Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hocayı Ziyaret ve Lehinde Yazmak Hayli Makbûl

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 12

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Hocayı Ziyaret ve Lehinde Yazmak Hayli Makbûl

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 15:55

Hocayı ziyaret ve lehinde yazmak hayli makbûl

Türkiye’deki bazı gelişmeler hep ABD’ye bağlanıyor, ABD’de “gönüllü sürgün”de olan Fethullah Gülen, yeniden gündemin ilk sıralarına taşınıyordu.

Bazı bakan ve milletvekilleri bizzat ABD’ye gidip Hoca’yı ziyaret ederken, “Hocanın Türkiye’ye gelmesinde yasal bir engel bulunmadığı” da sıkça açıklanıyordu.

Fethullah Gülen, bu açıklamalara karşın yine de Türkiye’ye dönmedi. Çünkü henüz mahkemenin verdiği beş yıllık süre dolmamıştı.

Genelkurmay belgelerinin önce ABD’ye gittiği değerlendirilip, yeniden Türkiye’de basına servis edildiği bile büyük gazetelerin manşetinde ve bizzat askerler tarafından dile getiriliyordu.

Genelkurmay önünde bazı gazete muhabirlerine spekülasyon yaratacak haber belge ve bilgileri servis ediliyordu. Bu ve benzer olaylar hükümet içinde de sıkıntı yaratıyor, bazı bakanlar köşe yazarlarına, “Bu cemaat de çok oluyor artık”, “Cemaatse cemaatliğini bilsin” diyorlardı.

İsimlerinin “gizli” tutulması kaydıyla tabii...

Ama övgüler yağdırılırken isimler gizlenmiyordu! Valiler çıkıyor övgü üstüne övgü diziyor, bazı bürokratlar yükselebilmek için “cemaat desteğini” alabilmek amacıyla her yolu deniyordu.

Valilere ne oluyordu?

Yıllar önce İçişleri Bakanlığı’nda Fethullahçı kadrolaşma başladığı yazıldığında da “yok öyle bir şey” karşılığını veriyor, bu tür raporlar yazan müfettişleri eleştiriyorlardı. Bugün, “yanılmışız, görmemişiz” diyenler Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kitabında dile getirdikleri için de “az bile yazmış” değerlendirmesini yapıyorlar.

Bakan Çelik’ten Gülen’e övgü

Bazı bakanlar, cemaatin bazı olaylarım kapalı kapılar ardında eleştirirken, bazıları ise Gülen’i öven yazılarım bakanlığının internet sayfasına yerleştiriyor ve mesajlarım oradan veriyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr adresinden girilen resmi sitesinde, kendi sayfasına link verdirenlerden birisi ide Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ti.

Halen AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Çelik, “Fatih Üniversitesi ve Yüksek Öğretim Komiserliği” başlıklı makalesinde, Fethullah Gülen için şunları yazıyordu:

Fatih Üniversitesi’ne izafe edilen suçlar kargaları güldürecek mahiyettedir. Bu üniversitedeki hangi yöneticinin veya öğretim üyesinin kanunların suç saydığı bir fiili işlediği görülmüştür? Bu insanlar bugüne kadar hangi cezalan almışlardır? Ortada ne suç var ne de ceza. Suçu da cezayı da tayin eden ne yazık ki Gürüz ve benzeri kafalardır. Bir insanın dindar olmasını, namaz kılmasını, mazbut bir hayat tarzına sahip olmasını mürtecilik olarak vasıflandıranlar aslında irtica maskesi altında İslam dini ile savaşıyorlar. Bunlara bunu söylediğimiz zaman “Hayır elhamdülillah biz de Müslümanız. Camiye gidenlere kimse bir şey diyor mu?” diye başlarlar. Ama üniversite öğretim üyesi namaz kılarsa, hele hele hanımının başı kapalı olursa bu irticai bir tutum olur.

Üniversite hocasının bara, pavyona gitmesi, içip içip sızması, okey-briç salonunda vakit tüketmesi, hatta diskoteklerde eğlenmesinin hiçbir mahzuru yoktur. Öğretim üyeleri Mason locasına takılabilirler, gayri resmi gay kulüplerine katılabilirler. Mahzuru yoktur. Ne var ki, bir öğretim üyesi manevi haz duyduğu bir dini sohbete katılırsa, bir vakfın çatısı altında dini veya ahlaki bir kanunun müzakeresinde bulunursa, resmi ideolojinin herhangi bir tarafım tenkit ederse işte o, tehlikeli adamdır. Derhal kafası koparılmalıdır. Hele hele Fethullah Hoca’nın teşvikiyle kurulan bir üniversitede çalışıyorsa onun affedilir tarafı yoktur. Yazıklar olsun, binlerce kere yazıklar olsun.

Bakan, Fethullah Cemaati’ne ait yayın organları için de şunları yazıyordu:

Hele hele onlara göre Fethullah Hoca’nın suçlarını saymak isterseniz bitiremezsiniz. Hoca efendi, senin başka işin mi yok? Kin ve nefret yerine hoşgörü ve diyalogdan söz ediyorsun. Dinler ve mezhepler arası kavgayı körükleyeceğine müşterekleri ve sempatiyi ön plana çıkarıyorsun. Devrimci, yıkan, döken, elinde bıçak, belinde silah bir nesildense, tamir eden elinde kalem, kalbinde iman, vatanperver bir gençlikten söz ediyorsun. Sonra Allah, Peygamber, hak, hukuk, Ebubekir, Ömer, Sahabe, sahabe ahlakı diyorsun. Bunlar bazı beylere göre çağdaş değil. Bankalar kurup içini boşaltmak varken, kaptı kaçtı şirketlerle devleti soymak varken, rüşvet verip ihaleler almak varken Muhterem Hoca Efendi. Okullar açmak, dershaneler açmak, radyo ve televizyonlarla ülke insanına edep, namus, vatan, millet, devlet telkinlerde bulunmak, yurtlar açıp gariban Anadolu çocuklarını fuhuştan, uyuşturucudan her türlü şer güçten koruyarak barındırmak senin neyine?

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron