Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rüyalar ve Fetullah

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Rüyalar ve Fetullah

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Tem 2012, 00:22

Rüyalar ve Fetullah

Fetullah Gülen’in anlatımlarına bakıldığında, yaşamında rüyaların önemli bir yer tuttuğu anlaşılıyordu? Kendince önemli, önemsiz bir çok kararını bazen kendi gördüğü bazen de başkalarının kendisi hakkında gördüğü rüyalara dayandırarak verdiğini anlatıyordu.

Evlenmeme kararını nasıl aldığını "Küçük Dünyam" adlı kitabında şöyle anlatıyordu.

"Bir ara içimden 'acaba evlense miydim' diye geçti. Katiyyen düşünmek şeklinde değil, şimşek süratinde gelip geçen bir fikir.”

İlahi hikmete (!) bakın ki, evlenme fikri aklından şimşek gibi geçmesine rağmen ertesi gün bir arkadaşı geliyor ve Fetullah Gülen’e akşam gördüğü rüyayı şöyle naklediyordu:

“Rüyamda efendimizi gördüm. Size selâm söyledi. Ve ‘evlendiği gün ölür ve cenazesine de gelmem’ buyurdu. Bu bir rüya idi. Rüya ile amel edilemeyeceğini biliyordum, ama şahsım adına bu işarete saygılı olmaya çalıştım.”

Fetullah Gülen, “Küçük Dünyam” adlı kitabının 14. Sayfasında, Hz. Peygamberin dört halife ile köylerine ziyarete geldiğini, Hz. Ali’nin elindeki kazığı köye çaktığını ve bir daha köyün sallanmayacağını, yani depremden korunacağını anlatıyordu.

Gülen, sürekli olarak Hz. Peygamber’in kendisi ile meşgul olduğuna dair rüyalar anlatıyordu. Söylediğine göre, gençlik yıllarında bir gün arkadaşı ile risaleleri okuduğu günlerde Peygamber Efendimiz kendisiyle ilgilenmiştir. Gülen’den dinleyelim:

“Bir gün bu arkadaşlardan biri rüya görüyor. Hatice Validemiz kapının dışında, Efendimiz de içeride oturuyor. Ders yaptığımız bu dört-beş kişiyi kast ederek, Hatice Validemiz Efendimize: ‘Ya Resulallah’ bunlar ‘bizden hoşnut musun Ya Resulallah’ diye soruyorlar’ diyor. Ve Efendimizden cevap geliyor: ‘Evet hoşnudum. Hele birisi, hele birisi!..’ diyor.”

Allah için Fetullah Gülen’deki tevazuya bakın!.. Burada bahsedilen birisinin kendi olduğunu açıklamıyor. Ya ne yapıyor? Okuyan anlasın diye kendi ile ilgili uydurduğu bu durumu vurgulamaktan kaçınıyor (!!!)

Gülen, üstadı Ermeni Said gibi işkembe-i kübra’dan atmaya doyamıyordu. Gülen, ders vermesinin yasaklanacağını yine rüyasında Hz. Peygamberin bildirdiğini şu şekilde açıklıyordu:

“Ben Kestanepazarı’ndan ayrılınca, Güzelyalı’da bir camide imam Hatip ve Yüksek İslam Enstitüsü talebeleriyle hadis okumaya başladık. Dersler ikindiden sonra olduğu için de iştirak fazla oluyordu.

Bu dersler bir müddet devam etti. Son gün bir rüya gördüm. Rüyamda ben bu camide ikindi namazı kıldırıyorum. Sağ tarafıma selâm verince baktım ki, Efendimiz de orada bulunuyor. Ancak mübarek yüzü yağmur yüklü bulut gibi dopdolu... Ben içimden ‘Acaba efendimizi üzen bir şey mi oldu’ diye geçiriyorum ve uyanmışım.

Bu rüyayı gördükten sonra bir daha o camide hadis dersi yapmamız mümkün olmadı. Anladım ki, Efendimiz’in mahzun olmasının manası buymuş.”

Fetullah Gülen; hapishaneye gireceklerini de, tahliye olacaklarını da rüyalarla açıklıyordu:

“Hapishaneye giderken, tatlı bir burukluk içinde girmiştik. Çıkarken de öyle çıkacaktık ve çıkıyorduk da. 12 Mart’ı müteakip hadiselerin iç-içe girdaplaşıp derinleştiği, gayyalaşıp korkunçlaştığı o sisli-dumanlı günlerde, Allah-u Alem sadık bir rüyada; Hazret-i Sahip kıran, sırtında siyah bir cüppe, hapishanenin önünde durmuş, bizleri bir kaleye dolduruyor gibi birer birer tutup içeri attığı görülmüştü.

Tahliyeden bir müddet önce de, inilmeyecek gibi alabildiğine bir zirveden, hem de umulanın üstünde bir emniyetle kayıp Kâbe’ye ulaştığımız görülüyordu...”
Neredeyse rüyalarla kutsandığını iddia edecek olan ve Allah’ın koruması altında olduğunu sürekli vurgulayan Fetullah Gülen, yine de rüyalara ve Allah’ın korumasına güvenemediğinden olacak ki, her önüne gelenden yardım umuyordu.

Gözaltındayken Albaylardan kendilerine aracılık yapmasını şu sözleri ile istiyordu:

“Harun Reşit Hocaefendi’yi de salmışlardı. Bir Albay onun için tavassutta bulunmuş. Giderken kendisine, ne pahasına olursa olsun bizim için de tavassutta bulunmasını rica ettik. Harun Reşit Hocaefendi durumu Albay’a bildirmiş, o da gidip yetkililerle görüşmüş. Fakat, onların durumu ağır, cevabını alınca aracılıktan vazgeçmiş...”

Gülen, rüyaları istediği gibi kullanıyordu. Bazı rüyalarda yani evlenmesini istemediklerinde bu emri aynen uyguluyor, sakal bırakması talep edilince bu defa tersten yorumlatarak sakal bırakmama kararı alıyordu. Fetullah, rulet masasındaki top gibi dönüp dönüp istediği yerde duruyordu. Hele çıkarı ne taraftaysa, izleyelim:

“Çok erken yaşlarda Hz. Peygamberi örnek almak arzusuyla sakal bırakmayı düşündüm. Bir rüya görmüştüm. İtimat ettiğim bir kişi sakal bırak dedi. Hakkında iyi düşüncelerim olan birine: “Bu rüyanın tabiri nedir” diye sordum. O kişi de ‘Bırakmamak manasına gelir’ dedi. O gün bu gün kestim...”

Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, “Fetullah Gülen ve Laik Sempatizanları” adlı kitabında, Gülen’in rüyalarına şöyle yorumda bulunuyordu:


“Peygamberi rüyamda gördüm diyen herkesin söylediklerine inanacak olursak, bunun sonu nereye varır? Bu durumda, peygamberi rüyamda gördüm, seninle evlenmemi istiyor, diyerek Fadime’yi iğfal etmiş olan, sözde tarikat şeyhi Ali Kalkancı, bir bakıma çok masum kalmaktadır. O, bu yolla bir genç kızı ikna etmiştir; Fetullah Gülen ise bütün bir ulusu iknaya kalkışıyor.”

Fetullah Gülen, Amerikalıların Irak’ta camileri bombalamaları karşısında sesiz kalırken, yine Amerikan askerlerinin Kur’an-ı Kerim’i nişangâh yapmalarını görmezden geliyordu. Türkmenlerin Telafer’de katledilmeleriyle, tecavüze uğramalarıyla hiç ilgilenmiyordu.

Gülen, Irak’ta sakat bırakılan, öldürülen binlerce çocuk için hiçbir zaman gözyaşı dökmüyor, Filistinli çocuklar için ağlamıyordu.

Fetullah, ne yaman bir Yahudi dostu olduğunu, Hz. Peygambere de iftira atarak görmediği rüyalardan birini daha öğrencilerine anlatarak kanıtlıyordu:

“Savaştan önce Resulallah’ı rüyamda görmüştüm. Tebessüm ediyordu. Sevinçli bir hali vardı. Savaştan sonra tekrar gördüm. Başının üzerinde Scud Füzeleri uçuyordu. O füzeler çocukları öldürüyordu. Bu sebepten dolayı çok üzülmüştü, hatta bu sebepten saçları ağarmıştı. Vallahi saçları ağarmıştı.”

Yüzbinlerce Iraklı çocuk katledilirken sessiz kalan Fetullah, Saddam İsrail’e iki füze gönderince Yahudi dostları zarar görecek diye feryad figan ağlıyor, Yahudi çocukları için dövünüyor, ağlama ve inlemelerinde Hz. Peygambere de iftiralar atıyordu.

Öyle ya Iraklı bebeler katledilirken, kadınların ırzlarına geçilirken, çoluk çocuk, yaşlı genç binlerce Iraklı ve Türkmen katledilirken Fetullah’ın rüyasına gelmeyen peygamber Yahudi çocukları riske girince mi rüyalarına uğruyordu?..

Fetullah Gülen yine meydanı boş bulduğu ortamlarda desteksiz atıyor, ardındaki cemaatinin tamamına cennet müjdesi veriyor, cennet muştusunu da rüyalarına dayandırıyordu. Fetullah rüyasında haşa Allah adaletsizlik yapmış gibi cehenneme atılmak üzere yola çıkarılmış insanların cehenneme atılmasına mani olduğunu söylüyordu.

Gülen bu arada bakıyor ki, cehennemlikler arasında cemaatinden bir tek kişi bile yok. Üstelik bu açıklamayı yeminle yapıyor. Oysa, kısaca hatırlayacak olursak, Peygamberimiz gökteki yıldızlara benzettiği sahabelerden ancak onuna cenneti müjdeliyordu.

Çok enteresan! Peygamberimiz öve öve göklere çıkardığı sahabelerinden ancak onuna cennet müjdesi verebiliyordu. Fetullah Gülen ise arkasındaki tüm cemaatine bu müjdeyi veriyordu. Fetullah Gülen kim? mürşit mi, müçtehit mi, yoksa yeni bir dinin peygamberi mi?

Fetullah Gülen, 25 Ocak 1995 tarihinde Sabah Gazetesi’nden Nuriye Akman ile yapmış olduğu söyleşide, haşa sanki Allah’ın Özel Kalem Müdürü imiş gibi cemaatine topyekün cenneti şu sözleri ile vaat ediyordu:

“Ben cehennemin önünde kollarımı açmış, sel gibi akan insanları durdurmaya çalışıyorum. Sonunda dayanamadım kenara çekildim. Vallahi bu cemaatten hiç kimse onların içinde yoktu.”

Gülen bu rüyasını açıklarken haddini de aşarak Allah’ın insanlara adaletsizlik yaptığını da ima ediyor, Allah’ın cehenneme atılmak üzere yola çıkardığı insanların cehenneme atılmasına mani olmaya çalıştığını söylüyordu. Üstün gayretleri sonucu yorgun düşmesinin ardından bir de bakıyor ki cehennemlikler arasında cemaatinden hiç kimse yok!

Niye öyle garip garip bakıyorsunuz? Fetullah bu garantiyi bir de yeminle veriyordu.

Ne zannettiniz? Fetullah sadece cemaatini mi cennete gönderiyor? Tabii ki hayır. Kendi çıkarlarına hizmet eden herkese de Ortaçağ papazları gibi, cennette tapu çıkarıyordu.

Fetullah, Milliyet Gazetesi’ne verdiği röportajda 12 Eylül darbecisi Kenan Evren’i de cennetlikler arasında gösteriyor, haşa sümme haşa O’na da cennetin kapılarını ardına kadar açıyordu.

Hani Gülen ve Gülenciler darbe ve darbecilere karşıydı gibi anlamsız bir sorunun cevabı; 28 Şubat’a en önemle desteği Gülen ve cemaati vermedi mi olacaktır, inanmayan Erbakan’a sorsun.

Hadi bunu Erbakan’a bırakmadan 28 Şubat’ta Gülen’in darbecilere verdiği aklı ibretle izleyelim:

“Ben olsam, haklarında kapatma davası varken erken seçime gider, RP’yi sandıkta yenerdim."

Bu sözlerin sahibi, bugün hiç yüzü kızarmadan darbecilere ve darbeye nasıl karşı olduğunu söyleyebiliyordu. Hatta söylemekle de kalmıyor, bir de kendini 28 Şubat’ın mağduru olarak gösteriyordu.

29 Mart 2009'da yapılan yerel seçimlerin sonucunda AKP'nin oy kaybetmesinden büyük bir korkuya kapılan Fetullah Gülen, o panik ve telaşla 6 Nisan 2009 tarihinde daha önceleri fikir babalığına soyunmaya kalktığı 28 Şubat'ı eleştiriyor, TSK'yı hedef alarak, Emniyet içindeki Fetullahçı yapılanmanın uydurduğu irtica ile Mücadele Eylem Planı’ndaki gibi kendilerinin terörist şeklinde gösterilebileceğini öne sürüyordu.

Gülen, sözde eylem planı tezgahının ortaya çıkmasından aylar önce şöyle konuşuyordu:

"Dün olduğu gibi bundan sonra da, beslenen bazı şer şebekeleri en samimi müminleri ve hakiki Müslümanları terörist gibi göstererek yeni bir irtica yaygarası koparabilirler.”

Gülen'in bu açıklamasının ardından harekete geçen Emniyet ve Adliye içindeki Fetullahçı yapılanma hemen bu doğrultuda bir belge düzenliyor, kurban olarak da yine madalyalı bir asker seçiliyor ve senaryo hazırlandıktan sonra "Millete İhanet Planı" yalanlarıyla bir bardak suda fırtınalar koparılıyordu.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir