Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kerametler İncil’den

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kerametler İncil’den

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Tem 2012, 23:34

Kerametler İncil’den

Gülen’in anlatımlarına dayanan bu kitaplarda böyle vahim hataların yapılmasının kaynağını Gülen’in ilişkilerinde aramak gerekiyordu. Gülen, CIA ajanı ve Türkiye ve Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller’in yakın arkadaşıydı. Fuller, Gülen’in ABD’de sürekli oturmasından, Yahudi cemaatleriyle olan ilişkilerine kadar baş destekleyicisi ve organizatörüydü. Bir başka CIA şefi Abromowitz Gülen’i Papa ile buluşturuyordu. ClA’nın Balkanlar Masası Şefi Rum kökenli George Fidas da Gülen’e ABD’de kalması için kefil oluyordu.

1964 yılında ülkemize gelen ve Ilımlı İslâm denilen, Protestan İslâmî yaymak ve hâkim kılmak için hep Gülen’i destekleyen Graham Fuller, Gülen’in kerametlerini de İncil’den seçiyor, Gülen de onları gerçekmiş gibi afyonlanmış müritlere anlatıyor, sorgulama kültürü ve cesareti olmayan müritler de bütün bu saçmalıkları yutmak zorunda kalıyordu.

Elin Hıristiyanı “baliğ” ne demek, kaza namazı şartları nasıl oluşur bilmeyince, İncil’den aldıkları bazı bölümleri, Amerikano İslâm’a uyarlamaya kalkınca çelişkiler yumağı ortaya çıkıyordu. Luka İncil’i 2. Bab 41 ve 52. ayetlerde İsa’nın dine yönelişinin en yoğun ve net olarak tanımlanmasındaki yaşı 12’dir. Öyleyse Amerikano İslâm’ın Hocaefendisi de 12 yaşında böyle bir olay gerçekleştirmelidir. Ufak bir ayrıntı olan “baliğ” durumunu CIA nereden bilsin.

Luka İncil’i 2. Bab 41 ve 52. Ayetlerde; İsa 12 yaşındayken anne ve babası ile Yeruşalime gelirler, bayramlarını burada geçirirler, sonra geldikleri grupla beraber eve dönmek için yola çıkarlar, bir günlük yol gittikten sonra İsa’nın yanlarında olmadığını anlarlar. Bu nasıl hikâye demeyin, ben uydurmuyorum incil’de yazıyor. Bir günlük yoldan geri dönüyorlar etti iki gün, bir gün de Yeruşalim’de arıyorlar oldu üç gün!.. Üçüncü gün Kilise’ye baktıklarında O’nun orada olduğunu görürler... İsa’ya “neden bize böyle ettin” diye sorduklarında O’ndan; “neden beni aradınız? Bilmiyor mu idiniz ki, benim yerim mabed’dir. Babamın evidir” cevabını alırlar...

Şimdi İsa’nın başına böyle bir olay 12 yaşında gelir de, Fetullah’ın neyi eksik O’nun da 12 yaşında İslâm'ı versiyonda bu tür olayı olması gerekmez mi?.. Gerekir! CIA ne için var?

Fetullah da camiden eve geç gelir? Neden; dört yaşında başladığı ve bir daha kendi deyimi ile “asla” bırakmadığı namazları için 12 yaşında 70 rekât kaza namazı kılmasıdır. Yerseniz tabi!..

Gülen, şeytanla da sıkı ilişki içindedir. Zaman zaman sohbet ettikleri de olur. Küçük Dünyam adlı kitabının 119. sayfasında şeytanla arasında şu konuşma geçiyordu. Gülen’in kendi anlatımlarından okuyalım:

“Bir gün sabah namazı için yine ikinci kat mahfile çıkmıştım. Sabah namazını aynı duygular içinde kıldım. Namazdan sonra evrad ve ezkar ile meşgul oluyordum. Ansızın, kendini görmedim fakat sesini bütün baskısıyla vicdanımda duydum, şeytan bana: “Hele buradan aşağıya bir kendini at” diyordu...”

Gördünüz mü? Şeytan, Gülen’i nasıl kandırmaya çalışıyor? Gülen bu, yer mi? Şeytan’a kahramanca (!) direnir. Nasıl mı? Hadi, onu da yine Fetullah’tan dinleyelim:

“...Israrla birkaç defa bana: ‘Kendini buradan at’ dedi. Ben; ‘Kendimi buradan atmamın ne faydası var ki’ dedim. ‘Olsun sen at’ diye cevap verdi, ‘iyi ama niçin diye tekrar sordum.’ O yine, ‘Zararı yok. Sen kendini buradan at’ diye ısrar etti. Ne olur ne olmaz, düşüncesiyle geri çekildim.”

Gülen’in başına gelen sözde bu olay, İsa’nın da hayatında yer alıyordu. Luka İncili 4. Bab 7-13. Ayetlerde, Matta İncili 4. Bab, 5 ve 7. Ayetlerde, Gülen’in şeytan ile macerasının benzeri Hz. İsa’nın da başına geliyordu. Ne yani siz şimdi Gülen’in ClA’cı dostları ile beraber bu olayı buradan kopyaladığını mı düşünüyorsunuz? Olur mu? Hz. İsa, Gülen’den yürütmüştür. Neyse İncil’den ilgili bölümü okuyalım:

“O zaman iblis onu mukaddes şehre götürdü ve mabedin kulesi üzerine koyup kendisine dedi: Eğer sen Allah’ın oğlu isen kendini aşağıya at; çünkü yazılmıştır:

Meleklerine senin için emredecek ve ayağını bir taşa çarpmayasın diye, elleri üzerinde seni taşıyacaklar.

İsa ona dedi: Sen Allah'ın rabbi denemeyeceksin.”

Görüldüğü gibi İncil'de geçen bu olay, kötü bir kopyalama ile Fetullah Gülen’in ağzından cemaat tarafından yayınlanan kitaplarda insanlarımıza yutturulmaya çalışılıyordu.

Hz. İsa'nın İncil'de anlatılan hikâyesine göre en önemli özelliği hastaları iyileştirmesi, körlerin gözlerini açarak görmelerini sağlamasıydı. CIA İstasyon Şeflerinin en yakın arkadaşı olan Gülen de Hz. İsa gibi şifacılar arasına katılıyordu. Ancak bazı farklar da olmuyor değildi. Hz. İsa'nın iyileştirdiği hastalara tüm Filistin tanık olurken, Gülen'in ki ne ise sadece Gülen'in kendisi şahit oluyordu. Hz. İsa körlerin gözlerini açarken, Gülen ise gören gözleri bile kapatıyordu.

Hayatı, İncil'den bazı bölümlerle paralellik gösteren Fetullah Gülen, kendisinden bahsederken birçok hastalıkları okuyarak iyileştirdiğini iddia ediyordu, "İnancın Gölgesinde" adlı kitabının 161. sayfasında doktorlara göre bir hafta ömrü kalan bir hastayı iyileştirdiğini anlatıyordu. Okuyalım:

"Arkadaşlarımızdan biri, yaşlı bir kadının dua isteğini getirdi. Bu kadıncağız için doktorlar, "Kanser metestaz yapmış ve her yanını kaplamış bir hafta kadar ya yaşar ya yaşamaz... Götürün son günlerini evde geçirsin” demişler. Kadıncağızın şahsıma büyük hüsn-ü zannı varmış; arkadaşlarımızı araya koyup ısrarla; "Dua etsin şifa bulurum" demiş, O masumeye nasıl dua ettiğimi şimdi hatırlayamıyorum. Altı ay kadar sonra arkadaşıma, ‘O kadın ne oldu' diye sordum. 'Yaşıyor' dedi. Sonra aradan iki yıl kadar bir zaman geçti. 'Ne oldu' diye yine sordum; Hacca gitti geldi, torunlarını büyütüyor’ cevabını aldım."

Fetullah'ın bu olayda tanığı kim? Tabii ki sadece kendisi! Ne arkadaşının ismi cismi var, ne de kadının... Fetullah bu olayda nasıl bir şark kurnazı olduğunu da belgeliyor, "Nasıl dua ettiğimi hatırlamıyorum” diyordu. Öyle ya biri çıkar da "benim de aynı hastalığa yakalanmış yakınım var. Bize de dua eder misiniz" şeklinde istekte bulunursa; işte o zaman yandı gülüm keten helva. Gitti şifacılık masalı...

İsa Mesih, İncil'den okuduğumuza göre insanların içine giren cinleri kovuyordu. O cinleri kovar da M. Fetullah ondan aşağı kalır mı Fetullah da cin kovmuş, hem de kendini Hz. Hamza ile aynı sayarak, Gülen "İnancın Gölgesinde" adlı kitabının son sayfasında Cinleri kovduğunun reklamını yapıyor, kendini Hz. Hamıza olarak şöyle ilan ediyordu:

"Çok sevdiğim bir arkadaşımın hanımında evlenir evlenmez cinnet emareleri baş göstermişti. Kaskatı kesilip, gözleri dönüyor ve "geldiler" diyordu! Gitmedikleri hekim kalmadı. Prof. Ayhan Songar da bir hayli meşgul oldu. Sonra? Allah (cc) başka bir yerden kapı açtı ve böyle arızalı, malûl kimselere okuyan bir hocaefendi, bir ay gelip, bu kadına okudu ve biiznillah hasta belli ölçüde ifakat buldu.

Bir defasında Ashab-ı Bedrin isimlerini de yanıma alarak, hastanın beyi olan arkadaşımı ziyaret etmek istedim. Ben daha merdivenlerden çıkarken kadın, "Hoca geliyor, onun da iflahını keseceklermiş" diye bağırmaya başladı. Ben içeriye girmedim! Ashab-ı Bedr'in isimleri bulunan kâğıdı arkadaşa verdim ve o da götürüp onu kadının üzerine bırakıverdi.

Sesi aşağıya kadar gelen hemşiremiz şöyle diyordu:

“Niye kaçıyorsunuz? Hz. Hamza geldi diye mi?” bunu nasıl izah eder ve hangi maddi sebebe bağlarsınız, bilemeyeceğim!.. O mübarek hemşiremiz, şu anda tamamen iyileşmiş durumdadır.”

Eski seyyar vaiz Fetullah Gülen, kendi hayatını anlatırken Hocaefendiliğine soyunduğu dinin özüne aykırı bir tutum içine giriyordu. Hiç haddi olmadığı halde kendini Allah'ın aslanı olarak bilinen Hz. Hamza ile eş gösteriyordu. Hz. Hamza hayatı boyunca hiçbir şeyden korkmadı. Hep inandığı değerler uğruna savaştı ve o yolda canını verdi.

Gülen ise hayatını hep korkuyla geçirdi. Sürekli olarak kaçtı. Kendince tehlike olarak gördüğü hemen hemen her ortamda "inandım" dediği değerleri inkâr etti. Korku onda psikolojik sorun haline geldi. Ve Gülen bu korkularını rapora bile bağlattı. Hz. Hamza yaşamı ile Allah'ın aslanı olduğunu kanıtlarken, Gülen'in kanıtladığı ise ürkek bir rüzgar gülü olduğuydu.

Gülen, üfürükçülükle iyileştirdiğini iddia ettiği arkadaşının eşi için hiçbir samimi Müslüman'ın kullanmadığı bir terimi kullanıyordu: Hemşire!

"Hemşire" tanımlamasını Masonlar birbirlerinin eşleri için kullanıyorlardı. Yani hemşire, masonlarda, mason biraderlerin eşlerine verilen bir tanımlamaydı.

Böylece Gülen, kendi kendinin Brütüs'ü olma yolunda bir merhale daha kat ediyor, kendini överken yine birçok açık veriyor, kendi kendini yakalatıyordu.

"Siyah Beyaz" yayınlarından çıkan, "Kuşatma" adlı kitapta Gülen'in 35 yıllık yol arkadaşı "Gülen Mesih mi" başlığı altında şunları anlatıyordu:

"Gülen, esas büyük maksadını ustaca gizlemeyi başarıyor. Yaptığı işleri, ülkenin aleyhine bile olan işleri allayıp, pullayarak takdim etme becerisine sahip. Kendisini kesin olarak "Mesih" gördüğü kanaatindeyim. Etrafındakilere hitap ederken "Havari" gibi ifadeler kullanır. Yani, "Siz benim havarimsiniz" demeye getirir. Hitap ettikleri "Havari" olursa, eh o da herhalde Mesih olur..."

Gülen, İsa Mesih gibi inananlara şifa verdiği propagandasını sadece geçmişte yapmıyor, bugün de reklamını yapmak için aynı senaryoyu sahneye koyuyordu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir