Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Avukattan Beraat İstedi Ama..

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 6

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Avukattan Beraat İstedi Ama..

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 15:46

Avukattan beraat istedi ama..

Dava sonuçlanmıştı. Ama herhangi bir yaptırım, somut durumu değiştirecek herhangi bir durum ortaya çıkmamıştı. Gülen, beş yıl boyunca benzer bir suç işlerse yeniden yargılanacak ve atılı suçtan ceza alabilecekti. Ama zaten ülke dışındaydı. Böyle bir konunun gündeme gelmesi pek de mümkün değildi.

Ortalık sakinleşip, yasa değişikliği ile DGM’lerin lağvedilmesi sonrasında, Gülen avukatlarını çağırıp, “Bu işi sonuçlandırın” talimatı verdi. Gülen’in avukatları bu “kesin hükme bağlamama” kararma karşılık üç yıl sonra, 7 Mart 2006 tarihinde bir başka mahkemeye başvurarak, beraat kararı verilmesini talep ettiler.

Artık DGM’ler kaldırılmış ve Gülen Dosyası Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetki alanına girmişti. Mahkeme, karar verilmesi halinde daha önceki hükmün içeriğinde bir değişikliğe yol açabileceği gerekçesiyle ertelenmiş karar dosyasının yeniden ele alınarak duruşma yapılmasına karar verdi.

5 Mayıs 2006 tarihinde Gülen hakkında beraat karan verildi. Şimdi ortada iki karar vardı:

Bu iki karardan birincisi, DGM’nin verdiği “kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi”, İkincisi ise DGM’ler kaldırıldıktan sonra dosyanın sevk edildiği 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği “beraat” kararı.

11 Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı, beraat kararına karşılık karar tarihinden üç gün sonra, yani 23 Haziran 2006 tarihinde Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulundu.

Artık Yargıtay bir kesin hükme varacaktı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2006/206179 sayılı Tebliğnamenin “sonuç ve istem” bölümünü okuyoruz:


Sanık Fetullah Gülen’in ülke içinde oluşturup, daha sonra ülke dışında organize edip yönettiği örgütün, Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni değiştirmek ve laiklik ilkesini de kaldırarak, yerine şeriat esaslarına dayalı devlet kurmak amacında olduğu, aşamaları tebliğ, cemaat ve cihat temelinde, yurtiçinde ve dışında dershane, okul, üniversite, yurt, hazırlık kursları ve kurduğu şirketler aracılığıyla eğitimli bir kadro ve ekonomik bir güç oluşturarak, yönetimde teşkilatlanmayı, Devlet idaresine ele geçirmeyi hedeflediği, sanık Fetullah Gülen’in yurt dışına çıktığı 21 Mart 1999 tarihinden sonra da aynı amaç doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğü, teşekkülün varlığını koruduğu sonucuna varılmıştır.

Sanığın somut olayda dosya kapsamına yansıyan eylemleri bir bütün olarak, hem 765 sayılı TCK.nun 313/24, hem de 5237 sayılı TCK’nun 220. maddesinde yazılı suçu oluşturmaktadır. Belirtilen maddelerde tanımı yapılan “cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek ve bu teşekkülü yönetmek” suçu tüm unsurları ile oluşmuştur. Maddelerde öngörülen ceza itibariyle lehe hüküm 765 saydı TCKnun 313/2-4. maddesidir. Sanık ve oluşturduğu teşekkülün nihai amacı, yazılarında ve konuşmalarında da belirtildiği üzere; cebir ve şiddet de kullanmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamım veya bir kısmım tağyir ve tedbil veya ilga (Anayasal düzeni değiştirmek, (Anayasa’nın ihlali) ile şeriat esaslarına dayalı bir devlet kurmaktır.

Sanık Fethullah Gülen, suça konu örgütün kurucusu ve lideridir. Sanığın kurduğu örgütte, sürekliliğin varlığı ile üye sayısının yasada belirtilenin (üç kişi) çok üzerinde olduğunda kuşku yoktur.

4616 sayılı Kanunun 1. maddesi 5. bendi (a) alt bendi uyarınca TCKnun 313. maddesinde yer alan suçu işleyenler hakkında, davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi hükmü uygulanamaz. Zira suç, 23 Nisan 1999 sonrasında da temadi etmişti.

Tebliğname, DGM’nin vermiş olduğu kesin hükme varılmasının ertelenmesi kararının yerinde olmadığım, gerekçesiyle birlikte ortaya koyuyor. Yani, DGM’nin hüküm vermeyi ertelemek yerine, bir hükme varması gerekiyordu. Peki, bu hüküm ne yönde olmalıydı? Beraat mi yoksa cezalandırma mı? Bunun yanıtım da Tebliğname’nin devamında öğreniyoruz: “Sanığın sübut bulan suçundan dolayı yazılı gerekçe ile beraat karan verilmesi yasaya aykırıdır.” Tebliğname’de 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat karan ortadan kaldırılıyor ve yasaya aykırı bir hüküm olarak değerlendiriliyor. Bu da Fethullah Gülen’in cezalandırılması gerektiği sonucunu doğruyordu.
Yani, son sözü söyleyen Yargıtay, Tebliğnamesi’nde DGM’nin hüküm vermesini istiyor ve bunun beraat olamayacağını net bir dille ortaya koyuyordu. Peki, bu durumda, Gülen’in cezalandırılması yolunda bir karar verilmesi gerekmiyor mu?

Tebliğname’nin sonraki satırları bunun da yanıtım veriyor:

Bu kez de zaman aşımıyla kurtuldu


Öte yandan, sanığın eylemi için asli dava zamanaşımı 765 sayılı TCKnun 313/2-4. maddesinde öngörülen ceza süresi itibariyle aynı kanunun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıl, 5237 sayılı TCKnun 220. maddesinde öngörülen ceza süresi itibariyle de aynı Kanunun 66/1-d maddesi gereğince 15 yıldır. Zamanaşımı hükümleri itibariyle lehe olan yasa 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’dur. Suç tarihi, temadinin son bulduğu iddianame tarihi olan 31/08/2000’dir. Zamanaşımını kesici son usuli işlem sanığın yurtdışında talimatla savunmasının alındığı 28/11/2001 tarihi olup, bu tarihten itibaren zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir işlem yapılmamış ve 05/05/2006 tarihinde de incelemeye esas alman beraat karan verilmiştir.

İSTEM: Dosyada mevcut somut deliller ve yukarıda yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde; sanığın yargılanmaya konu eylemlerinin bir bütün olarak lehe hüküm olan 765 sayılı TCKnun 313/2-4. madde ve fikralarında tanımı yapılan “cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek ve bu teşekkülü yönetmelik” suçunu oluşturduğu, mahkemece dosyanın yeniden ele alındığı ve kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı dikkate alınarak, sanığın karar tarihi itibariyle mahkûmiyeti yerine suçun sübut bulmadığı ve unsurlarının itibariyle oluşmadığı bahisle beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinden görüldüğünden Ankara 11. ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/05/2006 gün ve 2000/124 -2003/20 sayılı ek kararın BOZULMASI,

Ancak, zamanaşımı süresi gerçekleştiğinden 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİ,

Talep ve dosya tebliğ olunur. 28/05/2007

Yani Yargıtay diyor ki; “DGM o gün erteleme kararı vermemeliydi, bir karar vermeliydi ve bu karar beraat olamazdı. Ama bugün Yargıtay bir karar veremez, Çünkü zamanaşımına uğradı.”

Ve Sonuç: Gülen bir tek gün bile ceza almadı.

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir