Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Avukatın Bürosundaki Ünlü Savcı ve Kadın

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 4

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Avukatın Bürosundaki Ünlü Savcı ve Kadın

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 15:44

Avukatın bürosundaki ünlü savcı ve kadın

10 Mart 2003, kamuoyunun yakından takip ettiği bu davanın karar günüydü.

Gülen ABD’deki çiftliğinde verilecek kararın kendisine iletilmesini sabırsızlıkla beklerken, avukatları da duruşma salonunda mahkeme başkanının ağzından çıkacak karan bekliyordu.

Mahkeme başkanı kesin hüküm verilmesinin ertelenmesi kararını açıkladı. Ancak gerekçeli metinde kritik noktalara işaret ediliyordu. Bu karar metni, hem Gülen hakkındaki iddiaları hem de buna ilişkin olarak mahkemenin görüşünü ortaya koyuyordu.

Fethullah Gülen davasının Esas no: 2000/124, Karar no: 2003/20 ve C.savcılık esas no: 2000/192 idi. Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken’di. PKK’nın başı Abdullah Öcalan İmralı Adası’nda yargılandığında da üye olarak görev almıştı. Mahkemenin üyeleri ise Yunus Karabıyıkoğlu ve Mehmet Maraş’tı. Maraş, Askeri Hâkim Abdülkadir Davarcıoğlu’nun mahkemedeki görevinden alınmasından sonra Öcalan davasına katılmıştı. Cumhuriyet Savcısı olarak Hamza Keleş iddia makamında bulunuyordu, iddianameyi dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel hazırlamıştı.

içişleri Bakanı Sadettin Tantan döneminde Türkiye’yi sarsan önemli operasyonlar yapılıyordu. Bakan, “Bazı hâkim ve savcılar baskı altında” dediğinde gazeteci şaşırmıştı. “Nasıl yani?” diye sordu. Bakan anlatmaya başladı:

“Önemli bir soruşturma yürüten Cumhuriyet Savcısı, bir sabah geldiğinde masasının üzerinde birkaç gün önce yaptığı telefon konuşmasının çözümünü buluyor. Yani dinlendiğini görüyor. Ya da masasında bir kaset buluyor. Mesleki açıdan böyle bir kasetin ortaya çıkmasının kendisi için ne kadar sakıncalı olacağını da biliyor. Bilileri geliyor, o yürütülen soruşturmayla ilgili söyleyeceğini söylüyor. Ondan sonra o soruşturma nasıl olur?”

Bu konuşmanın üzerinden birkaç gün geçmişti. Özellikle irticai faaliyetlerle ilgili soruşturmaları yürüten Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel’in bir bayanla görüntüleri ortaya çıkıyordu. Yüksel, DGM’deki görevinden alınıyor, ancak bu görüntüleri çekenler hiçbir zaman ortaya çıkarılmıyordu. O günlerde hep bunun bir cemaat tarafından organize edildiği konuşuldu...

Kameralar kayıttaydı

Nuh Mete Yüksel’in görüntülerinin çekildiği yer aslında bir avukatın bürosuydu. O akşam içkiler içilmiş, şarkılı türkülü bir akşam geçirilmişti. Avukat arkadaşı Yüksel’e, “gitmek yok, eğlenceye devam” diyor, daha çok içmesi için kadehini sıkça Nuh Mete için kaldırıp “şerefe” diyordu. Yemekten soma avukat bürosuna gelindiğinde, o hanım da gelmişti. Daha önce de birbirlerini tanıyorlardı. Üzerinde dekolte bir kıyafet vardı. Kadın, savcıyla baş başa kaldığında daha önceden yerleştirilen kameralar da kayıttaydı.

Aradan yıllar geçti. O günden beri görevi gereği bu konuyu araştıran Emniyet mensubu, “Nuh Mete Yüksel’i en yakın arkadaşı olan avukat sattı. Hem de o zamanın 500 milyarına” dedi. Cemaat, avukatla anlaşmış, bürosuna kamera sistemim yerleştirmişti. Kadın getirilip görüntüleri kaydedildiğinde de parayı almıştı.

Bu olay güçlü bir DGM Savcısı’nın görevden uzaklaştırılmasını sağlarken, diğer Cumhuriyet Savcılarına da “güç bizde” mesajı veriliyordu.

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron