Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yufka Yürekli Fetullah

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Yufka Yürekli Fetullah

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Tem 2012, 00:25

Yufka Yürekli Fetullah

Gülen’in hayatını kaleme alan cemaate yakın yazarlar, onun nasıl merhametli, nasıl yufka yürekli oldğunu anlata anlata bitiremiyorlardı. Faruk Mercan da “Fetullah Gülen” adlı kitabının 295. Sayfasında böceklere, haşeratlara bile ne denli sevgi taşıdığını (!) şu sözlerle anlatıyordu:

“1960’lı yıllarda bir kamp sırasında yakaladığı yılanı tutup sallayarak belini kıran Davut ismindeki öğrencisine, “O hayvanı öldürmeye ne hakkın vardı?” deyip, ceza olarak bu öğrencisiyle bir süre konuşmayan kişi Gülen’di. Yine bir kamp yerinde etrafı kuşatan bir tür haşerata karşı önlem için ilaç kullanılacağı zaman Gülen, “Bu hayvanların canına kıymaya hakkımız yok” diyerek kampın yerini değiştirdi. Kampın yerini değiştirmek demek, çadırların sökülüp yeniden kurulması, tuvalet çukurlarının yeniden kazılması demekti. Yeni kampın bu zorluklarına rağmen, Gülen o böcek ve sineklerin yaşamasına öncelik verdi.”

Yine aynı kitabın 98. Sayfasında ise Gülen’in insan sevgisi ile ilgili masallar anlatılıyor, bu anlatılanlar Gülen’in gerçek yaşantısının yanında komik ötesi oluyordu. Bakın Gülen’de nasıl bir insan sevgisi varmış:

“Gülen, ‘size biri bıçakla saldırıyorsa, kollarınızı açın, ona sarılın. Onun yaka cebine gül kondurmak için okunuzun ucuna gül takın’ diyordu.”

Gülen atmada sınır tanımıyordu. Kendini evliya gibi göstermek için söylediği sözler evliyaları yattıkları yerlerde ters döndürüyordu.

Gülen, bir gün kürsüde vaaz ederken şöyle demiş:

“Şayet bir gün beni kürsüde öldürürlerse, cesedimi bir kenara atın ve başınız önde asayişin, emniyetin temsilcileri olarak evlerinizin yolunu tutun. Eğer böyle bir anda kalkıp bana saldıranlara karşılık verirseniz size hakkımı helâl etmem. Allah’ın huzurunda iki elim yakanızda sizinle hesaplaşırım.”

Fetullah Gülen, Ankara DGM Başsavcılığımın kendisi hakkında soruşturma yaptığını öğrenince 21 Mart 1999 tarihinde Amerika’ya kaçıyor, bu firarı, “Sağlık Sorunla rı” bahanesiyle maskelemeye çalışıyordu.

Haziran 1999’da Show TV’de Reha Muhtar’a yaptığı bir saatlik açıklamayla 14 gün sonra Türkiye’ye döneceğini taahhüt eden Fetullah Gülen, aradan 260 tane 14 gün geçmesine rağmen bu sözünü tutmuyor, tüm insanlarımızı kandırıyor, ülkeye dönemiyordu.

12 Eylül döneminde arandığı sırada fellik fellik kaçıyor, her gün bir başka müridinin evinde saklanıyor, devlet büyüklerine “Kurtarın beni” diye yalvarıyordu. Sonunda bu yakarışlarını duyan Turgut ûzal’ın araya girmesiyle paçayı kurtarıyordu.

5 Mart 2009 tarihinde Amerika’da malikhanesinde gazetecileri ağırlayan Fetullah Gülen, Ergenekon operasyonu nedeniyle hayatını kaybeden, hastanelik olan insanlarla dalga geçiyor, “bu işte Gatakulli var” diyebiliyordu. Böylece; böcekleri, sinekleri bile öldürenlere tepki gösterdiği iddia edilen, bol bol reklamı yapılan Fetullah’ın böcek, sinek sevgisinin, nasıl bir kandırmaca olduğu bir kere daha kanıtlanıyordu.

9 Mart 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde M. Yılmaz, bu konuda şöyle yazıyordu:

“Fetullah Gülen, Amerika’da bir koru içindeki villalardan oluşan, “kampusunda” bazı gazetecilerle görüştü. Gazeteciler geceyi “kampus” içindeki villalardan birinde geçirip, 50 kişinin katıldığı bir sabah kahvaltısında “huzura” kabul edilmişler! Fetullah Hoca, o kahvaltı sohbetinde sözü Ergenekon Davası’na getirmiş.

Bazı tutukluların “hastalık” gerekçesiyle Gülhane Askeri Hastanesi’nde yatmalarını “Gata-kulli” olarak nitelemiş.

Kelime oyunlarındaki bu yaratıcılığa bakınca “Zaman gazetesinin başlıklarını neden Hoca’ya attırmıyorlar” diye merak ettim. Hoca, başlıkları kendisi atsa o gazete daha eğlenceli olur, bu açıkça görülüyor.

Ama belli ki, ABD ile Türkiye arasındaki saat farkı buna engel oluyor.

Hoca’nın bu dava ile ilgili yorumlarındaki genel havaya bakılırsa, kendisi zaten hem savcı hem de yargıç olmuş! Evet, onun özlemini duyduğu günlerdeki gibi olsaydı, bu makamı hak ederdi ama laik demokrasi devrinde bu hayalini gerçekleştirmesi mümkün değil.

Hoca’nın görüşlerinin daha vahim olan yönü, tutukluluk halini bir adli süreç olarak değil, bir yöntemi olarak algılıyor olması.

Bu davada bugüne kadar cezaevinde ölüm bile gerçekleşti. Bazı sanıkların yaşları itibariyle, cezaevi şartlarında hastalanıp, tıbbi yardıma ihtiyaç duymalarında da şaşılacak bir şey yok. Asıl şaşılması gereken, bu en temel insan hakkının kullanılmasının, kendisi de yaşlılık hastalıklarından mustarip bir kişi tarafından olumsuz bir bakış ile karşılanıyor olması.

Bir de o kişi için “yüreği insan sevgisi ile dolu” diye reklam yapıyorlar. Allah korusun bir de öyle olmasaymış, kimbilir neler diyecekti!”

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir