Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Cemaatin Gücü Giderek Artıyor

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 16

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Cemaatin Gücü Giderek Artıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 16:00

Cemaatin gücü giderek artıyor

Tele-kulak skandalı polisteki Fethullahçı kavganın doruk noktasıydı. Ama ayrıntılarda da inanılmaz bilgiler var.

İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü görevinden alman Ferruh Tankuş’un, Genel Müdür Necati Bilican’ın oğlu Murat'ın kullandığı 33468.. numaralı cep telefonunun parasının Emniyet tarafından ödendiğini, İstanbul Emniyet Müdürü Haşan Özdemir’in kaçakçı Yasin Umo’yla ilişkili olduğunu, oğluna villa alındığım iddia etmesi şok yaratmıştı.

Haşan Özdemir, aynı günlerde yaptığı açıklamalarla bu iddiaları çürüttü. Genel Müdür Bilican da, oğlunun limiti geçen cep telefonu ücretinin farkım hemen yatırttı. Ancak iddialar bir türlü bitmedi. Bilican, oğluyla ilgili tüm iddiaların araştırılması için İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’u görevlendirdi.

Tankuş, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak’ın “devre”siydi. Tankuş bir televizyon programına çıkmadan önce Ankara’ya geldi ve Uzun’un ekibi tarafından gizlice izlettirildi. Bu izleme ve daha soma alman bazı ifadelere göre Komiser Yardımcısı Bora Barış Güler’in evinde altı kişinin katılımıyla bir toplantı yapıldı. Tankuş’la birlikte aynı programa çıkan emekli Emniyet Amiri İsmail Sülün’ün de Ankara’ya gelip Osman Ak’la görüştüğü bilgisi Sabri Uzun’a verildi. Bu görüşmeler televizyon programına hazırlık olarak değerlendirildi.

Sabri Uzun, Bilican’ın oğluyla ilgili bilgilerin Tankuş’a Osman Ak tarafından verildiği kanaatindeydi. Telefon faturalarının emniyet bütçesinden ödendiğinin araştırılması için çok uzun, yoğun ve özel bir çalışmanın yapılmış olması gerekiyordu. Bu ancak bilgisayar ortamından elde edilebilirdi. Sistem Yöneticisi Komiser Musa Aydoğdu’yu çağırdı. Murat Bilican’ın kullandığı cep numaralarının başka birimler tarafından sorgulanıp, sorgulanmadığının araştırılmasını istedi. Birkaç gün sonra Komiser Aydoğdu, elinde listeyle geldi. Bilican’ın numarası tam 24 kez Ankara Emniyeti’nce sorgulanmıştı. Sabri Uzun listeyi alır almaz nefes nefese Genel Müdür’ün yanma gitti. “Çok önemli bir durum arz edeceğim. Oğlunuzun telefonlarını Ankara Emniyet’i sorgulamış...”

Baysal’ın izi PTT’de bulundu

O günlerde Emniyet’in hemen hemen tüm birimleri kaçak bankacı Özal Baysal’ın peşindeydi. Baysal’ı yakalamak için operasyonlar yapılıyor, yakın çevresinin telefonları dinlemeye almıyordu. Ancak, diğer kaçaklar gibi sonuçta Baysal da “aşkın kanunu”na yenik düşüyordu.

Baysal’ı ele geçirmek için Emniyet İstihbarat Dairesi’nin yanı sıra Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, Ankara, İstanbul, İzmir Emniyet Müdürlükleri adeta alarmdaydı. Aslında aralarında büyük bir yarış yaşanıyordu. Baysal’ın bağlantı kurabileceği isimleri belirlemek ve ona ulaşabilmek için telefonlar sorgulanıyor, buradan Baysal’a ulaşmanın yollan aranıyordu. Bu yarışta öne geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü oldu. Özal Baysal, Gönül Tamer aracılığıyla irtibat kurarak kardeşi Ünal Baysal’dan kimlik istedi. Sahte kimlikleri polis kimin hazırlayacağını çok iyi biliyordu. Kimlikler hazırlandığında bunlar Küçükyalı PTT’sine götürüldü. Zarfın üzerinde, “Gönderen: Ünal Denizcioğlu” yazıyor, alıcı olarak da, İzmir’de Gönül Tamer’in adresi yer alıyordu. Polis, Özal Baysal’ın Gönül Tamer’le irtibatta olduğunu değerlendirdi. Bir ekip, 7 Aralık’ta uçakla İzmir’e gönderildi. Bir gün soma, hem Gönül Tamer hem Özal Baysal yakalandı. Yıllar süren kaçak hayatı son buluyordu.

“Kızım, Cumhurbaşkanının telefonunu niçin sorguladınız?”

Özal Baysal’ın kullandığı cep telefonuyla aranmadık yer kalmamıştı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Koruma Şube Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Tarabya Köşkü, ANAP ve DYP Genel Merkezleri, Başbakanlık Özel Kalemi, Başbakanlık, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyeti Özel Kalem’i, Antalya Valiliği ve Turizm Bakanlığı...

Resim
1999 Mayıs ayında medyada çıkan haberlerde Başbakanın da dinlenenler arasında bulunduğu yer alıyordu. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, önemli bir soruşturmaya “olur” veriyordu.

Murat Bilican’ın telefonlarının izinsiz sorgulandığının ortaya çıkması bomba etkisi yaratmıştı. Müfettişler görevlendirildi. Telefonların sorgulanmasında en önemli isimlerden birisi İstihbarat Şube Müdürlüğü Değerlendirme Bürosu Sorgu Kısmı’nda görevli bayan polis memuru E.Ş idi. E.Ş’nin sorguladığı telefonlar arasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel adına kayıtlı cep telefonu da yer alıyordu.

Müfettişler sordu:

“Kızım, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’e ait 222 nolu cep telefonunu sorguladığınız görünmektedir. Bu telefon numarasını hangi amaçla sorguladınız? Size bu konuda talimat veren oldu mu? Olduysa kim talimat verdi?”

Bu kritik sorunun cevabını E.Ş şöyle verdi:

“Özal Baysal’ın eşinin ve kardeşlerinin telefon numaralarım sorgularken, Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e ait cep telefonu, Cumhurbaşkanlığının İstanbul Tarabya Köşkü, A.Ç.Ş’nin telefonları da çıkmıştı. Hatta Süleyman Demirel’in kendi adına telefonu çıkınca şaşırdım. Süleyman Demirel’in adına kayıtlı telefon olduğunu tahmin etmiyordum. Bu telefonun aradığı yerlere adres çıkarmak amacıyla bakmışımdır. Çünkü, tüm dönemler, tüm bölgeler menüsüne girdiğimizde oradan adres veriyor ve altından da aradığı yerler çıkıyor. Böylece, elemem daha kolay oluyor. Ben Süleyman Demirel’e ait bu telefonun karşı telini çalışmadım.”

Bilgiler birbirleriyle çelişiyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün raporunda Özal Baysal’ın yakalanmasına yönelik İstihbarat Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen yazıya dayanılarak “teknik çalışma”ların yapıldığı belirtiliyor. Baysal’ın konumu itibariyle bağlantılı olduğu şahısların genelde devletin üst kademesinde yer alan kişiler olduğu kaydediliyor. Raporda, “İstihbarat Dairesi tarafından gönderilen mahkeme kararlı telefonlarla ilgili yapılan çalışmalarda ve yapılan dinlemelerde çeşitli üst düzey kişilere ulaşmamak elde değildir” deniliyor. İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un iddiası ise farklıydı. Uzun, “Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın telefonları Özal Baysal’ın yakalanmasından iki ay soma sorgulanmıştır. Yapılan sorgulamanın bu operasyonla ilgisi olmadığı görülmektedir” diyordu.

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir