Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Fetullah'ın Babası

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Fetullah'ın Babası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 23:32

Babası

Fetullah Gülen'in babası Ramiz Efendi 1905 doğumlu. Onun en çok etkilendiği kişilerden biri. O halde babasını da Gülen'in açıklamalarından tanıyalım:

"... Babam dikkatli yaşardı. Namazlarına çok dikkat ederdi. Onun da gözü yaşlıydı. Vaktini hiç zayi etmezdi. Tarladan eve geldiğinde ayağının çarığıyla, yemek hazırlanıncaya kadar, hemen bir kitap açar ve okurdu. Onda kitap okuma bir zevkti.

Yolda gidip gelirken de ağzı boş durmaz, ya Kur’an okur ya da yeni ezberlediği Arapça veya Farsça bir beyiti tekrar ederdi.

Gayretliydi. Okuma-yazmayı kendi şahsi gayretleri ile öğrenmişti... Sahabe efendimize cinnet derecesinde bir sevgisi vardı.

Onun sahabeden bahseden kitapları hep aşınmış ve yer yer yırtılmıştır.

Kimbilir, her birini kaç defa okumuştur. Diyebilirim ki, sahabe sevgisini bana ve kardeşlerime babam aşıladı. Biz, küçüklüğümüzden beri, onları kendi aile fertlerimizden birer parça gibi kabullendik ve öyle de sevdik. Babam sahabeden bahsederken, gözleri hep bir meçhule doğru kayar ve anlattığı sahabenin hayaline dalar giderdi...”

Fetullah Gülen, babasının sahabelere olan sevgi ve muhabbetlerini anlatırken, insanın aklına hemen şu soru geliyordu. Bu kadar sahabe aşkına sahip birisi çocuklarına taktığı isimleri, sahabe adlarından seçmez miydi?

Oysa, sahabe için cinnet derecesinde bağlı olduğunu iddia ettiği babasının çocuklarına verdiği isimler bu görüşü desteklemiyordu. Fetullah, Sıbgatullah, Hasbi, Fakirullah, Fazilet, Nurhayat, Salih bu isimlerden hiçbirisi bildiğimiz Sahabe isimlerinden değildi. Gülen’in sahabe aşkıyla yanan babasının çocuklarından birine verdiği bir isimse oldukça ilginçti; Mesih!...

Gülen, babası Ramiz’in sahabeleri cinnet derecesinde sevdiğini söylüyordu ancak Ramiz bu sevgisini çocuklarına koyduğu isimlere yansıtamıyordu. Ancak, hemen hemen hiçbir samimi Müslüman ailesinin çocuklarında rastlanmayan bir isim de son derece dikkat çekiyordu. Mesih!..

Mesih, Hıristiyan inancında tanrının oğlu, tanrıyla öz ve aynı olan, insanların günahlarının bedellerini ödeyerek onlara cennet kapılarını açan kimsedir. Yani İsa’ya Mesih olarak inanan, onu tanrı oğlu olarak kabul eden hiç kimse yargılanmayacak ve doğrudan cennete gidecektir.

Nurculuğun kurucusu Ermeni Said ve Fetullah da Nurcuların cennete gideceklerini sürekli olarak işliyorlardı. Fetullah Gülen’in üstadı Said risalelerinde; kendisine inananların, nurculuğa hizmet edenlerin imanlarını kurtardığını, cennete gittiklerini ve gideceklerini “Sikke-i Tasdiki Gaybı” adlı kitabında ve diğer yayınlarında defalarca vurguluyordu.

Said; din tüccarlığını öyle bir noktaya taşıyordu ki, hâşâ sanki Allah’ın özel Kalem Müdürü edasıyla canının istediğini cennete, istemediğini cehenneme gönderiyordu.

18. Yüzyılda İran’da ortaya çıkan Bahaîliğin kurucusu Hüseyin Mirza Ali’de kendisini “Mesih” olarak ilan ediyordu.

Fetullah nüfus kâğıdında yer almamasına rağmen, kitaplarında ve özel hayatında isminin önüne “M” harfi koyarak “ben de varım” diyordu.

Fetullah’ın babası Ramiz’in diğer oğluna koyduğu isim; 1913 yılında Bitlis’te Kürt ayaklanması gerçekleştiren Şeyh Şıhabettin ile Seyyid Ali’nin dedeleri Arvasilerden geliyordu; Sıbgatullah!...

Daha önce de Fetullah’ın “Küçük Dünyam” adlı kitabından aktardığım gibi, dedeleri Bitlis’in “Ahlat” bölgesinden kovulmuşlardı.

Kürtçü Nakşi şeyhlerinden, Muhammed Emir Kürdi’nin babası Kadiri Şeyhlerinden Fetullah bir başka isyancı şeyhti.

Bütün bu gerçeklere rağmen, Fetullah Gülen babasının sahabeleri cinnet derecesinde sevdiğini söyleyebiliyor, “Küçük Dünyam” adlı kitabında da babasının Sünni olduğunu vurgulamak ihtiyacını duyuyordu, izleyelim:

“Babam sünniydi. Sünnilik yanı çok kuvvetliydi. Bütün imamlara son derece saygı duyardı. Sahabe efendilerimize cinnet derecesinde bir sevgisi vardı. Onun sahabeden bahseden kitapları hep aşınmış ve yer yer yırtılmıştır... Kimbilir; her birini kaç defa okumuştur. Diyebilirim ki; sahabe sevgisini bana ve kardeşlerime babam aşıladı. Biz küçüklüğümüzden beri, onları aile fertlerimizden birer parça gibi kabullendik ve öyle de sevdik...

Babam sahabeden bahsederken, gözleri hep bir meçhule doğru kayar ve anlattığı sahabenin hayaline dalar giderdi...”

Fetullah Gülen’in, “babam sünniydi, Sünnilik yanı çok kuvvetliydi” demesi hemen akla; “acaba Fetullah Gülen kendisinden kuşkulanıldığı şüphesi içinde mi, ya da bir şeyleri mi gizlemek istiyor?” sorularını getiriyordu. Çünkü, Türkiye gibi, halkının çok büyük bir çoğunluğunun Sünni olduğu bir ülkede alışılmışın dışında, bir takım şüpheleri izale eder gibi “Babam Sünniydi, Sünnilik yanı çok kuvvetliydi” şeklinde ifadeler kullanmak pek de normal gözükmüyordu, örneğin ülkemizde Müslümanlar itikadi açıdan Sünni olduklarını söylemek bir yana, hangi mezhepten; Hanefi, Şafı, Maliki ya da Hanbelî olduklarını dahi söyleme gereği hissetmezler.

Gülen, babasını övmeye doyamıyordu:

“Babamın kıvrak bir zekâsı vardı. Hafızası da çok kuvvetliydi. Otuz beş yaşından sonra kendini bir ilim adamı gibi yetiştirebilmesi bunu gösteriyor...”

Gülen, “Küçük Dünyam” adlı kitabının 26. sayfasında babasının 35 yaşından sonra kendisini bir ilim adamı gibi yetiştirdiğini söylüyor, ancak yine aynı kitabın 24. sayfasında 30 yaşında Kur’an okumayı öğrendiğini belirtiyor, askerde ise başkalarına okuma yazma öğretsin diye çavuş yapıldığını iddia ediyordu.

Gülen babasını övmeye devam ediyordu:


“O, çok şey olmaya müsait bir tohum gibiydi. Fakat Kuvve-i imbatiyesi sağlam bir zemin bulamamış; o da bulunduğu yerde yeşermeye boy atıp meyve vermeye çalışmıştı...”

Herşeyden önce Ferit Develioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügatinde “Kuvve-i imbatiye" adlı bir söz yer almıyordu. “Kuvve-i inbâtiyye” vardı, onun da konuyla alakası yok. Gülen doğru dürüst ilk mektebi bitiremediğinden olacak kendi cemaatine yakın ve mensup insanlarla yaptığı konuşmalarında bol bol Osmanlıca kelimeler kullanarak kompleksini tatmin etmeye çalışıyor, ancak yetersizliğinden olacak kelimeleri yerli yerinde kullanamıyordu.

Gülen, "babam bulunduğu yerde yeşermeye, boy atıp meyve vermeye çalışmıştı" diyordu. Öyle ya babası nasıl meyveler veriyorsa, gittiği her yerden özellikle Alvar'dan kovuluyordu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir