nasihat sistemiyle, çağın idrak ve şuuruna göre, Kur'ani ve kevni ilimleri, cami kürsülerine taşıyacak, Ma'bedleri kendi hususiyetlerinin yanında, birer mektep; birer medrese haline getirerek, Hz. Bediüzzaman'ın nüvelerini attığı o büyük terkibi, Kur’an-ı Kerim'in "Sehl-i mümteni" üslubuyla her seviyedeki insana anlatacaklardır.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir