Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kadın ve Türban

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kadın ve Türban

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Tem 2012, 00:19

Kadın ve Türban

Fetullah Gülen, önce Abdülfettah Şahin daha sonra M. Fetullah Gülen adıyla yazdığı ve TÖV yayınlarından çıkan ve pırlanta kitap serisi olarak sınıflandırılan, “Ölçü veya Yoldaki Işıklar” adlı kitabında kadınları üç gruba ayırıyordu:


“Üç çeşit kadın vardır. Sokak kadını, zevk kadını, ev ve hizmet kadını. Hafif meşrep sokak kadın» çamura düşmüş cevhere benzer. Zevk kadını göz bağcı iblislere... Ev ve hizmet kadını ise sonsuzluk soluklayan cennet hurilerine...”

Fetullah Gülen, kadınları bu şekilde sınıflandırırken, ikinci dirilişi gerçekleştirmek amacıyla faaliyet gösteren ışık evlerinde kalan gençlere sabah namazından sonra, eller aşağıya doğru çevrilerek, şu dua yaptırılıyordu:

“Allahümme ecirna min şerri nisa, Allahümme min belain nisa, Allahümme ecirna min fitnetin nisa... Yani; Allah’ım kadınların şerrinden, Allah’ım kadınların belasından, Allah’ım kadınların fitnesinden bizi koru ve esirge!..”

Peki, Fetullah’ı medyada pompalayan hatun kişiler, bu sınıflamalardan ya da korunulması gerekenlerden hangisine giriyor derseniz, onun cevabı hiç yok.

Fetullah Gülen, gerek dini düşünceleri gerekse prensiplerinden dolayı kadınlarla hiçbir şekilde muhatap olmadığını her ortamda beyan ediyordu. Hatta bu özelliğini Küçük Dünyam adlı kitabının 111. sayfasında şöyle anlatıyordu:

“...Bu arada İmam-Hatip Okulu’nun yapımına başlandı. Taban döşemelerini toplamaya Ali Rıza Güven Bey’le ikimiz gittik. İstemediğim halde bir kadınla da muhatap olmak zorunda kalmıştık. Hatta Ali Rıza Bey, dönüşte bana şöyle demişti: ‘Hocam sizi çok takdir ettim. Prensipleriniz, dini düşünceleriniz...Fakat burada yaptığınız fedakarlık... Doğrusu bizi çok mütehassıs etti.’

Fakat ben imam Hatip Okulu hatırına o gün bana zor gelse de prensibimden taviz vermiştim. Bu da Ali Rıza Bey’i duygulandırmıştı. işin garibi o kadından hiçbir şey alamamıştık...”

imam Hatip Okulu için bile, kendisini son derece zorlayarak, güçlükle bir kadınla muhatap olan ve ondan hiçbir şey alamayan Fetullah Gülen; 1. Amerika hicretinde iken Nevval Sevindi’den, duygularını açıkladığı bir mektup alıyor, bu mektupta Nevval, sadece duygularını iletmiyor aynı zamanda görüşmek istiyordu.

Nevval Sevindi’nin duygularını kaleme dökerek görüşmek istediği kim?.. Ders verirken bile erotik çağrışım yapmasın düşüncesiyle sakal bıraktığını söyleyen, kadınlara yüzüne bakmamalarını ihtar eden Fetullah Gülen!..

Böyle bir görüşme gerçekleşir mi? Olur mu hiç!... Ben de öyle düşünmüştüm. Aaa bir de ne görelim? Bu kere bu kadından bir şey alacağına inanmış olacak ki, Nevval’e “gel gayrı” diyordu.

O da bu cevap üzerine uçağa atladığı gibi soluğu New York’ta alıyordu. Bu mutlu anı Nevval’den dinleyelim:

“Uzun süredir yaptığım ve Türkiye’de gerçekleşemeyen görüşme talebini nihayet kabul ettiğini söyleyince hemen New York’a uçtum. ‘Kendimi zihnen buna hazırlamıştım’ dediği için heyecanlanmış ve hemen gitmek istemiştim. Kendisiyle iki gün sohbet edip birlikte zaman geçirdim...”

Nevval Sevindi, “Fetullah Gülen ile New York Sohbeti” adlı kitabının 13. sayfasında bunları anlatırken, 1. sayfada ise “Sıcak ve soluklu ilişki günden güne gelişti tanıştık” diyordu.

Bu tanışmanın, sıcak ve soluklu ilişkinin başlamasının ardından Fetullah’ta birçok değişim göze çarpmaya başlıyordu. Bunların en çarpıcı olanlarından birisi de, baş örtüsü konusunda gelişiyordu. Gülen, “Sonsuz Nur” adlı kitabında baş örtüsü için ağlayıp feryad ederken çığlıkları arz-ı alem’e yayılıyordu:

“Ah benim Türkistan’daki kardeşlerim, ah benim Afganistan’daki kardeşlerim! Kim bilir yine hangi bacımın başörtüsüne el uzatıldı.”

Gülen’in “Fasıldan Fasıla” adlı kitabında ise Türban hakkındaki düşünceleri şöyleydi:

“Türbana çağdışı diyorlarmış. Eğer bununla baş örtüsünü kast ediyorlarsa doğru. Neden? Çağları aşan bir kıyafette ondan. Günümüz dünyası ondaki hikmet harikasını kimbilir ne kadar sonra idrak edecek.”

Fetullah Gülen, Bahçelievler Camii’nde gerçekleştirdiği Pazar sohbetlerinde yaptığı konuşmalarında ise şu görüşleri savunuyordu:

“...Bir bacımızın türbanını çıkarttıklarında kıyamet kopar. Çünkü çok alışmış ve onunla bütünleşmiş onu dinin bir emri olarak saymaktadır. Onu çıkardığı zaman, dinin bir yanının yıkılacağına inanır. Çünkü türbanı İslam şuuruyla, İslam anlayışı ile takar..."

Daha önceleri böyle konuşan ancak karşısında Nevval'i görünce "Dinin emri", "Dinin bir yanının yıkılması", "İslam şuuru", "İslam aşkı" gibi kavramları unutan, bu kavramlara ters parante attıran Gülen, çark üstüne çark ederek bir rüzgar gülü edasıyla ona şu cevabı veriyordu:

"Başörtüsü de aynı şekilde üzerinde durulacak usul, yani imanın ve İslam’ın esaslarından, şartlarından değildir.”

Bunlardan dolayı, insanın adeta dinin dışında tutulması dinin ruhuna aykırıdır. Bu konuda dayatmalar, ısrarlar ifrattır ve zorlamadır. Gönülde sevgi önemlidir.”

Fetullah'tan bu şekilde fetva alan ve yan yana fotoğraflar çektiren Nevval hızını alamayarak, hiç de estetik olmayan vücudunu bir dergide sergiliyordu. Nevval’in fotoğraflarının yayınlamasının ardından kısmeti açılıyor ve hakettiği yere Samanyolu TV’ye geçiyordu. Nevval, Gülen cemaatinin yayın organı görünümünde olan Samanyolu'nda haber yorumu yapıyor ve bazı programları sunarak cemaatin eğitilmesinde önemli katkılar sağlıyordu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir