Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

“Dinlemeyle Birlikte, Baskılar Da Başladı”

Okyanus Ötesinde Hristiyan Bir Vaiz - Bölüm 33

Burada Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

“Dinlemeyle Birlikte, Baskılar Da Başladı”

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 16:23

“Dinlemeyle birlikte, baskılar da başladı”

Emniyet’te Fethullahçı yapılanma iddiaları gündemden hiç düşmüyor, ancak resmi makamlara gönderilen yazılarda “böyle bir örgütlenmenin olmadığı” belirtiliyordu. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Emniyet içindeki Fethullahçı örgütlenmenin ortaya çıkarılması için Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın’dan “projeli çalışma onayı” da almıştı.

Dinlemelerin yeni başladığı günlerdi. Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ı arayan bir üst düzey yetkili “Ne oluyor, niçin telefon dinliyorsunuz?” diye sordu. Bir yandan İstihbarat Şubesi de Fethullahçı yapılanma konusunda çalışıyordu. Ancak, işler istenildiği gibi gitmiyor, Adil Serdar Saçan, “gizli kişiye özel” kayıtlı 10 Temmuz 2002 tarihli yazıyla durumu İstanbul DGM Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e şöyle aktarıyordu:

Fethullah Gülen ve grubunun İstanbul ilindeki faaliyetlerinin izlenmesi için başvurumuz üzerine projeli çalışma izninin verildiği 23 Temmuz 2001 tarihinden itibaren birkaç defa ilgili grubun izlenmesi için takip ve tarassut faaliyeti icra edilmeye çalışılmış ve inanılmaz baskı ve engellerle karşılaşılmıştır. Örneğin A. K.’nın ikameti tespit edilmeye çalışılmış, ancak bunun duyulması üzerine bizzat tarafıma konunun ne olduğunun öğrenilmesi için ilin en üst düzey yöneticilerinden baskılar yapılmıştır.

Fethullah Gülen grubunun Emniyet içerisindeki etkinliği, özellikle İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığının teknik takip birimlerinde odaklanmaktadır. Bu nedenle, ilgili birimlerden habersiz dinleme ve izleme faaliyetlerinde bulunulması başlangıçta planlanmış, ancak 30 Ekim 2001 tarihli talimatnamenin ilgili bentlerine göre bu birimlerden habersiz, yargı karan da olsa teknik takip ya da izleme faaliyetlerinin yapılması imkânsız hale getirilmiştir. Bu talimatnamenin de esasen bu grubun girişimleriyle çıkarıldığı kanaati tarafımızda mevcuttur.

Yine 2001 yılında yapılan idari düzenlemelerle İstanbul’da özellikle cep telefonu dinlemeleri istihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları üzerinden yapılması zorunluluğu getirilmiş, böylece tarafımızdan alman dinleme kararlarının istihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlıklarınca kontrol edildiği hatta adı geçen daire başkanlıklarınca dinlenmesi olanağı sağlanmıştır.

Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bu uyanlarda bulunduktan sonra, “Talimatınız ile Şube Müdürlüğümüze verilen görevin bugüne kadar yerine getirilmesinin olanaksız olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bu nedenle ilgili çalışma talimatınızın yerine getirilmesi için teknik takip ve tarassut faaliyetlerinde bulunmak üzere uygun göreceğiniz Emniyet dışı birimlere talimat verilmesi ve operasyonun bu birimlerin desteğinde Şube Müdürlüğümüzce yapılması için gerekli görüş ve talimatlarınızı arz ederim” diyordu.

Böylece, Emniyet içindeki Fethullahçı yapılanma iddiasını araştırmak amacıyla başlatılan çalışma, başından itibaren kesintiye uğruyor, istihbarat Şubesi de bir yıl sonra “bir şey bulamadık” deyip dosyayı Kaçakçılık Şubesi’ne gönderiyordu. Böylece, Fethullahçı kadrolaşma araştırması son buluyordu.

“Dinleme resmi-sivil işbirliğiyle yapılıyor” iddiasının sahibi de önemli

İstanbul Emniyet Müdürlüğünde telefon dinlemesi ve izlemesini de yapan, Organize Suçlar Şubesi’nde yedi yıl şube müdürlüğü görevinde bulunan Adil Serdar Saçan, bugün yasadışı dinleme ve izlemelerin olduğunu belirtiyor. Saçan, yasadışı dinlemelerin “resmi ve sivil” en az 10’ar kişilik gruplar tarafından yapıldığım belirtiyor: “Emniyetin içinde bir cemaatin örgütlenmesi var. Bunların daha çok telefon dinlenen birimlerde olduğu da öteden beri Emniyet içinde konuşulur. Bunlar devlet imkânlarını kullanıyor. Dinlemeler, Cumhuriyete, devlete bağlı kişilere karşı yapılıyor. Devlet imkânlarıyla izlemeler, dinlemeler yapıp, o kişilerin açıklarını tespit edip şantaj yapıyorlar. Buna boyun eğmeyenleri de kendilerine yandaş basın aracılığıyla teşhir ediyorlar.

Yasadışı dinleme ve izleme yapanlar, bu konuda talimatı Emniyet dışındaki sivil örgütlenmeden alıyorlar. Elde ettikleri bütün bilgi ve dokümanlar, yabancı istihbarat servisleriyle birlikte değerlendiriliyor. Amaçlan, Türkiye’de bir karşı devrim ortamı hazırlamak...

Resim
Emniyet’te Fethullahçı yapılanma iddiaları mahkemeye de taşınıyor, ama belgeler kayboluyordu.

Hedef kişilerle ilgili çalışma yapılmadan önce bu konuda bir grup oluşturuluyor. Bunun içerisinde dinleme yapacak olanlar, kişiyi takip edecek olanlar, kişiyi psikolojik yönden yıpratmak için psikolog, o kişinin mesleğiyle ilgili kişi ya da o kişiyi tanıyan birisi mutlaka bulunuyor. Sonra 7 ila 10 kişiden oluşan bu grup çalışmalarına başlıyor.

Her şey kayıt altında


Bu grup, hedef kişinin her şeyini kayıt altına alıyor, kişiyle ilgili arşiv çalışması gerçekleştiriliyor. Sonunda o kişi eğer onların isteğini yerine getirmezse genellikle ihbar yapılmış gibi gösterilip adli operasyona konu ediliyor. Bunun için yandaş basma bilgi sızdırılıp kamuoyu nezdinde o kişinin itibarı ortadan kaldırılıyor. Devletin olanaklarını karşı devrim maksadıyla kullanıyorlar.

Her önemli makam sahibinin kendisini kontrol etmesi, dikkatli olması gerekir. Dinlemelerde kamu görevlisi olmayan kişiler de yer alıyor. Hatta birçok iş bunlara yaptırılıyor. Böylece, ciddi bir soruşturma yapılırsa sorumluluktan kurtulmayı planlıyorlar.”

Saçan, Emniyet’in şikâyetleri üzerine hakkında açılan sekiz davadan da beraat etmişti. Emniyet’teki görevine başlamasından bir gün önce Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı; tam 16 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Şimdi, yeniden mesleğine dönebilmek için hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Polis Akademisindeki öğrencilik döneminde “Aldırma gönül aldırma” türküsünü en yanık, en dertli ve en umutlu biçimde Adil Serdar Saçan’ın okuduğu anlatılır. Silivri Cezaevinde de efkâr bastığında, sıkıntısı had safhaya ulaştığında aklına hep o türkü gelir, gözlerini yumup söylemeye başladığında sesi cezaevinin diğer hücrelerine ulaşırdı. Herkesi bir efkâr basar, ağlayanlar, içini çekenler olur, “off ulan offf” sesleri türküye karışıp giderdi...

Kaynakça
Kitap: Okyanus Ötesindeki Vaiz
Yazar: Saygı Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Amerika'da Yaşayan Hristiyan İmam

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron