Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

CIA ve Gülen

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

CIA ve Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Tem 2012, 00:50

CIA ve Gülen

Gülen cemaatinin büyük bir oranda finanse ettiği, Türk okulları olarak lanse edilen, ancak, ABD’ye hizmet için kurulan okullar öncesinde başlayan CIA ile işbirliği son hızıyla devam ediyordu.

Afrika'da bile açılan bu okullar o ülkedeki zeki çocukları bulup, Amerika'ya gönderip eğitmek daha sonra istedikleri kıvama getirdikleri, her türlü amaç için kullanabilecekleri insanları tekrar ülkelerine geri getirip, vatanlarında ABD'nin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutmalarını sağlayabilecek yönetici konumuna yükseltmek amacıyla CIA organizasyonu ile yapılan çalışmalardı.

Fetullah Gülen, Ankara DGM Savcılığının hakkında başlattığı örgüt soruşturmasını, savcının yakınında bulunan örgüt üyesi amirlerden öğrenince, "tehlike anında hicret sünnettir" prensibine "tüymeyi" de ekliyor ve Amerika'ya kaçıyordu.

Amerika'da 137 dönümlük arazide villa içinde FBI korumasında, ClA'nın desteğinde yaşamak son derece hoşuna gittiği için, Türkiye'ye dönmek istemiyordu. Bu nedenle ABD'den sürekli oturma izni almak için işbirliği yaptığı; CIA, Katolik Papazları ve Kiliseleri, Evanjelist Kilisesi ve Rahipleri, Rum Ortodoks Kiliseleri ve Papazlarını devreye sokuyor, yardım istiyor, "ne olur beni ABD'den kovmasınlar" diyordu.

Haziran 2008 tarihli Milliyet Gazetesinde Gülen'in ABD'de kalma faaliyetleri yer alıyordu. Fetullah Gülen'e ABD'de süresiz oturma ve çalışma izni vermesi için başvurulan 1-140 statüsündeki vize, bilim, sanat, iş, eğitim ve spor alanlarında olağanüstü yetenek gösteren, uluslararası saygınlığı olan, bu faaliyetlerini ABD'de sürdürmek isteyen ve ABD'nin de bu faaliyetlerden faydalanacağı kişilere veriliyor.

Oysa Gülen, eli kanlı terör örgütü Hizbullah'a övgüler düzmüş, demokrasiyi şeytandan gelen rejim olarak nitelemiş, şeriat devletinin mutlaka geleceğini iddia etmiş, müridlerine kelle alıp, kelle vermeyi, kanla abdest almayı öğütlemiş, ilkokulu dışarıdan zorla bitirmiş, devlet tarafından "muzır" olarak gösterilip Diyanet'ten emekli edilmemiş bir kişiydi.

Fetullah Gülen'in ABD içişleri Bakanlığı'na başvurusunu yaptığı 1-140 vizesinin reddedilme nedenleri de ortaya çıkıyordu. Amerikan yasaları gereği her sene kısıtlı sayıda verilen ve "iş, bilim, sanat, eğitim ve spor alanında olağanüstü yetenekli" kişilere oturma ve çalışma imkanı sunan vize talebinin reddedilme nedenleri arasında, Gülen'in eğitim alanında başvuru yapmasına rağmen bu alanda direkt faaliyette bulunmaması ve bu konudaki "olağanüstü yeteneğini" belgeleyememesi gösteriliyordu.

21 Kasım 2006 tarihinde Gülen'in 1-140 vizesi için yaptığı başvuru, İçişleri Bakanlığı tarafından bir sene sonra reddedildi.

18 Aralık 2007'de bir kez daha aynı vize ve oturma izni için başvuran Gülen, bu kez CIA İstasyon Şefleri, Rum Papazları, Yahudi din adamları, Cizvit ve Katolik Rahiplerinden oluşan 26 isimden kendisine referans oluşturuyordu. Ancak bu referanslar yetmiyor, Mart 2008'de Gülen'in temyiz isteği reddediliyordu.

Para Karşılığı Yazdırıyor

ABD İçişleri Bakanlığı adına savunma yapan Savcı Patrick Meehan ve Mary Catherina Frye imzasıyla sunulan 4 Haziran 2008 tarihli belgelerde; "Davalı, kendisinin din adamı olduğunu ve eğitim alanında çalışmalar yaptığını belirtiyor. Oysa, eğitimci olduğunu gösteren hiçbir belge sunmadığı gibi kendisini akademisyenlerle çevreleyip para karşılığı kendi görüşlerinin tartışıldığı konferanslarda konuşturuyor ya da görüşlerini yazdırıyor" saptaması yapılıyordu.

"Davacı'nın yani Gülen'in sunduğu deliller göstermektedir ki kendisi siyaset ve din konularında çok etkili bir hareketi yönetmektedir. Ama bu Kongre'nin çok özel yetenekte insanlara verdiği vizeyi almasına hak veren bir alan değildir" diyen savcılık makamının kararı kabul görüyordu.

Gülen'in avukatları bu kararı da bozmak için "ara karar çıkartma" isteminde bulundu. Buna yanıt olarak 18 Haziran'da Savcılık makamınca Pennsylvania Doğu Bölgesi Mahkemesine sunulan belgelerde şöyle deniliyordu:

"Davacı eğitimi konusunda uluslararası alanda takdir kazandığını iddia etmektedir. Oysa kendisi, "olağanüstü” yetenekli eğitimciler arasında olmadığı gibi eğitimci bile değildir. Kendisi delillerde de sunulduğu gibi büyük ticari kaynakları bulunan etkili dini ve politik bir hareketin lideridir. Dinlerarası diyalog ve tolerans da bu statüde verilen vize için yeterli değildir."

İçişleri Bakanlığı adına savunma yapan savcılar; Gülen'in bırakın olağanüstü eğitimciliğini, normal eğitimci bile olamayacağını belgeliyorlardı. İlkokulu bile normal yoldan bitiremeyen, dayısı Hüseyin Top'un gözetiminde girdiği vaizlik sınavında Allah’ın sıfatlarını baka baka yazdığı halde tam olarak kağıda geçiremeyen, mezhepler hakkında bilgisi olmayan ve Cuma’nın şartlarından ise habersiz biri nasıl eğitimci hele bir de olağanüstü eğitimci olabilirdi. Savcılık Gülen hareketinin balonlarını tek tek patlatıyordu.

Gülen'in "dini hoşgörüyü eğitim kurumlarının içine sokan metodlar geliştirdiği iddiasına" da yer veren savcılık makamı, “ancak davacı, bu metodların ne olduğunu gösteren bir delil sunmamıştır. Yazıları bir müfredat modeli ya da metodoloji içermemektedir. Kendisinin eğitmenlik yaptığını belgeleyen bir delil dahi bulunmamaktadır" diyordu.

Savcılık makamı ayrıca Londra'da Lordlar Kamarası’nda Gülen için düzenlenen toplantının da sadece o mekanda yapıldığını, Gülen'in Konferansı "İngiliz Hükümetinin desteklediği" iddialarının yanıltıcı olduğunu belirtiyordu.

Gülen, toplantılarda salya sümük ağlayarak insanlardan kurban derilerine kadar yardım olarak istiyordu... Toplanan yardımların ne şekilde harcandığı da savcılık makamının açıklamalarıyla biraz olsun netleşiyordu.

Londra'daki Gülen Konferansındaki sunumlardan faydalanan savcılık makamı; "...deliller de göstermektedir ki, davacı kendi hareketinin organize ettiği ve masraflarını karşıladığı toplantılarda bulduğu desteği kendisini 'alim' olarak göstermekte kullanmaktadır" diyordu.

Gülen hareketinin yürüttüğü projelerin finansmanında kullanılan paraların büyüklüğü nedeniyle Suudi Arabistan, İran ve Türk hükümetleriyle gizli anlaşma içinde olduğu iddiaları dile getirilmektedir.

CIA'nın da bu projelere finansal ortaklık ettiği şüpheleri bulunmaktadır" diyen savcılık, Gülen'in sunduğu onlarca destek mektubundan hiçbirinin bir eğitimciden gelmediğine dikkat çekiyordu.

Gülen'in Yalanı

Gülen'in aldığı ödüllerin gerçek ödül bile sayılmasının şüpheli olduğuna yer veren savcılık makamı, "Davacı'nın UNESCO ödülünü aldığı törende Papa 2. Jean Paul'le bir kez daha görüştüğü iddiası doğru değildir. Çünkü; Papa, ödül tarihinden altı ay önce ölmüştü" diyerek, Gülen'in bir tezini daha çürütüyor, böylece Amerika'da bir süre daha kalabilmek amacıyla İslam'da en büyük suç ve günahlardan biri olan “Yalan’a sığınıldığı” ortaya çıkıyordu.

Savcılık iddianamesinin son bölümünde, Gülen'in "gelecek planlarım" açıklamadığı, eğitim alanında çalışmaya devam edeceğine dair hiçbir işaret vermediği yazılıydı.

İddianamede "kendisi hakkında konferanslar düzenleyip yazılar yazdırması eğitim alanında olağanüstü bir faaliyet sayılmaz" deniliyordu.

CIA'nın Gülen'e Referansı

Gülen, Amerika'da kalabilmek, Türkiye’ye dönmemek için istediği vizeye daha kolay kavuşabilmek amacıyla işbirliği yaptığı dostları CIA istasyon şefleri, Papazlar ve Hahamları devreye sokuyor, onlardan yardım istiyordu. Gülen'e referans veren CIA elemanları şu isimlerden oluşuyordu.

George Fidas: CIA'nın Dışa Açılım ve Analiz Bölümü Direktörlüğü görevini yürüten bir isim. Halen Karma Askeri İstihbarat Konseyi Üyesi.

Graham Fuller: Eski Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski CIA Türkiye Masası Şeflerinden.

Morton Abromowitz: ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi. CIA Ajanı. Halen Carnegie Endowment ve The Century Foundation üyesi.

Gülen'in Amerika'da kalması için destek veren papazlar ise şu isimlerden oluşuyordu:

Aleksander Karlutsos: ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposunun Yardımcısı.

Rahip Floyd Schoenhals: Evanjelist Kilisesi Arkansas-Oklahoma Sirtodur.

Rahip Thomas Michael: Katolik Kilisesi Cizvit Tarikatı mensubu.

Rahip Donald Senior: Katolik Teoloji Birliği Başkanı.

James Kenneth Echols:
Chicago Lutheran Teoloji Okulu Başkanı.

Rahip Teny Mathis: California Üniversitesi Riverside Kampusu Rahibi.

Rahip Loye Ashton: Tougaloo College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.
Fetullah Gülen amaca ulaşmak için her yolu mubah görüyor, Sabetaylardan Yahudilere, Yahudilerden Rum Papazlarına, Papazlardan CIA elemanlarına, CIA ajanlarından yerli tarikatlara, yerli tarikatlardan Moon ve benzeri tarikatlara kadar her kesimle ilişkiye giriyordu.

Gülen bu faaliyetlerinin izahını kendince şöyle yapıyordu:

"Evet, biz sair İslami cemaatlere farklı kulvarlarda, ama aynı hedefe koşan insanlar nazarıyla bakıyoruz...

Veya onları aynı çatı içinde farklı odalarda hayatlarını sürdüren kişiler gibi görüyoruz..."

Peki; Emniyet, MİT ve Adliye içindeki Fetullahçı yapılanma ile bunların işbirlikçileri olan 2. Cumhuriyetçilerin, PKK'lıların ve dönek solcuların ortak hedefleri ne?..

“Laik cumhuriyetin temellerine dinamit koymak.”

Ancak;

Cumhuriyet'in temellerine koymaya kalktıkları bombalar gün gelecek ellerinde patlayacaktır.

O gün yakındır, hem de çok yakın!..

Hem de hiç ummadıkları kadar yakın.

Kaynakça
Kitap: AMERİKADAKİ İMAM
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir