Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sicil Dosyasında Fethullahçı Yazılması Neredeyse Ayrıcalıktı

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 28

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Sicil Dosyasında Fethullahçı Yazılması Neredeyse Ayrıcalıktı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 16:18

Sicil dosyasında “Fethullahçı” yazılması neredeyse ayrıcalıktı

Gazeteci-yazar Hrant Dink’in öldürüleceği bilinmesine rağmen korunmaması Türkiye gündemini altüst etmişti. Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir ve Emniyet Müdürü Reşat Altay görevden alındı. Trabzon eski Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ise İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na getirilmişti.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, daha önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nde görev yapıyordu. Dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır, Akyürek’in sicil amiri olarak notlarını “69 ve altında” verdikten sonra “Düşünceler” bölümüne, “Emniyetteki hizipleşme içinde. İrticai akımlara (Fethullah) yakın. Dikkat edilmelidir” diye yazmış. Bir vali, bir Emniyet mensubu için bunları herhalde boş yere yazmamıştır.

Gerçekten “dikkat edilmeli”dir. Çünkü, sicilinde böyle bir not bulunan kişi hızla yükseliyor. Önce Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne atanıyor. Başta rahip cinayeti, milli futbolcunun dağa kaldırılması, işyerlerinin kurşunlanması gibi olaylar, gözlerin Trabzon’a çevrilmesine neden olmuştu. Trabzon’da yaşanan olaylardan sonra Akyürek’in görevden alınması beklenirken, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kilit dairesi olan İstihbarat Dairesi’nin başkanlığına getirilmesi artık Emniyet’te çok şeylerin değiştiği biçiminde yorumlanıyordu.

Siciline böyle bir not düştüğü için Ramazan Akyürek, valiyi mahkemeye vereceğini söylüyordu. Ancak, basınla konuşmama kararı aldığı için Akyürek’ten bunun sonucunu, hatta hakkındaki iddialara ne diyeceğini de öğrenmek mümkün olmadı... Akyürek’in sicil dosyasının Ankara Adliyesi’nde bulunduğunu da belirtelim.

Marketçi Aydın’ı çelik yeleği de kurtaramadı

Yasin Hayal’in arkadaşı olan ve polis muhbiri olduğu basma yansıyan Erhan Tuncel, Hrant Dink’in öldürüleceğini Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdiğini belirtiyor. Hrant Dink gerekli önlemler alınmadığı için öldürüldü.

Hrant Dink olayındakine benzer bir ihmal yine Trabzon’da yaşandı. Aydın Karataş, Trabzon’un Sürmene ilçesinde marketçilik yapıyordu. Bir olayda tanıklık yaptığı için hedef seçilmişti. Aydın Karataş, Emniyet Müdürlüğü’ne defalarca dilekçe verdi, korunmasını istedi. Ancak onu kimsenin korumaya niyeti yoktu.

Dilekçe yazıyor yazmasına ama sonuç değişmiyordu. Başının çaresine bakmak istedi. Silah aldı. O yetmedi, kendisine çelik yelek aldı. Markete çelik yelekle geliyor, o ağır çelik yelek kışm üzerinde daha da ağırlaşıyordu.

Bir akşam müşteri gibi markete gelen iki kişi, silahlarını çektiler. Aydın’a peş peşe kurşun sıktılar. Aydın, marketinin içinde kanlar içinde yere düştü. Öldürülmüştü. Geride gözü yaşlı bir eş ve üç çocuk bırakmıştı.

“Beni öldürecekler, beni koruyun” diye ilk dilekçeyi verdiğinde acaba o ilin Emniyet Müdürü kimdi?

Bu olayda kimin ağır ihmali var?


Trabzon’da McDonald’s bombalandığında o Trabzon’da görev yapıyordu. Bombalama olayına katılan Erhan Tuncel’i “polis muhbirliği”ne ikna etmişti. Bir zamanlar ajan yaptığı kişinin, ihbarları arasında Hrant Dink’e suikast düzenleneceği de vardı. Ama önlem alınmadı.

Deneyimli bir isimle konuştum. Emniyete muhbirlik yapan kişinin isminin açıklanmayacağına ilişkin bilinen kurallara rağmen, Erhan Tuncel’in muhbir olduğunun sızdırılmasında bir sakınca görmediler. Hrant Dink suikastıyla ilgili konuyu bir Emniyetçi’ye soruyorum:

- Muhbirlerden bilgi alınmasından sonra ne yapılır?
- Muhbirden alınan her bilgi, sistem içinde İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na ulaştırılır. İyi de olsa, kötü de olsa bu bilgiler mutlaka gönderilir. Bu bilgilerin değerlendirilmesi, kıymetlendirilmesi hem şube müdürlüğünde, hem de daire başkanlığında yapılır. Değişik illerden istihbarat dairesine bilgi akışı olduğu için değerlendirme daha sağlıklı olur ve bu bilgiler çerçevesinde iller yönlendirilir.
- Hrant Dink’in öldürüleceğinin söylenmesinden sonra ne yapıldı?
- Bilgi muhbirden geldikten sonra, bu bilgileri destekleyecek başka kaynaklardan da bilgi teyidine çalışılır. İlk bilgilere istihbarat dilinde “ham haber” denilir. Ham haberin olgunlaştırılması o bilgilerin aktarıldığı illerdeki istihbarat şubesi ve Ankara’da istihbarat Daire Başkanlığı’nın çalışmalarıyla olur. Hrant Dink olayını örnek verdiğimizde bu konuda çalışma yalnız Trabzon Emniyet İstihbarat Şubesi’nin değil, İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın, İstanbul İstihbarat Şubesi’nin ortak çalışmasını gerektirir.
- Suikast yapılacak ya da öldürülecek denilen kişiyle ilgili sonra ne yapılır?
- Gerekli önlemin alınıp alınmaması o haberin kıymetiyle, ajanın güvenilirliğiyle, ajanın geçmişte verdiği bilgilerin doğruluğuyla, haberin verildiği ortam ve boyutlarıyla birlikte ele alınır. Buna göre Emniyetin koruma ve terör şubeleri uyarılır. Ancak, haber yetersiz gibi görünürse daha ayrıntılı bir istihbarat çalışması yapılması gerekir. Yoksa her suikast ihbarına göre kişi korumaya alınırsa, Türkiye’de polis, sadece koruma hizmeti bile veremez.
- Haber elemanı çalıştırmak yasal mı?
- Haber elemanı çalıştırmanın esasları Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda bulunuyor. Ancak, öldürme eyleminde bulunmuş, bombalama eylemine katılmış bir kişiyi ajan yapacaksınız diye onun suçunun örtülmesi yasal olarak mümkün değildir. Erhan Tuncel’in, McDonald’sı bombalanması olayında, ajanlık karşılığında hakkında işlem yapılmadıysa bu önemli bir suçtur.
- Hrant Dink’in öldürülmesi önlenemediğine göre kimin ağır ihmali söz konusudur?
- Haber elemanının bilgi vermesinin de ötesinde, Yasin Hayal’in takip edilmemesi ve ilişkilerinin kontrol altına alınmaması en büyük ihmaldir. Çünkü, hiç kimse elini kolunu sallayarak Çeçenistan’a bomba eğitimi almaya gidemez. Her Çeçenistan’a giden de orada bomba eğitimi alamaz. Bunun arkasındaki güç araştırılmamış. Yasin Hayal’in konumu sağlıklı olarak belirlenememiş. Erhan Tuncel’i görevlendirenler, Yasin Hayal’in cezaevinden çıktığı zamanki konumunu da görmüşlerdir. Cezaevinden kahraman gibi çıkıyor. Bunu görmüyorsunuz. Bilgiyi verdikten sonra o elemanın vereceği bilgiye bakmayacak yalnızca; teknik takip, başka eleman yönlendirme, istihbarat tekniklerini kullanmaya yönelme gerekiyordu. Bu kişi yalnız Hrant Dink açısından değil, bir suç makinesi olduğu için değerlendirilmeliydi. Bu kişi, başbakana da, diğer üst düzey yetkililere de suikast yapabilir ya da yaptırabilirdi. Akıllı istihbaratçı bu kişiyi takip eder.

“Muhbirlik sözleşmesi” yapılıyor, örtülü ödenekten para veriliyor

Hrant Dink olayından sonra Türkiye “muhbirleri” daha yakından taramaya başladı. Ünlü muhbirlerden birisi de Hrant Dink suikastında gündeme gelen Erhan Tuncel’di. Araştırdığımızda ülkemizde MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı birimlerinin “muhbir” kullandığı ortaya çıktı. Emniyet en çok istihbarat ve narkotik birimlerinde muhbir kullanıyor. Muhbir kullanımı için Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstihbarat Daire Başkanlığı’nda örtülü ödenek bulunuyor. Muhbire getirdiği bilgiler karşılığında anlaşmaya göre ya her ay ya da verdiği bilgilere göre ücret ödeniyor.

Her birimde muhbirin kimliği kesinlikle gizli tutuluyor. Muhbirlerin isimleri yerine “kod adı” kullanılıyor. Resmi yazışmalarda da yine kod adı yazılıyor sadece mahkemelerde kimlikler hâkim karan gereği gizli celselerde açıklanıyor.

Muhbir kullanılması sırasında Emniyet birimi tarafından muhbirle “Bu görevinizi yerine getirirken ve görev sonunda aşağıdaki hak ve sorumluluklara sahip bulunmaktasınız” denilip bir sözleşme imzalanıyor. İşte “Muhbirlik Sözleşmesinde yer alan hükümler:

1. Bundan sonra sizinle ilgili tüm resmi yazışmalarda yukarıdaki kod numarası kullanılacaktır
2. Görevlendirildiğiniz suç örgütünün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulmayacaksınız. Ancak göreviniz sırasında suç işlemeyeceksiniz.
3. Kimliğiniz soruşturmanın hiçbir aşamasında ve hiçbir şekilde açıklanmayacaktır.
4. Görevinizi yerine getirirken, yalnızca aidiyet numaralı kolluk
görevlisi ile irtibat kuracak, toplayacağınız bilgileri yalnızca bu görevliye verecek, bu görevliden alacağınız talimatlara göre hareket edeceksiniz.
5. Görev sırasında ve sonunda, göreviniz gereği ihtiyaç duyacağınız tüm belgelerin temini, haklarınızın takibi ve koruma tedbirlerinin uygulanması koruma birimi tarafından sağlanacaktır. Ancak bu işlemler için de yalnızca sizden sorumlu kolluk görevlisi ile irtibat kuracaksınız.
6. Göreviniz sırasında elde edeceğiniz tüm delil, iz, eser, emare ve diğer bulgulan, periyodunu ve yöntemini sizden sorumlu kolluk görevlisi ile birlikte belirleyeceğiniz raporlarla ileteceksiniz.
7. Göreviniz sırasında karşılaştığınız tüm sorunları sizden sorumlu kolluk görevlisine bildireceksiniz.
8. Göreviniz sırasında veya sonunda karşılaşacağınız tehlike durumlarında siz ve aile bireyleriniz hakkında koruma birimi tarafından gerekli koruma tedbirleri uygulanacaktır.

Görevlinin başka bir yere tayininin çıkmasından sonra da muhbirle ilişkisi tam olarak kesilmiyor. Muhbiri ya güvendiği bir arkadaşına “zimmetliyor”, ya da durumu Emniyet Müdürü’ne bildiriyor. O aşamadan sonra muhbir de kime bağlı olarak çalışacağını öğreniyor.

Emniyetteki kadrolaşma unutulmamalı

Dink cinayetiyle ortaya çıkan bazı gerçekler, CHP’nin Emniyet’le ilgili birçok önemli iddiayı Meclis gündemine getirmesine neden oldu. Sonuç, her zamanki gibi elde var sıfır oldu. Ama biz yazmaya devam edelim.

Abdullah Gül’ün Başbakanlığı döneminde, Dr. Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde öldürüldü. Mermilerden birisi MKE yapımı, diğeri ise Alman yapımı şoklu mermiydi.

O soruşturmanın aşamalarını yakından bilen Emniyet yetkilisiyle konuşmuştum. “Bu suikastın failleri asla bulunmaz” iddiasını ve bu konudaki yorumlarından sonra “Keser döner sap döner...” deyişini anımsatıyorum.

Cinayetten birkaç gün sonra Başbakan Gül, Necip Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hanımı Başbakanlığa davet etti. Ona, “Katilleri bulmak namus borcumuz” dedi. Şengül Hanım o kadar umutlanmıştı ki, eşinin katillerinin hemen yakalanacağını düşündü.

Yıllar geçti. O borç hâlâ ödenmedi. Şengül Hanım bir sohbetimizde, “Eşim eğer azınlık olsaydı, katilleri hemen bulunurdu” diyor ve Emniyet içindeki bir grubun katillerin yakalanmasını istemediğini ekliyordu.

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir