Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

“Malum Grubun, Emniyet’te Tasfiye Yöntemi”

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 27

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

“Malum Grubun, Emniyet’te Tasfiye Yöntemi”

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 16:17

“Malum grubun, Emniyet’te tasfiye yöntemi”

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’ın tutuklanması, Emniyet’te bomba etkisi yapmıştı. Yıllarca müdürlüğünü yaptığı Emin Arslan için Halil Tuğ, “Kendimden şüphelenirim Emin’dan asla” diyordu. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden emekliye ayrılan Kamil Tecirlioğlu, “Emin akıllı çocuktur. Yanlışı olmaz” derken Emin Arslan’dan o kadar emindi ki, ona toz kondurmuyordu.

Emin Arslan bombası yankısını sürdürürken, Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Mustafa Gülcü ile Celal Uzunkaya hakkındaki iddialar patladı. Bu iki yardımcı da, Emin Arslan gibi daha önce İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda mutemet-muhbir-eleman çalıştırmışlardı. İkisi de, tıpkı Emin Arslan gibi suça karıştığı iddia edilen bir elemanla ilişkileri nedeniyle, onu korumakla suçlanıyordu. Emin Arslan bu durumu şöyle yorumluyor:

“Bu durum, Emniyet içindeki malum grubun engel olarak gördüğü kişileri tasfiye yöntemlerinden biridir. Ne büyük tesadüf ki aynı dönemde görev yapan, üçü de istihbaratta uzun yıllar çalışmış olan, malum çeteye karşı olan üç Emniyet Genel Müdür Yardımcısı aynı tip suçlamalarla mahkemeye verildiler ve görevlerinden uzaklaştırıldılar.”

Döneme göre Emniyet’te ihbar mektupları da değişiyordu. Bazı ihbarlarda “irticacı, fethullahçı, Alevileri daireye aldı” gibi ithamlarda adı geçen kişi hakkında bir başka dönemde “ateist, sabetayist, askerlerin adamı” gibi suçlamalar da yapılabiliyordu.

Anahtarlı gizli kamerayı görünce üzerine atladı

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın daveti üzerine Emin Arslan, 25 Eylül 2009 tarihinde Beşiktaş Adliyesi’ne giderken yolda telefonla konuştum. Üzgündü, üzgündüm. Emniyet’le ilgili haberlerle yakından ilgilenen gazetecilerin “Emin Abi”si, hem de bir uyuşturucu kaçakçısına yardımcı olmakla suçlanıyordu.

Telefonda, “Emin ağabeyini bugüne kadar nasıl biliyorsan, yine öyle bilmeye devam etmeni rica ediyorum. Emin ağabeyinden zerre kadar bir şüphen olursa üzülürüm” dedi.

Başına gelenlerin “o olay”la ilgisi var mıydı? Ben sormadan o söyledi: “Bu işin altında malum olay var, senin yazdığın olay var.” Adliyeye gittiğinde, yanında avukat Zuhal Dönmezer vardı. Avukat Meriç Turan ise az sonra girecekti adliyeye. Emin Arslan, Emniyet Müdürleri Mustafa Aral ve Murat Nemutlu, Beşiktaş Adliyesi’nin 4. katındaydılar. ifade için sıranın gelmesini beklerken, bir sivilin elindeki anahtarla oynadığını fark etti. O anahtarın ne olduğunu çok iyi biliyordu. Yıllar önce bunların Emniyet’e alınmasında da emeği vardı.

Sivil giyimli kişi polis memuru U., Arslan’ı adliye koridorunda “anahtar görünümlü kamera”yla kayda alıyordu. Emin Arslan, gizli çekim yapıldığının farkındaydı. Polise doğru yaklaştı ve ani bir hareketle “anahtarı” elinden almayı başardı. Orada, adliye koridorunda herkesin gözü önünde anahtarlık şeklindeki kamerayı açıp, kamera göz ve USB bağlantılarını gösterdi. Çok sinirlenmişti.

Sinirden terlemişti. Terden gözlüğü gözünden kayıyor, sık sık düzeltiyordu. Adliye adeta karışmış, avukatlar, polisler olup bitenlerle ilgili başlarından geçenleri anlatmaya başlamışlardı.. Herkes Emin Bey’i sakinleştirmeye çalışıyordu.

“Kırmızı dosya”da, irticai faaliyetlerle suçlanan Emniyetçiler iki gazeteci Emniyet Genel Müdürlüğü koridorunda karşılaştı. Birisi, “Müthiş bir haber var ama bizimkiler kullanmaz” dediğinde, karşısındaki gazeteci “dalga geçme” dedi. Gazeteci, meslektaşına anlatmaya başladı:

“Emniyet’te bir üst rütbeye terfi edeceklerin durumları Yüksek Değerlendirme Kurulu’nda geçen hafta görüşülmüştü. İşte, Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner, irticai faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle değerlendirmeye alınmayanların durumlarının da görüşülmesi için Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun yeniden toplanmasını istemiş. Ortalık bu yüzden karışmış.”

Gazeteci anlatıyor, meslektaşı “Hadi ya... Yapma yahu” diyordu.

Resim
Cezaevi hatırası: Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan (yatakta oturan) irticai faaliyetlerden dolayı hakkında “kırmızı dosya” bulunanların terfisine karşıydı. Görevden alındı, Emniyet müdürleri Mustafa Aras (ayakta) ve Murat Nemutlu gibi mahkeme kararıyla döndü. Üçü Paşakapısı Cezaevi’nde buluştu.

Amacı, meslektaşının konuyu biraz daha kapsamlı anlatmasını sağlamaktı.

“Yüksek Değerlendirme Kurulu iki gün önce toplanmış, kurul üyesi olan Emniyet Genel Müdür Yardımcılarından Kamil Tecirlioğlu ile Emin Arslan ‘Olmaz böyle şey. Yasaya aykırı olarak toplantı yapılıyor’ deyip, haklarında ‘kırmızı dosya’ bulunan Emniyet mensuplarının terfilerine karşı olduklarını söylemişler. Tutanağa da kararlara muhalif olduklarını yazmışlar.”

O gün “İrticai faaliyetler nedeniyle” terfileri görüşülmeyenlerin çoğunluğunun “Fethullahçı” olduğu belirtiliyordu. İşte, gazeteci koridorda öğrendiği bu haberi araştırdı ve doğru olduğunu öğrendi. Haber, gazetesinde “Skandal” başlığıyla yayımlanıyordu.

Terfi eden ettirilmiş, ancak karara muhalif kalan ve o günlerde vali olacak emniyet müdürleri arasında adı geçen Kamil Tecirlioğlu’nun valilik yolu kapanmış, Emin Arslan da kısa süre sonra görevden alınmıştı. Mahkeme kararıyla yeniden Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına döndüğünde, daha da dikkatli olması gerektiğinin farkındaydı.

Arslan, kendisinin bir “operasyona uğrayacağını belki hiç düşünmemişti. Pek çok operasyonda görev yapmış birisi olarak, operasyonlarda birlikte görev yapan meslektaşları da çalışmalarında başarılıydı. Onlara bir diyeceği yoktu. O şöyle demek istiyordu:

“Emniyetin önemli birimlerinde her gün etkinliğini artıran, gerçek manada bir çetenin, ‘operasyon’ adı altında neler yaptıklarını biliyorum. Bunu bildiğim ve çekinmeden her yerde dile getirmem sonucu burada olduğum da bütün Emniyet teşkilatının ve bu yapılanmayı yakından izleyenlerin malumudur. Benimle, bana yapılan hukuka aykırı uygulamayla Emniyet teşkilatına gözdağı verilmiştir.”

Emin Arslan, Emniyet içindeki bazı oluşumlara dikkat çekiyor ve bunu mahkemeye sunduğu savunmasında şöyle açıklıyordu:

“Son zamanlarda makam ve rütbe peşinde koşan bazı yetkililer de, bu çetenin her operasyona harcanması gereken birkaç kişiyi eklemesine göz yummaktadırlar.

Samimi duygularla (adil, eğitimli bir nesil yetişmesine katkıda bulunmak düşüncesiyle) çeteyi doğuran oluşumlarda bir şekilde yer alan veya almak zorunda kalan kişiler dahi, artık bu çeteye büyük tepki duymaya başlamışlardır. Çünkü gerektiğinde H. B gibi uyuşturucu kaçakçılarıyla işbirliği yapmaktan çekinmeyecek kadar gözü kara, kin ve nefretle dolu, hukuk tanımaz ve vicdansız bu ‘emniyet mensupları!’ emniyetin operasyon birimlerinde söz sahibi olmuşlardır.”

Dinlemelerle istenilen şekilde konuşma üretiliyor

Yaklaşık 40 yıldır en etkin operasyonlarda bulunan Emin Arslan’ın, dikkat çektiği konulardan birisi, mahkemelerin iş yükünün fazlalığının bililerinin işine yaradığıdır. “Bu nasıl oluyor?” derseniz, Emin Arslan size şunları anlatacaktır:


“Harcanması gereken işadamı, polis veya başka kurumdaki görevliler bazı operasyonlara mutlaka eklenmektedir. Daha önceleri ‘itirafçılar’ vardı. Yalanlarıyla büyük hukuki problemler yaşattılar. Ardından ‘gizli tanık’lık müessesi geldi. Bu müesseseyi dünya genelinde tetkik etmiş kişilerden biriyim. Son dönemdeki gibi bir ‘gizli tanıklık’ uygulamasının örneklerini dünyanın hiçbir yerinde görmedim. Gizli tanık değil, sanki yönlendirilmiş tetikçi gibiler. Bunların da gerçek yüzleri görülmeye başladı. Bunlardan sonra da bilinmeyen kişilerin gönderdiği ‘isimsiz ihbar mektupları’ ve ‘elektronik postalarla ‘operasyon terörü’ başladı. Halbuki bunları gönderenlerin de, ardından operasyon yapanların da aynı kuruluşlar olduğunu bilmeyen kimse yoktur. Ama başıma bir şey gelir diye söylemeyen çoktur.

Bu süreçle birlikte ‘önleme dinlemesi’ terörü başladı. Çoğu savcılıklar ve diğer adli makamlar, önlerine gerçekle ilgisi olmayan, ‘dinleme kaydının çözümü’ diye verilen sözde konuşma kayıtlarıyla aldatılıyor. Özellikle gelişen son teknolojik donanımlara sahip istihbarat ünitelerinde, bir kişinin bir aylık dinlenen toplam konuşmalarından, nasıl istenilen şekilde bir konuşma üretildiğini çoğu kimse gibi adli makamlar da bilmemektedir. Bunu ancak ilgili teknik kuruluşlar orijinal kayıt üzerinden belirleyebilmektedirler. Nedense bunlar da hep belirli internet sitelerine düşüp oradan alıntı yapıldığından, gerek telefon gerekse ortam dinlemelerinin gerçek olup olmadığı anlaşılamamaktadır. İsmi söylenen kişinin konuşmaları diye yayınlanıp, o kişinin onuru bütün hukuk dünyasının gözü önünde ayaklar altına almıyor. John Locke’un ‘Hukukun bittiği yerde zorbanın egemenliği başlar’ sözünü doğrulatacak günler yaşıyoruz. Bir suçsuzun kendim savunmasının, suçlunun savunmasından daha zor olduğunu öğrendim.”

Cezaevine gelen ziyaretçi, tanınmış bir eski Emniyet mensubuydu

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emiri Arslan gibi aynı soruşturmanın şüphelilerinden 4. Smıf Emniyet Müdürleri Mustafa Aral ve Murat Nemutlu da memurların yattığı İstanbul Paşakapısı Cezaevi’ne konuldular.

Cezaevine bir yanlışlık ve “yanlış anlama” sonucu konulduklarını düşünüyorlardı. Kendilerinden emindiler. Bu akşam olmazsa bile sabah erken saatlerde cezaevinden çıkacaklarına kendilerini inandırmışlardı.

Cezaevinin kıdemlileri arasında, Murat’ın da, Mustafa’nın da içinde bulunduğu operasyonlar sonucu tutuklananlar vardı. Hepsi aynı odayı paylaşıyorlardı. Emin Arslan, Mustafa Aral ve Murat Nemutlu, “Bizi hemen çıkartırlar” derken, kıdemli mahkûm, “Biz de geldiğimizde öyle sanıyorduk. Her şey ‘Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım’ filmindeki gibi oluyor. Siz, ilk duruşmaya kadar çıkmayı hiç hayal bile etmeyin. En az sekiz dokuz ay buradasınız. Eğer ilk duruşmada çıkarsanız çok şanslısınız” karşılığını verdi.

Mustafa Aral, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’nde uyuşturucu operasyonlarında görev yapıyordu. Emniyet Amirliği rütbesindeyken Kastamonu’ya atanmasını kendisi için “sürgün” olarak değerlendirdi. 2006 yılında mahkeme kararıyla eski dairesine döndüğünde, verilen görev nöbetçi amirliğinde gece nöbetiydi. 2007 yılının Temmuz ayında Koruma Dairesi Başkanlığında görev yapmaya başladı.

Murat Nemutlu ise Narkotik Şube Müdürlüğü’nde “operasyon büro amiri” olarak görev yaptı. Ardından, Örümcek Ağı’ndan, Neşter’e kadar birçok operasyonda “teknik kısım amiri”, yani dinlemelerin sorumlusu olarak bulundu. 2007 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeler Şubesi’ne verildiğinde “Ben ne yaptım da buraya atadılar?” diye isyan etmiş ve mahkemeye gitmişti. 2008 yılının Ağustos ayında eski dairesine döndüğünde akşam 20.00-04.00 saatleri arasında nöbetçi amirliğinde çalıştı. Daha sonra aynı daireye bağlı Köpek Eğitim Merkezi’ne verildi.

Uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia edilen, ilginçtir bugüne kadar sabıkası da bulunmayan Habip Kanat’la konuşmaları başlarına dert açmış, tam 25 klasörlük, 10 bin 600 sayfa tutan iddianamenin sanıkları arasında yer almışlardı.

O gün Paşakapısı Cezaevi’nde bir ziyaretçileri vardı. O kişi de kısa süre önce cezaevinden çıkan eski emniyet mensubu Adil Serdar Saçan’dan başkası değildi. Defalarca geldi, yaptıkları operasyonları konuştular. Adil, kendisinin nasıl “Örümcek Ağı” operasyonunun içine çekilmek istendiğini anlattı.

Adil Serdar Saçan’ın her gelişi, onları mutlu etti. Murat da, Mustafa da ilk duruşmada serbest kalmış ama gerçekten Paşakapısı Cezaevi’nin kıdemlisinin dediği gibi olmuştu. Cezaevinde yaklaşık dokuz ay geçirmişlerdi. Şimdi göreve başlamak için Emniyet Genel Müdürlüğü’nden haber bekliyorlar...

Onların savunmalarında çok ilginç iddialar var. Operasyondan yaklaşık üç ay önce Habip Kanat’tan 500 bin dolar istendiği savunma tutanaklarında geçiyor. Bu para bililerinin cebine mi gidecekti, yoksa konuşulanlara göre bir cemaate yardım olarak mı akıtılacaktı? Emniyetçiler, bu konunun üzerinde hiç durmayan meslektaşlarına da hayret ediyor...

Eşlerin kıyafeti önemli

28 Şubat sürecinde, Emin Arslan’ın bazı görevliler hakkında “listeler tutulması”na karşı çıktığı biliniyor. O günlerde “Haklısın müdürüm, doğrusun müdürüm” diyenlerin bu dönemde nasıl yön değiştirdiklerini Emin Arslan’dan dinliyoruz:


“İşi bilmese de, o göreve layık olmasa da sadece eşinin giyimi nedeniyle veya belirli bir gruba mensup diye bazı kişilerin hak etmediği görevlere getirilmesine şahit oldum. Görev aldığım bazı komisyonlarda bu gibi kişilere öncelik tanınması isteklerine de şiddetle karşı çıktım. Gerektiğinde hukuki düzenlemelere uyulması için muhalefet şerhimi çekinmeden kullandım. Benim arzum sadece hukuka aykırılığı belirtip, haklı ve adil bir şekilde sürecin işlemesinin sağlanmasıydı. Doğrulan söylediğim, siyasi değişikliklere göre görüşlerimi değiştiremediğim için her dönem bunun sıkıntısını çektim.”

Resim
Paşakapısı Cezaevi’ne konuldukları gün Emniyet Müdürleri Mustafa Aras, Emin Arslan ve Murat Nemutlu “Yanlış anlama var, yanlışlık var en geç yarın çıkarız” dediler. Tıpkı “Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım” filmindeki gibiydi. Ancak tahliye edildiklerinde aradan tam dokuz ay geçmişti.

“Havala Hindu” yöntemi

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’nin Konur Sokak’a bakan odalarının birisinde ateşli bir tartışma yaşanıyordu. Emniyet yetkilisi, önündeki klasörü açtı ve önemli bir kişiyle ilgili son bilgileri aktarırken “Adam ‘Havala Hindu’yla işi bitirdi” diyordu.

“Havala Hindu” özellikle karanlık ilişkilerle kurulan çıkar ağında kullanılan yöntemlerden biri. Bu yöntemi Kaçakçılık Dairesi eski Başkanlığı görevini de yürüten Emin Arslan’dan dinliyorum:

“Karanlık ilişkilerde maddi çıkar ağlarının nasıl kurulduğunu, miktarlarının ne olduğunu, ilgililerin tüm sosyal yaşantısına nasıl yansıdığını hepimiz görüyoruz, izliyoruz. Bu alandaki kişiler, şirket vb. ilişkiler bir yana, asla bir araya gelmezler, aynı ortamda bulunmazlar. Gerekli bilgiler belirli aralıklarla çalan telefon, sürekli izlenen canlı müzik kanalından istenecek bir şarkı, camdaki saksı ve perdenin yer değişikliği gibi kanallarla iletilir.

Maddi menfaatler ise bir çantanın alacağı miktardaysa tarafların asla aynı mahal ve yerde olmayacağı değişimlerle sağlanır. Yakalamak ve ispat etmek hemen hemen imkânsızdır. Daha büyük ve süreklilik gerektiren kirli para transferleri ise ‘Havala Hindu’ denilen yöntemle belirli bir organizasyon tarafından yapılır. Gayrı meşru kazanç peşinde olan bürokratlar adına başta İsviçre ve Antiller olmak üzere belirli ülkelerdeki bankalarda kimliğe gerek olmadan şifrelerle hesap açılıyor. Bürokratın veya siyasetçinin, yolsuz iş yaptığı ülkeden asla para çıkmıyor. Belirli şifreli diyalogla, bu işle uğraşan organizasyonun o ülkedeki mensubu, ilgilinin adına parayı yatırıp sadece şifreyi bildiriyor. ‘Havala Hindu’ organizasyonunun dünyanın değişik ülkelerindeki ilgilileri, normal görünümlü ilişkilerle belirli dönemlerde bir araya gelip fazlaeksikleri kapatıyorlar.”

Tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, Emniyet Müdürleri Murat Nemutlu ve Mustafa Aral'ın ortak özellikleri, üçünün de aynı hükümet döneminde bulundukları görevlerden alınıp başka yerlere atanmaları ve üçünün de yine mahkeme kararlarıyla görevlerine dönmeleriydi. Emin Arslan, kendisi ve iki Emniyet müdürünün başına gelenleri anlatırken, “40 yıllık Emniyetçiyim. Böylesini görmedim” derken gözleri doluyor, sesi titriyor. Ardından derin bir sessizlik... Bir yudum su içiyor. “Bu söyleyeceklerim de önemlidir” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ben bu kadar yıllık meslek hayatımda böyle başlanan ve bitirilen bir operasyon görmedim. Ama iki Emniyet Müdürü Murat Nemutlu ve Mustafa Aral'ın takiplerinin ise operasyondan sonra dahi devam ettiğim, şimdi operasyon dosyasını tetkik edince hayretle gördüm. Çünkü bu iki müdür de idari yargı kararıyla dönmüştü.” Emin Bey, bardağın dibinde kalan suyu da içti. Kalkarken, “Bu kadarı da olmaz ki, bu kadar da yapılmaz ki” diyebildi... Meslektaşlarının yaptıklarına kırgındı, alabildiğine üzgündü... Bir gün o da yaşadıklarını kitap haline getirecekti. Tıpkı Hanefi Avcı’yla başlayan, Sabri Uzun’la devam edecek olan kitaplar gibi, o da Fethullahçıları anlatacaktı...

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron